2. Din Şûrası Sonuç Bildirisi
1. Din Şûrası Sonuç Bildirgesi 
2. Din Şûrası Sonuç Bildirgesi 


3. Din Şûrası Sonuç Bildirgesi 

4. Din Şûrası Sonuç Bildirgesi 

5. Din Şûrası Sonuç Bildirgesi 


II. Din Şûrası Sonuç Bildirisi:

II. Din Şûrası, Cumhuriyetimizin 75'inci; Başkanlığımızın da 74'üncü kuruluş yıldönümünde 23 Kasım 1998 Pazartesi günü saat 10.00'da Şûra Tüzüğü gereği, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz başkanlığında toplanmış ve gerekli komisyonları oluşturarak çalışmalarına başlamıştır.

Diyanet İşleri Başkanlığı, 3 Mart 1924 tarih ve 429 Sayılı Kanun'la "İslam Dininin İnanç, İbadet ve Ahlâk Esasları ile İlgili İşleri yürütmek, Din Konusunda Toplumu Aydınlatmak ve İbadet Yerlerini Yönetmek" amacıyla Başbakanlığa bağlı bir teşkilat olarak kurulmuştur.

Buna göre, dini konularda toplumu aydınlatmak, Başkanlığın kanunî görevidir. Başkanlık bu görevini, yurtiçi ve yurtdışında vaaz ve irşad hizmetlerinde bulunmak, halka açık konferanslar düzenlemek ve bunları yazılı, sesli ve görüntülü yayınlar gibi günümüzün gelişen araç ve gereçlerinden de yararlanmak suretiyle yerine getirmektedir. Ayrıca, küreselleşen dünyada yüksek teknolojiye rağmen bir türlü mutluluğu yakalayamayan günümüz insanı, dine daha fazla yönelmektedir. Bu durum dinin yorumlanması bakımından da ciddi bir hareketlilik doğurmuştur. Neticede, yaklaşım biçimlerine ve kültürel birikimlerine göre farklı yorumların ortaya çıktığına şahit olunmakta ve bu da bünyesinde önemli bazı sorunlar taşımaktadır.

Bunun için, gelişen ve hızla değişen dünyamızda, ülkemiz insanının bilgi ve kültür düzeyinin çağdaş bilim ve metodlar kullanılarak geliştirilmesi önemli bir husustur. Bu bağlamda, halkımızı dini konularda aydınlatma ve bilgilendirme vazifesini yüklenen Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin, hizmetiçi kurslar ve lisansüstü öğretim yoluyla daha yeterli ve üretken hale getirilmesi amacımızdır.

Dine yönelişlerin bütün dünyada arttığı ve İslamiyetle ilgili tartışmaların yoğunluk kazandığı günümüzde her kademedeki Diyanet çalışanlarının 4 yıllık dini yüksek öğrenim görmelerinin sağlanması hayati önem taşımaktadır. 1000 yıllık tarihinde halkımız arasında birtakım batıl inanç ve hurafelerin ortaya çıktığı ve yaygınlaştığı bir vakıadır. Bu durumda, halkımıza dini konularda rehberlik eden müftü ve vaizlerimizin Kur'an ve Hz. Peygamberin Sünneti-ne uygun din anlayışını yerleştirmeleri millî ve dinî kültürümüz açısından önem arzetmektedir.

Özellikle, yurtdışındaki vatandaşlarımız ve çocukları ile geçen 7 yıl içinde bağımsızlıklarına kavuşmuş Türk Cumhuriyetleri'ndeki soydaş ve dindaşlarımızın millî ve dinî kimliğinin muhafazası amacıyla, yetişmiş ve seçkin, gideceği ülkenin dilini ve kültürünü bilen elemanlara olan ihtiyaç, bugün daha da artmış bulunmaktadır.

Diğer taraftan, her geçen gün küçülen dünyamızda, dinler ve kültürlerarası diyalog ihtiyacı kendini hissettirmektedir. Bu doğrultuda farklı din mensupları, dünya barışına katkı sağlayacak ortak inanç ve düşünceleri geliştirmek, dinlerarası diyalog çalışmalarına hız vermek, din ve milliyet farkı gözetilmeden insan haklarına gereken saygıyı göstererek, özellikle de din ve vicdan hürriyeti konusundaki haksızlıklarla mücadele etmek zorundadır. Semavi dinlerin dünü, bugünü ve geleceğiyle ilgili toplantılar düzenlemek, farklı din mensuplarının birbirlerinin dinleri hakkında doğru bilgi edinmelerini sağlamak, dini çoğulculuk ve birarada yaşama anlayışını geliştirmek ihtiyacı doğmuştur. Bu maksatla, Şûra gündemine "Dinlerarası Diyalog" konusu da dahil edilmiştir.

Onun içindir ki, bilimsel yeterlilikleri ve dini hizmetleri ile tanınmış olan bilim ve din adamlarının katılımıyla Diyanet işleri Başkanlığı'nca yürütülen faaliyetlerin geliştirilmesi konusunda görüş oluşturmak amacıyla toplanan II. Din Şûrası, zamanının fevkalade kısıtlı olmasına rağmen Yüce Türk Milleti'ne dinî konularda doğru bilgileri sunma, tarihten gelen kültür birikimini, değer ölçülerini zedelemeden geliştirerek geleceğe iletme ve çözümler bulma inanç ve azmi ile 26 Kasım 1998 Perşembe günü yapılan genel kurulunda, komisyonlardan gelen ve yukarıda zikredilen konuları kapsayan raporları sırasıyla müzakere etmiş, üyelerden gelen ve oylanarak kabul edilen aşağıdaki hususları kararlaştırmıştır.

I. DİNİ KONULARDA TOPLUMUN AYDINLATILMASI VE DİNİN FARKLI YORUMLANMASINDAN KAYNAKLANAN PROBLEMLER VE ÇÖZÜM YOLLARI

1. Anayasal bir kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilat Kanunu bir an önce çıkartılmalı, bu çalışmalar çerçevesinde özellikle;

a) Diyanet İşleri Başkanlığı'na, YÖK, TRT vb. kurumlarda olduğu gibi özerklik verilmesi,

b) Diyanet İşleri Başkanı'nın seçim esasına göre belirlenmesi,

c) Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Cumhurbaşkanlığı makamına bağlı hale getirilmesi, için gerekli hukukî düzenlemeler yapılmalıdır.

2. Dinin ana kaynaklarının anlaşılması ve yorumlanması konusunun önemi ve hassasiyeti dikkate alınarak, Diyanet İşleri Başkanlığı, İlahiyat Fakülteleri başta olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği imkanları arayarak, bu konunun derinlemesine ele alınmasını sağlayacak bilimsel araştırmalar, toplantılar ve yayınlar yapmalıdır.

3. İnsanların dini anlama ve yorumlamada farklı şekillerde düşünmeleri ve buna dayalı olarak farklı çözümler üretmeleri doğal karşılanmalıdır. Bu sebeple, hayatın içinden kaynaklanan problemlerin hayatın seyrine paralel olarak anlaşılması gerekmektedir. Problemlerin çözümünde Kur'an ve Hz. Peygamber'in Sünneti esas olarak alınmalı, ancak Kur'an ve Hz. Peygamber'in Sünneti'nin anlaşılmasında akıl ön planda tutulmalıdır. Ayrıca, Kur'an nasslarının yanında Hz. Peygamber'in Sünneti'nin konumu iyi tesbit edilerek tarihsel bütünlük içerisinde değerlendirilmesi durumunda akıl ile naklin çatışması sözkonusu olmayacaktır. Bu anlayış çerçevesinde çalışmalar yapmak ve bunları kısa sürede sonuçlandırarak kamuoyuna sunmak, Devletin Anayasal Kurumlarından olan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın öncelikli görevi olmalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bu husustaki çalışmaları, istismarcı zümrelerin ortaya çıkmasını ve halkımızın yanlış yönlendirilmesini önleyecektir. Ayrıca doğru dinî bilgilerin halkımıza sunulması, dinin özüne ulaşmamızı engelleyen her türlü batıl inanışlardan, hurafelerden ve adeta kutsallaştırılmış bid'atlardan dinin arındırılmasını da sağlayacaktır.

4. Din-Devlet arasındaki ilişkilerin insanlık tarihi boyunca çok olumlu ve yumuşak olduğu söylenemez. Özellikle Avrupa'da Kilise ile yöneticilerin çekişme ve çatışmaları sonunda laik rejimler doğmuştur.

Buna göre sosyo - politik ve pozitif hukukun kabul ettiği evrensel nitelik taşıyan bir değer hükmündeki laiklik, uygulamada dinlerin yerini alacak yeni bir dogmalar sistemi, ideolojik bir dayatma aracı, vatandaşlar içinde kabulü zorunlu bir "iman" olmamalıdır. Esasen egemenliğin kaynağının beşeri irade oluşunu ifade eden laiklik, kesinlikle dinsizlik demek olmadığı gibi din ve vicdan hürriyetinin de güvencesidir. Bu nedenle laiklik, kişilerin din ve vicdan hürriyetlerinin gereği olan tutum ve davranışlarına baskı aracı olarak kullanılmamalıdır.

Kaldı ki, laiklik bir amaç değil, toplumun birlikte ve uzlaşma içinde yaşama yöntemi olan bir araçtır. Zaman içinde ve toplumun şartlarına göre çeşitlenen evrensel ve mahalli boyutlarının belirlenebilmesi ve içeriğinin tesbiti için ilahiyat, hukuk, sosyoloji, siyaset, tarih ve ilgili bilim dalı uzmanlarının bir araya gelerek ortak çalışmalarda bulunması ve bu işin Diyanet İşleri Başkanlığı'nca koordine edilmesi isabetli olacaktır.

5. İrşad, geniş kitlelere sunulan önemli bir hizmettir. Dolayısıyla irşadın coğrafi bölge, ekonomik kalkınmışlık veya geri kalmışlık, eğitim ve kültür seviyesi ve benzeri hususlarla yakın ilgisi bulunmaktadır. Bu nedenle, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bünyesinde, dinî ve beşerî bilimlerin araştırma bulgularından yararlanacak ve günümüz insanının ilgi ve ihtiyaçları çerçevesinde irşad'ın yöntemlerini ortaya koyabilecek bir "Dinî Danışma, Araştırma ve Rehberlik Merkezi" kurulmalıdır.

6. Dinin sadece kitaplar ile anlatılamayacağı gerçeğinden hareket edilerek TV. ve internet aracılığı ile yetişkinlere ve çocuklara çizgi film, CD oyunları ve benzeri yollarla, dinin hayatın içinden örneklerle ve eğlendirerek öğretilmesi yoluna gidilmesi, bu konuda verimliliğin arttırılabilmesi için Diyanet İşleri Başkanlığı'nca alan çalışmaları yaptırılması, bunun sonucunda doğacak ihtiyaca göre eserler yazdırılması, sesli ve görüntülü yayınlar yapılması uygun olacaktır.

Ayrıca kültürümüzün ana kaynaklarından olan yazma eserlerin Diyanet İşleri Başkanlığı'nca tahkik ve neşirlerinin yaptırılması yerinde olacaktır.

7. Halkımızın dinî konularda aydınlatılması konusunda İlahiyat Fakülteleri ve Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ile yapılan ortak çalışmaların devam ettirilmesi ve kurulan komisyonların verimli çalışmalar ortaya koyabilmeleri için gerekli titizlik gösterilmelidir.

8. Bağımsız ve Muhtar Türk Cumhuriyetleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye dışındaki müslüman topluluklara irşad hizmetlerinin daha etkili yapılabilmesi için bu ülkelerde yeterli sayıda kurs, okul ve ilahiyat fakülteleri açılmalıdır. Ayrıca türlü yaş ve seviyelerdeki insanlara hitap eden yazılı ve görsel yayınların, bu ülkelerde yapılacak alan çalışmalarından sonra hazırlanması uygun olacaktır. Bunun yanında, bu ülkelere gönderilecek olan din görevlilerinin, o ülkelerin din görevlileri ve insanıyla uzlaşmacı bir tutum içerisinde bulunmasında zaruret vardır. Bu husus, Diyanet İşleri Başkanlığı'nca mutlaka gözönünde bulundurulmalıdır.

9. Gelişen yeni teknolojinin, özellikle sesli ve görüntülü yayınların uluslararası boyutlarda yapılabilmesinin yüksek maliyetleri gerektirdiği bilinen bir husustur. Bu nedenle, yayın hizmetlerinde yararlanılan mevcut imkanların yanında, yeni kaynakların oluşturulması için, Diyanet İşleri Başkanlığı'nca yeni idarî ve hukukî düzenlemelerin yapılması yerinde olacaktır.

10. Halkımıza etkili ve verimli din hizmeti sunmanın güçlükleri ortadadır. Din hizmetinin yürütülmesinde, bölgesel şartlar ile halkımızın örf ve adetleri dikkate alınarak yürütülmesinde zaruret vardır. Bu itibarla, günümüzün teknik imkanlarından da istifade edilerek gerekli alan taramaları ve tesbit çalışmaları yapılmak suretiyle, önce halkımızın din adamlarından neler beklediği, sonra da din görevlilerimizin bu beklentilere ne ölçüde cevap verip veremediği tesbit edilmeli ve bu çalışma sonucu ortaya çıkacak rapora göre Diyanet İşleri Başkanlığı'nca yapılan hizmetiçi eğitim kurslarının yurtiçi ve yurtdışı için müfredat proğramları ile hizmetin etkili ve verimli bir şekilde yürütülmesine dair teklifler hazırlanmalı ve alınacak tedbirler tesbit edilip mümkün olan en kısa sürede uygulamaya konulmalıdır.

11. "Uluslararası Bilim Adamları Konseyi" kurulması hususundaki çalışmalara hız verilmelidir.

II. DİN EĞİTİMİ

12. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın tüm hizmetleri en az dinî yüksek öğrenime dayalı hale getirilmeli; bu prensip çerçevesinde halen Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde çalışan her kademedeki din görevlilerinin, bütün imkanlar kullanılarak 4 yıllık dinî yüksek öğrenim görmeleri mutlaka sağlanmalı, bu ilkeden taviz verilmemelidir. Bunun ilk adımı olarak 1998 - 1999 öğretim yılında başlatılan ilahiyat önlisans proğramı teşvik edilerek bütün din görevlilerinin bu proğramı bitirmeleri mutlaka sağlanmalıdır.

13. İlahiyat meslek yüksek okulları 4 yıla çıkartılmalı, bu okula alınacak öğrenciler özel yetenek sınavı ile tesbit edilmelidir.

14. Yapılacak bir düzenleme ile ilköğretimin 5. sınıfından sonra isteyenlerin Kur'an kursuna gitmelerine ve hafızlık müessesesinin yaşatılmasına imkan sağlayacak çalışmalar yapılmalıdır.

15. İlköğretimin 6. 7. ve 8. sınıflarına isteğe bağlı olarak Kur'an-ı Kerim ve Meali dersleri konulmalıdır.

16. İlahiyat Fakültesi mezunlarının, Diyanet İşleri Başkanlığı'nda da istihdam edildikleri dikkate alınarak ilahiyat bölümlerinin proğramları bu amaca uygun olarak geliştirilmelidir.

17. Okullarımızda okutulmakta olan Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi derslerinin müfredat ve programları gelinen nokta itibarı ile tekrar gözden geçirilerek öğrencilerin yaş ve kültür düzeylerine göre kitaplar yeniden yazılmalıdır.

18. Diyanet İşleri Başkanlığı'nda görevli personel üniversitenin çeşitli dallarında akademik ünvan kazanmaya teşvik edilmelidir. 19. İhtisas kursları başta olmak üzere, Hizmetiçi Eğitim Kursları'nda müfredat ve çalışma esasları yeniden gözden geçirilip geliştirilmeli, bu çerçevede İlahiyat fakültelerinden yararlanılmalı, ihtisas eğitim merkezi kursiyerlerinin yüksek lisans ve doktora yapmaları teşvik edilmelidir.

20. Nüfusumuzun yarısından fazlasını teşkil eden hanımlarımızın dinî yönden aydınlatılmaları konusuna ayrı bir önem verilmeli ve bu hizmeti yerine getirecek hanım görevliler de yetiştirmek üzere özel tedbir alınmalıdır.

21. Müezzinlerin güzel ezan okumaları için hizmetiçi eğitim kursları yaygınlaştırılmalıdır.

22. Yurtdışındaki vatandaşlarımızın ve çocuklarının millî ve dinî kimliklerinin muhafazası için irşad ve dini eğitimlerine önem verilmeli, buralara gönderilecek görevliler özel eğitime tabi tutulmalıdır.

23. Din hizmetlerinin sağlıklı biçimde ve toplumun her kesimini kapsayacak düzeyde yürütülebilmesi için din görevlileri, mesleği ile ilgili bilgileri, bilgisayar başta olmak üzere çağdaş teknolojiden öğrenebilecek duruma getirilmelidir.

24. Yüksek öğretime geçişte İmam-Hatip Lisesi mezunlarına fırsat eşitliği prensibini zedeleyecek şekilde sınırlamalar getirilmemelidir.

25. Yukarıda belirtilen konularda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yetki alanı dışında kalanlar için, Başkanlıkça ilgili kurumlar nezdinde gerekli çalışmalar yapılmalıdır.

III. DİNLERARASI DİYALOG

26. Farklı din mensupları, dünya barışına katkı sağlayabilecek ortak inanç ve düşünceleri geliştirip yaygınlaştırmak için çalışmalıdır.

27. Dinlerarası diyalog çalışmaları, herhangi bir dinin propagandası görünümünden kurtarılmalıdır. Diyaloglarda gizli, siyasi ve başka gayeler güdülmemesi için gerekli titizlik gösterilmeli ve bu tutum eğitim çalışmalarına yansıtılmamalıdır.

28. Farklı din mensupları; a) kendi dinleri dışındaki dinleri taassuptan ve ön yargıdan uzak olarak tanımaya çalışmalı ve bu yönde gayret sarfetmelidir. b) Kendi görevlilerine diğer dinler konusunda sağlıklı bilgiler verecek eğitim programları düzenleyerek bu konuda karşılıklı yardımlaşma yoluna gitmelidir.

29. Her din mensubu, uyuşturucu ve terörizmle mücadelede birbirleriyle yardımlaşmalıdırlar.

30. Din ve milliyet farkı gözetilmeden, insan hakları özellikle de din ve vicdan hürriyeti konusunda, haksızlığa uğrayan milletlerin ve toplulukların yanında yer alınmalı ve bu konuda ortak girişimlerde bulunulmalıdır.

31. Farklı din mensuplarının özellikle eğitim kurumlarındaki derslerde ve ders kitaplarında, ayrıca bilgi iletişim araçlarında dinler hakkında açık ve sağlam bilgiler verilmelidir.

32. Dini yaşayışta tarihi tecrübeden yararlanarak bu konudaki olumlu örneklerin hayata geçirilmesine çalışılarak tarihi tecrübeler ortaya konulmalıdır.

33. Yaşayan dinler ve özellikle Yahudilik ve Hıristiyanlık konusunda, bu dinlerin kaynak dillerini bilen elemanlar yetiştirilmesi ve bu amaçla ilgili kurumlardan karşılıklı ihtisas burslarının sağlanması için Diyanet İşleri Başkanlığı gerekli girişimlerde bulunmalıdır.

34. İlahî dinlerdeki tebliğ ve irşad hizmetleri, dinî çoğulculuk ve birarada yaşama anlayışı içinde yeniden gözden geçirilmelidir.

35. Dinlerarasındaki diyaloğun, sadece bilim adamları düzeyinde değil, daha geniş tabanlara yayılması konusunda çalışmalar yapılmalıdır.

36. a) Önümüzdeki yıllarda Türkiye'de İbrahimî dinlerin dünü, bugünü ve geleceği ile ilgili bir toplantı düzenlenmelidir.

b) T.C. Turizm Bakanlığı'nın yürütmekte olduğu "İnanç Turizmi" projesine ilgili dinler hakkında sağlam bilgiler verilmek suretiyle katkıda bulunulmalıdır.

37. Dinlerarası diyalog çalışmalarının daha etkin şekilde yürütülebilmesi için T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde "Dinlerarası Diyalog Genel Sekreterliği" kurulmalıdır.

a) Bu sekreteryaya bağlı olarak "Dünya Dinleri Araştırma ve Dokümantasyon Merkezi" oluşturulmalıdır.

b) Ve bu merkez, dünyadaki benzer kurumlarla ortak çalışma projeleri geliştirerek araştırmalar yapılmasına ve bu araştırmaların yayınlanmasına imkan vermelidir.

38. Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanlığı elemanları, özellikle müftü, vaiz ve imamlar yurtiçinde ve yurtdışında diğer dinler konusunda hizmetiçi kurslarına tabi tutulmalı ve bu konuda seminerler düzenlenmelidir.

39. Şûra'nın sonuç bildirisinde, Türkiye'de onbinlerce insanın hunharca öldürülmesi emrini vermiş 20. yüzyılın en acımasız bölücübaşı Abdullah ÖCALAN'ın İtalyan Hükümeti yetkililerince Türkiye'ye iade edilerek Türk Adaleti tarafından yargılanmasının sağlanması yolunda tüm dünyaya çağrıda bulunulmalıdır.


1. Din Şûrası Sonuç Bildirgesi 
2. Din Şûrası Sonuç Bildirgesi 


3. Din Şûrası Sonuç Bildirgesi 

4. Din Şûrası Sonuç Bildirgesi 

5. Din Şûrası Sonuç Bildirgesi 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol