Başkan Mehmet Görmez'in Güne Damga Vuran Sözleri

Toplantıda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, din siyaset ilişkisi ve dini özgürlükler alanına kadar pek çok konuda önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Görmez’in konuşmasından öne çıkan konuşması;

“İnanç bütünlüğümüzü bozmak isteyenlere fırsat vermeyelim...”

Burada, sizlerin şahsında, 81 vilayetimizdeki saygıdeğer müftümüzün huzurunda açık bir çağrıda bulunmak istiyorum. Millet olarak, ülke olarak bazı arızî sorunlarımız var, geçmişten gelen bazı ihtilaf noktalarımız var, uzun senelerde birikmiş bazı iletişim kopukluklarımız var. Bu arada ihtilaf sahalarını kaşıyan içeride ve dışarıda güç odakları var. Ehl-i Sünnet ya da Ehl-i Beyt… Sünni ya da Alevi… Kürt ya da Türk… Doğulu ya da Batılı… Biz yeryüzüne ve gökyüzüne Allah’ın merhamet nazarıyla bakmak durumundayız. Dolayısıyla biz birbirimizin velisiyiz, hamisiyiz…  Çağrım, ricam şudur, el birliğiyle inanç bütünlüğümüzü bozmak isteyenlere fırsat vermeyelim. Ama önce her ne söyleyeceksek söyleyeceğimizi kendimize, nefsimize söyleyelim. Bir nefis muhasebesinde bulunalım, bir özeleştiri yapalım. Kendimize soralım, yüreğimizde ne kadar muhabbet var, bu muhabbet nerede azalıyor, nerede bitiyor.

Soma’da yüreğimiz yandı. Kömür ocağında ölümü beklerken kurtarma ekiplerine “Ben bekarım arkadaşım evli ve eşi hamile, önce onu kurtarın” diyen kardeşimi gördüm ve onunla kucaklaştım. Bundan daha büyük bir mesaj olabilir mi? Bundan daha büyük yürek olabilir mi? Bundan daha yüce bir ruh, yüce bir ahlak, yüce bir erdem insan olabilir mi? Bu manayı, bu ruhu taşıyan milletin çocukları sen alevisin diye yanı-başındaki kardeşini, komşusunu öteleyebilir mi? Büyük bir acı yaşadık… Allah bir daha öyle bir acı yaşatmasın bize ve insanlığa… Ama büyük dersler de aldık… Allah unutturmasın

“Kimse kendi tanımını, devletin ya da kurumların tanımını başkasına giydirmesin, kimse kimsenin kendini nasıl tanımladığına müdahale etmesin...”  

Biz nasıl bir öz, nasıl bir maya, nasıl bir hamur, nasıl bir mana taşıdığımızı da unutmayalım…  Biraz daha açmak, biraz daha açık söylemek istiyorum. ‘Ehli Sünnetim’ demek ‘Allah Resulünün çizgisindenim, onun izindenim’ demektir. ‘Ehli Beyttenim’ demek ‘Allah Resulünün evindenim, onun haremindeyim, onun evladıyım, onun yolundayım’ demektir. Alevi kardeşinin, komşusunun, Ehl-i Beytin ihtiyacını, talebini, sesini, meselesini, acısını, sevincini, neşesini, hüznünü duymayan, paylaşmayan Ehl-i Sünnet ve’l Cemaatten olabilir mi? Öyleyse, öyleysek aramızda ihtilaf olamaz. İhtilaf varsa birbirimizin hukukunu ihlal ettiğimizdendir. Kimse kendi tanımını, devletin ya da kurumların tanımını başkasına giydirmesin, kimse kimsenin kendini nasıl tanımladığına müdahale etmesin.

“Biz alevisiyle sünnisiyle, Türküyle, Kürdüyle büyük İslam medeniyetinin bin yıldır birlikte yaşayan çocuklarıyız...”

İhtilaf alanları altı çizildikçe büyüyor… Sevgimizi göstermedikçe, muhabbetimizi birbirimizden esirgedikçe husumet ve öfke yeşerecek zemin buluyor… Hayır, hayır, hayır… Biz alevisiyle, sünnisiyle, Türküyle, Kürdüyle büyük İslam medeniyetinin bin yıldır birlikte yaşayan çocuklarıyız.  Farklılıklarımızla biriz, beraberiz, kardeşiz. Her gün selam verdiğimiz, her akşam dostça ayrıldığımız, kız alıp kız verdiğimiz, aynı sofralarda oturduğumuz, aynı hüznü birlikte yaşadığımız, aynı mukaddesata inandığımız insanlar birbirinin hukukuna sahip çıkmaktır. Mukaddesatımız bir, hayat ve dünya anlayışımız bir, ahiret inancımız birken küçük ihtilaf noktalarını büyütmek isteyenlere fırsat vermeyelim. Dost olmak elini uzatmayı, gönlünü açmayı gerektiriyor. Birbirimizi doğrudan tanıyalım, birbirimizle doğrudan el sıkışalım, kucaklaşalım… Ne söyleyeceksek birbirimizin yüzüne söyleyelim… Evet, meselelerimiz var ama Allah’ın yardımı ve inayetiyle bizim aşamayacağımız bir meselemiz, bizim çözemeyeceğimiz bir kördüğüm yoktur. Yeter ki yüreklerimizi birbirimize biraz daha açalım. Yeter ki birbirimizin gözünün içine biraz daha yakından bakalım. Yeter ki hakikati tekelimizde görmeyelim. Yeter ki yanı başımızdaki acıyı, sevinci, hüznü yürekten duyalım. Allah için birbirimize yönelelim ve etrafımıza bakalım ihmal ettiğimiz, kalbi kırık, yüreği yanık, melül ve mahzun kimse var mı?

Ve soralım sahiden bizim yüreğimiz geniş mi, dar mı?

“Diyanet, milletimizin dinî, ilmî ve manevî hayatına hizmet eden hiçbir sivil dinî yapının karşısında olmamıştır...”

Din, tabiatı itibariyle sivil bir yapıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı, milletimizin dinî, ilmî ve manevî hayatına hizmet eden hiçbir sivil dinî yapının karşısında olmamıştır, olamaz da… Dinî sosyal teşekküller, geleneksel dinî yapılar, tarih boyunca önem arz etmişlerdir. Her bir dinî yapının İslâm’ın temel sabitelerine bağlı kalarak geliştirdikleri yorumlar muhteremdir. Bizim herhangi bir yorumu dayatmamız da doğru değildir. Ancak kabul etmeyeceğimiz, edemeyeceğimiz bir şey varsa o da söz konusu yapıların inanç güvenliğimizi sarsacak şekilde dinin sahih bilgi kaynaklarını bir tarafa bırakarak farklı muhayyel bilgileri dine sokuşturmaları, dini kişisel güç ve çıkarların aracı haline getirmeleridir.

“Akıl sahipleri için ibretlerle dolu yüce Kitabımızla samimi müminlerin arasına girme çabası içinde olan yapı ve organizasyonlar hakkında dikkati elden bırakmamalıyız...”

İslam’ın bütün zamanlarda iftiharla savunabileceğimiz açık, şeffaf ve akıl sahipleri için ibretlerle dolu yüce Kitabımızla samimi müminlerin arasına girme çabası içinde olan yapı ve organizasyonlar hakkında dikkati elden bırakmamalıyız. Geçmişten ya da gelecekten haber verme iddiası taşıyanlar, mehdi ya da mesihliğini ilan etmeye hazırlananlar, İslam’ın nezih prensiplerini kendi kişisel çıkarları için pekala ayağa düşürenler karşısında yapılması gerekenler artık çoğalmaya başlamıştır.  Dinin temel sabitelerini devre dışı bırakacak adımlar atan ya da gevşek ve dağınık bilgileriyle müslüman efkar-ı umumiyenin dini dünyalarını sarsmayı marifet bilenler karşısında Diyanet İşleri Başkanlığımız, bilgi ve hikmetle mü’minlerin duyarlılığını arttırarak irşad vazifesini hakkıyla yerine getirmelidir.

“Bugün dikkatle üzerinde durulması gereken bir diğer nokta da din istismarıdır...”

Bugün dikkatle üzerinde durulması gereken bir diğer nokta da din istismarıdır. Dinin artan gücü ve değerine bağlı olarak artık hemen her fırsatta dini atıflarla, dini vurgularla karşı karşıya geliyoruz. Gönüllerde olanı, kalplerde olanı bilen Allah’tır. Ancak dinin de bir estetiği, dili ve evreni vardır. Din alanını dünyevi bir güç üretmek adına sömürmeyi adet edinenler, artık sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Dinin ruhunu, anlam derinliğini bilmeyen ama kozmetik çabalarla dinden medet uman bir müstevliler güruhu samimi dindarların duygu dünyalarını bastırmaya çalışmaktadır. Dinin asli temellerini hiçe sayan ancak gösterişli bir sunum kataloguyla dinden kendilerine zırh edinenlere karşı her zamankinden daha çok müteyakkız olmak durumundayız. Dinin ve dini vecibelerin göz ardı edildiği, ahlakın resmen devreden çıkarılmaya çalışıldığı bir düzlemde dinin insanlık için sadece ve sadece bir yük olacağını, bunun da Batı tarihine hafif bir şekilde de olsa göz attığımızda kolayca fark edileceğini belirtmek isterim.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mehmet a. 3 yıl önce

gündem değiştirecek sözler bu haber içinde yok.
kader anlayışı ile tedbirsiz davranan idarenin üstü örtüldü dediği haber olabilirdi.
bu haber size yakışır mı?
( yorumları çıkarmayan editöre rotasyon istiyoruz)

Avatar
Murakıp 3 yıl önce

70 Milyon değil..77 Milyon..

Avatar
şef 3 yıl önce

YILLARCA TEŞKİLATINA HİZMET ETMİŞ ŞEFLERİ KENDİ YUVALARINDAN ROTASYON BAHANESİYLE KIŞ ORTASINDA ÇOLUK ÇOCUKLARIYLA ORDAN ORAYA SÜRERKEN NEFSİNE SORDUN MU? VİCDANINA DANIŞTIN MI? TABİ O VİCDAN DENİLEN ŞEY VARMI-YOKMU ORASIDA ŞÜPHELİ.ŞEFLERİN ROTASYONU SONRASI DİYANET NE KAZANDI?ELİNİZE BİR SÜRÜ BEDDUA VE AHH TAN BAŞKA NE GEÇTİ?

Avatar
MÜCAHİT 3 yıl önce

valla şefim üzerine alınma ama bi çok şef arkadaşımız bulundukları müftülüklerde demirbaş olmuş ve kendi sistemlerini oturtmuştu..gelen müftü müdür memur hiç kimse bu sistemi kıramaz olmuştu ve bişeylerin değişmesi gerekiyordu gerekende oldu..dua edin bizler gibi köylere gitmiyosunuz kışın ortasıda olsa eşyalarınızın rahat bir şekilde taşınabileceği bi ile veya ilçeye gidiyorsunuz

Avatar
el insaf 3 yıl önce

birbirimizin hamisiyiz diyor yeterliligi almısları surundur.butun bakanlar kendı orman işcılerıne bıle kadro almak ıcın ugraşsın devlet garıban vekillere yeterliligi alanları aldı sen bırakmadın bumu adaletın bırde bırlık beraberlıkten bahsediyorsunuz.bu insanlar bu ulkenın evladı degılmı.bunların ccocukları perişan kendileri oyle kimin umurunda diyanete gercek samımı kımse yok ınanmıyorum.bu kadar ınsanların ahı kımseye kalmıyacaktır.bır mıllı egıtım ve dıger kurumlar dıyanete 5 ceker kımse kusura bakmasın.