İlçe Müftüleri Kongresi Sonuç Bildirgesi 3
A. YERLİ TURİSTLERE YÖNELİK HİZMET PLANLAMALARI
 
Mahallinde din hizmeti yapılırken önce o yörenin özelliklerinin doğru bir şekilde tespit edilmesi gerekir. Bu şekilde her yörenin özelliğine göre çözüm önerileri üretilmelidir.
 
Pek çok yöremize gelen yerli turistlerin müftülüklerle aslında çok fazla bir bağlantısı olmamaktadır. Bu sebeple onlara yönelik hizmet de çoğunlukla yapılamamaktadır.
 
Yerli halkla yerli turistler arasında dini beklenti ve yaşantılar açısından farklılıklar olabilmektedir. Mesela yerli turistler şortla namaz kılarken beldenin yerli halkı bundan rahatsız oluyor. Yazlıklarda uzun dönem kalanlar, yerli halka intibak etme sorunu yaşıyorlar. Söz konusu kopukluğu gidermek için çeşitli intibak programları yapılabilir. Tatil sitesi yöneticileriyle toplantı yapılarak mahallelinin özel günlerinde yaptıkları programlara, yerli turistlerin (misafirlerin) de davet edilmesini sağlamak, camide yapılan programlara onları çağırmak, yerli halkın cami programlarına (dua, hatim ve zikirlere) misafirleri de davet etmek gibi… Bazı bölgelerde ise bu durumun tersine yöre halkının dini hassasiyetleri fazla yoktur ancak gelen yerli turist dini hassasiyetlere sahip, muhafazakâr kişilerdir. Oranın halkının dini inancı ne, oraya gidenlerin beklentileri ne sorularının cevabının ortaya konulabilmesi önemlidir.
 
Bu bölgelerin nüfusu normal zamanlarda azdır, ancak tatilcilerin geldiği dönemlerde bu nüfus birden artmaktadır. Beş altı bin nüfuslu bir yerin imkânlarıyla elli altmış bin nüfusa hizmet vermek zor olmaktadır. Bu sebeple bu şekilde turizm hareketliliğinin yoğun olduğu yörelere verilen maddi imkânlar artırılmalıdır.
 
Bu bölgelerin bir kısmında İmam Hatip liseleri yoktur. Bu o bölge halkı için büyük bir eksikliktir. 
 
Mescit yeri olan, talebeleri olan siteler var. Bunlar için yazın o siteler ve camilerle anlaşarak, buralarda farklı bölgelerdeki din görevlisi arkadaşlar görevlendirilebilir. Farklı bölgelerde çalışan din görevlisi arkadaşlarımız turizm hareketliliğinin yoğun olduğu bölgelere mevsimlik olarak, birer aylık olarak görevlendirilebilirler. Özellikle temsil kabiliyeti güçlü, başarılı görevlilerin bu konu için seçilmesi önemlidir. 
 
Eceabat gibi milli ve dini yerli turizmin yoğun olduğu yerlerde müftülükten iaşe, ibate ve rehberlik hizmetleri beklenmektedir. Ancak müftülüğün imkânları bu talepleri karşılamak için yeterli olmamaktadır. Bu sebeple farklı müftülükler, referansla ziyaretçileri göndermemelidir. 
 
Misafirler dini ve tarihi özellikleri sebebiyle gittikleri yerlere, çoğunlukla yoğun dini ve milli duyarlılıkla gelmektedirler. Ancak yerli halkın bu duyarlılıktan uzak olması ve gelen ziyaretçileri para kaynağı olarak görmesi önemli bir sorun olarak görünmektedir. 
 
Bir akademik çalışmada, güneydoğuda eylemlerde “taş atan çocuklar”ın getirildikleri Çanakkale ziyaretinden sonra etraflarına, çevrelerine bakışlarının değiştiğine yönelik verilerin olduğu, bu ziyaretin çocuklarda “Diyarbakırlı ve Edirneli dedelerimiz burada birlikte savaşmış, birlikte şehit olmuş ve bu vatanı öyle kurtarmışlar” bilincini oluşturduğu ortaya çıkmıştır. Bu etki göz önünde bulundurularak ülkenin farklı bölgelerindeki çocukların Çanakkale gibi milli birlik ve bütünlüğümüz açısından önem arz eden yerlere ziyaretleri projelendirilmelidir. 
 
Kaplıca turizminin olduğu bölgelerdeki oteller ve pansiyonlar çoğunlukla on iki ay boyunca dolu olmaktadır ve gelenlerin çoğu muhafazakâr ailelerdir. Bunlara yönelik hatim, vaaz hizmetleri verilmelidir. Buralarda güneydoğudaki sıra geceleri gibi geceler düzenleyip ilahi, vaaz ve ikramın bulunduğu organizasyonlar yapılabilir. 
 
Günü birlik ziyaretçilerin yoğun olduğu yerlerde Kur’an ziyafeti ve vaaz programları yapılmalıdır.
 
Dini hayatın geliştirilmesinde, aile üzerindeki etkilerinden dolayı kadın nüfusun eğitilmesinin büyük önemi vardır. Bu sebeple dini anlamda yatırımın zayıf olduğu sahil kesimlerinde Kur’an kurslarının açılması önem arz etmektedir. 
 
Yayla turizmi yapan insanların dini beklenti ve ihtiyaçlarını karşılamak üzere ibadet mekânları oluşturulmaktadır. Çok az kısmında din görevlisi bulunan bu mekânlara, yoğun bir şekilde din görevlisi talebi vardır. Bu talepler sözleşmeli veya kışın diğer camilerde ikinci personel olarak görevlendirilecek imam hatipler atanarak karşılanabilir. 
 
Turizm hareketliliğinin yoğun olduğu bölgelerdeki sitelerde kimi zaman ezan sesinin yeterince duyulmadığından, kimi zaman da fazla olduğundan şikâyet edilmektedir. Bu konuda da bir orta yolun bulunması gerekliliği ortadadır. Turizmin yoğun olduğu bölgelerde merkezi ezan okunması bir istisna olarak uygulanmalıdır.
 
Bazı bölgelerimizde turistik amaçlı olmayan, ticari nitelikli hareketlilikler olmaktadır. Mevsimlik işçiler gibi. Özellikle Karadeniz sahillerine doğudan fındık toplamaya gelen vatandaşlara din hizmeti sunabilecek, Kürtçe bilen din görevlilerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bazı bölgelerde bu vatandaşların dinlenme günlerinde çadırlar kurularak Kur’an kursu hizmeti verilmektedir.
 
Ciddi bir tarım potansiyeli olan Beypazarı gibi ilçelerde,  Doğu ve güneydoğudan tarım işçisi olarak gelen vatandaşlara yönelik din hizmeti verebilmek için çadırlar kurulmaktadır. Haftanın her günü çalışan bu vatandaşlarımız, cuma namazlarına geliyorlar ancak çocuklar din eğitiminden yoksun kalıyorlar. Çünkü çocuklar da çalışıyor. Bunun için uğraşı verilmesine rağmen bu çocuklara ulaşmanın bir yolu bulunamamıştır. 
 
Çanakkale’de yapıldığı gibi ziyaret için gelinen yerlerle ilgili tanıtıcı filmler hazırlanmalı, Diyanet İşleri Başkanlığının bizzat hazırladığı veya destek verdiği bu filmlerde milli ve manevi değerler yer almalıdır.
 
Turizm hareketliliği olan bölgelerin büyük çoğunluğundaki otellerde mescit bulunmaması ciddi bir problemdir. Otel yöneticileriyle görüşüp buralarda mescitler açılması sağlanmalıdır. Ayrıca bu otellere Kur’an-ı Kerim’in yanı sıra, yerli turiste hitap eden, itikat gibi farklı konuları da içeren kitaplar bırakılmalıdır. Yine otel yöneticileri, bunun yanı sıra belediye yetkilileri vs. ikili ilişkilerle otellerde, turistik mekânlarda başka kültür ürünleri yerine kendi kültürümüzü ifade eden unsurlara yer vermeleri konusunda ikna edilebilirler. 
 
İnanç turizmi için gelen insanlar, genellikle fiziki imkân talebinde bulunuyorlar. Ancak bu hizmetler sadece Diyanet İşleri Başkanlığının tek başına yapabileceği hizmetler değildir. 
 
Yazın bu yörelerimize Hayreddin Karaman gibi, Mahmut Toptaş gibi Türkiye’nin tanıdığı hocalarımız gelmektedir. Bu hocalarımızdan vaaz ve irşat programlarında yararlanılabilir.
 
Camilerimizde DİB yayınlarının isimlerinin liste halinde bulunacağı, bazı kitapların kapak resimlerinin yer alacağı panoların bulunması ve bu panolarda, kitapları edinebilecekleri e posta adreslerinin açık bir şekilde yer alması oldukça önemlidir.
 
Bazı yörelerde yayla turizmi yapılan yerlerde bir problem olarak silah atılmakta ve çokça alkol alınmaktadır. Bunlarla ilgili olarak da çalışma yapılmalıdır.
 
Turizm hareketliliği olan yerlere yönelik hizmetleri, faaliyetleri organize etmek üzere DİB merkezde bir birim veya sorumlu masa oluşturulmasında fayda mülahaza edilmiştir.
 
Üç milyon yataklı, altı milyon günü birlikçi olarak termal sulardan yararlanıyor insanlar. Sağlık ve termal turizmin geliştirilmesi amacıyla bir proje başlatılmış. Buralarda din hizmeti sunacak sosyal tesislerin de projeye baştan konulması elzemdir. Zira sonradan bunları eklemek mümkün olmamaktadır. Bu bölgelerden biri Yalova termaldir. 
 
 
B. YABANCI TURİSTLERE YÖNELİK TANITIM FAALİYETLERİ
 
İnanç ve tarihle ilgili rehberlik hizmetlerinde hurafe- efsane ile gerçekler birbirine karışmakta, yanlış ve sağlıksız bir rehberlik hizmeti verilebilmektedir. Bu sebeple rehberlerin eğitimi aşamasında Diyanet İşleri Başkanlığından da görevlilerin yer alması.  Müftülüklerin tarihi ve dini mekânlarla ilgili önceden hazırladığı bilgiler, talep olması halinde turist rehberlerine din görevlilerimiz vasıtasıyla verilebilir. 
 
Bazı turistik mekânlarda müftülüklerimiz küçücük odacıklarda, yetersiz mekânlarda hizmet vermeye çalışmaktadır. Başkanlığımız tarafından sahillerle ilgili özel bir çalışma yapılmalı, Müftülüklerin de İlçe turizm müdürlükleri tarzında binaları olmalı. 
 
Gelen yabancı turistlerin Müslüman ülkede bulunduklarını fark etmeleri açısından otel odalarında Kur’an-ı Kerim bulundurulması önem arz etmektedir. Başkanlığımız, bölgedeki bütün otellerle irtibata geçerek odalarda Kur’an-ı Kerim dağıtımı yapmalıdır. 
 
İslam’la ilgili bilgi edinmek isteyen turistlere vermek amacıyla çeşitli dillerde hazırlanmış İslam’ı tanıtıcı yayınlara ihtiyaç duyulmaktadır. İslam dini hakkında özet bilgiler içeren profesyonel broşürler hazırlanması ve camilerde dağıtılması elzemdir. Bu yayınlarda, broşürlerde İslam’la başka dinleri karşılaştırmak yerine İslam’ı tanıtıcı, kafalarındaki soru işaretlerine cevap olucu nitelikte bilgilere, açıklamalara yer verilmelidir. Bu konuda Başkanlıktan yapılan çeşitli kitap talepleri baskısının elde mevcut olmadığı gerekçesiyle cevapsız kalabilmektedir.
 
Yabancı turistlerin cami ve islam dini hakkında edindikleri bilgiler genellikle turist rehberleriyle sınırlı kalmaktadır. Ancak bu tanıtımlara belirli bir standart getirilmesi gerekmektedir. Camilerdeki tanıtım levhalarının bilgilendirici olması, estetik kaygıyla hazırlanması için DİB tarafından bir çalışma yapılabilir.
 
İhlas suresi anlamlarının levha halinde hazırlanması, güzel bir baskı, çerçevelerinin estetik olması önemli bir husustur. 
Ziyarete gelen turistlere izlettirilmek üzere filmler hazırlatılıp farklı dillere çevrilip gelenlere camilerde izlettirilebilir. Turizm merkezlerindeki camilerin bahçelerine, en çok kullanılan alanlarında ayet ve hadisler farklı dillerde billoardlarla sunulmalı. 
 
Din görevlileri beden dilini doğru kullanmalı, iletişim kurduğu kişilere karşı güler yüzlü olmalı. Ayrıca din görevlilerine iki yılda bir verilen cübbe ve sarıkların kalite ve görünümüne azami özen gösterilmeli. Daha önce de dile getirilmesine rağmen bu konuda bir ilerleme kaydedilemedi.
 
Yabancı turistlerin çok geldiği ilçe müftülüklerinde yabancı dil bilen personel istihdam edilmeli. 
 
Turist rehberlerinin dini duyarlılığı yoksa ya da bilgi açısından eksikse, anlattıkları gerçekleri yansıtmayabilmektedir. Bu sebeple din görevlilerimizin de bu tanıtımlarda rol alması önemlidir. 
 
Gelen yabancı turistlere yönelik mevsimine ve şartlara göre ikramlar yapılması ve bu vesileyle dinimizle, kültürümüzle ilgili tanıtımlar yapılması, etkili bir tanıtım faaliyeti olacaktır.
 
Camilerde turistlere yönelik ezan ve Kur’an dinletisi yapılmalı. Dünya insanlarının mutabık kaldığı konularla ilgili (çevre, hoşgörü, sevgi, kadın hakları vs.) İslam’ın bakışı, görüşü ayet ve hadislerin yer aldığı broşürlerle anlatılmalıdır. 
İhtida merasimlerine bir standart getirilmeli. Ayrıca ihtida edenlere yönelik, İslam’ı tanıtan bir ihtida paketi verilmeli.
İbadet mekânları, özellikle yurt dışından gelenler için tarihi dokuya uygun olmalı. Turistik yerlerde tarihi misyona uygun camiler olmalı. Bu konuda bir standardizasyona gidilmeli. Cami planlarında keyfiliğe izin verilmemeli. 
 
Antik kent kavramı bizim de kabul ettiğimiz, yanlış kullanılan bir kavram. Bu kavram, geçmişte Hıristiyanların ya da başka kültürlerin yaşadığı bir yerdir, onlara aittir anlayışının yerleştirilmesi kastıyla ortaya atılan bir kavramdır. Bu yörelerde inceden inceye Hıristiyanlık işlenmektedir. “Dinler arası diyalog” kavramı, yine “İbrahimî dinler” gibi kavramlar da bilinçli ve kötü niyetle kullanılan kavramlardır. DİB  olarak bizim bu konu üzerinde titizlikle durmamız gerekmektedir. Turizm dernekleri bir Süryani papazına turizme olan katkılarından dolayı Cuma namazına yarım saat kala plaket veriyor. “İnanç turizmi” deniyor, ama o insanlar bir gün buraya gelip buraları tekrar alacağız hayaliyle buraları geziyorlar. Ancak bu konuların ele alınması, disipline edilmesi gerekir.
 
Sahil kesimlerinde Bakanlıkla iş birliği yapılarak yabancılar için bir mezarlık yapılmalıdır. Yoksa Hıristiyanlar Müslüman mezarlığına defnedilmek zorunda kalınıyor. 
 
Müesseselere yabancı isimler veriliyor. Bu isimler buraları bize yabancılaştırıyor. Türkçe isimler verilmesini, Turizm Bakanlığı ile iş birliği yapılarak teşvik edilmeli.
 
Belli bölgelere Arap turistler gelmektedir ve bir mahalle oluşturacak kadar yoğun gelmektedir. Cami tabelaları hem Türkçe hem Arapçadır. Onlar müftülükten doğrudan bir hizmet talebinde bulunmamaktadır. Körfez ülkelerinden, Suudi Arabistan’dan geliyorlar. 
 
Oy kullanma hakkına sahip olan devamlı olarak yerleşen yabancılar olduğu gibi ev alıp mevsimlik gelip giden yabancılar da olmaktadır. Özellikle yerleşik turistlere ev ziyaretlerine gidiliyor. Özel dini günlerde yapılan programlara davet ediliyorlar. Evlere davet ediliyorlar. Evlerine giderken küçük hediyeler götürülüyor. Bunların arasından ihtida edenler oluyor. 
 
Yabancı yerleşimciler için Türkçe öğrenme kursları açılabilir. Onların Türkçe öğrenmeleri, diğer yabancı yerleşimcilerle iletişim kurmak açısından faydalı olacaktır.
 
Hutbe ve vaazların Başkanlıkça ihtiyaç hissedilen dillere çevrilip turizm hareketliliği yoğun olan bölgelere gönderilmesi ve bu bölgelerdeki camilerde elektronik tabelalarda “haftanın hutbesi” şeklinde yer almasında fayda mülahaza edilmiştir.
 
Rehberler odasıyla görüşülüp camilere gelecek turistlerin planlı bir şekilde önceden bilinmesi sağlanabilir. 
Turistin yoğun geldiği merkezi camilerimizde günün belli saatlerinde mesela öğle vaktinde birkaç yabancı dilde on dakikalık, İslam’ı anlatan bir ses kaydı yayınlanabilir. İslam ahlakı, insan hakları, İslam’ın insana verdiği değer gibi konular bu ses kaydında yer alabilir. 
 
Turizm ilçelerimizde görev yapan personelimize eğitim merkezlerimizde yabancı dil eğitimi vererek rehber problemine bir çözüm sunulabilir.  Uzman imam, baş imam gibi bir de rehber imam kadrosu ihdas edilebilir. 
 
Tanıtım ve faaliyet hususunda teşkilatlanma çok önemlidir. Hac işlerinde TURSAB var. Bu tür organizasyonlara Diyanet teşkilatı olarak dahil olabilmemiz tanıtım faaliyetinin yapılabilmesi açısından önemlidir.  
 
C. YABANCI YERLEŞİMCİLERLE YAŞANAN İLETİŞİM SORUNLARI
 
Yeterli derecede yabancı dil bilen personelimiz bulunmamaktadır. Yabancı yerleşimciler kendileri için ibadet mekânı ve mezarlıklar talep etmektedirler. Cami rehberliği kadroları aktif hale getirilmelidir. 
 
Yabancı yerleşimcilerin paralarına tamah edilmesi sebebiyle güvenin azalması ve yabancıların aldatılma korkusu yaşaması, hatta din görevlilerine karşı da bu korkunun olması önemli bir problemdir. Bu problemin temelinde Camideki rehberlikten dolayı bir şeyler ümit etmek ve din görevlilerinin ücret karşılığı rehberlik yapmak istemesi gibi konular yatmaktadır. Bunlar turistlerle sağlıklı iletişim kurma ve din hizmetleri açısından engel teşkil etmektedir. Bu sorunları ortadan kaldırmak için eğitim faaliyetlerinde bulunmak gerekir. 
 
Yabancı yerleşimcilerle iletişim kanalları açmak için komşuluk günleri düzenlemek, ikramlar ve kültürel tanıtım faaliyetleri gerçekleştirmek, bir yöntem olarak değerlendirilebilir. Bu kişiler,  Ramazan ayında iftarlara davet edilebilir, kurban bayramında hijyenik ve güzel sunumlarla ikram yapılabilir. Onların ilgi alanlarına girilerek iletişim sağlanabilir. 
Özel günlerde yapılacak olan dini veya kültürel faaliyetlere yabancı yerleşimcilerin de davet edilmesi de iletişim kanallarını açacaktır. 
 
İslam dünyasından gelen yabancı turistlerin mezhepsel farklılıkları ve ibadetlerdeki uygulama farklılıkları yerel halkın dikkatini çekmektedir. Bazılarında karşılıklı etkileşim olabilmektedir. Halkımız her gördüğü 
 
Arabı dindar bir insan zannetmekte, onların dine uygun olmayan davranışlarını hayretle karşılamaktadır. Ayrıca gelen turistlerin temizlik anlayışından dolayı temizlik konusunda da sıkıntılar yaşanmaktadır. 
 
İhtida merasimlerinde yabancı dili iyi bilen tercüman sıkıntısı yaşanmaktadır. Diyanet personelinden duyduğu dini bilgiyi ne derece doğru bir şekilde anlatabildiğinden emin olunamamaktadır. Yabancı dile vakıf olan görevliler hem ihtida merasimlerinde hem dinimizin tebliğ edilmesinde hem de iletişim kurmada etkimizi artıracaktır. 
Osmanlı payitahtlarında olduğu gibi, bulunduğumuz yerlerde, merkezi camilerde çeşmeler, sebiller oluşturup kitabelerine İslam’ı anlatıcı tarzda güzel metinler, yazılar yer alabilir. 
 
D. YAYGIN DİN EĞİTİMİ HİZMETLERİNİN ULAŞTIRILMASI
 
Turizm hareketliliğinin yoğun olduğu bölgelerde, gelen insanlara yönelik rehber danışma bürosu gibi açılan mekânlarda bir rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilebilir. 
 
Çevreyi iyi tanıyan din görevlileri aracılığıyla yeni gelenler tespit edilerek bunlarla bire bir görüşmeler, tanışma toplantıları vs. gerçekleştirilebilir. 
 
Yaz kurslarına çocukların katılımı temin edilebilir. Bu katılım,  sitelerde kurslar açılması yoluyla yapılabilir. Bunun gibi çeşitli sportif faaliyetlerin yapıldığı yerlere de çocuklar için Kur’an kursları tertip edilebilir. Ancak her sahil şeridinin şartlarının kendine özgü olduğunu, her birinin farklı özellikleri olduğunu da göz ardı etmemek gerekir.  Mesela kıyı Ege ile kıyı Akdeniz birbirinden oldukça farklı özellikler taşımaktadır. 
 
D grubu Kur’an kurslarının açılması, bazı yerler için çok faydalı olmaktadır. Yılın belli döneminde gelen insanlara din eğitimi hizmeti vermek için site yöneticileriyle görüşülerek bu sitelerde Kur’an kursları ve camiler açılabilmektedir. Ancak bu konuda doğru ve etkili duyurular, ilanlar yapılmalıdır. Yapılacak ilanın niteliği, halkın bu ilanlara teveccühünü etkileyecektir.
 
Tatil için gelen insanların geldiği otellerde haftalık, on beş günlük olarak konaklayan insanların çocuklarına yönelik kısa süreli kurslar düzenlenebilir.
 
Tatil yörelerine gelen insanlara, geldikleri gün bir hoş geldin programı, dönecekleri gün de yine bir uğurlama programı düzenlenebilir. Tatil yörelerine gelen ziyaretçileri dikkate alan hutbeler hazırlanabilir veya hazırlanan hutbelerin sunumunda cemaatin durumunun göz önünde bulundurulması gerekir. 
 
Bu bölgelerde Cuma günlerinde camilerde yer olmadığı için cumaya katılamadıklarından şikâyet etmektedirler. Bu sebeple bayanlara yönelik irşat programlarının yapılması önem arz etmektedir.
 
 
 
E. İBADET MEKÂNLARININ HAZIRLANMASI
 
Tire’de olduğu gibi, genellikle cami ve türbe ziyareti için yani inanç turizmi için gelinen ziyaret yerlerinde camilerin ve türbelerin sürekli hazır bulundurulmasında Vakıflar Genel Müdürlüğü ile iş birliği yapılmalıdır.
 
Eceabat gibi milli park olduğu için inşaat yapılamayan yerlerde cami müştemilatına ek yapılamadığı için ortaya çıkan problemler ve ihtiyaçlar prefabrik tuvalet ve çadır mescitlerle çözülme yoluna gidilebilir.
 
Bunun gibi ziyaretçinin yoğun olduğu bölgelerde, din görevlileri rehberlik görevi de yerine getirdiği için hizmetin devamlılığı açısından camide birden fazla din görevlisine ihtiyaç hissedilmektedir. Bu tür camilere birden fazla din görevlisi atanması.
 
D grubu camilerde olduğu gibi inanç turizminin yaygın yaşandığı yerlerde cami hizmetleri, yirmi dört saat hizmete açık olacak şekilde personel planlaması yapılmalı. 
 
Pek çok yerde olduğu gibi bu bölgelerde de bayanların abdest alma ve namaz kılma mekânlarının olmaması, yetersiz olması, ayrıca araç parkı içinyeterli mekan olmaması ciddi bir problemdir. Bunların planlanması, bu mekânların uygun hale getirilmesi gerekir.
 
İbadet mekânlarının hazır hale getirilmesiyle ilgili olarak kurumlar arasında yetki kargaşası yaşanmaktadır. Bazı ibadet yerleri Eyüp Sultan Camii gibi Kültür Bakanlığının, Diyanet İşleri Başkanlığı ve belediyelerin ortak hizmet ürettiği mekânlar. Mesela temizlik ve güvenlik hizmetleri belediyeye, mülkiyet Vakıflar Genel Müdürlüğüne ya da Kültür ve Turizm Bakanlığına ait. Ancak din görevlisi Diyanet personeli. Bir mekânda farklı kurumların sorumlu olmasından kaynaklanan bu yetki karmaşası, yasal bir düzenlemeyle giderilebilir. 
 
Camilerin avlu duvarları üzerinde veya caminin dış cephesinde ayet ve hadislerin yer aldığı estetik panoların yer alması. Turizm hareketliliğinin çok olan mekânların avlularında dini danışmanlık ve fetva bürolarının yer alması, insanların kafalarındaki soruları rahatlıkla sorup cevap bulabilmeleri açısından faydalı olacaktır. 
Türbe ve yatırlarla ilgili bidat ve hurafeler oldukça yaygındır. Bunların ortadan kaldırılması için rehberler istihdam edilmesi, doğru bilgi içeren broşürler basılması elzemdir. 
 
İbadet mekânlarında yardım toplama usulleri çirkin görüntülere sebep olmakta, bu paraları Diyanet değil de dernekler topluyor olsa bile Diyanet topluyor algısı oluşmakta, Başkanlığımızın imajını sarsmaktadır. Yardım mutlaka toplanacaksa bu bir usule bağlanmalı.  
 
Gençlerle ve kadınlarla ilgili eğitim ve aktivite alanları yok. Çocukların ve bayanların sosyal aktivitelerini devam ettirecekleri alanlar zayıf. Faaliyetlerimiz kuşatıcı olmalı, gençlere, çocuklara ve kadınlara yönelik imkânlar ve faaliyetler olmalı. Ayrıca engellilerin bu faaliyetlere ulaşımı için de gereken tedbirler alınmalı. 
 
Yayınlarımız çok çeşitli değil. Toki sitelerinde Kur’an kursu açmak için çok mücadele verdik. Buralara okul cami yapılıyor ama oralara iki sınıflı dört sınıflı kuran kursları açılmalı. Bir protokol yapılarak bu imar planlarında yaygın din eğitimi verilecek özel mekânların oluşturulması gerekiyor.
 
Sarmısaklı, Armutçuk, Gazipaşa gibi bazı uzun sahil bandında cami bulunmaması hizmet açısından büyük bir eksiklik oluşturuyor.  İmar planında cami yeri de ayrılmamış olan bu yerlerde müftülüklerin cami talepleri de karşılıksız kalabilmektedir.  Sahil bandının dışında da turizmin olduğu bölgelerde yerleşim yerleri yapılırken ibadet mekânlarının göz önünde pek bulundurulmadığı görülmektedir. Son yıllarda ramazanın yaz aylarına denk gelmesi sebebiyle oluşan talep de değerlendirilerek bu eksikliklerin giderilmesi sağlanabilir. Bu konuda, mobil Kur’an kursları ve camilerin yapılması konusu da bir çözüm olarak görülebilir. Bu gibi mekânlarda iklimlendirme mutlaka dikkat edilmesi gereken bir husus olarak göz önünde bulundurulmalıdır.
 
Tarihi ve turistik değeri olan mekânlarda dilencilik çok fazla ve bu durum, nahoş görüntü ve durumlara sebep oluyor. 
Yol güzergâhlarında gelip geçenlerin namaz kılacağı yerler yapılması uygun olur. Mevcut olanların durumu üzerinde de durulması uygun olur. Her zaman kullanılmayan yerler için mobil yapılar yapılabilir. Her zaman kullanılmayacaksa bile oraya gelen insanların ihtiyaçlarını karşılamak için portatif, geçici çözümler uygulanabilir. Ayrıca koylarda yat turizmi yapan insanların ibadet ihtiyaçlarını karşılamak üzere de portatif camiler yapılması uygun olacaktır. 
 
Yeni yapılan camilerin çocuk parklarının olması, yeşil alan, ağaçların altında bankların olup cemaatin boş zamanlarını da caminin gölgesinde geçirmesi sağlanmalı. Belediyelerle irtibata geçilerek yapacakları parkları caminin müştemilatında yapmaları üzerinde anlaşılabilir. Çocuklar o caminin bahçesinde, avlusunda oyun oynamalılar.
 
Caminin uygun bir yerinde bir okuma salonu dizayn edilebilir. İnsanlar geldiği zaman rahat kitap okuyabilecekleri bir okuma salonu olması, cemaatin camiye teşviki ve irşadın kalitesinin artırılması açısından bir adımdır. Meşru bir şekilde zamanlarını değerlendirebilecekleri bir ortam olmalı camiler.
 
Tarihi camilerin ziyareti konusunda bir usul belirlenmeli. Namaz vaktinde geliniyor, fotoğraf çekiliyor, vs. ya da grup olarak gelindiğine kendi rehberleri anlatıyor, bize herhangi bir şey soran yok diyor imamlar, müezzinler. Ama temizliği bize kalıyor diyorlar. Turizm il ilçe müdürlüklerinden veya rehberler odasıyla işbirliği yapılabilir.
 
Turizm şirketlerinin günlük ziyaret programları var. Camilere de getiriyorlar turistleri. Turizm olan yerlerde dinimizi de yansıtacak güzel camilerin olması büyük önem arz etmektedir. 
 
Camilerdeki şadırvan ve tuvaletlerde erkeklere yeterince yer ayrılmasına rağmen bayan kabinlerinin yetersiz ve bakımsız olduğu göze çarpmaktadır. Cami içinin temizliği, üzerinde durulması gereken bir husustur. Islak temizlik yapılması, halının altını çürütmesi sebebiyle doğru olmamaktadır. 
 
F. YERLİ-YABANCI ETKİLEŞİMİNDEN KAYNAKLANAN DİNİ-SOSYAL PROBLEMLER
 
Gelen yabancı turistin giyim tarzı ve eğlence alışkanlıkları yerel halkı ahlaki açıdan olumsuz etkilemektedir. 
Yabancı turistlerin yoğun olduğu yerlerde çeşitli sosyal ve ahlaki problemler de oluşmaktadır. Turizm bölgelerinde gençlerin bir kısmı çok az ücretlerle çalışıyor, evlenmiyorlar. Oralarda yaşadıkları gayrı meşru ilişkilerle ailelerini de çok üzmektedirler. Parası için yaşlı kadınlarla beraberlikler yaşamakta veya evlenmektedirler. Adeta modern köle gibi çalışıyorlar. Evli erkekler ailelerinin yıkılmasını göze alarak gayrı meşru ilişkiler yaşamaktadırlar. Bazıları paralarına tamah ederek yabancı yaşlı kadınlarla evleniyor ve toplumdan da dışlanıyorlar. Toplumsal itibarlarını kaybediyorlar.
Bir gelir yolu olarak görüldüğü için teşvik edilen turizm sektörünün sosyal tahribatları göz önünde bulundurularak konuya yönelik olarak yeni bir söylem ve dil geliştirilmesi konusunda Başkanlığımız önayak olmalıdır.
 
Ahlaki yönden bir çöküş var. Boşanma oranları artmış durumda. Bu konuda ne kadar boşanma oranı olduğu ve sebeplerini araştırdığımızda, turizmin yoğun olduğu senelerde arttığı görülüyor. Rusya’dan gelen turistler, maddi durumları da iyi olmadığı için farklı ahlaki problemlere sebep olmaktadır. 
 
Esnafımız, otellerimiz yabancı isimleri çok fazla kullanmaktadır. Bu da üzerinde durulup çözüm üretilmesi gereken hususlardandır. Gelen ziyaretçiler sebebiyle ramazan aylarında oruç tutmayanların sayısı artmış oluyor. 
Yabancıyla yapılan evliliklerde boşanma meydana geldiğinde çocuklarla ilgili ciddi problemler yaşanmaktadır. Bu çocuklar hangi kültüre, hangi dine göre yetiştirilecekler sorusu ortaya çıkmaktadır.
 
G. PERSONEL YETERLİLİĞİ
 
Turizm hareketliliği yoğun olan yerlere genellikle dosya soruşturmalı görevlilerin gönderilmesi, bu bölgelere uygun, özel eğitim almış personelin buralara tayin edilmesi
 
Gelen ziyaretçilere rehberlik görevi yapmasını beklediğimiz, bu amaç için eğittiğimiz din görevlileri, maddi gelir elde etmek amacıyla yani görevi dışında da rehberlik yapmaktadırlar. Bu sebeple görevleriyle kendi özel işleri arasında bir çatışma yaşamaktadırlar. 
 
Mazeret grubunda olan din görevlileri, turizm hareketliliği yoğun olan bölgelere tayin edilmemeli. Kemiyet ve keyfiyet bakımından bu yörelere uygun özellikte din görevlileri atanmalı. 
 
Teşkilat olarak aidiyet duygusunun yerleştirilmesi çok önemlidir. Bazen din görevlilerimiz kendi görevinden daha ziyade ait olduğu cemaatle ilgili çalışmalara, faaliyetlere ağırlık vermektedir. Cemaat adı altında insanların duygularını hurafelerle karıştırıyorlar. Darende’deki Somuncu baba örneğindeki gibi inanç turizmi yapılan bazı yerlerde yönetim vakfa ait olmakla birlikte bu yerlerdeki din görevlileri Diyanet personelidir. Ancak bu görevliler kendilerini Diyanetten daha çok o vakfa ait görmektedirler ve vakit namazları dışındaki bütün mesailerini vakıf faaliyetlerine hasretmektedirler ve kurumsal aidiyetleri zayıftır. Bu konu, üzerinde durulması gereken önemli bir husustur. Bu gibi yerlerde Diyanet İşleri Başkanlığı hizmet ediyorlar düşüncesiyle sadece sessiz kalmakla yetiniyor, Başkanlığın hiçbir etkinliği yok. Gelenlere daha doğru bilgilendirme yapılması gerektiği ortadadır. Zira bilgiler olması gereken dini boyuttan farklı verilebilmekte, Hulusi Efendi hakkında abartılı anlatımlara yer verilmektedir. 
 
Turizm hareketliliğinin yüksek olduğu bölgelere seçilecek imam ve müezzinler, kılık kıyafet, ses, diksiyon, Kur’an tilaveti, bilgi donanımı gibi hususlar açısından temsil kabiliyeti yüksek kişiler arasından seçilmelidir.
 
Başkanlıktan yapılan atamalarda yöre dilini bilmeyen arkadaşlar geliyor. Sıkıntılar yaşanıyor. Ramazandan iki üç gün önce atamalar yapıldı. Sıkıntılar yaşandı. Başkanlık daha önceden atamayı yapmalı. Temel eğitimin yanı sıra bir eğitim verilebilmeli.
 
Tatvan gibi Şafii mezhebinin ve yöre dilinin yaygın olduğu bölgelere bu mezhebi ve dilleri bilen din görevlilerinin atanması, ayrıca bunlara göreve başlamadan önce yörenin gerektirdiği hizmet içi eğitimin verilmesi, yapılan din hizmetinin amacına ulaşabilmesi açısından gerekli görülmektedir. 
 
Bu bölgelerde görev yapan personel, hizmet içi eğitim kurslarına tabi tutulmalı. Eğitim merkezlerinde buna yönelik, bilgi ve ihtiyaca dönük kurslar düzenlenmeli. 
 
Başkanlık bu bölgelere yapılacak atamalarda özel bir kriter uygulamalı. Hem genel idari personel hem de din hizmetleri personeli, buraya uygun olan kişiler arasından seçilmeli, bu bölgeler sürgün yeri olarak değerlendirilmemeli. Personel isteyerek gitmeli.
 
Turist yoğunluğu olan yerlerde, yönetmeliklere özel maddeler konularak, hizmetin etkin ve verimli verilebilmesi için ihtiyaca ve sezona göre personelin nerede görevlendirileceğinde mahalline yetki devri yapılmalıdır. 
Görevlilerimiz adabı muaşeret, davranış kuralları konusunda bazı sıkıntılar yaşamaktadırlar. Bu konuda görevlilerimize bir eğitim verilmesi gerekli görülmektedir.
 
Turizm bölgesi, kiralar yüksek. Ek iş yapmaya yönelmiş pek çok personel var. Hizmet içi eğitim kursunda rehber Kur’an kursu öğreticisi, imamlara ders verebilmektedir. Bu derslere belli bir disiplin sağlamak, etkisini artırmak için müftülerin bazı derslere girmesi ya da dersleri takip etmeleri önem kazanmaktadır.
 
Personelin Kur’an okumalarında bölgelere göre farklılıklar olabilmektedir. Bu konu üzerinde durulması gerekmektedir.
Güneydoğuda taziye evleri diye bir kurum başladı. Şimdi her mahallede muhtarlar taziye evi oluşturuyor. En aşağı üç gün sabah sekizden yatsıya kadar burada oturuluyor. Buralar insanların telkine açık olduğu saatlerdir. Buralarda verilecek hizmetler de bizim alanımızdır. 
 
İki üç haftalık eğitimden geçen kişileri aile rehberlik ve irşat bürolarında görevlendirmek ne kadar sağlıklı olacaktır? Görevlilerimizi bu açıdan geliştirmek, söz konusu bürolarda hizmet verecek donanıma sahip olmalarını sağlamak için yeterli bir eğitim almalarının yolu aranmalıdır. 
 
 
 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.