Diyanet-Din-devlet ve Diyanet-din-siyaset ilişkileri, ülkemizde tarih boyunca her zaman önem ve özelliğini koruyan bir konudur. Türkiye gündemine baktığımızda, bu konunun bundan böyle de önemini korumaya devam edeceği aşikardır diye düşünüyorum.


İnsanlığın yeryüzünde görüldüğü andan itibaren din olayı, insan topluluklarını çeşitli şekillerde etkilemiş ve insanlığın temel düşünce biçimlerini oluşturmuştur. İnsanlık tarihi, aynı zamanda din ve dînî olaylar tarihi olarak da değerlendirilebilir. Tarihin her döneminde toplumsal olayları çeşitli şekillerde etkisi altına alan dinler, bir yandan toplumsal yapı ve sistemleri etkilerken, diğer yandan toplumsal ve siyasî olaylardan ve gelişmelerden de etkilenmişlerdir.


Toplumun bilgilendirilmesinde günümüzde Yazılı-Görsel-İşitsel medyanın önemi kat kat artmıştır. Ülkemizde yazılı ve görüntülü basın organlarında yüce dinimiz İslamiyet ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili yazı, haber ve yorumlar her zamankinden daha çok yer alır hale gelmiştir. Sanıyorum bunda, kainatta değişen dengelerin sonucu olarak yükselen değerler arasında dinin önemli bir yerinin olması da büyük rol oynamaktadır. Özellikle toplumun dini duygularının yoğunlaştığı önemli günlerde ve Türkiye gündeminde yer alan bazı olaylar karşısında bu hususlar her zamankinden daha fazla medyada göze çarpmaktadır.


Elbette ki medyanın Diyanet İşleri Başkanlığı ve yüce dinimizle ilgili konuları anında halkımıza ulaştırması takdirle karşılanmalıdır. Ancak medyanın bir bölümünün bu konuları çarpıcı bir şekilde işleme tarzı ve bir tartışma üslubu içerisinde yazma ve görüntüleme metodu zaman zaman halkımızın zihninde bazı bulanıklara da yol açmıyor değil. Böyle anlarda halkımızın, toplumu dini konularda aydınlatma görevi bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın görüşünün ne olduğu hususunda da merakını uyandırmaktadır. Hatta bazen ehliyetsiz ve liyakatsız kişilerin ileri sürdükleri görüşlerle ilgili olarak Diyanet İşleri Başkanlığı'na duyulan güven neticesinde Diyanet'in bakış açısını da öğrenme arzularının zaman zaman dile getirildiği de bilinen bir husustur.


Hatırlanacağı üzre bundan 6-7 yıl öncesinde Diyanet İşleri Başkanlığı, basın açıklaması yapmaz, gündem değerlendirmesinde bulunmaz ve dinin emir ve yasaklarını kamuoyu önünde açıklama gereksimin de bulunmazdı. Nadirende olsa basın açıklaması yapar ne var ki, bu çabalar da bazen basında gerektiği gibi yer almaz ya da kenarda köşede iki satırla geliştirilirdi. Bazen de Diyanet'in görüşlerinin bütünlüğü bozularak, eksik ve yanlış anlamalara sebebiyet verecek biçimde de haber konusu edilebilmekteydi ne yazık ki...

Şimdi durumlar değişti. Konuşan bir Diyanet var...

Artık konuşan, yorum yapan, gündem oluşturan bir Diyanet var. Gerek ülke gündeminde gerekse ulusal arena da artık söz sahibi bir Diyanet var. Yurtiçinde ve yurtdışında temsil yeteneği güçlü ve iç dinamiklerini gereği gibi yansıtan kendine güvenen bir Diyanet var...

Diyanet'te medyayı doğru kullanma parametreleri değişti...

Diyanet işleri Başkanlığı duyarlı bir şekilde önemli konulara gerekli cevapları veriyor, kendini kamuoyunda dik ve özgür bir şekilde ifade edebiliyor. Dolayısiyle halkla ilişkiler ve basın dilinin varyantlarını da doğru kullanabiliyor.


Diyanet işleri Başkanlığı duyarlı bir şekilde önemli konulara gerekli cevapları verme çabası ile hem halktan hem de medya organlarından tam not alıyor.
Zira medyanın; gündem belirlemede etkili, kamuoyunu oluşturmada ise önemli bir araç olduğunu söylemeye gerek yok. Ancak her durumda kamuoyu oluşturma sürecinde tek başına bir araç olmadığını da ifade etmem gerek. Diyanet İşleri Bakanı Mehmet Görmez, bu olayın bilincinde olup hedefe giden oku yerinde ve doğru kullanmaktadır. Özellikle güncel olaylarda topluma mal olan olaylarda, doğru zamanda doğru hamleyi yaparak gerek din görevlilerinin gerekse de dini değerleri baş tacı yapan halkımızın diline tercüman olabilimiştir.


Özellikle G-20 zirvesindeki duyarlı ve cesur çıkış, hafızlarda çıkacak gibi değil. Algıda seçicilik bu olsa gerek.


Konuşan Diyanet, gündem belirler medyaya yön verir ve geleceğe yönelik stratejik planlarda misyon ve vizyonunu hep canlı tutar. Görüyorum ki ve görülüyor ki Diyanet bu özlenen başarıyı bu gün yakaladı. Çağa ayak uyduran geçmişi ve geleceği sentezleyen islamın temiz kaynağını özümseyerek halka olan manevi önderliğini yine halkın içinden halk gibi sıcak ve samimi bir şekilde paylaşan iletişimini kısırlıktan çıkaran KONUŞAN BİR DİYANET VAR...

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol