Konya İl Müftüsü Ali Akpınar ile Pöportaj
  

Konya İl Müftüsü Prof. Dr. Ali Akpınar hocamızı makamında ziyaret ettik, Dinihaberler okurları için sorduk.

*Çok kısa bir süre önce Konya İl Müftüsü olarak göreve başladınız ve hitap ettiğiniz kitle bir anda değişti. Bir akademisyen olarak şu an yürüttüğünüz göreve bakışınız nedir? 

Euzü billâhimineşşeydanirracîm, Bismillahirrahmanirrahîm.

Elhamdülillahi rabbi’l âlemin vessalatü vessalamü ala rasulina muhammedin ve ala âlihi ve sahbihi ecmaîn.

Öncelikle belirtmem gerekir ki 1983 yılında imamlıkla memuriyet hayatına başladım daha sonra da yurt dışında bir süre imam hatip olarak görev yaptım. Bir müddet Milli Eğitimde çalıştım. 1994-2014 tarihleri arasında da 4 üniversitede görev yaptım. (Darende İlahiyat Fakültesi, Cumhuriyet İlahiyat Fakültesi, Konya Necmettin Erbakan İlahiyat Fakültesi ve Gaziantep İlahiyat Fakültesi’nde de kurucu dekan olarak görev yaptım.) Diyanet İşleri Başkanlığı’na geçmekle esasında başladığımız yere döndük.

Üniversite ile mukayese edersek orada daha çok iki kesimle karşı karşıya oluruz. 

1) Öğrenci kesimi 
2) Öğretim elemanları. 


Öğrenciler de kendi aralarında belli seviyeye ayrılmıştır. Oysa müftülük deyince her insanla her yerde her zaman karşı karşıya kalabiliyoruz. Bizim için zaman ve mesai mefhumu yoktur. Sokakta çarşıda pazarda iş yerinde müftü olarak değişik kesimlerden insanlarla muhatap olabiliyorsunuz. Bir de 31 ilçeyle 5000’e yakın personeli, 15 milyonluk İstanbul’un cami sayısına denk 2milyonluk Konya’nın cami sayısı ile geniş bir hizmet alanına sahip Konya’da görev yapmanın elbette zorlukları var ama güzel hizmetlere de vesile olmamız bize bu zorlukları ve yorgunlukları unutturuyor.

*Diyanet İşleri Başkanlığında çalışmanın sizin için önemli ve güzel olan tarafı nedir?

Tabi ki Diyanet İşleri Başkanlığı’nda çalışmak din gönüllüleri ile beraber olmanın güzelliği tartışılmaz. Hem dünyevi hem uhrevi açıdan hiçbir meslekle mukayese edilemeyecek bir görev alanı. Her şeyden önce yüce yaratıcımızdan sonra en üstün varlık olan peygamberlerin hizmet alanı bu alan, şayet hakkını verebilirsek. Çok özel ve güzel bir konumu var. Bu çalışma yoğunluğu ve yorgunluğu içerisinde zaman zaman bir takım sorun ve sıkıntılarla karşılaşılsa da din gönüllüsü kardeşlerimizin hizmet yerlerindeki güzel faaliyetlerine muttali olunca, insanlarımızın hakikatle tanışmalarına vesile olunca, çocuğundan yaşlısına kadınından erkeğine kadar pek çok insana hitap edince o yorgunluklar unutuluyor. Bu bizim alanımızın güzelliği. Bizim alanımız kendi içindeki sorunları manevi terapi yöntemiyle kendi kendine tedavi eden bir alan. Bir yerde yorulur bir başka güzel haberle dinlenir; bir yerde moraliniz bozulur bir başka hayırlı hizmetle işle o moraliniz düzelir eskisinden de iyi hale gelirsiniz. Böyle de bir güzelliği var.

 

Akademisyen müftüler camiamızda bir süre eleştirilerin odağında yer aldılar. Çekirdekten yetişen personel dururken neden fakültelerden akademisyenler getirilip müftü yapılıyor gibi serzenişlerde bulundu kimi ilçe müftüleri. Bu konuda ne dersiniz?

 

Bu soru daha öncede soruldu ve cevabı da verildi. Hatta Diyanet İşleri Başkanımız da bunun cevabını verdi. Şöyle söyleyebiliriz şu anda 6 akademisyen müftü görev yapıyor. Konya, Kayseri, Bursa, Ankara, İstanbul, İzmir’dedir. Fakat diyanetten üniversiteye geçenlerin sayısına bakarsak yüzlerle ifade ediliyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan akademik camiaya geçiş çok daha fazla. Ben bir diyanet personeli olarak hamd edilecek bir durum olarak görüyorum bunu. Bundan rahatsız olmadan iyi ki bizim kurumumuz üniversiteye eleman yetiştiriyor ve iyi ki bizim kurumumuza üniversiteden elemanlar geliyor dememiz gerekiyor.

Burada şunu tartışabiliriz. İster akademik camiadan gelsin ister kurum içinde yükselsin her müftünün icraatları ile başarılı olup olmadığı konuşulabilir ama bu çekirdekten gelmiş bu dışardan gelmiş bakış açısı ile yanılırız. Ben kendimi tanıtırken de söyledim meslek hayatıma imamlık ile başladım.20 yıla yakın akademik hayatımda da din hizmetlerinden hiç uzak kalmadım. Gördüğüm kadarıyla benim gibi olan diğer müftülerin duruma da böyle. Kimisinin imam hatipliği, kimisinin vaizliği var kimisi eğitim merkezi mezunudur. Bundan korkmamak gerekiyor. Esasında bu cümleler kendine güvenmeyişin bir sonucudur oysa Diyanet gibi müftülükler gibi oturmuş kurumların bu noktada tedirgin olmasına asla gerek yoktur. Bütün kurumlarda bu tarz geçişler olur. Hiçbir amir, hiçbir müftü dokunulmaz değildir, müftülerin nereden geldiği değil hangi icraatlarda bulundukları konuşulmalıdır. Eksikler yanlışlar konuşulmalı, daha iyiye kurum nasıl gider buna bakılmalıdır.

Kurum içinde birileri bu makamlara getirilmeyi beklememelidir.  Bu makamlar kamuya hizmet veren makamlar hiç kimsenin beklentisine cevap verecek makamlar değildir, hizmete cevap veren makamlardır buralar, böyle de görülmelidir. Hizmetin hakkını verecek olan kişiler getirilmelidir. Çekirdekten yetişme elbette mühim ama siz müftülerin hocaları konumundaki ilahiyat hocalarının çekirdekten yetişmediğini nasıl söylersiniz? Müftülüğü bürokratik bir çarkın dönmesi olarak görmenin sonucudur bu.

Ben asla bu ayrımı kabul etmiyorum. Din hizmeti yapmak için sağlam bir dini altyapı ve tecrübeye sahip insanlar bu makamlarda olabilir. Bizim makamlarımız bir takım bürokratik işlerin halledildiği makamlar değildir. Son il müftüleri toplantısında başkanımız da bunu dile getirdi. Allah’ın dini adına konuşan ve sözlerinin altına Allah adına imza atan makamdır müftülük makamı. Bürokratik işlerden öte bir fetva makamıdır bu makam. Bu endişeyi taşıyan arkadaşları rahatlatmak için de şunu diyeyim bugün İlahiyat Fakültelerine dekan bulunamıyor. Siz bu 6 sayısını 16 yapmak isteseniz zorlanırsınız, manevi hizmet cazibesinden başka bu makamların bizim için hiçbir cazibesi yoktur.

DEVAMI GELECEK...

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
emmi 11 ay önce

Sayın Hocamızın akademisyenlerin il Müftülüğü ile ilgili açıklamaları hiç tatmin edici değil.idarecilik bambaşka birşey...

Avatar
ilçe müftüsü 11 ay önce

olmamalı...herkes işini yapmalı. onlar öğrenci yetiştirmeli..çok büyük yanlış...iki maaş birden almak için koca kurum feda ediliyor