Konu ile ilgili olarak önce şu soruya cevap aranmalıdır:

Kur’an-Kerim’de, kadınların örtünmesi hakkında ne gibi emirler vardır?

Kur’an’da, kadınların örtünmesini düzenleyen üç ayet bulunmaktadır. Tesettür konusunu tam olarak anlayabilmek için söz konusu üç ayeti bir arada incelemek gerekir.

Kur’an-ı Kerim’in, kadınların örtünmelerini düzenleyen ve içinde başörtüsünün de yer aldığı ayet-i kerimesi şöyledir:

“Mü’min kadınlara söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mü’min kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınlarına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar. (Dikkatleri üzerlerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey mü’minler! Hep birden Allah’a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.” (24.Nur–31)

Bu ayetten anlaşılan hususlar şöyle sıralanabilir:

BİR: Kadınlar, gözlerini haramdan sakınmalıdırlar. (Bir önceki ayette ise erkeklerin, gözlerini harama dikmemeleri ve ırzlarını korumaları istenmiştir.)

İKİ: Kadınlar, mahremleri olmayan erkeklerin kendilerini görebilecekleri yerlerde, avret yerlerini korumalı yani örtmelidirler.

ÜÇ: Kadınlar, mahremleri olmayan erkeklere, kendiliğinden görünenler hariç, takılı olan zinetlerini ve ziynet yerlerini göstermemelidirler. (Yüz ve el, kendiliğinden görünen yerler olarak kabul edilir.)

DÖRT: Başörtüsü, saçı ve boynu örtmeli, göğsün görünmesine mani olacak şekilde takılmalıdır. (Ayetin nüzulünden önce de bazı kadınlar başörtüsü kullandıkları halde boyunlarını ve göğüslerini açıkta bırakırlardı.)

BEŞ: Kadınların, nikâh düşmeyen yakınlarına, mü’min kadınlara, kölelerine, kadına ihtiyacı kalmamış hizmetçilerine ve çocuklara karşı tam tesettür içinde olmaları zorunlu değildir.

ALTI: Kadınlar, gizledikleri zinetlerinin bilinmesini sağlayacak ve başkalarının dikkatini celp edecek davranışlarda bulunmamalıdırlar.

Aşağıdaki ayet-i kerime de kadınların örtünmesini düzenleyen emirler içermektedir:

“Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.” (33.Ahzâb–59)

Bu ayetten anlaşılan şudur: Kadınlar evlerinin dışına, çarşıya, pazara çıktıkları zaman üzerlerine bir dış örtü almalıdırlar. Bu dış örtü iklime ve örfe göre değişebilir. Dış örtü ile insanların arasına çıkmak incitilmemek için önemli bir çare olarak görülmüştür.

Ayetin sonunda, Allah’ın “bağışlayan ve esirgeyen” olduğunun ifade edilmesi şöyle anlaşılabilir: Allah, merhamet edici olması sebebiyle kadınların eziyete uğramasını istememiştir veya bu emre iyi niyetle uyanlar, istemeden düştükleri küçük hataları nedeniyle bağışlanırlar.

Tesettür konusunu açıklayan aşağıdaki ayet-i kerime ise, yaşlı kadınlara bazı muafiyetler tanımaktadır:

“Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların, ziynetleri (yabancı erkeklere) teşhir etmeksizin (bazı) elbiselerini çıkarmalarında kendilerine bir vebal yoktur. İffetli davranmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah işitendir, bilendir.” (24.Nur–60)

Bu ayet, aynı suredeki 31. ayetle birlikte düşünüldüğü zaman çıkan sonuç şöyle ifade edilebilir:

...1 - Genç ve yaşlı mü’min kadınlar, mahremleri olmayan insanlara karşı zinet yerlerini kapatmalı; başörtülerini, boyun ve göğüslerini örtecek şekilde takmalıdırlar.

...2 - Nikâh ümidi taşımayan, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınlar, dışarı çıktıkları zaman, dış elbiselerini giymeyebilirler; ancak giymeleri kendileri için daha hayırlıdır.

Sonuç olarak şunu da bilmek gerekir:

Başörtüsü ve tesettür, başlı başına (bağımsız) bir ibadet değildir. Gerekli yerleri örtmek; namaz kılabilmenin, mahrem olmayana görünmenin ve dışarı çıkmanın şartıdır. Örtünmenin nafilesi ve kazası yoktur; ne zaman örtünmek icap ediyorsa, o zaman örtünmek gerekir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.