Adalet Nedir?

Adalet: kimseye zulüm ve eziyet etmeyip herkese hakkını vermek, sorunları doğru kararlarla hükme bağlamak ve dengeli davranmaktır.

Adalet bazen eşitlik, bazen dengedir. Bir konuda herkesin hakkı eşit olmayabilir. Önemli olan herkese eşit oranda vermekten çok, hak ettiği kadar vermektir. Yine adalet bazen mükafat vermek, bazen cezalandırmaktır.

Allah (C.C.), Kur’an-ı Kerim’in, doğruluk ve adalet bakımından tam olduğunu bildirmektedir:

“Rabbinin kelimesi (Kur'an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” (6.En’am-115) O halde Kur’an’ın emirlerini yerine getirmekle mükellef olan mü’minler, doğruluk ve adalet ilkelerine eksiksiz olarak riayet etmelidirler.

Adalet konusunun önemini anlamak için, hadis usulcülerinin, hadis ravilerinde bulunmasını şart koştukları adalet niteliğinin kapsamı hakkında bilgi sahibi olmak yerinde olacaktır. Hadis usulcülerine göre bir ravinin adil sayılması için şu beş özelliği taşıması gerekir: 1.Ravi, hadis rivayet ederken hiç yalan söylememiş olmalıdır. 2.Ravi, hadis rivayeti dışındaki herhangi bir konuda da yalan söylememiş olmalıdır. 3.Ravi, dinin emir ve yasaklarına uyan bir kişi olmalıdır. 4.Ravi, dinin aslından olmayan bid’at mahiyetindeki görüşlere sahip olmamalıdır. 5.Ravi, ilk dört özelliğe sahip olup olmadığının tespit edilebilmesi için, tanınan bir kişi olmalıdır. Bu beş özelliği taşımayan kişi, adalet vasfına sahip sayılmadığından, rivayet ettiği hadisler kabul edilmez.

Fıkıh ilmi açısından ise, büyük günah işleyen kişinin şahitliği kabul edilmez. Bunlardan şunu anlıyoruz: Dini sorumluluklarını önemsemeyen bir kişinin yalan söyleme ihtimali yüksektir. Yalancı, adalet niteliğinden yoksundur.

Ayetlerden yola çıkarak, insanın adalet ilkesi karşısındaki sorumluluğunu anlamaya çalışalım:

Allah, şu ayetle adaleti emrettiğini bildirmektedir:

“De ki: "Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (ona) doğrultun. Dini Allah'a has kılarak ona ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine ona) döneceksiniz." (7.A’raf-29)

1-Allah, Adil Davrananları Sevdiğini Bildirmektedir:

“… Şüphesiz Allah adil davrananları sever." (49.Hucurat-9)

2-Allah, Geniş Anlamda Bütün İşlerimizi Adalet Üzere Yapmamızı Emretmektedir:

"Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor." (16.Nahl-90)

Ayette geçen adalet ve ihsan kavramları, mukayeseli olarak şöyle izah edilmiştir:

*Adalet, insanın içiyle dışının bir olması, ihsan içinin dışından daha da temiz olmasıdır.

*Adalet insaflı olmak, ihsan özveride bulunmaktır.

*Adalet kişinin Allah’a ortak koşmaktan sakınması, ihsan Allah’ı görür gibi ibadet etmesi ve kendisi için istediği iyilikleri başkası için de istemesidir. (DİB Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, C:3, S: 432)

3-Allah, Adalet İle Hükmedilmesini Emretmektedir:

 “Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (4.Nisa-58)

Adalet kökünden mastar isim olan “Adl” kelimesi, adaletli anlamında olup, esma-i hünsadır. Allah adaletlidir ve bizlere de adalet üzere hareket etmeyi emretmektedir.

“Onlar, yalanı çok dinleyen, haramı çok yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirecek olursan sana asla hiçbir zarar veremezler. Eğer hükmedecek olursan aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah, âdil davrananları sever.” (5.Maide-42)

"Ona dedik ki: “Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır.”" (38.Sad-26)

4-Allah, Adaletin Sağlanması İçin Borçların Yazılmasını Emretmektedir:

“Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah'tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alış-veriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin. Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah'a karşı gelmekten sakının. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.” (2.Bakara-282)

Allah, Kur’an’daki bu en uzun ayetle borçlanma işlemlerindeki şahitlik esaslarını bildirmektedir. Buna göre borçlar, iki erkek şahit gözetiminde yazılacaktır. İki erkek bulunmazsa bir erkeğe ek olarak iki kadın şahit olacaklardır. Burada kadın sayısının iki olmasındaki hikmet, şahitlik işindeki zorluk nedeniyle kadını koruyarak yapılan işi daha da güvenli hale sokmaktır.

5-Allah, Adaletin Sağlanması İçin Doğru Bir Şekilde Şahitlik Yapılmasını Emretmektedir:

“Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (4.Nisa-135)

Hiç kimse kendisinin, ana babasının ve yakınlarının zarara uğramasını istemez. Bu hassasiyet, adaletin yerini bulma konusunda asla yalan söylemeye veya bildiği gerçekleri açıklamamaya neden olmamalıdır. İşte Yüce Yaratıcı, dürüst davranıp şahitliği gereği gibi yapmanın önemi konusunda bizleri uyararak,   kendisinin yaptıklarımızdan hakkıyla haberdar olduğunu bildirmektedir.

“Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (5.Maide-8)

Yukarıdaki ilk ayette kendimiz, ana babamız ve yakınlarımızın aleyhine de olsa, doğru bir şekilde şahitlik yapmamızı isteyen Allah (C.C.), bu ayette ise adalet ile şahitlik yapmamızı ve bir topluma olan kinimizin, adaletten ayrılmamıza neden olmamasını emretmektedir. Yani zor zamanlarda da doğru şahitlik yaparak, adaletten yana olacağız.

6-Allah, Talak ile ilgili İşler İçin İki Adil Şahit Bulunmasını Emretmektedir:

"Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun, yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar." (65.Talak-2)

Bu ayette, evliliği sürdürme veya sona erdirme kararı sırasında iki adil şahit bulundurulması emredilmektedir. Bir yoruma göre başta talak beyanında bulunurken de iki şahit bulundurmak icap eder. Bazı fakihler, bu emrin tavsiye niteliğinde olduğunu savunmuşlardır. (Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, C: 5, S: 388. 389.)

7-Allah, Adaletin Sağlanması İçin Savaşan Toplulukların Aralarının Adaletle Düzeltilmesini Emretmektedir:

"Eğer müminlerden iki topluluk birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltiniz; eğer biri diğeri üzerine saldırırsa, saldıranlarla Allah'ın buyruğuna dönmelerine kadar savaşınız; eğer dönerlerse aralarını adaletle bulunuz, adil davranınız, şüphesiz Allah adil davrananları sever." (49.Hucurat-9)

İslam toplumu, hem dışarıda hem içeride meydana gelen haksız çatışmalar karşısında ilgisiz ve duyarsız kalamaz, barış ve adaletin gerçekleşmesi için elinden geleni yapmakla yükümlüdür. (Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, C: 5, S: 93)

8-Allah, Adaletle Emredip İşini Doğru Yapanla Böyle Olmanın Eşit Olmadığını Bildirmektedir:

"Allah, (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu? (16.Nahl-76)

Hem adalet üzere hareket eden hem de işlerin adaletle görülmesini isteyip çevresine bu şekilde emir ve telkinde bulunan kimseler olmalıyız.

9-Allah, Daima Hakka İleten ve Adaletle Hareket Eden Bir Ümmet Bulunduğunu Bildirmektedir:

"Yarattıklarımızdan, daima hakka ileten ve adaleti hak ile yerine getiren bir ümmet (millet) bulunur." (7.A’raf-181)

Adalet ile zulüm, birbirlerine zıt kavramlardır.

Her haksızlık, zulümdür.

Her zulüm, adaletsizliktir.

Zalim olmamak için, adil olmak gerekir.

Görevlerimizi, hakkıyla yerine getirerek adil olmalıyız.

Günahlardan kaçınarak adil olmalıyız.

Düşüncelerimizde ve planlamalarımızda, adil olmalıyız.

Sofrada çocuklarımıza yemek dağıtırken, adil olmalıyız.

Sevgi dağıtımında, adil olmalıyız.

Adalet konusuna bir hadis-i şerif ile nihayet verelim.

Hz. Muhammed (s.a.v.), adil davrananları şu şekilde müjdelemektedir:

"Verdiği hükümlerde, ailesinin ve halkın yönetiminde adaletli davranan yöneticiler, kıyamet gününde Allah Teâlânın yanında nurdan yüksek koltuklar üzerinde otururlar. (Müslim, İmâre-18)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
bilgi 2017-05-19 17:52:33

ya adalet kavramını en çok kullananlar ihmal ediyorsa?