Kur'an, indirildiği andan itibaren sadece dönemine değil tüm zamanlara hitap eden ve tüm insanlığa yol gösteren kitaptır. Evrenseldir ve her kime ulaşmışsa muhatabı da odur. Kur’an’da Peygamber(asm)’a emredildiği gibi:

De ki…“Sizi -ve kime ulaşırsa- kendisiyle uyarmam için bana şu Kuran vahyedildi...” (En’am Suresi, 19)

Kur'an'da anlatılan insanların ve toplumların özellikleri, insanlık tarihinin her döneminde olmuştur. Din dışı yaşayan toplumların hataları, yanlışları ve sapkınlıkları, insanların dine karşı gösterdikleri tepkiler ve kişilik özellikleri bugünün dünyasıyla tamamen örtüşür. İnanan insan bu bilgilerden öğüt alır, ders çıkarır ve karşılaşacağı olaylarda nasıl davranması gerektiğini öğrenir.

Kur’an, “Biz Kitap'ta hiç bir şeyi noksan bırakmadık, sonra onlar Rablerine toplanacaklardır.” (Enam Suresi 38) ayetiyle dikkat çekildiği gibi, insanlara gereken her konuyu açıklar.

Rabbimiz, Kur’an’dan eşi benzeri olmayan, eksiksiz, doğruyu yanlıştan ayıran bir nur olarak bahseder. Onun ipine sarıldığımızda bizleri en doğruya ulaştıracağı bilgisini verir. Allah, “her konudan nice örnekleri değişik ifadelerle verdik ki anlayasınız” buyurur ve Kur’an ayetlerini yine bizzat Kendi verdiği örneklerle açıklar.

(Kur’an,) Ayetleri muhkem kılınmış, sonra hüküm ve hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan (Allah) tarafından birer birer (bölüm bölüm) açıklanmış bir Kitap'tır. (Hud Suresi, 1)

Kur’an’a bakarak onu anlayabileceğimiz ve hayatımıza uygulayabileceğimiz gerçeğini de yine Kur’an’dan anlarız. Allah, “Belki inkârdan dönerler diye, ayetleri böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz” (Araf Suresi, 174) buyurur ve çok açık, net bir hüküm verir.

Yine kendi ifadeleriyle Kur’an eşi benzeri bulunmayan, bizzat kendisini anlatan, her konuyu ayrıntılı açıklayan hayat rehberidir. Noksansızdır, yeterlidir, anlaşılırdır.

Anlaşılırdır ancak Rabbimiz onlarca Kur’an ayetinde, "Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?" buyururken kimileri, “Kur’an’ın ayetlerini sizler okuyarak anlayamazsınız, doğru anlamak istiyorsanız, fıkıh, hadis ve rivayet kitaplarına, siyer kitaplarına, daha önce o konuda verilmiş kararlara başvurmalısınız” derler. Yüzlerce başka kaynaktan yararlanmamız gerektiğini savunurlar. Yine nüzul sebebini bilmeden ayetlerin anlaşılamayacağı iddiası ile tarihselciliği savunan bu kişiler, “Kuran’da nüzul sebebi yazmaz, bu sebeple rivayetlere bakmak gerekir” fikrini ileri sürerler.

Rivayet kültürü ile Kur’an’ı anlamaya çalışmak Kur’an’ı eksik görmektir ve İslam karşıtı oryantalistlerin metodudur. Kur’an ayetlerinin kesinlikle nüzul sebebi ile birlikte okunması gerektiği ve tarihi bilinmediği sürece anlaşılamayacağı iddiası yanılgıdır. Tarihselcilik Kur’an’a aykırıdır; rivayet dininin dayanağıdır ve tarihin karanlıklarından gelen, doğruluğu kesin olmayan kaynaklardan beslenen bir kültürdür.

Peki bu görüş doğru olabilir mi? Yani bir ayeti doğru anlayabilmek, ondan faydalanabilmek için o ayetin hangi olaya bağlı olarak, ne amaçla indirildiğini bilmemiz zorunlu mu? Bu konuda bilgimiz yoksa, söz konusu olay hakkında detaylı bilgi verilmemişse Kur’an ayetini doğru anlamamız mümkün değil mi?

Kur’an’ın detaya girmediği, hükmün hangi sebepten dolayı indirildiğini özellikle açıklamadığı konularda ne yapmamız gerekir? Bunu öğrenmek için rivayetlerden yardım mı almalıyız, yoksa Allah’ın, “sakın emin olmadığınız bilginin ardına düşmeyin” uyarısı gereği, yalnız Kur’an’ın açıkladığı şekliyle mi anlamaya çalışmalıyız?

Allah eğer ayetin nüzul sebebinden Kur’an'da özellikle bahsetmemişse bunun çok önemli bir sebebi vardır, öncelikle bunu unutmayalım. Allah, bizleri doğruluğundan asla emin olamayacağımız kaynaklara muhtaç etmeyeceğine göre yapmamız gereken, Allah’ın açıkladıkları üzerinden ayetleri anlamaya çalışmak olmalıdır.

Bu konuyu bir örnekle daha net açıklamak için, “Ey Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek, Allah’ın sana helal kıldıklarını niçin haram kılıyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir” (Tahrim Suresi, 1) ayetine bakalım. Ayet çok açık, net ve dikkat edersek konu hakkında ayrıntılı bilgi vermiyor. Çünkü bizi ilgilendiren, konudaki detay değil, ayetten çıkarmamız gereken derstir.

Allah ayette, kendi aile içinde eşlerinin belki de geçici hoşnutluğunu sağlamak adına, gerek kendine gerekse genel anlamda anlaşılabilecek bir ‘şey’i kendisine helal olduğu halde, haram kıldığı için Peygamberimiz(asm)’ı uyarıyor. Ayetten alacağımız ders şudur; helal ve haram koyan yalnızca yüce Allah’tır. Bu Allah’ın elçisi dahi olsa değiştirilemez. Çünkü Allah, “Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz." (Kehf Suresi, 26) Anlamamız gereken de, ayette geçen konunun sebebi değil, ayetin kendisidir.

Kur’an’ı doğru anlamak için her konuyu Kur’an’ın bizzat kendisine arz etmeliyiz. Allah indirdiği ayeti anlamamız için nüzul sebebini de açıklaması gerekseydi, elbette onu da bize açıklardı. Kaldı ki Kur’an’da hangi ayetin iniş sebebi bildirilecekse, Rabbimiz o ayeti beyan etmeden önce mutlaka bunu bildirir. Örneğin;

Sana Zu´l-Karneyn hakkında sorarlar. De ki: "Size, ondan ´öğüt ve hatırlatma olarak´ (bazı bilgiler) vereceğim.(Kehf Suresi 83)

Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: "Onlarda hem büyük günah, hem insanlar için (bazı) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından daha büyüktür." Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: "İhtiyaçtan artakalanı." Böylece Allah, size ayetlerini açıklar; umulur ki düşünürsünüz. (Bakara Suresi 219)

Sana ruh'tan sorarlar; de ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir, size ilimden yalnızca az bir şey verilmiştir." (İsra Suresi 85)

Yukarıdaki ayetlerde Allah hangi ayetlerin ne sebeple indirildiğini bildiriyor. İnsanların, dine ait konularda Kutlu Peygamberimiz(asm)’a sordukları konuların açıklamasını yapan Allah, bunu açıklarken de o ayetlerin bir sebep ile indirildiğinin bilgisini veriyor. Bizler, Allah’ın ahirette sorgulanacağımızı haber verdiği Kur’an’da bildirdikleri ile sorumluyuz. Kur’an’da bildirilmeyen bir konu Müslümanların sorumluluğunda değildir.

(Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana bu Kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik. (Nahl Suresi, 89)

Kur'an bugünle iç içedir; anlatılan her olay karşılaşılacak bir olaydır. Allah indirdiği Kur’an’ı belirli bir dönem için değil, tüm zamana hükmetmek için göndermiştir. Doğru yolu gösteren, rahmet yolunu açan, Müslümanlara müjdeler veren bir İlahî nur, beşerî bir kaynağa muhtaç değildir. Bugün de, yıllar sonra da insanlar için şifa, hidayet, rahmet, hayat kılavuzu ve tek kurtuluş yoludur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.