Şehir hayatının günlük telaşında yabancı mefhumuna sıkı sıkıya sarılan insanların uzun otobüs yolculuklarında hayatlarını bir selamla ortaya döküverdiklerine şahit olursunuz. Henüz beş yaşındaki Hatice ile tanışmamız da böyle oldu. O ve annesi için uzun geçen bir yolculuğun son menzilinde kesişti koltuklarımız. Hatice rahatsızdı, sık sık kusma nöbeti ile kendinden geçiyordu ve annesinin de sabrı taşmak üzereydi. Çocuğun dikkatini dağıtıp annenin biraz nefes almasını sağlamak için selam verdim. Bir bakışta yaşını bilmeme fazlasıyla şaşırmıştı, hâlbuki onun gibi onlarcasıyla ilgilendiğim zamanları düşününce hiç de zor olmamıştı bu. 

Biz Hatice ile pencereden dışarı bakarak keyifli bir sohbete dalmışken annesinin gözleri koltuğun filesindeki kitabıma takıldı. “Ben de çok severim dini kitapları”diyerek söze başladı. Bir çırpıda evliliğinden, gurbette yaşamamanın zorluklarına kadar hayatında önemli saydığı ne varsa anlatıvermişti beni şaşırtacak bir hızla. “Hatta Kur'an okumayı da çok severdim unuttum ama Yasin suresini sürekli okuyorum. Bakara suresinin falan ayetini biliyor musunuz? Ben o ayeti şu kadar kez okudum bitince evimde sohbet verdim ve bir ev sahibi oldum.” 

Öyle ya ev sahibi olmak isteyenler, çocuğu olmayanlar, eşiyle arasını düzeltmek, doğacak çocuğuna güzel isim vermek isteyenler yahut üniversite sınavında evladının başarılı olmasını arzu eden annelerin hepsi de Kuran’a koşuyordu değil mi? Mümin için hayat kaynağı idi Kur'an. Evet, Kur'an hayat kitabıydı, yol göstericiydi, dünyada şaşmaz bir rehberdi. Allah’ın kıymetli elçisinin bizlere bıraktığı hiç kopmayacak olan sımsıkı bağdı. 

Lakin hangi hadiste geçiyordu bu reçeteler yahut gözümüzden kaçan hangi ayette Rabbimiz Kuran’ı böyle okumamızı salık veriyordu bizlere? “Kur'an okumanın ne zararı var?” diyenleri duyar gibiyim. “İnsanlar okusun da hangi maksatla, ne şekilde okursa okusun.” mu diyelim. Bu meyanda Akif’in mısralarını dilimize pelesenk ederken konu üzerine hiç düşünmeyelim mi? Kıymetli hocalarımızdan biri geçenlerde bir açıklama yapmıştı; “Dindarlar artıyor ama dinin kalitesi/ yaşanılırlığı azalıyor” diye. Herkesin kendisine göre anlayıp yaşadığı bir din anlayışımız var çünkü. 

Meseleyi tartışma merkezine çekmek değil niyetim. Karşıt görüşler olduğu gibi fetvalar ( ölen kişinin ardından Yasin okumak yahut sevabını bağışlamak konusu) da var bu konuda. Elem, Aleyna, Yuled gibi isimler anlamlarına bakılmadan verilir oldu çocuklara. Anlamının bir önemi var mı Kur'an’da geçsin yeter mantığı bu olsa gerek. Ya da “Yasin dağıtıyorum yalnız herkes bir tane okuyacak” tembihi ile yanınıza gelenler. “Neden bir tane?” diye sorunca hep aynı cevabı alıyorum “Yoksa anahtar kapıyı açmaz!” Kuran’ı, sünneti, hulefa-i raşidini, sahabeleri, 
Medine ehlinin uygulamalarını, müctehid imamları, icmayı kıyası bir bir gözden geçiriyoruz lakin yine de aradığımız cevapları bulamıyoruz. 

Herkesin tek bir Yasin okuması geleneği nasıl ortaya çıktı yahut borçtan kurtulmakla Fetih Suresi’nin nasıl bir bağlantısı vardır? Ra’d suresi yatalak hastalara iki iyilikten bir iyilik temennisi ile nasıl okunur? Bizler her gün “Gaybı Allah’tan başkası bilemez.” ayetlerini okuyup dururken aklı evveller Kur'an’ın şifrelerini nasıl çözebiliyorlar ve bizzat Kur'an fal, büyü ve kehaneti yasaklarken kıyametin kopacağı tarihi nasıl haber verebiliyorlar? Kuran’a böyle yaklaşmayı hangi tefsir ekolüyle açıklayabiliriz? Kutsal kitabımıza böyle yaklaşmak, bunu bir gelenek haline getirmek dahası kitabımızı Yasin suresi’ne, onu da “Güllü Yasinlerin” surelerin faziletleri bölümüne hapsetmek ne kadar doğru? Sahi faziletlerine dair rivayetler olmayan sureleri ne yapacağız? Rabbimiz onları ne hikmetle gönderdi bizlere? 

Zihnimde onlarca kristal tuzla buz olurken Engin Noyan’ın cümlelerini hatırlıyorum. Hani Kur'an günlüklerinde bahsettiği kayıp ayetle ilgili olan. Bu başlığı ne de yadırgamıştım ilk gençlik yıllarımda. Kuran’ın duvara asılıp asla indirilmemesi yönündeki saygımızı trajikomik bir dille anlatıyordu Noyan kitabında. Otobüsten inerken mırıldanıyorum “Kıymetli ümmetimiz kayıp ayeti çoktan bulmuş asılı olduğu duvardan indirmiş de şifrelerini çözmüş bile. Acaba Engin Noyan şimdi hangi ayetleri arıyordur? 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.