Bu yazıda kurban bayramı kurbanı ile ilgili olarak sıkça sorulan altı soruya kısaca cevap vermek istiyorum:

Yolcuların Kurban Kesmeleri Gerekir mi?
Hanefi mezhebine göre yolcuya kurban kesmek vacip değildir.
Şafii, Hanbelî ve Maliki mezheplerine göre, kesilmesi sünnet olan kurban sorumluluğu, yolculuk nedeniyle sakıt olmaz(düşmez).              

Kurban İçin Niyet Şart mıdır?
Kurban için niyet şarttır. Hatta eğer büyükbaş bir hayvan yedi kişi tarafından kurban edilecekse, bu şahıslardan her birinin kurbana niyet etmiş olmaları gerekir; eğer biri kurban için değil de etine ortak olmak için niyet ederse, hayvanın kurban olarak kesilmesi caiz olmaz.             

Kurban Hangi Günlerde Kesilir?
Kurban kesme vakti, kurban bayramının ilk üç günüdür. Birinci gün kesilmesi daha sevaptır.
İmam Şafii’ye göre, bayramın dördüncü günü de kurban kesilebilir.

Hangi Hayvanlar Kurban Edilebilir?
Şu hayvanlar kurban edilebilir:
*Bir yaşını bitirmiş olan koyun ve keçi ile yedi sekiz aylık olduğu halde bir yaşındaymış gibi görünen koyun.
*İki yaşını doldurmuş sığır ve manda.
*Beş yaşını doldurmuş deve.
Koyun ile keçi birer kişi tarafından; sığır, manda ve deve ise birden yediye kadar ortak tarafından kurban edilebilir.

Fakir Kimse de Kurban Kesebilir mi?
Fakir kimse de kurban kesebilir. Ancak onun kestiği kurban, vacip niteliğinde olmayıp nafiledir.
Fakir kimsenin kestiği kurbanın nafile sayılması nedeniyle fıkıh kitaplarında şu enteresan bilgiler yer almıştır:

Zengin adamın aldığı kurbanlık kaybolduğu için yerine başkasını alıp kestikten sonra eskisi bulunsa, onu da kesmesi gerekmez; çünkü vacip olan görevini yerine getirmiştir.

Fakir kimsenin aldığı kurbanlık kaybolduğu için yerine başkasını alıp kestikten sonra eskisi bulunsa, onu da kesmesi gerekir. Fakire kurban kesmek, başlangıçta vacip olmadığı için, aldığı ilk hayvan adak sayılır, adak olduğu için de, bulunduğunda kesmek vacip olur. 

Kurbanın Eti ve Derisi Ne Yapılır?
Müstehap olan, kurbanın etini üçe bölerek şu şekilde tüketmektir:
*Üçte birini kurban sahibi alır.
*Üçte biri, kurban sahibi tarafından misafirlerine ve dostlarına ikram edilir.
*Üçte biri fakirlere dağıtılır.

Geçimi orta halli olan kimseler, kurban etinin tamamını veya tamamına yakınını kendi aileleri için saklayabilirler.

Kurban derisi satılıp parası harcanmaz, kesim ücreti olarak kasaba da verilemez.

Kurban derisi işlenerek evde seccade ve benzeri bir ev eşyası olarak kullanılabilir.

Kurban derisi, satılması halinde parası tasadduk edilmelidir. Kurban derisi, tasadduk edilecekse, dinen sadaka verilmesi caiz olan bir kişiye veya hayır işlerine bakan bir kuruma verilmelidir. Dini açıdan zengin sayılmanın ölçüsü, Zekât verecekler ile fitre ödeyip kurban kesecekler için aynı mıdır?

Dini açıdan zengin sayılmanın ölçüsü, zekât verecekler ile fitre ödeyip kurban kesecekler için farklı mıdır?
Zekât vermek için, artıcı nitelikteki ihtiyaç fazlası nisap miktarı mala, bir kameri yıl boyunca, sahip olmak gerekir.

Fitre vermek ve kurban kesmek için de ihtiyaç fazlası nisap miktarı mala sahip olmak gerekir. Ancak bu malın artıcı nitelik taşıması ve kişinin anılan mala bir yıl boyunca sahip olması gerekmez.

Bu durumdaki bir mala sahip olan kişiler zengin sayılacaklarından kendilerine zekât da verilmez. Konuyu şöyle bir örnekle açılayabiliriz:

Bir kişinin oturduğu evi dışında kiraya verdiği bir evi olduğunu düşünelim. Bu ev, kendisi için asli ihtiyaç değildir. Ancak evin kira gelirleri aydan aya harcanmakta ve kişinin sahip olduğu para nisap miktarına ulaşmamaktadır. Bu şahsın zekâta tabi başka bir malı da yoksa zekât ödemesi gerekmez. Fakat zaruri ihtiyaçları dışında kalan bu ev, artıcı nitelikte olmamakla birlikte, değer olarak nisap miktarını geçtiğinden, kişi -zekât vermekle mükellef olmadığı halde- zengin sayılır. Bu sebeple söz konusu kişinin fitre ödemesi ve kurban kesmesi gerekir; ayrıca kendisine zekât verilmez.

Kurban Kesme Yerine Sadaka Verilebilir mi?
Bir ibadetin sorumluluğundan, bir başka ibadet yapmak suretiyle kurtulmak mümkün değildir. Mesela namaz yerine oruç tutmak, hac yerine zekât vermek kesinlikle doğru olmaz.

Kendi kararımızla bir ibadetin yerine başka bir ibadet yapma yetkimizin olmayışı, dinde bir takım kolaylıklar bulunmadığı anlamına gelmez. Konunun açıklığa kavuşması için dini sorumlulukları yerine getirmede tanınan kolaylıklara bazı örnekler verelim:

BİR: Düşkünlük derecesine varan yaşlılık ve iyileşmeyecek hastalık nedeniyle, fidye ödeyerek Ramazan orucunun borcundan kurtulmak için bir düzenleme yapılmıştır.
İKİ: Hacda Hedy kurbanını kesemeyenler için de, üç günü hacda iken yedi günü de memlekete döndükten sonra toplam on gün oruç tutma şartı vardır.
ÜÇ: Hata ile bir mü’mini öldüren kişiye, diyet vermenin dışında, bir köle azat etmek, gücü yetmezse peş peşe iki ay oruç tutmak şarttır.
DÖRT: Karısını, annesine benzettiği için zıhar kefareti ödemesi gereken kişi için de gücünün yetip yetmemesi durumuna göre sırayla şu üç cezadan birini ödemesi gerekir: Ya bir köle azat eder, ya altmış gün peş peşe oruç tutar veya altmış fakiri bir gün doyurur.
BEŞ: Yaptığı yemine riayet etmeyen kişi ise sırası ile gücünün yetmesine göre şu üç işten birini ceza olarak yerine getirir: Ya bir köle azat eder, ya on yoksulu bir gün doyurur veya üç gün peş peşe oruç tutar.  
 
Bütün bu kolaylıklara rağmen insanın kendi kendine karar verip bir ibadetin yerine başka bir ibadet yapması ve böylece sorumlu olduğu bir işten kurtulması mümkün değildir.

Kurban kesmek bir ibadet olduğu gibi, sadaka vermek de başka bir ibadettir. Her ikisinden dolayı sevap kazanırız; her birini kendi yerine yaparız. Güzel bir iş yaparak zamanı, şekli ve kapsamı dinimizce belirlenmiş olan bir ibadeti ilga edemeyiz.

Kurban kesmek yerine kasaptan bol miktarda et alıp fakirlere dağıtmak veya kurbanın değerinden daha çok parayı tasadduk etmek suretiyle kurban kesmiş gibi olamayız. İbadetlerin bazı hikmet ve faydalarına bakarak:

“Bu faydaları şu işle de gerçekleştirebiliriz” demek, son derece yanlıştır. Her ibadetin bizim bilmediğimiz daha nice faydaları vardır. Esasen ibadetleri, Kur’an’ın bildirdiği ve Hz. Peygamber’in öğrettiği şekilde yapmalıyız. Hiç kimsenin dinde birtakım değişiklikler yapmaya hakkı ve yetkisi yoktur.

Kurban kesme yerine parasal yardım yapmayı önerenlerden bir kısmı, hayvan haklarından ve hayvan sevgisinden yola çıkarak bu teklifi gündeme getirmektedir. Oysa İnsanlar arasındaki et tüketimi süreklidir. Kasaplar daima çalışmakta, mezbahaneler hiç kapanmamaktadır. Evlerde, lokantalarda her gün etli yemekler pişmektedir. Piknik alanlarında mangal dumanları hiç eksik olmamaktadır.

“Bütün bunlar olmasın” anlamında yazmıyorum; şunu söylemek istiyorum:
Bazı hayvanların eti helal bazılarınınki haram kılınmıştır. Et yemek bir ihtiyaçtır. Savurganlık ise her alanda yasaktır.

Kurban bayramının ilk üç gününde çok sayıda hayvanın kurban edilmesi neticesinde, gerekli tedbirler alınmayarak, israfa yol açılmamalıdır. Şurası unutulmamalıdır ki, bu konuda gerekli tedbirlerin alınması, ilgili ve yetkili bütün Müslümanlar için önemli bir görevdir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol