Son yazımızda Cemaatler ile Din Görevlilerinin pek anlaşamadığı hatta birbirlerini rakip gördüklerini dile getirmiştik. Öncelikle cemaatleri ikiye ayırarak yazıya başlayalım ki bir kafa karışıklığına neden olmayalım.

Cemaatten kastımız görevi sadece okul, yurt, kurs, burs, aş evi, fakirlere yardım, eğitim, öğretim faaliyetlerinde bulunmakla birlikte tek bir kitap ve tek hocaefendi dayatması yapmayan cemaatler değil elbette.

Kastımız, insanların iradelerine belli kaynaklar ve belli hocaefendiler liderliğinde hükmederek onların diğer Müslümanlarla bir araya gelmesine engel olacak şekilde tek yönlü beyin yıkama faaliyeti içinde bulunan cemaatler.

İlahiyat mezununu tartışmaya bile gerek duymayarak İmam Hatip Okulundan toplamda 3600 saat Mesleki Eğitim gören bu okul mezunlarından söz etmiştik. Yani İmam Hatip mezuniyeti sonrası göreve atanan bir Din Görevlisinin azımsanmacak derecede dini eğitim aldığı apaçık ortada…   

Alınan yüzlerce saatlik eğitim, İmam Hatipliye başka cemaat mensupları ve ideolojiler karşısında ilmi bir üstünlük katar.

Birbirinden karakter, siyasi görüş, mezhep ve meşrep farklılığı olan 60 ile 90 farklı hocadan ders almanın avantajı olarak farklı görüşlerin artı ve eksilerini önceden test etme imkânı bulur. Cemaatler ve ideolojiler hakkında önceden bilgi sahibi olması onun her önüne gelen grubun içine girip zaman kaybetmesinin ve bocalamasının önüne geçer.  

Mesleki Eğitimin yanı sıra bir İmam Hatipli adeta Kur’an’ın tefsiri mahiyetinde her ortaokul-lise öğrencisi gibi Matematik, Coğrafya, Fizik, Kimya, Sağlık, Biyoloji… ve benzeri dersleri de ek olarak görür. Görmekle kalmaz bu derslerle Kur’an ve Sünneti bir arada düşünerek ayet ve hadislere farklı bir boyuttan bakma yeteneği kazanır.

Ayrıca İmam-Hatip okullarında üniversiteye hazırlığın yanı sıra Diyanet İşleri Başkanlığı kapsamında görev almalarına yönelik verilen eğitim sayesindedir ki bu okul mezunları topluma dini önder olacakları bilinciyle hayatta üstlenecekleri zorlu role hazırdırlar.

Bu noktada Din görevlisi ile Cemaat mensubu birçok noktada birbirinden ayrışır. Cemaat mensubu, manevi bir boşluk ve hizmet aşkıyla gittiği cemaatte topluma lider olma gibi bir düşünce içinde olmadığı için liderlik özelliğini hiçbir zaman kazanamaz. Çünkü cemaate gitme amacı mihraba geçme niyetinden uzaktır.

Cemaat mensubu, cemaatin içinde pasif konumda sadece dinleyici iken İmam Hatipli eğitim sürecinin aktif elamanıdır. Sorar, araştırır, kafasına takılan soruyu özgürce arkadaşları ve hocasıyla tartışabilir. Ama cemaatte bir kez sorma ve verilen cevapla iktifa etmek mecburiyeti vardır. Tatmin olunmayan sorunun peşine düşen müntesibin cemaatteki konumu tartışmalı hale geleceği için susmak tercih edilecek en hayırlı seçenektir.

Cemaat mensubu tevafuk ettiği bilgileri dinlerken İmam Hatipli müfredat kapsamında yüzlerce konunun muhatabı olur. Hem de dinlediği konulardan sınav olmak durumunda kalacağı için zorunlu olarak anlatılanları içselleştirir.

Kaynak kitaplar konusunda da Cemaat mensubu ile İmam Hatipli arasında büyük farklar bulunur. Cemaat mensubu üç-beşi geçmeyen kaynakla sınırlı bilgiye sahipken sahip olduğu bu bilgi ve kaynağının İslam literatüründe ne derece sahih olduğundan habersizdir. Genelde Arapça öğrenme amaçlı bazı fıkıh kitapları okumaktan öteye geçmeyen kaynaklar cemaatin amaçlarıyla örtüşen türden eserlerden ileri gitmez. Zaten Cemaatte Arapça öğrenme amaçlı okunan Fıkıh kitapları ile cemaat mensubunun fetva vermek gibi bir yetki ve yeterliliğe ulaşma imkânı da bulunmaz. İmam Hatipli bu noktada cemaat mensubunun fersah fersah önündedir. Aldığı her farklı derste o dersle ilgili orijinal kaynaklardan haberdar olur. Bilgiyi nerede bulacağını bilir. İçtihat yapacak düzeyde olmasa da fetva vermede etkili ve yetkilidir.

Cemaat mensubu ile İmam Hatiplinin ayrıldığı bir diğer nokta ise verilen cevaplardaki sorumluluk duygusudur. Cemaat mensubu doğru yanlış her konuda fikir beyan eder. Her ne kadar cemaat mensubu, fikir beyan etmede üstüne vazife olmadığı halde kendini yetkili görse de dinleyenler açısından yetkili görülmediği için fazla ciddiye alınmaz. Yaptığı yanlışlar hoş görülür.

Ama İmam Hatipli için durum aynı değildir. Her verdiği cevap fetva kabilinden dinlenir. Sorgulanır, verdiği istenmeyen cevaplar başka bilenlerce teyit ettirilir. Verdiği yanlış cevabın faturası Din görevlisine bir şekilde ödetilir. Uğrayacağı itibar kaybını da düşünen din görevlisinin yanlış fetva verme, yalanlanacak fetva verme lüksü yoktur.

Peki bunları neden anlattık…

Din Görevlisi ile Cemaat mensubunu yarıştırmak mı?

Hayır…

Din Görevlisinin Cemaat mensubuna on basacağını ortaya koymak mı?

Hayır…

Amacımız, herkesin yerini yurdunu bilmesi. Din Görevlisi ile cemaat mensubunun bulundukları yerin hakkını vermeleri gereğidir.

Din görevlisi aldığı eğitimin gereğini yerine getirecek. Kendisine cemaatten ortaklar ihdas etmeyecek, muhataplar edinmeyecek. İlmi ve duruşuyla ardında saf tutan bütün insanların saygısını kazanacak şekilde Peygamber varisi olduğunun şuurunda olacak.

Cemaat mensubu da mihrapta arkasında saf tuttuğu din görevlisinin mesleğine uygun bir şekilde görevini yapması için yönlendirecek. Rakip görmeden, aşağılamadan, yarışmadan insani yönlerden kaynaklanan eksikliklerini Müslümana yakışır bir şekilde ikaz ederek tamamlayacak.

Cemaat mensubu ve Din görevlisi birbirini tamamlayan iki unsurdur. Kuyuya düşmüş iki insanın kuyudan çıkmak için sırt sırta vererek ayaklarıyla dipten yukarıya doğru duvarda itina ile tırmanmaları gibi her ikisi tek vücut olmak zorundadır.  Yukarıya doğru tırmanan iki kişinin birbirine husumeti nasıl ikisinin bulundukları yükseklik oranında aşağı düşmelerinin şiddetini arttıracaksa Din Görevlisi ile cemaat mensubunun husumeti de aynı şiddette her iki tarafın kaybına neden olur.

Her ikisi de beslendikleri farklı kaynak ve tecrübeleri birleştirmekle güçlenir, tebliğ ve irşat faaliyetlerinde Peygamber ve ashabı gibi İslam’ın dalga dalga toplumda kök salmasına vesile olurlar.

Burada devletçe görevlendirilmek ve sorumluluk makamında oturmak yönüyle en ağır vebal-yük din görevlisindedir. Din görevlisi ilmi noktada eksik, kendini geliştirmede zayıf kalmışsa davul ve tokmağı kaybetmek durumuyla karşı karşıya kalabilir. Bu durumdaki Din görevlisinin namaz memurluğu dışında cemaat nezdinde hiçbir saygınlığı kalmaz. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yeni görevliler 13 ay önce

belediye temizlik memurundan güzel çalışıyor müftülere selam.

Avatar
Kadi duman 13 ay önce

Üzülerek şunu belirteyimki din görevlilerinin belli bir kısmı yapmakta olduğu görevin maneviyatının farkında bile değil... İşin maddi boyutu daha çok onları ilgilendiriyor ve meşgul ediyor... Hele bir kısmı düşmüş lojman peşine... Lojman yoksa benden hizmet beklemeyin diyen bir imam düşünenilirmisiniz...birde sendikalı olanlar var onlar tümden içler acısı...bence diyanet bu yönde yoğunlaşmalı... Ben hiç bir kafede parkta yada her hangi bir yerde tebliğ yapan bir din görevlisi görmedim...gören varmı...

Avatar
ismail 13 ay önce

yaziyi okumadim.okumak da istemiyorum ama lider imami cemaati onunde kaprislerine kapilan yoneticiler de kucuk dusurmek icin illegal yollara basvurmuslardir.

Avatar
Salih 13 ay önce

Etkileyici bir yazı olmuş ama sizin tarif ettiğiniz din görevlisi ancak bir cemâatte yetişmiş olarak Diyanette görev yapan arkadaş lar

Avatar
ihtisaslı 13 ay önce

Dini yüksek ihtisas eğitim merkezlerinden birinde okumaktayım
Sınıfımız da ki 17 kişiden 15 i herhangi bir cemaatte yetişmiş.cemaatte kaç saat ders okutulduğunu onlara sormak lazım. Yazının sonu başından güzel ama buraya basit kalmış

Avatar
imam 13 ay önce

alimler şüphelilere meyledince halk harama düşer imam imamlık yapsa sıkıntı olmayacak ama güneş enerjisi tesisat başka işler yaparsa o zaman düzen bozulur alimlerde yapmıştır ticaret ama o zaman maaşları yoktu şimdi bunların yaptığı nedir o imamların açtığı bidatleri şimdi biz temizleyemiyoruz cemaati öyle bi alıştırmışlar ki biz geldik bazı hoca takımının düzeni bozuldu biz onlara ayak uydurmayınca cemaat de sıkıntı yapıor artık... cehennem alimleri bunlar olsa gerek

Avatar
Para 5 ay önce

İmamların gözlerinin para hırsı bürümüş aylık alacakları günü iple çekiyor maddiyat herşeyleri Cemal'lerde böyle bir durum sözkonusu değil Allah Rıza'sı ön planda