Global dünya seküler insan bugünün sosyal gerçeği. Teknolojinin hayatımıza dâhil olması hatta insan hayatına egemen konuma gelmesiyle birlikte ülkelerin artık sınırları formaliteden ibaret olduğu gibi evlerimizin de sınırı ve mahremiyeti kalmadı.

Asır değişti şüphesiz. Kültürler birbirine olabildiğince yaklaştı. Dünya küçüldükçe küçüldü. Bütün bunlarla beraber, yaşadığımız birçok yerde sünnet ve İslâm şuuru da zafiyete uğradı. Sünneti ve takvayı yaşamak zorlaştı. İnsanın kendisine has, kimseye göstermemesi, kimse tarafından görülmemesi gereken her şeyi göstermek adeta medenilik olarak topluma sunulmaya başlandı. Oysa bu edep perdesinin, hayâ perdesinin, mahremiyetin perdelerinin yırtılmasından başka bir şey değildir. Peki, bu bir yönü ile de nefsin kamçılanıp dini hassasiyetlerin dizginlenmesi demek değil mi? Şu hakikati fazlaca göz ardı ettiğimiz kanaatindeyim; ahir zamanın en büyük özelliği, nefsin en çok şımartıldığı devir olmasıdır.

Müslüman ev ve hayatlarının perdesizleşmesinde önemli faktörlerden biri de hiç kuşku yok ki asosyal medyadır. Mahremiyet “Bir eve girerken izin istemek göz içindir” hadisiyle farklı bir boyuta geçiyor. Hz. Muhammed(s.a.v)’in hayat ve hadislerini rehber edinmeyişimiz, peygamberi bir ahlak üzerine inşa edilen toplumun üzerinde çok fazla sırıtıyor. Asosyal medyada göze ne izin var ne de sınır. Bütün sosyal ağlara göz atacak olursak;

  1. Düğün, nişan gibi evliliğe ilk adım günlerinde çekilen mahremiyet dereceli fotoğrafların boy boy asosyal medyada yer alması,
  2. Gezi, eğlence gibi aile içi programlarda ailenin kendine has sınırların aşılarak çekilen fotoğraf video gibi görüntülerin anında asosyal medyaya servis edilmesi,
  3. Normal şartlarda yanımızda iken birinin eşimize bakması durumunda dünyaları başına yıkacağımız durumlara taş çıkartan görüntülerin sosyal medyada vitrinde sergilenircesine sergilenmesi,
  4. Eşlerin aralarında olan anne-babalarının hatta çocuklarının bile görmemesi gereken hallerinin boy boy herkese gösterilmesi,
  5. Tesettürlü, tesettürsüz aile üyelerinin makyajın dibine vurup bu hallerinin meze gibi topluma sunmaları,
Bütün bu yukarda saydıklarımız buna daha ilavelerde yapabileceğimiz bireyin ev içi ve mahremiyet dairesinde olması gereken özel hal ve durumlarının boy boy namahremlerine gösterilmesi hep toplum ahlakını dinamitliyor ve hem de aile kurumuna tamiri mümkün olmayan büyük zararlar veriyor.
Kişilerin aile mefhumuna ve mahremiyet konusuna ne derece önem verdiklerini de böylece anlaşılabilir. Ne vahimdir ki kendisinin haremine kapı deliğinden bakma cahilliğini gösteren bir sahabeye Hz. Peygamber (s.a.v) “Senin beni gözetlediğini bilmiş olsaydım, bununla gözünü oyardım İzin istemek, evin içerisi görülmesin diye emredilmiştir ” (Müslim, Âdâb, 40, 41)” buyuruyor. Başka bir hadis ile de “Bir kimse, izinleri olmaksızın insanların evinin içine bakarsa, gözünü çıkarmaları onlara helâl olur. ” (Müslim, Âdâb, 43). Peki, bugün kapı deliğinden bakmaya ne hacet kocaman bir delik var adı da sosyal medya. Bence bu sosyal değil insanları asosyal yapan özgüvenini kaybettiren, yapmacık arkadaşlıkların temelini oluşturan büyük bir tehlike, büyük bir delik.
Tehlikenin farkında mıyız dostlar;

  1. Eşimize kızıyoruz asosyal medyaya yazıyoruz,
  2. Derdimiz var ama o kadar sanal olmuşuz ki ailemizle paylaşıp ortak çözüm bulmak yerine saçma sapan cümlelerle asosyal medyada paylaşıyoruz.
  3. Saatlerce asosyal medya da zaman geçiriyor da eşimizle, çocuklarımızla veya iki dostumuzla bir araya gelip sohbet etmiyor istişare etmiyoruz.
  4. Dostlarımızla bir araya geldiğimizde de aramıza telefondan duvarlar örüyoruz. Herkes elinde bir telefon birbirinin yüzüne bile bakmıyor.
Durum bu. Artık telefonlardan asosyal medyadan kafayı biraz kaldırmanın vakti. Bizim insanlara insanların da bize ihtiyacı olduğunu unutmamalıyız. Hayatlarımızı perdesiz eve çevirmemeliyiz. Müslüman hassasiyetiyle Müslümanların asırların birikimiyle oluşturduğu bu medeniyete kültüre sahip çıkmalıyız.
Moda dergilerinin, reklam panolarının, dizi ve filmlerin bize sunduğu Müslüman modeliyle İslam’ın öngördüğü Müslüman modelini bir karşılaştıralım hayatımızı sünnet ve Kuran merkezinde bir nizama sokalım.
Devletin de artık kendine düşeni yerine getirmesi gerektiğini yetkililere anlatalım. Neredeyse çırılçıplak reklam panolarını donatan boy boy reklamları yetkililere bildirerek bu milletin ahlakını bozan bu reklamlara çözüm sunalım. Çözüm arayalım. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da bu konuda gerekli girişimlerde bulunması gerektiği kanaatindeyiz.
Ahlakı olmayan bir toplum, dibi dalgalar tarafından boşaltılmış kaya kütlesine benzer. Günün birinde ufacık bir rüzgarda, dalgada, yağmura yıkılıverir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.