Abdülkadir Selvi: Seçim Öncesi düğmeye basıldı


Türkiye, Berkin Elvan soruşturmasına bakan savcı Mehmet Selim Kiraz'ın dün makam odasında şehit edilmesiyle şoke oldu. DHKP-C'li 2 militanının öldürüldüğü dünkü operasyonu bugünkü yazısında değerlendiren Selvi, olayın sıradan bir DHKP-C eylemi olmadığına dikkat çekti.
 
Selvi, "Ne zaman ki çözüm sürecini başlattık, PKK sahneden çekilirken, uzun bir süredir uykuda olan DHKP-C’yi canlandırdılar." görüşünü okurlarıyla paylaştı.
 
Gezi olaylarının simge isimlerinden Berkin Elvan savcısının seçilmesi rastgele bir tercih olmadığını belirten Selvi, "Siz siz olun İstanbul’daki eylemi DHKP-C’nin sıradan bir eylemi olarak görmeyin." uyarısında bulundu...
 
İşte Selvi'nin bugünkü löşe yazısından dikkat çekici ayrıntılar...
 
...
 
Türkiye’nin gözü kulağı İstanbul’dayken Meclis’tekilerin aklı, fikri, gözü, kulağı listelerde ve seçimdeydi.
 
Meclis’te bir milletvekilinin gündem dışı söz alıp, “Ne oluyor?” diye sormasına bile tanık olmadık.
 
Oysa DHKP-C’nin Berkin Elvan savcısını rehin alması seçimlerle yakından ilgiliydi.
 
30 Mart 1994 tarihi örgütün kuruluş yıldönümü olması nedeniyle eylemin 31 Mart günü gerçekleştirilmesi bir anlam ifade ediyordu.
 
Ancak güvenlik birimleri seçim öncesinde yapılacak saldırılar konusunda kısa bir süre önce uyarılmıştı.
 
Suriye’de Esed rejimi ile yaptığı işbirliği nedeniyle Mihraç Ural’ın hakim olduğu bölgede terör kamplarına sahip olan DHKP-C’nin, 7 Haziran seçimleri öncesinde eylem hazırlığı içinde olduğuna dair bilgiler alınmıştı. Suriye’den girişlerin kapatılması bu açıdan anlamlıydı.
 
Neden 7 Haziran?
 
Çünkü 4 yıl daha seçim yapılmayacak.
 
Gezi olaylarının simge isimlerinden Berkin Elvan savcısının seçilmesi de rastgele bir tercih değildi.
 
Bu arada Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan sağduyulu mesajlar verdi.
 
“Oğlum öldü ama başka biri ölmesin. Savcı serbest bırakılmalı, kan kanla yıkanmaz” dedi.
 
Anneler,babalar böyledir işte.
 
70’lı yıllarda Mahir Çayan, İstanbul’da Sibel Erkan’ı rehin aldığında annesi Naciye hanım, “Yavrum, gel ne olursun , teslim ol çocuğum, benim hatırım için evladım” diye çağrı yapmıştı.
 
Özgecan’ın babası hepimize insanlık dersi vermedi mi?
 
Aynı basiretli değerlendirmeleri ne yazık ki Kılıçdaroğlu’ndan göremedik.
 
CHP lideri, ”Bir ülkenin milli İstihbarat teşkilatı üstüne vazife olmayan işlerle uğraşırsa, Cumhuriyet’in savcılarının odası da davul zurna ile basılır” dedi.
 
Pes doğrusu.
 
Ne zaman ki çözüm sürecini başlattık, PKK sahneden çekilirken, uzun bir süredir uykuda olan DHKP-C’yi canlandırdılar.
 
DHKP-C, Avrupa Gladio’sun üretimi bir örgüt.
 
Sabancı suikastinin faillerinden Fehriye Erdal, Türkiye’nin girişimleriyle yakalandığı Brüksel’de serbest bırakıldı. AB’nin merkezi olan Brüksel!
 
DHKP-C’nin lideri Paşa Güven, Dursun Karataş’ın kirli ilişkileri sonucunda tasfiye edildikten sonra örgüt,”Made-in Avrupa” patentli bir örgüt olarak,” zaman ayarlı” eylemlerde devreye sokuldu.
 
DHKP-C’nin liderlerinden Zerrin Sarı, Seher Demir ve Musa Aşoğlu, kırmızı bültenle aranmalarına rağmen Almanya, Brüksel hattında ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar.
 
Türkiye’yi 12 Mart müdahalesine sürükleyen günlerde de THKP-C kartı sürülmüştü sahaya.
 
12 Mart darbesi, İngiltere’nin hazırlayıp 12 Mart sabahı CIA’ya devrettiği bir operasyondu. Sağcı Demirel hükümetini devirmek için solu kullanmıştı ABD…
 
“Amerika defol” diye sloganlar atanlar, 6.Filoyu denize döken, NATO’nun Ünye’deki radar üssünü basıp, ODTÜ’de Amerikan Büyükelçisinin aracını yakanlar aslında bilmeden Amerikan’ın düğmesine bastığı darbenin gerçekleşmesine hizmet ediyorlardı.
 
Onlar devrim yapacaklarına inanıyorlardı ama saatler darbe için kurulmuştu.
 
Yazık oldu üç fidana…
 
Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı astılar.
 
İhtilal çocuklarını yemişti.
 
Dün 70 yıllardan bir gündü.
 
Akşam oldu.
 
Rehine krizi yeni bir boyut kazandı.
 
Diyalog başladı..
 
Umutlandık.
 
Kan akmadan bu işi sonuçlanmasını bekledik.
 
Saniyeler saat, saatler gün oldu.
 
6 saat 6 yıl gibi geldi.
 
Akşam oldu. Saatler ilerlemeye başladı.
 
Konuşmaların telefonla sürdüğü bir sırada savcının odasından önce bir silah sesi duyuldu, sonra bir bomba patladı.
 
O anda kıyamet koptu.
 
Görüşmelerin kritik bir aşamasında Savcı başından vurularak ağır yaralanmıştı.
 
Görüşmeler sürerken Savcı neden vuruldu?
 
Olay çok sıcak, sorular çok fazla.
 
Söz bitti, silahlar konuştu.
 
Bir kez daha görüşmeler yoluyla sonuç almak mümkün olmadı.
 
Ve Türkiye kanlı bir olayı daha yaşadı.
 
Siz siz olun İstanbul’daki eylemi DHKP-C’nin sıradan bir eylemi olarak görmeyin.
 
Seçim öncesi büyük eylemler için düğmeye basıldı.
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol