Cemaatin kirli ve küflü çamaşırları

Cemaatin kirli çamaşırları

Cemaatin emniyet ve yargı gruplarının faaliyet tarzı, kapsamı ve niyetleriyle ilgili ortaya her gün yeni bir bulgu çıkıyor.

Bunlardan sonuncusu Hürriyet gazetesinin “VİP dinleme” manşetiyle verdiği yeni telefon dinlemeleriydi.

Buna göre 160 işadamı, gazeteci, rektör ve askerin telefonu IMEI numaraları üzerinden dinlenmişti. Bunu tespit eden müfettiş raporu şöyle diyordu: “Ünlü isimler terör ve organize suç örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle dinlendi. 2008-2009 yılları arasında yapılan dinlemelerle ilgili mahkeme kararlarının çoğunun, kod isimlerle alındığı anlaşıldı.”

Bu isimler arasında Ferit Şahenk, Ali Koç, Mehmet Emin Karamehmet, eski Genelkurmay başkanları Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı ve Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, eski Deniz Kuvvetleri komutanları Oramiral Vural Bayazıt ve Oramiral Bülent Alpkaya, şimdi Habertürk Genel Yayın Yönetmeni olan Selçuk Tepeli ile gazeteciler Uğur Dündar, Mehmet Yılmaz, Can Dündar, Faruk Bildirici, Şirin Payzın bulunuyor.

Dinleme müfettiş raporuna göre istihbari...

Yani polis, daha doğrusu istihbarat şubesi bu kişilerin terör ve organize suç örgütü üyesi olabileceklerine dair kimi ciddi bulgular elde etmiş, bunun üzerine savcılığa başvurmuş, savcılık mahkemeden dinleme talep etmiş, yargıç da istihbari dinleme kararı almış...

Eğer böyleyse, polis talebi, savcı istemi ve hakim kararıyla verilen bir dinleme kararından söz ediyoruz demektir. Diğer ifadeyle yasal kılıfına uydurulmuş gayri meşru bir dinleme faaliyeti var demektir.

Ne var ki gazete haberi, (pek anlaşılmıyor ama muhtemelen müfettiş raporuna dayanarak) İstihbarat Şubesi’nin yaptığı dinlemelerin, “terör ve organize suç örgütü üyelerinin yanlarına monte edilerek” yapıldığını belirtiyor.

Bu durumda ise polis savcıyı ve yargıcı sahte isimlerle kandırmış, tam keyfi ve yasa dışı dinleme yapmış demektir.

Peki fark ne?

Fark aslında “hukuk gasbı çetesi”nin ne kadar derin ve sisteme yayıldığıyla ilgilidir.

Bu gayrimeşru iş sadece polis organizasyonu mu?

Yoksa savcı ve hakimin de içinde olduğu bir grubun işi mi?

İkinci ihtimal çok kuvvetli... Bu konuda çeşitli olaylarda karşımıza pek çok bilgi, bulgu ve belge çıkıyor.

HSYK-Yargıtay Hakimi-Özel Yetkili Yargıç-Özel Yetkili Savcı ve polisten oluşan beş katlı geçişsiz, denetimsiz blok bir sistem, içine alınanı kanun gücü üzerinden, savcı ve hakim marifetiyle imha eden gayri meşru bir doku...

Sadece muhaliflerini değil, siyasi ve toplumsal alandaki tüm etkili isimleri kayıt altına alan, fişleyen, buna göre strateji geliştiren bir doku...

Son olayda, VİP dinlemelerinde bu durumu ifşa eden, dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü olan, tüm dinlemelerin 1 numaralı aktörü Ali Fuat Yılmazer’in avukatından gelen bir açıklama var.

Yılmazer haklı olarak tüm sorumluluğun üzerine yıkılmasından rahatsız olmalı ki, bu bir sistem işidir, şeklinde bir açıklama yapma ihtiyacı hissetmiş. Avukatın açıklamasında şu satırlar dikkat çekiyor:

“Her şeyden önce belirtmek gerekir ki, yapılan dinlemeler 2559 sayılı yasa kapsamında yapılmış kanuni işlemlerdir. Burada suç olan istihbari dinlemelerin ifşa edilmesidir ve yasaya göre bu suç savcılar tarafından resmen araştırılması gereken bir suçtur”.

Bu durumda Ali Fuat Yılmazer ve diğer sorumlulara sorulması gereken ilk soru şudur:

Bu polis şefi Ali Koç ve Ferit Şahenk’in, örneğin, hangi suç emareleriyle, hangi istihbari değerlendirme üzerinden dinlenmesini talep etmiştir? Dinlemelerle nasıl bir sonuca ulaşmıştır? Savcılar ve hakimler bu isimlerin dinlenmesine hangi inandırıcı delillerle ikna olmuşlardır?

Kimileri istedikleri kadar cemaati bir sivil toplum örgütü sanmaya devam etsin, bu sorular yanıtlandığı an cemaatin gayri meşru dokusunun iç kıvrımları ortaya çıkar.

Bu arada belirtmeden geçmeyelim, Hürriyet’in bu manşeti attığı gün Ertuğrul Özkök’ün köşesinde Fethullah Gülen’e selam göndermesi pek uygun düşmüştü!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hasan 2 yıl önce

benim anlamadığım, "sizi dinledik" diyen almanya'ya karşı niçin müsamahakar davrandık? Yabancı iki ülke bizim gizli bilgilerimizi dinlediğini resmen açıklıyor, bir de ABD açıkladı, buna rağmen, içeride ajanlık yaptığını söylediğimiz insanlara aslan kesilirken, dinleyenin hangi ülkeler olduğunu açık ve net biçimde bilirken onlara niçin sessiz kaldık? Bana birisi bunu izah edebilir mi acaba? Saygılarımla, iyi yayınlar.

Avatar
keto 2 yıl önce

ben sizleri rüyamda karnınız ateşle dolu olarak gördüm acıdım ama bu haberlerle hak ettiğinize kanaat getirdim ateşi yedilçe hel min mezid deyip haykırıyordunuz görevli melekler siz istedikçe onlar getiriyorlardı

Avatar
ahmet hoca 2 yıl önce

hayret gerçekten öylemi imiş yahu

Avatar
keto 2 yıl önce

celilo artık bu dinleme edebiyatlarını. ayakların yere bASSIN İNSANLSAR RANTI İÇİN SENİN GİBİ SAFDERUNLARI KANDIRIYORLAR.GÖZÜNÜ AÇ