Din adamlarına ve Diyanet'e büyük saygısızlık!

Sabah Gazetesi Yazarı İBRAHİM ALTAY, "Dünyayı dolaşan yalanlar" isimli köşe yazısında Din adamlarına ve Diyanet'e yapılan büyük saygısızlığa değindi. İşte düşman çatlatan o yazı...

Din adamlarına ve Diyanet'e büyük saygısızlık!

Sabah Gazetesi Yazarı İBRAHİM ALTAY, "Dünyayı dolaşan yalanlar" isimli köşe yazısında Din adamlarına ve Diyanet'e yapılan büyük saygısızlığa değindi. İşte düşman çatlatan o yazı...

30 Haziran 2015 Salı 11:00
Din adamlarına ve Diyanet'e büyük saygısızlık!
banner221
Gerçek ayakkabılarını giyene kadar yalan dünyayı dolaşır, demişler. Siz de fark etmişsinizdir; bu hafta birkaç kez dolaştı bile. 
 
Şu satırlar Sözcü'den: "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ve din adamları ile Ak Saray'daki 6 buçuk milyon liralık masada iftar yaptı." Din adamları denilen kişiler bazı eski-yeni bürokrat ve akademisyenler. Devlet görevlileri ya da üniversite çalışanları... Bu tanımlama Sözcü'yü de bir 'din gazetesi' yapıyor haliyle. 
 
'Altı buçuk milyonluk masa' ifadesi dikkatinizi çekmiştir. Meğer masanın değerini Ankara Mimarlar Odası açıklamış. Bu rakam 6 bin 689 asgari ücretlinin maaşına denk geliyormuş bir kısım medyaya göre. Diğer bir kısmına göre ise bilmem kaç bin kişinin fitre parası imiş. Okurlar hassasiyetlerine göre tasnif edilir ve itinayla manipüle edilir durumu. 
 
Haber ışık hızıyla yayılıyor. Doğan grubuna, Zaman grubuna, HDP yandaşı T24 gibi sitelere... "Sözcü'nün haberine göre" safsatasını saymazsak hemen hemen hepsinde aynı cümle, kelime, başlık ve spotlar kullanılıyor. AFP'nin Erdoğan haberini aynı başlıkla veren altı Alman gazetesinde olduğu gibi... 
 
Soru şu: "Haberi biz yapmadık, sadece alıntıladık" demek sizi yalan haber yayımlamış olma sorumluluğundan kurtarıyor mu? Başkalarının yaptığı ya da uydurduğu haberleri kopyalarken büyük 'araştırmacı gazetecilik' yetenekleriniz kendini kapatıyor mu? 
 
Amacınız bir gerçeği ortaya çıkarmak olsaydı şu soruları sormuş olmanız gerekmez miydi: "Masayı kim yapmış? Ne zaman yapmış, ne zaman satmış? Kim almış? Kaç lira ödemiş? Fatura ya da diğer belgeler nerede?" Yoksa siz 'göz kararı' gazetecileri misiniz? 
 
Amacınız gazetecilik yapmak olsaydı 'cevap hakkına saygı' göstermez miydiniz? Cumhurbaşkanlığı'nı arayıp "Hakkınızda şöyle iddialar var; cevap vermek ister misiniz" demez miydiniz? 
 
Haberinizin yanlış olduğu ortaya çıktıktan sonra "Ama biz masayı değil mutfağı kastetmiştik" diye işi gargaraya getirmek ya da açıklamayı yorumsuz olarak arka sayfadan vermek yerine, özür dileyip düzeltmez miydiniz? 
 
Unutmayın! Özgür bir basın olmanın ön şartlarından biri 'doğru ve adil' olmaktır. Ancak böyle güçlü ve objektif bir basın özgürlük davasını hakkıyla savunabilir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner220