Erdoğan'la Putin'in görüşmesi ne anlam ifade ediyor?
Kanal A'da yayınlanan Fatin Dağıstanlı'nın sunduğu 'Türkiye'nin Seçimi' programına konuk olan Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Ayrancı, Yenişafak gazetesi yazarı Çetiner Çetin ve Takvim gazetesi yazarı Bülent Erandaç, Türkiye-Rusya ilişkilerine dair değerlendirmelerde bulundu. 

İşte programda konuşulanlardan önemli satırbaşları:

RUSYA, TÜRKİYE GÖRÜŞMESİNİ BİR FIRSAT OLARAK GÖRÜYOR

Erdoğan'ın dün gerçekleşen Rusya cumhurbaşkanıyla görüşmesinin detaylarını iyi değerlendirebilmek için tarihi bir perspektiften duruma yaklaşan Hasan Ayrancı, "Yalta Konferansı'ndan sonra, Yalta'da dünya güç merkezleri tarafından ayrıştı. O zamandan bu zamana yeni bir paylaşım yapılmamıştı.

Fakat ekonomik gelişmeler, küreselleşme, Rusya'nın Gorbaçov zamanında Sovyetler Birliği'nin dağıtılması, buna karşılık bu aşamada Batılı güçlerin ortamı da biraz boş bulduklarından istediği gibi ortamı yönlendirmeye çalışması ve yeni bir güç paylaşımı noktasında bazı kazanımlar elde etmeye çalışması dünyayı sıkıştırdı.

ABD'nin bu süreçte süper güç olarak kaldığını gördük. Fakat bir süre sonra bu süper güç niteliğini ekonomik olarak devam ettiremedi. Bunun üzerine yeni bir karar aldı. Bir taraftan yumuşak güç, bir taraftan FETÖ'yü kullanmak suretiyle, kendisinin görünüşte çekildiği yerlere kendi temsilcilerini yerleştirmeye çalıştı. 

Daha sonra Rusya gibi kendisini 20 sene sonra toparlayıp ekonomik merkez haline getirmeye, çalıştı. 

Bu aşamada bu paylaşıma dünya devletlerinden yavaş yavaş sesler çıkmaya başladı. Bunun en güçlü ifadesi T.C tarafından Erdoğan tarafından dillendirildi. Bugün bile Tayyip Erdoğan'ın bile yıllar önce nelere kafa tuttuğunu yeni anlamlandırabiliyoruz"
dedi. 
 
YAPILAN GÖRÜŞMEDEN RUSYA DA FAZLASIYLA MEMNUN OLDU



Ayrancı sözlerini şöyle sürdürdü:

" Mesela Mısır politikasını bazı kesimler eleştirdiler. Bir askeri darbe olmuştur, zayıf çelimsiz birkaç kınamayla geçeriz, derlerken, veya Suriye politikasında niye karışıyoruz, derken, Türkiye'nin Sayın Erdoğan'ın ağzından o zamanlardan nasıl olayları analiz ettiğini yeni anlamlandırabiliyoruz.

Bu çerçevede meseleye baktığımızda Rusya'nın da bu gelişmeleri gördükten, onun da bugün gerçekleşen görüşmeyi bir fırsat olarak gördüğünü tespit ediyoruz. 

Yapılan görüşmeden Rusya da fazlasıyla memnun oldu"


TÜRKİYE SORUNLARINI ARACISIZ ÇÖZEBİLEN BİR ÜLKE

Türkiye'nin hem bölgede hem de dünyada söz söyleyen önemli bir ülke olduğunu ifade eden Çetiner Çetin, "Türkiye'nin son 10 yılda geldiği noktada kendi krizlerini çözebilen bir ülke haline geldi.

Osmanlı'nın son 100 yılında da yaşanılan sorunlarda Ruslar, Amerikalılar aracı olmuştu. 
Günümüzde ortaya çıkan bu sorunlarda aracısız bir şekilde problemleri çözmesi Türkiye'nin kendi sorunlarını artık birilerini havale etmeden, kullanmadan çözmesi güçlü bir ülke olarak bölgede yer aldığını görüyoruz.

Bundan sonra benzer krizler olabilir mi? diye sorarsak, Rusya'nın bölgedeki gücüne de bakmak gerekiyor.

Suriye meselesine girdiğimizde, iki tane askeri üssü olan, operasyonları rahatlıkla yürütebilecek bir Rusya'dan bahsediyoruz. 

Rusya meselesi bizim sadece, ihracat, ithalat, enerji değil, yarın ve daha sonraki bölgesel koşullardaki duruşumuzu da etkileyen bir durum olarak karşımıza çıkıyor" şeklinde konuştu.

RUSLARLA ORTA ASYA'DA ORTAK POLİTİKALAR GELİŞTİREBİLİRİZ

Çetin sözlerine şöyle devam etti:

" Sovyet Rusya dağıldığında bizler Amerikancı bir mantıkla komünizmin dağıldığını düşündük ama dünya tek kutuplu bir ülke haline dönüşünce bütün denklemler alt üst olmaya başladı. 

Çok kırılgan bir zemindeyiz. Önümüzdeki süreçte Irak'ta ciddi kırılmalar yaşanmaya başlayacak. Kürtler kendi arasında kırılmalar yaşamaya başladı.  Merkezi yönetimde Şii'ler kendi arasında kırılmalar yaşıyor. Şam'da eğer bu şekilde devam ederse ne olacağını görüyoruz.

Türkiye'nin hem kendi krizini çözüyor hem de bölgesel bir aktör gibi hareket ediyor.

Bu açıdan baktığımızda Rusya'yla yapılacak görüşmeler büyük bir önem arz ediyor. 

Azerbaycan'dan başlayıp Kazakistan'a uzanan bir coğrafya da uzanıp Turgut Özal'lı yıllarda başlayan FETÖ akışı var. 

Daha devletçi bir politikayla Ruslarla birlikte Orta Asya'da ortak politikalar geliştirebiliriz.

Bu süreçten sonra daha tehlikeli bir sürece de gireceğiz. ABD bundan sonra daha şaşkın hareket edecektir. Darbe sonrasını çok iyi bir şekilde hesaplamadılar çünkü. Halkın darbeye destek vereceğini ya da en azından bazı siyasi partilerin darbeye destek vereceğini de hesaplamışlardı muhtemelen.  

Dolayısıyla bu hamleleri de boşa çıkmış oldu. Türkiye bölgede ve dünyada ilişkileriyle yeni bir döneme doğru gidiyor" 


 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol