Faruk ÇAKIR'dan Mehmet Görmez' Destek
Gazete, dergi, televizyon, internet ve diğer medya vasıtaları insanları doğruluğa teşvik için çok önemli bir vesile ve vasıta olabileceği gibi; bütün bir milleti uçuruma da sürükleyebilir.
 
Bıçak gibi: Katillerin elinde zararlı, doktorların elinde faydalı...
 
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen ‘Medya ve Din Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada bu noktaya dikkat çekmiş. “Dünün Türkiye’sinde irtica söylemi ne ise bugünün dünyasında da İslamofobi odur” diyen Görmez’in tesbitlerinin bir kısmını özetlemekte fayda var:
 
*Medya marifetiyle bize ulaştırılan bilginin sorgusuz sualsiz olarak kabul ettirilmeye zorlanması doğru değildir. Bize bir haber getirenden, bize bir şeyler söyleyenden, bizi bir konuda bilgilendirenden istediğimiz tek bir şey vardır, o da sahih ve güvenli bilgidir.
 
*Dinimizin bilgi kaynağı sadık haber ve adil şahittir. Medyada aslolan da doğru bilgilendirmedir. Bugün bir medya organından yetkin bir insan olarak beklentimiz sağlıklı, doğru bir bilgilenmeye olan ihtiyacımızın meşrû yollardan sağlanmasıdır. Hiç kimse kullanılmak istemez, oyuna getirilmek istemez, insanlık değerleriyle karşı karşıya gelinmesini kolaylaştıran bir yönlendirmeyle istismar edilmek istemez.
 
*Din medya ilişkisi içler acısıdır ve pek çok noktada medyanın bu konudaki yaklaşım biçimlerinin hemen her bir inanmış insanı rahatsız ettiğini belirtmek isterim. Medya ve din arasındaki ilişkilerin seyrettiği zemin eğer Türkiye bağlamıyla sınırlı kalmayı göze alırsak hiç kuşkusuz rahatsızlık verici, üzücü ve incitici bağlamlarda ilerlemektedir. Dünün Türkiye’sinde irtica söylemi ne ise bugünün dünyasında da İslamofobi odur. Böyle bir güce sahip olan medyada genellikle din bir Ramazan sayfası ve Cuma saati programı olarak görülmektedir. İşte medya-din ilişkisinde asıl sorun budur.
 
*Dini takvim yaprağına, Ramazan sayfasına ve Cuma saatine indirgeyen bir medya Müslümanlığı tarzı bir ilişkiyle medya-din ilişkisi sağlıklı bir zemine oturamaz. Yılın belli bir ayında, haftanın bir gününde dini bir sayfa hazırlatan ya da bir program yayınlayan bir medya organının dini ele alış biçimi ne kadar doğrudur, sorgulanmalıdır. Halbuki dinin medyadan istediği yalan haber yapmamaktır, doğru haber vermektir. Kişinin mahremine girmemek ve hiç kimseye iftira atmamaktır. Bu tarz ahlâkî kaygılar olmaksızın Cuma sayfası hazırlamak veya dinî konuları içeren köşe yazıları yayımlamak ya da belirli zamanlarda televizyonlarda dinî bir program yapmak herhangi bir anlam ifade etmez.
 
*Bugün ayrıca önemle üzerinde durulması gereken bir başka husus da sosyal medyadır. İnternet ortamında, sanal âlemde insanlar, gerek kendi kimliklerini gizleyerek ve gerekse deşifre ederek yerli yersiz her şeyini paylaşmakta, bunu yaparken de hiçbir değer ve ölçü tanımamaktadır. Bunun toplumda çok büyük ahlâkî yaralar açtığı herkesin malûmudur. Maalesef çocuklarımızı medya ile buluşturmak için değil, ondan korumak için tedbir almak zorunda kalıyoruz. 
 
*Aslında din medya ilişkisi bu çağın paradigması ile de yakından ilgilidir. Bu çağ en geneliyle bir tüketim, hız ve haz çağıdır. Olduğundan farklı göstererek reklâm yapma, kadını kişiliğiyle değil dişiliğiyle bir cinsel objeye dönüştürme bu çağın en önemli problemidir. Bu bağlamda tüketimi yaygınlaştıran ve bir hayat modeli haline gelmesini sağlayan en önemli işlev medyanın üzerindedir. Bu noktada din ve dinî değerler, gerek reyting, gerek rekabet, gerekse daha çok kazanma uğruna kimi zaman hakikat çarpıtılarak, kimi zaman da dini duygular istismar edilerek acımasızca heba edilmektedir. (Kaynak: www.diyanet.gov.tr, erişim: 3 Nisan 2015)
 
Doğru tesbitler... Anlaşılan, din ve medya ilişkisini daha uzun süre konuşmak durumunda kalacağız...
 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.