Haber siteleri yasasına kavuşuyor

 
İnternet haber sitelerinin Basın Kanunu kapsamına alınmasıyla ilgili yasa tasarısı Adalet Komisyonu'nda görüşüldü. Alt komisyona sevk edilen tasarıda gönüllülük esasının geçerli olduğunu söyleyen Arınç, mütavazi ve iyi niyetle hazırlanan tasarıda internet gazetecilerine yeni haklar getirildiğini anlattı.

Yaptırımımız yok

Başbakan Yardımcısı Arınç, haber sitelerini Basın Kanunu kapsamına alan tasarıya ilişkin, "Gönüllülük esasına dayalı; 'kanun kapsamına girmeyeceğim' diyene, yaptırımımız yok" dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, internet haber sitelerinin Basın Kanunu kapsamına alınmasını öngören kanun tasarısının Adalet Komisyonu'ndaki görüşmelerinde yaptığı konuşmada, internetin ülkeye girişinden itibaren internet gazeteciliğinin de gündeme geldiğini ve hızla mesafe katettiğini söyledi.

Hemen hemen bütün yaygın ve yerel medya kuruluşlarının kendi adıyla yayın yaptığı internet haber siteleri mevcut olduğu gibi, bağımsız internet haber sitelerinin sayısının da hızla arttığına dikkati çeken Arınç, internet gazeteciliğinin başta haberi verme hızı olmak üzere pekçok yönden yazılı basının sınırlarını zorladığını vurguladı. Arınç, "İnternet medyasının yaygınlaşmasıyla birlikte internet ortamında basın özgürlüğü, kişisel hak ve özgürlüklerin korunması, telif hakları, reklam payları ve internet üzerinden haber yayını yapan kuruluşların basın kartı sahibi olması, internet ortamında yayın yapan gazetelerin basılı gazetelerin sahip olduğu haklardan yararlanamaması ve dolayısıyla tabi olduğu sorumlulukların dışında kalması... Bütün bu sorunlarla birlikte gündeme gelmiş ve internet medyasına ilişkin bir yasal çerçevenin çizilmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır" diye konuştu.

TBMM'de kurulmuş olan Bilişim ve İnternet Araştırma Komisyonu'nun hazırlamış olduğu sonuç raporunun internet medyası kısmında yer alan görüş ve önerilerde de bu zorunluluğa işaret edildiğini anlatan Arınç, tasarıda bu önerilerin karşılandığı görüleceğini söyledi.

Tasarıya ilişkin bilgi veren Arınç, "Bu komisyon raporunun 145. önerisinde 'internet yayıncılığının Basın Kanunu kapsamında yayıncılık, çalışanların ise basın çalışanı sayılabilmesini teminen internet haber sitelerince internet ortamında yapılan yayınların Basın Kanunu kapsamına alınması ve Basın Kanunu ve ilgili diğer mevzuatın bu amaçla yeniden düzenlenmesi, bu sayede internet medyasını da içeren kapsamlı bir mevzuatın oluşturulması ve  bu mevzuatta haber üzerindeki hak sahipliğinin tespiti hususuna yer verilmesi önem arz etmektedir' diyor. 146. ve diğer önerilerde de bu konuda bizlere bir görev yüklüyor" ifadlerini kullandı.

Arınç, Bu çerçevede Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü koordinasyonunda ilgili kurumlar olarak RTÜK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, Basın İlan Kurumu temsilcilerinin katılımıyla oluşturulan çalışma grubunca hazırlanan taslak üzerinde Türkiye Halklar İlişkiler Derneği, Radyo Televizyon Yayıncıları Federasyonu, Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği, Türkiye Gazeteciler Federasyonu, İnternet Yayıncıları Derneği, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Medya Derneği ve Tüm İnternet Medyası Derneği gibi ilgili basın meslek kuruluşlarından görüşlerini bildirmeleri istendiğini anımsattı.

Bunlardan Türkiye Halkla İlişkiler Derneği, Radyo Televizyon Yayıncıları Federasyonu, Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği, Gazeteciler Cemiyeti ve Tüm İnternet Medyası Derneği tarafından bildirilen görüşler değerlendirilerek, uzun bir çalışma süreci sonunda bu kanun tasarısının hazırlandığını belirten Arınç, tasarıyla internet haber sitelerinin 5187 sayılı Basın Kanunu kapsamına girmelerinin önünün açıldığını ifade etti.

Buna bağlı olarak internet haber sitelerinde çalışanların Basın İş Kanunu'nun sağladığı iş ve sosyal güvenceden yararlanmalarına imkan sağlanacağını da kaydeden Arınç,  internet haber sitelerinin sahip ve çalışanlarına basın kartı alabilme imkanı getirildiğini vurguladı.

Arınç, internet haber sitelerinin resmi ilan ve reklam yayınlamaları için gereken değişikliklerin yapıldığını, internet haber sitelerinin 5651 sayılı kanunda yer alan yükümlülükleriyle sorumluluklarının da devam etmesinin öngörüldüğünü söyledi.

 "Buradaki hedefimiz, internetteki haber siteleri"

Arınç, özellikle medya kurumlarından sorumlu bir bakan olarak görevlendirildiğinde bir kaç konuya dikkat ettiğini, bunlardan birinin de Basın Kanunu olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

"Yeni çıkmıştı. 2004'te yapılan bir şurayla birlikte 2005'te de yasalaşmıştı. Basın Kanunu'ndan doğrusu çok fazla bir şikayet yoktu. Özgürlükçü bir basın kanunu olduğu yönünde de görüş birliği içindeydik. Bu kurumlardan sadece RTÜK'teki kanun, 20 senelik bir kanundu. Orada bazı Anayasa Mahkemesi kararlarıyla doğan boşluklar bazen de AB medya yönergesinin dışında kalan hükümlerle tanınmaz, birbiriyle ahengi, akordu kalmamış bir kanun önümüzde duruyordu. İlk olarak RTÜK Kanunu'nu yenilemek amacıyla takriben 1 seneye yaklaşan bir çalışma yaptık. 2011 Mart ayında yeni RTÜK Kanunu kabul edilerek yürürlüğe girdi. CHP tarafından Anayasa Mahkemesi'ne müracaat edilmişti. Sonradan verilen kararla da anayasa aykırılık itirazı reddedildi, RTÜK Kanunu yürürlüğe girdi.

Bir eksiğimiz özellikle internetteki gelişmeleri takiben, internet haber siteleriyle ilgili bir şeyler yapmamız gerektiğini düşündük. İnternet medyasıyla ilgilenen değerli arkadaşlarımız bizi bu konuda hem teşvik ettiler, hem yol gösterdiler. Bu geniş, bu sınırsız dünyada, artık gazetelerin yerini haber sitelerinin de almaya başladığını gördüğümüzde bir yasal çerçeve içerisinde bazı hak ve imkanların da internet haber  sitelerine verilmesi gerektiğini kabul ettik."


Buradaki hedeflerinin internetteki paylaşım siteleri değil, internetteki haber siteleri olduğuna işaret eden Arınç, şöyle konuştu:

"Haber sitelerinin ne olduğunu da hem Basın Kanunu'nun içerisine tarifiyle birlikte koymalıyız hem de ilgili mevzuat hepsi önümüzde, mevcut olanlardan istifade ettik. Kendileri bildirimde bulunmak suretiyle Basın Kanunu'nun sağladığı haklardan, imkanlardan yararlanacaklardır. Bu gönüllülük esasına dayalıdır. Yani bir internet haber sitesi, 'ben bu kanun kapsamında değerlendirilmek isteniyorum' dediğinde, adeta bir yazılı veya süreli basının çıkışındaki şartlar gibi çalıştıracaklarını, kimliğini ve diğer istediğimiz belgeleri sunacaklar ve bunun üzerine kendilerine gazeteci mesleğini yapan kişi olarak basın kartı verilecek, tanımı yapılacak, ilan ve reklamlardan haklarıyla istifade edeceklerdir. Çünkü bugün yazılı basında 300 bin, 500 bin satan gazetelerin yanında, 1 milyon, 2 milyon, 3 milyon tıklanan ve ilgiyle takip edilen haber sitelerinin de bulunduğunu biliyoruz. Bunlar eleman çalıştırıyorlar, yazılar yazıyorlar, ilginç haberler buluyorlar ve önemli bir alanda büyük bir boşluğu dolduruyorlar. Dolayısıyla 'ben hayır bu kanun kapsamına girmeyeceğim' diyene, bir yaptırımımız yok. Onlar genel hükümlere göre, bugüne kadar nasıl geldilerse bundan sonra da öyle devam edecekler. Ama 'ben yeni haber sitemi buna göre kurmak istiyorum' veya 'mevcut haber sitemi kanunda tanımlanan usule uygun hale getirmek istiyorum' derlerse onlar için bu kanunumuzda belli şartlar vardır. Zorlayıcı bir hüküm yoktur."

Bu kanun üzerinde çalışırken önlerine büyük engeller çıktığını belirten Arınç, "Doğrusu ben arkadaşlarımıza verdiğim sözleri zamanında yerine getirmedim. Çünkü o tarihlerde işte yasama döneminin başında, o bitti öbür yasama döneminin başında...Talik etmek zorunda kaldık. Bunun da sebebi bilişim dünyasında, internet dünyasında yaşanan olumsuz gelişmeler oldu
" dedi.

Arınç, bugün de o tartışmaların devam ettiğini vurgulayarak, şunları söyledi:

"Her ne kadar biz itiraz eden kişilere, 'bunlar internet haber sitesidir, bunlarla ilgili bir sorun yok, bunların kanun tarafından desteklenmesi gerekir. Yanlış anlamayın' dedikse de, birileri bunun da içine cezai hükümler koymak için ısrarcı oldular. Üzerinde çok fazla çalıştık. Ama bizim tavrımız şu oldu; biz pozitif bir düzenleme yapmak istiyoruz. Bu taslağın içerisine bir cezai hüküm koymayacağız. Aslında bununla ilgili bir kanun 5, 6 seneden beri var. Bilişim suçlarıyla ilgili işlenen, takibat nasıl yapılacak, hangi cezalar verilecek... O genel hükümlerin dışında ayrıca haber sitelerinde kişiler adına şahsi hürriyeti bağlayıcı ceza koymak gibi bir düşüncemiz yok. 'Eğer siz öyle düşünüyorsanız biz bundan vazgeçiyoruz' deme noktasına geldik. Arada 3 yıllık bir gecikme vardır. 2011 ortalarında başladığımız çalışmayı bugün uygun olursa sonuçlandırmak istiyoruz ve Meclis tatile girmeden önce de yasalaştırmaya çalışacağız."

"Mütevazi ve iyi niyetli hazırlanmış tasarı..."

Bu arada görüşmelerde, muhalefet milletvekilleri tasarının bazı maddelerine ilişkin eleştirilerini anlatarak, tasarının ilgili kurum ve kuruluşların dinlenmesi için alt komisyonuna sevk edilmesini istedi.

Bunun üzerine Arınç, bu komisyon toplantılarının İçtüzük gereğince yapıldığını anımsatarak,  komisyonun gündemine hakim olduğunu söyledi. Başbakan Yardımcısı Arınç, şöyle devam etti:

"Gelen tasarıda bir maddeyi çıkarmak, bir maddeyi değiştirmek, bir maddeyi reddetmek mümkündür. Arkadaşlarımız genelde olumlu bir tasarı olduğunu ancak bazı maddelerine dikkat edilmesi gerektiğini söylüyorlar. Ama herkes bilmeli ki içine dinamit falan saklamış değiliz. Yani iddialar ve ithamlar zaman zaman bu komisyonlarda yapılır. Ben RTÜK Kanunu'ndan hatırlıyorum. Her maddesine saatlerce muhalefet eden arkadaşlarımız hiç konuyla ilgili olmayan şeyler söylüyor ve sonunda 'anayasaya aykırıdır' diyorlardı. Nihayetinde Anayasa Mahkemesi'ne gidildi. Öyle olmadığı anlaşıldı. Bunlar görüşlerdir, bunları dinleyeceğiz büyük bir sabır içerisinde. Ben bu mütevazı ama çok iyi niyetli hazırlanmış olan tasarımızın bugün bu heyetimizle müzakere edilebileceğini, farklı düşünceleri dikkate alacağımızı, önergeleri değerlendireceğimizi arz etmek istiyorum."

Alt komisyona sevk edildi

Komisyonda, tasarının alt komisyona sevk edilmesi kararlaştırıldı. Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, daha sonra sektör temsilcilerine söz verdi.

İnternet Medyası Derneği Başkanı Hadi Özışık, internet haber sitelerindeki editörlerin gazetecilik yapabilmeleri için sarı basın kartına ihtiyaç duyduklarını, ancak yasal bir düzenleme olmadığı için 212 Sayılı Yasa kapsamında kadro oluşturamadıklarını söyledi.

Özışık, bu arada, Ali Rıza Öztürk'e, konuşmasıyla ilgili teknik bir düzeltme yapmak istediğini, ancak Öztürk'ün kendisine "Görüşlerinize ihtiyacım yok" yanıtını verdiğini söyledi. Öztürk ise Özışık'ın kendisiyle doğru bir uslupta konuşmadığını ifade etti. Öztürk ve Özışık arasındaki tartışma toplantı sonrasında da devam etti. Tartışmanın büyümesi üzerine milletvekilleri araya girdi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük, tasarıdaki bazı yaptırımları eleştirerek, "Bir gazeteyi, resmi ilanlarını keserek cezalandıramıyorsak, internet haber sitelerini de bu şekilde cezalandıramayız" dedi.

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, tasarıdaki yaptırımlara değindi. Basın kartlarının, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü bünyesindeki Basın Kartı Komisyonu tarafından verildiğini, resmi ilanların ise Basın İlan Kurumu'nca düzenlendiğini anımsatan Bilgin, "Bu durumda basın kartı iptali söz konusu olacaksa buna Basın Kartı Komisyonu karar vermeli. Ya da resmi ilan kesilmesi söz konusu olacaksa buna Basın İlan Kurumu karar vermeli. Bu yetkilerin TİB'e verilmesinin öngörülmesi yanlış" diye konuştu.

"Siyasi etki altında kalmadım"

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, tasarının, son günlerdeki tartışmaların gölgesinde kalmaması gerektiğini, aslında bu çalışmanın 3 senelik bir mesele olduğunu ifade etti.

Tasarı üzerinde işin özüne dönük çalışma yapılması ve zamanın da ekonomik kullanılmasının faydalı olacağını kaydeden Arınç, "Bu tasarıyı hazırlarken siyasi etki altında kalmadım. Bir siyasi irade, 'bunu hazırla' demedi. Gazeteler, cemiyetler, sendikalar, medya kuruluşları da bana bunu demedi.

İnternet medyasında, takdirle izlediğimiz siteler bana bu meseleyi aktardı. Ben de bilgisayarıma döndüğümde hergün okuduğum haber siteleri için düzenleme yapılması gerektiğine inandım.

Günün birinde bu reddedilirse, 'Ben elimden geleni yaptım' derim. Üzerimde siyasi bir sorumluluk yok. Ama onlar bunu hak etmiyorlar."

Basın İlan Kurumu'nun, yerel medyaya senede yaklaşık 300 milyon liralık  ilan ve reklam temin ettiğini belirten Arınç, bu tarifenin her sene artırıldığını ifade etti. Bülent Arınç, söz konusu ilan ve reklam paralarından internet haber sitelerinin de yararlanmasını istediklerini kaydetti.

Sırf bu haktan mahrum olmamak için cinayet işlendiğini belirten Arınç, Sakarya'da yaşanan olayı anımsattı. Arınç, gazete denetiminde Basın İlan Kurumu çalışanı iki gencin şehit edildiğini hatırlattı.

Tasarı, alt komisyona sevk edildi.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.