Kibirli elbiseler içinde cennet tüccarlığı
Kıssa, Hz. Süleyman (a.s.) devrinden.

İnsanların geçtiği yollara konup rızıklarını arayan kuşlar, kendilerine zarar verecek kimselerden korkup kaçarlarmış.

Ancak bir defasında kuşun biri, “dini libaslı(elbiseli)” bir kimse için:

-“Kıyafet itibariyle güvenli bir insan, ben de bir canlıyım, beni korur kollar” demiş. Fakat o kimse kuşun kendisi hakkındaki düşüncesinin aksine kanat ve ayağını çiğneyip geçmiş.

Ayağı kırılan kuş, Hz. Süleyman Peygamberin huzuruna çıkarak ilgili şahıstan şikâyetçi olmuş.

Dava sonucunda kuşa zarar veren kimseye kısas uygulanması istenmiş ve hüküm yerine getirilmek üzere karar verilmiş. Ancak mağdur kuş davaya itiraz etmiş ve demiş ki;

-“Efendim, bu kimseye kısas uygulanmasını istemiyorum. Yalnız üzerindeki dini kisveleri alın ki, başkası da benim gibi aldanıp kolu kanadı ezilmesin”. Kıssa bitti.

¥

Ramazan ayının son sahurunda Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Mehmet Görmez hocamız, Diyanet TV’nin Ayasofya Camii’ndeki sahur programının konuğu idi.

Sözlerinin her bir kelimesi yerli yerindeydi ve “İşte Diyanet İşleri Başkanı, işte Müslüman” diye diye sevincimden gözlerim dolmuştu.

Muhterem hocamızın bir sözü, ben de başta olmak üzere her müminin evinin başköşesine asılması gereken ve beş vakit namaz öncesi ve sonrası, bu sözü okuyarak ibadetimizi yapmamız gereken bir ifadeydi.

-“Zilletten kurtulup, izzetle secde etmeyi nasip et Yarabbi” demişti.

Herkes bilir ki, kıyafetin Müslümanı olmaz, kıyafetin içindeki bedeni taşıyan ruh Müslümandır. Kıyafetle ruh arasındaki dengeyi kurabilmek için zilletten kurtulup izzete girmek gerekir.

Maalesef son yıllarda İslam’ın Müslümanlara önerdiği kıyafetlerde ciddi bir kan kaybı yaşanmaktadır. Sadece Müslümanımsı kıyafetlerle değil, söz ve fiilleriyle de kuş hikâyesindeki şahıs gibi İslam’ın izzetine zarar verilmektedir.

¥

Her mümin bilir ki, İslam amel dinidir ve İslam’ın izzeti disiplinsizliğe müsaade etmez. Beden ve kıyafet olarak İslami görünümlü kimselerin toplum içerisindeki halleri, İslam’ın edeb ilkelerine uymak mecburiyetindedir.

Böyleleri İslam’ın büyük ruhunu; “şanın, şöhretin, şarlatanlığın ve kapitalizmin” sefaletine kurban etmektedirler.

Dünyevi hırs ve zevkleri ile dini değerleri arasındaki mücadeleyi kaybeden kimselerin düştüğü durum, “Kibir libası giymiş Cennet tüccarlarına” benzetilmektedir.

Kibir libaslı Cennet tacirlerine göre kendileri dışındaki Müslümanlar ne yazık ki, İslam’ı anlayamadıkları için kendileri de anlaşılmamaktadır.

Bir daha hatırlatmakta fayda vardır.

Diyanet İşleri Başkanımızın “zilletten izzete geçme” vurgusu sürekli gündemde kalması gereken meselelerimizin başından eksik olmamalıdır.

Sokağa yansıyan halimiz, evdeki halimizi tarif etmektedir.

Menfaatler hırslarımızın zehirli tuzaklarıdır. Bu tuzaktan kurtulmanın tek yolu da zillet halimizi, izzete dönüştürmektir.

Bunun için de başkalarının gözü önündeki saman çöpü yerine, kendi gözümüzün önündeki saban okunu görmemiz gerekir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.