Televizyon süratle bozulmamıza sebep oldu

Klasik Türk-İslam Sanatları üzerine yazdığı eserlerle tanınan Prof. Dr. Uğur Derman, 1970'in başlarında televizyonun Türkiye'ye geldiğini hatırlatarak, "Televizyon süratle bozulmamıza sebep oldu. Aslında televizyon çok faydalı bir alet ama 'acem kılıcı' gibi, iki tarafı da kesen bir alet" dedi.

Televizyon süratle bozulmamıza sebep oldu

Klasik Türk-İslam Sanatları üzerine yazdığı eserlerle tanınan Prof. Dr. Uğur Derman, 1970'in başlarında televizyonun Türkiye'ye geldiğini hatırlatarak, "Televizyon süratle bozulmamıza sebep oldu. Aslında televizyon çok faydalı bir alet ama 'acem kılıcı' gibi, iki tarafı da kesen bir alet" dedi.

22 Haziran 2015 Pazartesi 23:30
Televizyon süratle bozulmamıza sebep oldu
banner221

 
Prof. Dr. Uğur Derman, Türkiye Diyanet Vakfı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ işbirliğiyle gerçekleştirilen 34. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı'nda "Ramazan Sohbetleri"ne katıldı.
 
Beyazıt Devlet Kütüphanesi'nde düzenlenen toplantıda konuşan Derman, 1940'lı yıllardan itibaren İstanbul'da şahit olduğu ramazan ayları ile ilgili hatıralarını anlattı.
 
İstanbul'da 1940'larda yaklaşık 800 bin kişinin yaşadığını aktaran Derman, o yıllarda kimsenin birbirine sıkıntı vermediğini, toplu taşıma aracı olarak da otobüs, vapur ve tramvayların kullanıldığını dile getirdi.
 
Uğur Derman geçmiş ramazanlarda özellikle mahyaları unutamadığını vurgulayarak, şöyle devam etti:
 
"Siz, bu devirde gördüklerinizi mahya zannediyorsunuz. Onlar mahyanın karikatürü. Eskiden, kandil yakılarak, zeytinyağı kandilleriyle mahya hazırlanırmış ama benim devrim elektrik devriydi. O dahi, yine eskiye bağlı bir uygulamaydı. Mahyaları yerde hazırlayıp, iki ucundan tutup minarelerin arasına asmak mefhumu mahyacıların aklına gelmezdi. O dönem, iki minare arasında zaten bir ip vardı. Ampuller şerefelerden tek tek atılır ve o ipin üzerinde giderdi. Teravih namazı başlamadan ampüller düşmeye başlar, bittiği vakit de siz yazıyı okuyacak hale gelirdiniz. Ne yazdığını yavaş yavaş anlardınız."
 
Toplumdaki bozulmayı televizyona bağlayan Derman, "1970'in başlarında televizyon bize geldi ve süratle bozulmamıza sebep oldu. Aslında televizyon çok faydalı bir alet ama 'acem kılıcı' gibi, iki tarafı da kesen bir alet. Eğer insanoğlu iyi taraflarını ele alıp da birşeyler yapmaya çalışırsa, hakikaten çok faydalı. Ama bizde kötü tarafı ağır basıyor. Başta yerli ve yabancı diziler olmak üzere, Türkiye'nin canına okudu televizyon. Kimse kabul etmez ama televizyonu kaldırmak lazım veya kuvvetle kontrol altına almak lazım. Ona da anayasa derler, mani olurlar. İnsanın kişilik haklarına tecavüz manası verirler ve yaptırtmazlar" diye konuştu.
 
Uğur Derman, toplumdaki bozulmayı önlemenin çözümünün kitap okumak olduğunun altını çizerek, "Çare İstanbul Türkçesiyle kitap okumak. Şimdi Refik Halid'in kitapları yeniden basılıyor. Hem de orijinal olarak. Türkçe'yi öğrenmek isteyen Refik Halid'i okumalı. Refik Halid bir ideolojiye bağlı değildir, Türkçe'ye bağlıdır" dedi.
 
Hat sanatına ilişkin geçmişten günümüze yaşanan değişim ve gelişmeleri de aktaran Derman, dinleyicilerin sorularını da cevapladı.
 
Türkiye Diyanet Vakfı tarafından organize edilen ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.'nin katkılarıyla düzenlenen fuarda "Ramazan Sohbetleri"ne Kadir Gecesi'ne kadar, 27 yazar katılacak.
 
Yaklaşık 180 yayınevinin stant açtığı fuarda, edebiyat, tarih, kültür, medeniyet, felsefe ve din alanında yayımlanan kitaplarla Diyanet İşleri Başkanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ, Türkiye Diyanet Vakfı , İSAM, IRCICA ve Kültür ve Turizm Bakanlığı yayınları yer alıyor.
 
AA
 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.