Vaizler ikiye ayrılır: Diyanet vaizeri, Pensilvanya vaizleri
DiNiHABERLER.COM / öZEL


Zaman yazarı Mümtaz'er Türköne, yine yanlı,yanlış ve doldurulmuş yazısıyla okur karşısına çıktı.  "Diyanet, Müslüman'ı siyasi tercihi ile imanı arasında bırakıp, dinden çıkartacak" diyen Türköne, AK Parti'den milletvekili olamamanın  kuyruk acısını çekerken diğer yandan Diyanet'i de yine hedef tahtasına oturttu.

Ey Mümtaz haini, hangi vaiz daha tehlikeli?

Diyanet İşleri Başkanlığında görev yapanlar mı, yoksa bugün yolundan gittiğini ve canınızı verecek kadar aciz duruma düştüğünüz, ülkenin genleriyle oynayan vatan haini Pensilvanya vaiz mi?

Yüce Allah, insanlığa gönderdiği en son mesajı Kur’ân-ı Kerim’de inananlara dünyada “mücadele etmeleri gereken tüm sinsi düşmanlarını” teker teker tanıtmış ve onların özellikleri hakkında “formül niteliğinde çok değerli bilgiler” vermiştir. Zira böyle olmasaydı Müslümanların Yüce Allah’a mahşer günü itiraz etmeleri ve dünyadaki düşmanlarının kendilerine doğru dürüst tanıtılmadığını, o yüzden de onlara yenildiklerini iddia etmek gibi bir hakları söz konusu olabilirdi. Ancak bu kapı, tamamıyla kapatılmış ve hiçbir itiraza mahal bırakılmamıştır. Çünkü Kur’ân, müminlere tüm düşmanlarının vasıflarını açıklamıştır. Dolayısıyla yapılması gereken Kur’ân’ın ne dediğine bakmak, onu doğru anlamak ve düşmanlarını iyi tanımaktır. İşte Kur’ân’ın bu mesajlarını çok iyi değerlendiren ve onu en güzel şekilde anlayıp uygulayan örnek insan Hz. Peygamber’i model alanlar düşmanlarını alt etmeyi başarabilir, onların tuzaklarını bozabilir, Yüce Allah’ın rızasını kazanıp cenneti elde edebilir. Örneğin Kur’ân’da münafıkların özellikleri tek tek anlatılmaktadır. Bu âyetlere bakarak düşmanlarını tanımayanların, gereken tedbirleri almayanların, onlara gafil avlananların yenildiklerinde tüm suçu münafıklara atmaları ya da ağlayıp sızlamaları doğru değildir. Zira münafıklar nifaklarının gereğini yapmış, Müslümanlara düşmanlık etmiş ve dini değerlerle sinsice savaşmışlardır. Pensilvanya vaizi gibi..
İnsanoğlu Kur’ân ve Sahih Sünnet’in ilkeleri ışığında aklını kullanır, şeytanı ve şeytanlaşmış insanların vesveselerini/ yanlış yönlendirmelerini etkisiz hale getirirse huzurlu ve dengeli bir ruh haline kavuşur, Yüce Allah’tan başka hiçbir varlığa kul olmaz ve hiçbir kimseden korkmaz. 

Denize Düşen Yılana Sarılır.  “Büyük lokma ye ama büyük konuşma!” atasözü ve “Tükürdüğünü yalamak” veya “Tükürdüğü testiden su içmek”deyimleri insanları uyarmak için söylenmiş veciz ifadelerdir. Çünkü bazı insanlar sonuçlarını düşünmeksizin çok büyük laflar etmekte, tövbeye yanaşmamakta, hata üstüne hata yapmakta, yanlışta ısrar etmekte en sonunda da kâfirlerden/ zalimlerden/ müşriklerden/ ateistlerden medet ummakta, “denizde” bulduğu “çıngıraklı yılanlara” sarılmaktadırlar. Zira bu tipler, basit dünyevi çıkarlar uğruna dostlarını/ din kardeşlerini arkadan hançerlemiş, yanlış üstüne yanlış yapmış, bir zamanlar aleyhine konuştuğu kimselerin eline/ avucuna/ ocağına düşmüş ve onların iplerine sarılmışlardır. İşte atalarımız böyle öngörüsü zayıf, basiretsiz ve ferasetsiz kimseleri yukarıdaki sözlerle uyarmış, bir gün yaptıklarının bedelini acı bir şekilde ödeyebileceklerini ve çok dikkatli olmaları gerektiğini onlara tembihlemişlerdir.

Zaman hain yazarı Mümtaz'er Türköne, Türk Diyanet Vakıf-Sen'in yani kendinden olan bir sendikanın palavra raporuna da değinmiş. Bu raporun düzmece olduğunu dünya alem bilirken Pensilvanya'nın vaizliğine soyunan zat hala olayın farkına varamamış. Pensilvanya vaizinin dizinin dibine gitsen de Ümmet-i Muhammed sizlerden kurtulsa...

Mümtaz'er Türköne'nin "Yandaş sosyolojisi" başlığıyla yayımlanan (28 şubat 2016) yazısı şöyle: 


"Üsküdar'da Mihrimah Sultan Camii'nde, cuma namazı öncesinde genç vaiz didaktik bir üslupla tane tane, bazen kelimeleri tekrarlayarak anlatıyordu.

İnsanlar ikiye ayrılıyormuş: Tabi olunanlar, tabi olanlar; yönetenler, yönetilenler; liderler, liderlerin peşinden gidenler. “Şayet sizi yanlış yola götüren birine tabi olursanız, birlikte cehenneme gireceksiniz, sonra ona yalvaracaksınız “gücünü kullan da bizim azabımızı hafiflet”; o ise cevap verecek “benim gücüm burada işe yaramaz”. Vaiz bu sözlerle hangi liderleri kastediyor? Kim Cennet'te altından saraylarda, kendisine tabi olanları bolluk ve zenginlik içinde ağırlayabilir, kim cehennemde yoldan çıkarttığı takipçileri ile çaresiz bu konuşmayı yapabilir?

Dikkat ederseniz vaizin mübarek cuma günü kürsüden göstere göstere yaptığı propaganda bir tür partizanlık değil, çok daha kötüsü: Prensipleri, kurumları, esasları değil, gündelik politika içinde her zaman hata yapabilen ve toplumun yarısını da bu hatalardan dolayı kendine düşman etmiş fani birini yüceltiyor, camiye siyasetten daha kötü bir şeyi sokuyor: Allah'a şirk koşup imanın ve inancın ölçüsü olarak onun yerine lider kültünü yerleştiriyor.

Diyanet Sendikası'nın, Diyanet İşleri Başkanı'nın önüne koyduğu raporda yer alan dindarlığın, din adamlarına güvenin azalmasının sebeplerinin başında, ucuz totaliter diktatörlük propagandasının camilerde bu kadar ölçüsüz yapılması geliyor olmalı. Vaizin liderler ve liderin peşine takılanlar ayırımını, Kitab'ın hiçbir yerinde bulamayınca ne yapacaksınız? Ya bu vaizlerden uzak durmak için cumaları terk edecek ya da etliye-sütlüye karışmayan, ilmihal bilgileri tekrarlayan vaizlerin nasihatte bulunduğu camiler arayacaksınız. O zaman da dindarlığın görünür tezahürlerinden biri olan “cumaya gitme” oranı düşmüş olacak.

Üzerinde uzun uzun durulması gereken bağımsız bir yandaşlık sosyolojisi gelişiyor. Diyanet mensuplarının, resmen Müslüman'ı siyasî tercihi ile imanı arasında bırakıp dinden çıkartacak “lider kültü yaratma” gayretleri, bu sosyolojinin önemli bir boyutuna işaret ediyor. Din görevlileri, propagandasını yaptıkları liderleri sayesinde, maaş ve özlük hakları açısından tarihlerinin en parlak dönemini yaşıyorlar; buna karşılık toplumdaki itibarları ve güvenirlikleri hızla düşüyor. Neticede devletin müesses din anlayışı ile camiler etrafında bütünleşen bir yandaş sosyolojisi gelişiyor. Tekrarlayalım, bu yandaş sosyolojisi partizanlık anlamına gelmiyor, tek bir kişinin ismi ve bu isim etrafında inancın ve imanın rüknü gibi oluşturulan “liderlik kültü”nü esas alıyor. Sorsanız siyaset yapmıyorlar, partiden, parti politikasından bahsetmiyorlar, “zı'lullah-i fi'l arz”a, (Allah'ın yeryüzündeki gölgesine) dolayısıyla Allah'a metbuiyeti anlatıyorlar. Müminlerin imanını, dini siyasete en ucuzundan meze ederek yapılan bu saldırılarından koruyabilmek adına, laikliğin en kaba biçiminin bile şu durumdan daha ehven olduğuna ikna olabilirsiniz.

Dün, rahmetli Erbakan'ın beşinci ölüm yıldönümü idi. Doğrudan saraya bağlı medyanın hiçbirinde bu yıldönümü hatırlanmadı. Çıkartabileceğiniz birbirine bağlı iki sonuç var. Sarayın da çevresini saran yönetici elitin de Milli Görüş geleneği ile bağları kalmamış. İkinci sonuç için tersinden bakmanız lâzım. Saray iktidarı arkasındaki birikimi, birlikte yola çıktığı arkadaşlarının başına geldiği gibi tasfiye ederek, kendisine yepyeni siyasî kadrolar ve ideolojisi olmayan bir lider kültü oluşturmuş. Devlette, iş dünyasında ve medyadaki iktidar şebekesi içinde Millî Görüş'ün dindar damarını temsil eden kimsenin kalmamasına, lider kültü için bir “zorunluluk” olarak bakmayı deneyin.

Yandaş sosyolojisi, gördüğünüz gibi zengin bir alan; artık bir partiye değil lider kültüne dayanıyor, bu yüzden anlayabilmek için faşizmin karanlık dünyasına bakmak gerekiyor." 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cemil 10 ay önce

düne kadar cumhurbaşkanına yalakalık yapan bu zat şimdi salyalar akıtıyor ne değişti de böyle birden satıcı oldu acaba yazıklar olsun dün yazdıklarını unutanlara

Avatar
oxfordlu 10 ay önce

bu adamın tipini görünce tiksiniyorum .

Avatar
aras 10 ay önce

bu adamın neresi vaiz

Avatar
kızılvaiz 10 ay önce

demek istiyor ki; camilerdeki vaazlar yüzünden vatandaş pensilvanya vaizine itibar etmiyor. ve dolayısı ile chp ve hdp nin oyu düşüyor. sosyolojik açı felan da katarak işin içine gözlemi tarafsız yaptığı izlenimi oluşturor. boş konuşuyorsun mümtaz kardeş boş.