Mehmet Görmez ile... Buyursunlar Efendim...(Bir Halka da Sen Kur)

Ne güzel bir ifadedir “buyursunlar efendim!” tabiri. Muhatabımıza hürmetimizin ziyadesini, doruklarında gezindiğimiz iştiyakımızı bir kalemde anlatıverir. “hoş geldiniz sefalar getirdiniz” cümleleri ile devam edecek sohbet bir çırpıda koyulaşmaya yüz tutmuştur zaten. Tüm bunların yanı sıra bende “buyursunlar efendim” tabiri “seni can kulağı ile dinliyorum” hissini de uyandırır.

Değer verdiğimiz, sevdiğimiz birini ilk bulduğumuz yerde can kulağı ile dinler, bütün dikkatimizi muhatabımıza yoğunlaştırırız. Şimdi şöyle bir soru sormak lazım nefsimize:“Peygamber efendimizi seviyor, ona değer veriyor muyuz?”, “O da soru mu elbette seviyoruz.” dediğinizi duyar gibiyim. Öyle çok seviyoruz ki onun adını duyduğumuzda gözlerimiz yaşarıyor, çocuklarımızı onun şerefli ismi ile adlandırıyor, kutlu doğum zamanlarında sokakları caddeleri güllerle beziyor, hatta çoğumuz sanal âlemde profilini güllerle süslüyor değil mi? Bunların hepsi bize göre muhabbetimizin birer göstergesidir.

Herkes sevgisini bir başka gösterir elbet fakat Rabbimiz nasıl görmek ister bizim sevgimizi? “De ki ey peygamber! Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin.” Böyle seslenir kitab Al-i İmran Suresi’nden bizlere. Allah’ı sevmenin rasulünü sevmekten geçtiğini, ona tabi olmanın Rabbimizin sevgi ve merhametine mazhar olmaya kapı araladığını fısıldar kendisine kulak verenlere.

İşte bu kertede anlam kazanır “BUYURSUNLAR EFENDİM!” sözleri. Âlemlere rahmet için gönderilen biricik sultanı kendimize efendi seçmenin aşikâr göstergesidir.“Dünyaya kulluktan geçmek için sana tabi olmaya, sen de yanmaya ve ölmeden olmaya geldim.” Demektir.

“Anam babam sana feda olsun ya Rasulallah!” diyen sahabeyi örnek alarak “Buyursunlar efendim, dinlemeye, hayatımı gözden geçirmeye sünnetlerine sımsıkı tutunmaya geldim.” demektir. Her fırsatta az okuduğumuzdan dert yanarak “kaç kelime ile konuşuyoruz” yakınmalarına karşılık “Zihin dünyamızı kaç hadis inşa ediyor, gönül kalemizi kaç sünnet berk tutuyor? “ derdinin bir tezahürüdür “BUYURSUNLAR EFENDİM!”. “Ablalar ağabeyler klavye mücahidliğini bırakalım gerçek hayat bizi bekliyor.” Diyebilecek bir mümin ferasetinin ümmetle buluşmasıdır. Asım Gültekin ağabeyimizin öncülük ettiği bir hayır kapısıdır aynı zamanda. 

Anladınız sanırım sizler de wwwhadishalkalari.com dan bahsettiğimi. En az iki kişinin haftada bir gün bir araya gelerek peygamber efendimizden birkaç hadis okuması, üzerine tefekkür etmesi, çaylar eşliğinde tezekkür etmesi, ramazana peygambere tabi olmayı çalışmak gayreti ile girmenin amaçlandığı bir siteden bahsediyorum sizlere. Genç Dergi’den, Gerçek Hayat’a, Umran’dan Vuslat’a, Karakalem’den Mavera Gençlik Hareketi’ne kadar pek çok sivil toplum
 kuruluşunun, derneğin, basın yayın organının büyük bir zevkle iştirak ettiği hale hale büyüyen bir halka var gözlerimizin önünde.

Evde, camide, mahallede, yurtta, iş yerinde kısacası her yerde küçük de olsa bir halka kurmaya, cemaate dâhil olmaya, sevapları 27 katıyla almaya davet ediliyoruz, hem öyle bir davet ki yeryüzünde bir beşerin söyleyebileceği en güzel sözleri işitmeye davet ediliyoruz. Bu davet kaçar mı? Davete icabet edenler bunu ümmetle heyecanla paylaşıyorlar. “Ben hadis halkamı kurdum sen de bir halka kur, boş durma ömür geçiyor.” Dercesine. Davet ülke sınırlarını aşıyor Bosna’dan, Londra’dan, Kahire’den, Medine’den, Nijerya’dan sesler yükseliyor, Allah’ın güzel kulları güzel söze bir bir tabi oluyor.

“Ne okuyalım, hangi hadislerden başlayalım?” derseniz ona da cevap veriyor hayrın öncüleri: gençler için dili hafif, anlaşılması kolay “Hadis El Kitabı”, daha uzun süre devam etmek niyetinde olan gruplar için “Riyazü’s Salihin” tavsiye ediliyor.

Yunus Emre’nin

Girdim ilim meclisine, eyledim kıldım talep

Dediler ilim geride, illa edeb illa edeb

Sözlerini hatırlatırcasına “hadis ilminde adab” konusu ile halkanın ilk dersini de yine site veriyor.

Aldığımız haberlere göre Asım Gültekin hocamız yakın bir zamanda konuyla alakalı olarak diyanet işleri başkanımızla da görüşecekmiş. Bu vesile ile Mehmet Görmez’in Hacı Bayram Camii’nde başlattığı hadis halkası da din görevlileri arasında hale hale yayılır mı acep? Doğrusu ben görüşmenin yapılacağı günü ve sonuçlarını merakla bekleyenlerdenim.

Ne dersiniz kıymetli dostlar, din gönüllüleri bu güzel davete icabet herkesten önce bizlere düşmez mi? Geleneğimizde olduğu gibi camileri, mescidleri yeniden ilmin kalbi haline getirmek bizlerin boynuna borç değil mi? Gelin camilerimizde kurslarımızda birer hadis halkası da bizler kuralım. Haftada bir gün bir saatimizi bu halkaya adayalım. Bir mescidin her köşesinde farklı bir halkanın kurulduğu günleri hayırla yad etmeyi bir kenara bırakıp hiç değilse bir halkaya da biz vesile olalım.

Kim bilir belki de kurduğumuz halka bir sadaka-i cariye olarak uzun yıllar devam edecektir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.