Beyrut'un gözyaşları şimdi
Kudüs'ün yanı başında
Müslümanlarsa uzaklarda
Sanki başka
Gelinmez bir dünyada… (Cahit Zarifoğlu) 


Tam da Kerbela ah Kerbela! Diyecekken Gazze’ye düştü bombalar. Cahiliyyede bile savaş kesen muharrem ayında Küstah İsrail kendi zulüm tarihini bir kez daha yineledi. Gayri meşruluğunu kendisinden aldığı küstahlığını bizlere bir kez daha hatırlattı. Dişlerinin arasından sızan kanlı cümlelerle “Ben sizin çocuklarınızı öldürürüm ve siz seyredersiniz.” diye mırıldandı. “Ben yaparım ve İran görür ve Obama anlar ve Suriye nefes alır ve Türkiye’ye gözdağı olur ve sandıklar bir kez daha dolar.” 

Dini Haberler 



Öyle ya, kendi tarihleri boyunca doymak bilmeyen nefisleri ile hep daha fazlasını isteyen İsrailoğulları bu kez de birden fazlasını istemeliydi. Şu bir avuç toprağa sıkışıp kalan Müslümanları anlayamamanın saldırganlığı ile daha fazlasını istedi. Ataları köleleştirilmiş, erkekleri öldürülerek soyları kesilmeye çalışılmış bir kavim anlayamazdı bunca yıllık bir direniş serüvenini. Nasıl olurdu da Gazze bir açık hava hapishanesine dönmüşken, İsrail böylesine küstahken anne babalar çocuklarına oyuncak yerine taşlar verebilirdi? Nasıl olurdu da ümmetin izzeti necis bir kavimce böyle ayaklar altına alınırken izzetli Müslümanlar kınamalarla ayakta durabilirdi? 

İsrail anlamayacak. Öylesine anlamayacak ki kendi sonunu getirecek bu şaşkınlığı. İsrailoğulları hala Tih’de dolanıyor. Yüzyıllar geçti ama bu kavim Tih’den çıkamadı. Kendilerine vaad edilen topraklar için “Biz savaşamayız. Sen Rabbinle git savaş.” Diyecek zilleti gösteren İsrail şimdi hangi toprağın vaadinden, Tevrat’ta geçen hangi yardımdan bahsediyor? 

İsrail sevgilisini kaybetmiş çılgın bir aşığın gözü dönmüşlüğü ile saldırıyor her seferinde. Helali olmayana göz diken bir ehli dünyanın acımasızlığı ile devam ediyor tecavüzüne. Ona namustan bahsetmek, ona şeref ve haysiyetten bahsetmek, ona acıdan bahsetmek kar etmez. Kudurmuş bir köpek gibi salyalarını bir masumun üzerinde gezdirirken onu insanlığa davet edemezsiniz. Onu kınayamazsınız. Her tecavüzcü gibi o da kendince bir kuytuda devam etmekte zulmüne. 

Neredeyse yetmiş yılı bulan bir alışkanlık İsrail’in ki. Her seferinde engel olunamayışı ile bir kez daha zevke boğulan, bir sonraki saldırısı için daha çok haz 
peşine düşen bir Yahudi alışkanlığı haline geldi bu zulüm. Acı ama hiçbir demeç, hiçbir kınama ve protesto onu durduramayacak. Geçen atmış yılda durduramadığı gibi. Ve biz,“Bir kavim kendini değiştirmedikçe Allah onlar hakkındaki hükmünü değiştirmez.” İlahi emri öylece dururken bir mucize bekliyoruz. İsrail’in bir gün yok olacağına dair inancımızla bir mucize bekliyoruz. İstiyoruz ki gökten melekler insin, istiyoruz ki ebabiller gelsin de İsrail yok olsun. 

Mucizeler böyle kolay gerçekleşse idi Allah’ın Rasulü Medine boykotunda mü’minlerin açlıktan can verişini seyretmez, Yusuf (as) zindanda onca yıl beklemez, kendisi de bir peygamber olduğu halde Yakub (as) Kaybolan oğlu uğruna gözlerini kaybetmezdi. Mucizeler böyle kolay gerçekleşmez. 

Şimdi istiyoruz ki zamanında İsrailoğulları için Kızıldeniz nasıl yarıldı ve Firavun onların peşi sıra giderken ansızın nasıl boğuldu ise İsrailoğulları da Filistin dehlizinde öylece boğulsun. Sinsi işgalleri ile yavaş yavaş daralttıkları o açık hapishanede kanları ile kendi nefeslerini kessinler. Biz istiyoruz ki Allah’ın vadi gerçekleşsin. 

Öte taraftan herkesin gözü önünde devam eden bu tecavüze engel olmak yerine cılız bir haykırışla zalimin insafa gelmesini bekliyoruz. Söylediklerim siyasetin gerçekleri ile uluslararası hukukun kuralları ile ve dahi BM kararları ile uyuşmuyor öyle mi? Peki bizim Amerika’dan medet ummamız, zamanında Filistin topraklarını adaletsizce pay eden BM’nin hiçbir etkisi olmayan kınamalarını dinlememiz dünya gerçekleri ile uyuşuyor mu? Bir karar vermeliyiz artık. İbrahim Tenekeci’nin dediği gibi yanlış insanlarla doğru işlerin yapılmayacağını görmeliyiz. 

Mucizeler böyle kolay gerçekleşmez. Bir mucize bekliyorsak yüzümüzü göğe çevirmeliyiz. Bedir’de meleklerle omuz omuza savaşanlar kendilerinden kat kat fazla olan kâfirlerle karşılaşmaya cesaret eden, Allah Rasulü’nün bir sözü ile tüm mallarından bir gecede vazgeçip yollara düşenlerdi. 

Fert olarak, ülke olarak, ümmet olarak vazgeçtiklerimize bir bakalım, sonra yüzümüzü dua ile göğe çevirelim yeniden… 

NOT: Değerli Okuyucularımız! 

Haberlerimizi alıntılayıp yayınladığınız zaman, sitemizi link verip kaynak olarak gösterebilirsiniz. Biz dinihaberler.com olarak ülkemizde ve dünyada gerçeğin sesi olmaya, ileri demokrasiyi, meritokrasiyi, insan haklarını, özgürlükleri ve hukukun üstünlüğünü savunmaya sonuna kadar devam edeceğiz. 

Biz hiçbir kurum ve kuruluşa bağlı olmayan, gücünü tamamen özgürlüğünden alan, sivil, bağımsız, tarafsız ve özerk bir siteyiz. Bize bu teveccühü gösterek kısa zamanda internet haberciliğinde ilk sıralara yerleşmemizi sağlayan siz değerli takipçilerimize de en derin selam, saygı ve hürmetlerimizi arz ediyoruz. 

Teşekkürler... 
dinihaberler.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol