Din hizmetlerinde kırılma, darılma, gönül koyma olmaz!
Arapça bir kelime olan Müftî kelimesi, fetvâ makamında bulunan kimse demektir. Doğrusu müftî olan kelime, ses uyumuyla dilimizde müftü olarak yaygınlaşmıştır. Âlimlerimiz bu kavramı, dini açıklama ve tebliğ vazifesinde Allah Rasülünün vekili, Yüce Allah’ın dininin tercümanı şeklinde tanımlamışlardır. Müftî kelimesi, genç anlamına gelen fetâ kökünden gelir. Fütüvvet de aynı köktendir. Dolayısıyla yaşça ileri olsa da müftülük makamında olan kişi, bir genç gibi dinç ve dinamik olmalı; koşturmaktan yorulmamalı, uygulanabilir fetvalar vermeli ve fütüvvet ruhu ile hareket edip her kesimden herkesi kucaklamalıdır.
 
Kur’ân’da Allah, size fetva verir buyrulur. Peygamberimiz de insanlara dinî anlatmış ve onlara bu anlamda fetvalar vermiştir. Dolayısıyla müftülük makamı, Allah ve Rasülünün ahlakıyla ahlaklanmayı gerekli kılan bir makamdır. Bu bilgileri makamın ağır sorumluluğuna dikkat çekmek için hatırlatıyorum. Tarih boyunca müftülük makamlarına, çok saygın ve seçkin insanlar getirilmiştir.
 
Müftülük makamı, din gönüllüsü olan diyanet camiasının çalışmasını organize eden bir makamdır. Ben, din görevlisi yerine, din gönüllüsü diyorum. Çünkü Yüce Allah’ın dinine hizmeti şiar edinmiş olanlar, atanmış din görevlisi değil, adanmış din gönüllüsü olmak zorundadırlar. Eskiler buna hademat-ı hayriyye/hayır hizmetçileri derlerdi. Muvaffakıyet de buradadır. Onun için hep beraber gönüllerimizi ortaya koymalıyız. Bu yolda, gördüğümüz ve yaşadığımız olumsuzluklar sebebiyle kırılma, darılma, gönül koyma olmaz. Aksine işimize gönlümüzü koymalı, gönülden koşturmalıyız.
 
Bizim hedef kitlemiz, yalnızca cami cemaati değildir. Çünkü bizim dinimiz, insanlığa gelmiş bir dindir. Bu dinin karşısında insanlar iki gruptan birisine girer. Ya dini kabul etmiş olanlar ki onlara ümmet-i icabet diyoruz; ya da dini kabul etmeye aday olanlar ki onlara da ümmet-i davet diyoruz. Birincilerin dini doğru anlaması, bu konudaki yanlışlarının düzeltilmesi ve eksikliklerinin tamamlanması için gayret edeceğiz. İkincilerin de dine girmeleri için çırpınacağız. Bizim dinimiz, pasif ve donuk bir hayatı istemez. Aktif, canlı, diri, huzurlu ve mutlu bir hayatı vaat eder. Kur’ân insanların müminler olmasını ister, ama onların pasif değil; aktif müminler olmalarını hedefler. Onun için her mümin, müminliğini yaşamalı ve başkalarına taşımalıdır. İnsanımıza bu bilinç ve coşkuyu kazandırmaya çalışacağız. Bunun için her kesime yönelik projelerimiz olmalıdır. Onlara ulaşabilmek için, meşru olan bütün teknik yol ve yöntemleri kullanmalıyız.
 
Kur’ân, kelime-i tayyibeyi, kökü yerin derinliklerinde gövdesi göğün derinliklerine uzanan, her zaman ve her şartta Allah’ın izniyle meyve veren bir ağaca benzetir. Dolayısıyla Tevhid ağacının ilk insanla başlayan ve tarihin derinliklerine uzanan kökleri vardır. Toprağın görünmeyen derinliklerine kök salmış büyük çınar ağaçları vardı, köklerinin sulanmaya ihtiyacı vardır. Bizim de geçmişimize yön veren tarihî değerlerimiz vardır, onların da ruhlarının hayırla anılarak ve dualarla sulanmaya ihtiyacı vardır.
 
Tabidir ki onları tanıtırken, onları hayırla anarken onların güzelliklerini, günümüz insanı tarafından da yaşanılabileceğine dikkat çekerek anlatmalıyız. Evet, onlar kendi dönemlerini yaşadılar. Öncelikle kendileri için yaşadılar, ikinci olarak da bizlere güzel örnekler sunmak için yaşadılar. Şimdi onlar, Rahmet-i Rahman’a kavuştular ve yapıp ettiklerinin hesabını O’na verecekler. Şimdi yaşama sırası, imtihan sırası bizlerde. Onlara medhiyeler okumakla kalmamalı ve onlar gibi olmaya gayret etmeliyiz. Onların hayatlarını da ulaşılamaz, yaşanılamaz güzellikler olarak sunmamalıyız. Unutmayalım ki insanlığın önderleri olan Peygamberler bile insanlık için örnek şahsiyetlerdir.

 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
imam 2 yıl önce

sayın hoam BAZI öyle müftüler varki sizlerin bu anlattıklarının yanından bile geçmiyor böylelerinide ALLAHA HAVALE EDİYORUZ HASBÜNALLAHÜ VENİĞMELVEKİYYL DİYORUZ

Avatar
MÜFTİYE 2 yıl önce

ROTASYON GİBİ BİR ZULÜMDE OLMAZ.

Avatar
Mustafa ÖZDEMİR 2 yıl önce

Müftümüz Prof. Dr. Ali AKPINARIN Allah yolunu ve yollarımızı açık etsin. Konya tarihinde belki bir ilk yaşıyor. Hizmet, ihlas ve samimi yönleriyle daha önceleri yaşananları unutturacağına inandığımız bir AMİRİMİZDİR. Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Herkes rahatlıkla istediği zaman görüşebiliyor. Allah sayılarını çoğaltsın. İnşallah. Bu güne kadar unutamayacağım Müftülerimizden biridir. Allah için seviyorum. Çünkü görevim 30.cu yıl. Birde Rize Müftümüz Yusuf DOĞAN.

Avatar
Murakıp 2 yıl önce

Sayın Ali AKPINAR Hocamız gerçekten samimi, ihlaslı ve liyakat sahibi bir insandır. Allah yardımcısı olsun. Teşkilatımızı en iyi temsil eden insanlardan birisidir. Şu günlerde ihtiyacımız olan bir mesaj vermiştir. Kırgınlıklarımız teşkilatımıza değil, şahsını teşkilatın önüne çıkartanlaradır.

Avatar
analiz 2 yıl önce

Bu teşkilatta müftülere hayır dua eden kaç kişi çıkar.Beddua eden çok çıkar.Nerde o adalet ,hak ,hukuk hassasiyeti olan müftü.BÖYLE İNSANLAR NADİR BULUNUR.