Erzincan İl Müftü Vekili Harun Özkan'dan Ramazan Bayramı Mesajı
İslâm âlemi olarak 28 Temmuz 2014 pazartesi günü mübarek Ramazan Bayramına kavuşuyoruz. Rabbimize sınırsız hamd-ü senalar olsun!

Müslüman kalma bilincini daima diri tutan bayramlar hüzün ve sıkıntıların paylaşıldığı, neşe ve sevinçlerin çoğaltıldığı günlerdir. Bayramlar, yüreğimizin kapılarını kardeşlerimize açma, ekmeğimizi bölüşme, huzurumuzu paylaşma zamanlarıdır.

Bayramlarda ruhumuzu saran huzur, içimizi kaplayan sevinç, yüreğimizi dolduran mutluluk, coğrafyaları, dilleri, ırkları, renkleri ve kültürleri farklı milyonlarca Müslüman tarafından paylaşılmaktadır. Aslında bu durum, İslâm ümmeti ve insanlık adına büyük bir umudu içinde barındırmaktadır. Ancak bu umut, Müslüman olmanın hakkını vermeye bağlıdır. Müslüman olmak her şeyden önce insan olmanın hakkını vermektir. Müslüman olmak, Rabbimizin insandan beklediğini gerçekleştirmek için gayret göstermektir. Müslüman olmak, İslam’a teslim olarak, cimriliği, kini, nefreti, ayrımcılığı, ötekileştirmeyi, dışlayıcılığı nefsinden ayıklamaktır. Daima hakkın yanında yer almaktır. Hakka, hakikate, adalete, ahlak ve fazilete çağırmaktır. Hakikati duyurmak, adaleti yüceltmek, sevgiyi, barışı ve huzuru yaymaktır. Kur’an’ın yanında, Rahmet Peygamberinin (sas) tarafında yer almaktır. Yeryüzünün dertleriyle hemdert olmaktır. İnsanlığın barış ve huzuru için hayrın anahtarı şerrin kilidi olmaktır.

Müslümanlar olarak idrak edeceğimiz bu bayram, İslâm coğrafyası ve insanlık üzerindeki kara bulutların dağılması, ümitsizliklerin ortadan kalkması ve geleceğe umutla bakabilmek için Rabbimizin bizlere bir lütfu, bir ihsanı, bir armağanıdır.

O halde bilelim ki bu bayram bizim için büyük bir nimettir. Her nimetin bir sorumluluğu vardır. Bayramlar mutluluğun, sevincin, muştunun hakkını verme günleridir. Bu bayram el üstünde tutulmanın gereğini yerine getirelim. İyi bilelim ki her sermayenin bir yükümlülüğü vardır. Gelin bu bayram huzurumuzdan kardeşlerimize pay ayıralım. Mutluluğumuzdan yetim ve öksüzlere sadaka verelim. Sevincimizi aç, muhtaç ve fakirlerle paylaşalım. Tebessümlerimizi ve iç huzurumuzu birbirimize şeker diye ikram edelim. Hoşgörümüzü ve affımızı birbirimize bayram diye armağan edelim. Şefkatimizi ve feragatimizi birbirimizin kalbine ekmek diye ikram edelim. Kardeşliğimizi ve dostluğumuzu birbirimize kapı diye açalım. Tevazuumuzu ve cömertliğimizi birbirinize su diye sunalım.

Bu bayram, her zamankinden çok merhametli olalım. Çünkü bizler bu bayrama orucun eleğinden geçerek kavuştuk. Ramazan boyunca kalplerimiz merhameti kuşandı. Bu bayram her zamankinden çok düşünelim ölmüşlerimizi ve öleceğimizi. Çünkü bizler ‘Ramazan Okulu’ndan mezun olarak geldik bugünlere. Allah için yaşamayı öğrendik. Allah adına var olmayı öğrendik. Bu bayram en çok da bayram edemeyen kardeşlerimiz için çaba gösterelim. Çünkü bizler, orucun yumuşattığı kalpler ile geldik bu bayrama. Biz iftarda doyarken, iftar ve sahur edemediği halde oruç tutan kardeşlerimizi hatırlayalım. Biz çocuklarımızı kucaklarken annesiz babasız kalan çocuklardan yardımımızı esirgemeyelim. Herkese karşı mütevazı olalım, alçakgönüllü olalım. Bütün insanlara merhamet kanatlarımızı indirelim. Hiç kimseye büyüklük taslamayalım. Kendi ayıplarımızı düşünelim. Bu bayrama affedilmiş olarak erişme ümidiyle girelim.
Ve bu bayramda yapacaklarımızı asla unutmayalım! Bizden bayram neşesi bekleyenlere beklediklerini ikram edelim!
Bayramın sevincini ve coşkusunu içimizde hissedelim. Onun muştusunu gönüllerden gönüllere, evlerden evlere, şehirlerden şehirlere, ülkelerden ülkelere taşıyalım!

Varlık sebebimiz olan anne-babalarımızı; hayatın çilesini birlikte omuzladığımız eşlerimizi sevindirelim!
Evlerin canlı bayramları olan çocuklarımızı bayramın coşkusuyla mutlaka tanıştıralım. Aile büyüklerimize, akrabalarımıza, komşularımıza, arkadaş ve dostlarımıza hürmet ve muhabbetlerimizi gösterelim. Yaralı gönülleri, bitap düşmüş yürekleri onaralım!

Yetimlerin, gariplerin, yaşlıların, mahkûmların ve kimsesizlerin tebessümü ile bayramlarımızı aydınlatalım!
Hastane köşelerinde şifa bekleyenlerin gönüllerini alalım. Bayram yapamayanlara bayram yaptıralım! Yüreklerin en ağır yükü olan küskünlüklere son verelim!

Ve şunu asla unutmayalım! İnsanlığın ümidiyiz biz. Bayramı kendi adımıza değil insanlık adına yaşayalım. Bayramımız yeni bayramlar doğursun. Sevincimiz yeni sevinçlerin toprağı olsun. Huzurumuz nice huzursuzlukların çaresi; mutluluğumuz dünyanın dört bir yanındaki acılara teselliler sunsun.

Ramazan-ı şerif, her yıl ruhlarımıza güzellik, gönüllerimize zenginlik vermek, iradelerimizi eğitmek ve toplumsal hayata huzur iklimi getirmek üzere yücelerden gelen bir kutlu misafirdir. Bu kutlu misafiri yarın, bir yıl sonra aramıza tekrar karşılamak üzere geldiği yüceler katına “elveda yâ şehr-i Ramazan” diyerek hüzünle uğurluyoruz.

Ramazan bayramına nice günlerden, nice iftarlardan, nice sahurlardan sonra eriştik. Onca gün oruç tuttuktan sonra neşenin, sevincin ve huzurun eşiğine vardık. Susuzluğa razı olduğumuz, açlıkla sınandığımız uzun gündüzlerin sonunda geldik bu selamet ve esenlik günlerine. Zafer için sabrettik. Kötü konuşmamak için sustuk. Susuzun hâli ile hemhâl olmak için susadık, bekledik. Milletçe aynı sofranın etrafında her akşam çocuklar gibi sevindik, sevindirdik, sevindirildik. Hep birlikte aynı bekleyişin yolcusu olduk. Topluca aynı sevinçleri paylaştık. Müslümanlar olarak aynı çaresizliklerin sırdaşı; aynı kederlerin halkası olduk. Bizi ayrı kılan farklarımızı unuttuk, kalplerimiz ile var olmayı öğrendik. Sevgi ve barış dokunuşu selamı ihya ederken, bunun bir sonucu olarak kardeşliklerimizi, dostluklarımızı, yakınlıklarımızı, tanışıklıklarımızı güçlendirdik. Bir olduk, birlik olduk, bire bin olduk. Her akşam iftarı hak ettiğimiz gibi bayramı hak ettik. Ve “Hiç Kimse Kimsesiz Kalmasın, Bu Ramazan ve Her Zaman!” bilincini kalplerimize ve kafalarımıza yerleştirerek davranmaya çalıştık. Allah’a sonsuz hamd ü senalar olsun! Bayramımız mübarek olsun!
Ramazan-ı Şerif’te elde ettiğimiz güzel hal ve hasletlerin bir ömür devam ettirilmesini ve hayatı ramazanca yaşayıp ahiretini bayrama çevirenlerden olmayı Rabbimizden niyaz ediyorum.

Bugün onun rahmet yüklü mesajlarını idrak edemediğimiz için Müslümanlar olarak ateş çukurunun etrafında bulunuyoruz. Bizlere vadedilmiş olan ahsen-i takvim iken esfel-i sâfilîne doğru yol alıyoruz. Ellerimizde kardeşkanı var, dillerimizde acı ağıtlar, hanelerimiz viran... Mabetlerimizin akisleri kan gölüne düşüyor bugün... Ne yazık ki bugün, insanlığın topyekûn kadrini yitirerek zillete duçar olduğu günleri yaşıyoruz. “Bir insanı yaşatmak bütün insanlığı yaşatmak gibidir.” ilahi sözü, yüzyıllar öncesinden insanlığı yaşatmaya çağırmışken, hâlâ dünyanın dört bir yanında mazlum kanının aktığı, küçücük çocukların katledildiği, anaların elleri sinesinde gözyaşı döktüğü, kardeşin kardeşe gözünü kırpmadan kıydığı bir çağda yaşıyoruz. İstiklal Şairimiz M. Akif’in ifadesiyle din namına dindaş öldüren biçare dindaşları seyrettiğimiz bir zaman diliminde yaşıyoruz.
 
Bununla birlikte, İslam coğrafyasını bir mazlumiyet coğrafyası haline getirmek isteyenlerin uyguladığı zulüm, şiddet, cinayet ve tüm insanlık dışı eylemler mübarek zamanlarımıza gölge düşürmemelidir. Zira Müslüman ruhu ancak bu zamanlarda gerçek anlamda dirilebilir. Bayrama erişmenin şuuruna varan her bir Müslüman, Fatihâ’danNâs’a kadar her bir ayetle yıkılan bir tarafını onarabilir. Bizler Müslümanlar olarak kitabımızın mesajlarına verdiğimiz değer nispetinde Allah’ın ve meleklerinin bu günlerde üzerimize indirdiği barış ve esenliğin şuuruna varabiliriz. Bu şuuru hissedebildiğimiz ölçüde İslam’ın ve Müslümanların fecrine yaklaşabiliriz.

Ramazan ve Bayram vesilesiyle bir kez daha vicdanı olan herkese ve âlem-i İslâm’a bir çağrıda bulunmak istiyorum. Vicdanını kaybetmiş tüm insanlığın gözü önünde vahşice bir katliamla karşı karşıya kalan mazlum ve mağdur Gazze halkına, masum çocuklara, kadınlara ve insanlara dua ederek bu günleri ihya etmeye davet ediyorum.
 
Bu duygu ve düşüncelerle başta ülkemiz, Erzincan’ımız ve gönül coğrafyamız olmak üzere bütün İslam âleminin müstesnabayramlarını en güzel temennilerle tebrik ediyor; Ramazan-ı Şerif’in ve mübarek bayramın feyz ve bereketinden hepimizin nasiplenmesini, dua ve niyazlarımızın kabul olmasını, topyekûn insanlığın ve bilhassa İslam dünyasının geçmekte olduğu zorlu süreçten bir an evvel kurtulmasını, akan kan ve gözyaşının zaman kaybetmeden durmasını, Ramazan Bayramına sağlık, afiyet içerisinde huzur ve mutlulukla erişebilmeyi Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol