Müftü Karabiber'den Mevlid Kandili mesajı
Facebook sayfamız için  

İki ocak  üç ocak tarihleri arasında Hz. Peygamber (sav)‘in 1436.yıl dönümü olarak kutlanacaktır. Ve bu gece Hz. Peygamberin mevlid kandilidir.

O güne kadar alem mahzun, varlıklar mahzun, gönüller mahzun ve sîmalar mahzundu. Cehalet, zülüm ve küfür kol geziyordu. İnsanlık bugün olduğu gibi bir kurtarıcı bekliyordu İşte, o zât geliyordu. Dünyanın  şeklini değiştirecek eşsiz insan, Allah'ın son peygamberi geliyordu. İnsanlığın gecesini gündüze, kışını bahara çeviren o zât geliyordu. İns ve Cin'e ebedî saâdetin yolunu gösterecek Hazret-i Muhammed (a.s.m.) geliyordu. Onun nefesine bu gün ne kadar da muhtacız.

Hayatı ve ahlakı Kuran olan, yer yüzüne numune-ı imtisal olarak gönderilmiş bir peygamberdir.
Bu akşam Sevgili Peygamberimizin 1436’nci doğum yıldönümü
Hz. Peygamber, bir beşer olarak karşılaştığı güçlükleri vahyin gölgesinde hal ederken bu gün biz de Müslümanlar olarak hayatta karşılaştığımız her hadiseyi “Peygamber Efendimiz hayatta olsaydı, bu durumda ne yapardı”
Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.Tevbe:128
Hayatı bu kadar ayrıntılı anlatılmış olan Allah Resulü; ya tanınmıyor ya da anlatılanlar, kafada oluşturulan bir peygamber imajının etkisi altında değişik yorumlarla farklı bir hal alıyor.
Peygamberlerin davasını dava edinenler onlar gibi yaşamadıkça başarılı olamazlar.
Şair ne doğru demiş:

Biliyoruz, aşkına pervane olamadık. Yanlış ateşlerde yandı ruhumuz. Yanlış pazarlara sürüldük. Yalancı şafaklarla kandırıldık yıllar yılı. Sensizliğin girdabında zehrini yudumladık hayatın. Onca günahlarımıza, bize yakışmayan kusurlarımıza rağmen, senin büyüklüğün kadar büyüttük umutlarımızı. Hani diyorsun ya Efendim, 'Benim şefaatim, ümmetimden günah-ı kebair işleyenleredir.' Kim bilir kaç günah kirinin içinde büyüttük bembeyaz umutlarımızı. Ne olur gel Efendim! Çağın yetimleri var seni bekleyen. Ağıdı dindirecek öksüzlerin var. Ve talihsiz devrin Asiye yüzlü, Meryem iffetli yetimleri var. Ateşe atılmak istenen İbrahimlerimiz var, Senin gül bitiren yağmurlarını bekliyorlar. Gel ey Muhammed bahardır. Hac’dan döner gibi gel, Miraçtan iner gibi gel, bekliyoruz yıllardır.

Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salavât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salavât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin. (Ahzab,56)  
Bana çokça salavât getirin. Çünkü salavâtınız bana sunulur.” Derler ki: “Ey Allah’ın Resulü! Senin (bedenin) çürüdüğü halde salavâtımız nasıl sana sunulur?” Şöyle buyurur: “Şüphesiz Allah peygamberlerin bedenlerini (yemeyi) toprağa haram kılmıştır.” Bu hadisi Ebu Davud, Nesai ve İbni Mace rivayet eder.

Hz. Muhammed hayatın içinde yaşadı, yaşayışı ile İslam dinini tebliğ ve tefsir etti. O, tarihe mal olmuş ve onun sinesine çekilmiş bir önder değildir. Bugünde vardır, bütün insanlığın  izinden gideceği büyük bir önderdir. Dünyada, yaşadıkları ile söyledikleri onunki kadar birbirine uygun ikinci bir insan yaşamamıştır.

Efendimizin peygamberliğine iman ettiğimiz gibi inanmalıyız ki; milli eğitim istenilen düzeyde okullarını, radyo ve televizyon mikrofonlarını ve ekranlarını, yazılı basın en gözde sayfalarını, evlerimiz, iş yerlerimiz ve fabrikalarımız kapılarını, Hz. Muhammed’e onun tebliğ ve tefsir ettiği evrensel değerlere açmadıkça huzur, saadet ve güven ortamı sağlanamayacaktır. Hz. Peygamber, kameri aylardan Rebiül-evvelin 12. pazartesi gecesi sabaha karşı, dünyaya geldi. Doğmadan babası Abdullah’ı, 6 yaşında iken annesi Amine’yi 8 yaşında da dedesi Abdulmuttalib’i kaybetti.
Dedesi Abdulmuttalibin vefatı yaklaşınca öksöz ve yetim olan torunu Hz. Muhammedi yanına alarak erkek çocuklarını çağırdı kime bu yetimi emanet edeyim, diğer ifadeyle ya Muhammed seni kime emanet edeyim dedi. Hz.Muhammed daha bir çocuk idi, amcalarını kırmamak ve de üzmemek için gitti Ebu Talibin boynuna sarıldı. Beni bu amcama emanet et dercesine.

25 yaşında iken 40 yaşındaki dul olan hz. Hatice ile evlendi. 40 yaşında kendisine Peygamberlik görevi verildi.

Allah Resulü (sav) bir yetim, gençliğinde nafakasını temin için bir çoban, vefakar bir eş, şefkatli bir baba, doğru bir tacir, emin bir ortak olduğu gibi aynı zamanda sosyal, iktisadi, idari, siyasi, askeri, adli ve ahlaki sahalarda fiilen örnek olmuş yüce bir önderdir. Kur-an’ı kerim “Andolsun ki Resullahta sizin için güzel örnekler vardır” sözü ile de bunu teyit eder.

Bütün serveti kuru bir yatak, içi hurma lifi dolu bir yastık, bir su kabı, bir hayvan derisi ve birkaç sağımlık hayvandan ibaret olan efendimiz 13 sene çileli Mekke hayatından sonra miladi 622 yılının safer ayının sonlarına doğru Medine’ye hicret etti.

Veda haccı ile İslam dini kemâle ermiş hicri 11. yılın safer ayının sonuna doğru efendimiz şiddetli bir hummaya tutulmuştur. 13 günlük çetin bir hastalık sonucu Rebüülevvel ayının 12’sinde pazartesi günü öğle üzeri Refikûl-Alaya intikal buyurdular. İlahi taktir onun doğumunu, hicretini, irtihalini hep 12 Rebüülevvel ve pazartesi gününe tahsis etmiştir.

Cuma gününü  cumartesiye bağlayan gecemizi değerlendirmeye çalışıp şefaatine nail olalım.
O gece ibadetlerimizin yanı sıra camilerimizde onun adına ecdat geleneği olan lokma tatlılarıyla  ihya edelim.
Bu münasebetle Mezitli Ulu Cami Bahçesinde on masa lokma tatlısıyla donatılıp sizlere ikram edilecektir.
Gecemizin mübarek olması dileğiyle hayırlara vesile olmasını dilerim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.