Müftü Kolukısaoğlu'ndan çarpıcı açıklamalar
Cuma namazı için Akçatepe Mahalesi Camiine giden İl Müftüsü Mustafa KOLUKISAOĞLU namaz öncesi Akçatepe Mahallesi Camiini dolduran cemaate vaaz verdi.

Vaazında zekat ve fıtır sadakası konusunu işleyen Müftü KOLUKISAOĞLU Zekatın İslam’ın beş temel şartından biri olduğunu vurgulayarak şunlara değindi;

“Zekat malı temizler, çoğaltır ve bereketlendirir”…
Zekât, sözlükte temizlenmek, çoğalmak, büyümek, artmak, bereketlenmek anlamlarına gelir. Malı çoğaltıp bereketlendirdiği için bu adı almıştır.  Dini yönden zekât ise: “Dince zengin sayılan ve yükümlülük şartlarını taşıyan bir Müslümanın mal varlığının belli bir bölümünü Allah’ın verilmesini istediği harcama alanlarına vermesidir.” 

Fıtır sadakası ise Hanefi mezhebine göre Ramazan ayının sonunda bayram sabahına sağ olarak erişen ve dinen zengin sayılanların fakirlere vermesi vacip sayılan bir sadakadır. Rabbimiz “Namazı kılın, zekâtı verin. Kendiniz için önden ne hayır yollarsanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı görür ve karşılığını verir.” buyurmuştur. (Tevbe Suresi, Ayet: 103)



Zekât, zengin ve fakir arasında köprü vazifesi gören mali bir ibadettir. Kişiyi cimrilik ve bencillik hastalığından koruyan, mal ve servetinde fakirin de hakkının olduğunu zengine hatırlatan sosyal bir yardımlaşmadır. İslam’da bencillik yoktur. Peygamberimiz ’in  (S.A.V) zekâtın zenginlerden alınıp fakirlere verilmek suretiyle yerine getirilen bir ibadet olduğu gerçeğini çeşitli vesilelerle ifade ettiğini görmekteyiz.

Zekat ve Fıtır Sadakası (Fitre) kimlere verilmez?..
Zekat ve Fıtır sadakası dinimizde usul ve Fürû'a (Fıkıh ilminde usûl; baba ve dedeler, ana ve nineler; fürû', çocuklar ve torunlar olarak nitelendirilen kimselere) zenginlere ve gayri Müslimlere verilmez.
“Beynamazda olsa, Oruçta tutmasa ihtiyaç sahibi ise, o Müslümana fitre ve zekât verilir verilmelidir”
“Halkımız fitre ve zekat verecek kimse bulamadım, var ama beynamaz nasıl vereyim diyor, bu yanlış bir söz”…
“Beynamaz dilimize geçmiş bir kelimedir bînamaz olan kelimenin aslı, namazsız, namaz kılmayan demektir. Bir Müslüman namaz kılmasa da oruç tutmasa da günahkâr da olsa, muhtaçsa ona fitre ve zekat verilir, verilmelidir.”
Vaazında “Mağdura inancı sorulmaz” diyen Müftü KOLUKISAOĞLU şunlara değindi “  Bir Müslüman namaz kılmasa da oruç tutmasa da günahkâr da olsa, muhtaçsa ona fitre ve zekat verilir, verilmelidir. Mağdurun inancı sorulmaz sorulmamalıdır. Bu manada hepimiz günahkârız hiçbirimiz günahlardan beri değiliz. İhtiyaç sahibi olan bir Müslüman namaz kılmadığı, oruç tutmadığı için fitre ve zekâttan mahrum bırakılamaz bırakılmamalıdır.  

Allah’ımız bir Mecusi için Hz İbrahim (A.S)’ı ikaz etti…

Buradan sizlere çok dikkat çekici bir hadiseyi, bir kıssayı paylaşmak istiyorum ‘Hz. İbrahim Peygamber misafirsiz pek oturmazmış sofraya.. Ne vakit yemek yiyecek olsa birisi olsun, bir kaşık daha konsun istermiş. Bir gün akşam vakti sofra hazırlanmış, kimsecikler yok, bekliyor bir misafir gelse de yemek yesek. Yine gelen giden yok, çıkmış hani birini bulabilir miyim diye. Bakmış ihtiyar bir adamcağız, 70-80 yaşlarında. Onu davet etmiş; "gel beraber yemek yiyelim" demiş. Oturmuşlar sofraya, ihtiyar kaşığını uzatmış, tam alırken besmele çekmediğini fark etmiş Hz. İbrahim. "Baba, besmele çekmedin, Allah'ın adıyla niye başlamadın" deyince; "Evlat, ben mecusiyim" diyor, "Ateşe tapanlardanım." O zaman Hz. İbrahim biraz müteessir olmuş, "Kusura bakmayın" demiş, "Ben bu yemeği sizinle paylaşamam, biz Hanif dinindeniz, ben sizi yolcu edeyim." diyerek nazikçe uğurlamış ihtiyarı.



Cenab-ı Hak o zaman Cebrail (a.s) gönderip Hz. İbrahim’e diyor ki;
"Ne yaptın sen, o benim kulum" diyor, "onu Ben yarattım. Bana inanmadığını bile bile 70 yıldır ona rızık verdim, ekmek verdim, aş verdim, sağlık verdim, sıhhat verdim, evlat verdim, torun torba verdim. Ama sen bir lokma ekmeği çok gördün."

Cebab-ı Hak öyle deyince Hz. İbrahim koşmuş ihtiyarı aramaya, bulmuş, "Baba, durum böyle böyle.."
İhtiyar şaşırmış, "Evlat o nasıl bir dindir ki; Allah benim gibi bir ihtiyar mecusi yüzünden peygamberini azarlıyor, ikaz ediyor. Ne güzel bir dindir. Nasıl girilir sizin dininize?" deyip oracıkta Müslüman olmuş.

‘’Fitre ve zekât verilirken bu benim fitrem ve zekâtım aldın kabul ettin mi denmemelidir. Toplum içerisinde bu davranış insanların onurlarını incitir.”

Fitrelerin ve zekatın ihtiyaç sahiplerine verilirken empati yapılmasını isteyen Müftü KOLUKISAOĞLU vaazını şöyle sürdürdü’İnancımızda ve geleneğimizde sağ elin verdiğini sol elin duymaması davranışının güzelliği vardır. Bütün ibadetlerimizde olduğu gibi zekât ve fitrede de bu samimiyet ve ihlas olmalıdır. Öteden beri yanlış bir uygulama içerisindeyiz. Bazen kardeşlerimiz zekât ve fitrelerini verirken karşılarında ki insanlara toplum içerisinde, bu benim fitremdir aldın kabul ettin mi diye soruyorlar, Bu çok yanlış bir uygulamadır. Buna kalben niyet etmek yeterlidir. İhtiyaç sahibi insanları incitmeden, onların onurlarını kırmadan bu ibadetlerimizi yerine getirelim. Fitre ve zekâtlarımızı verirken kendimizi o fitreleri ve zekatları alan ihtiyaç sahibi kardeşlerimizin yerine koyarak empati yapalım. Biz olsaydık, bize nasıl verilmesini arzu ederdik,  bunu düşünerek bizde öyle hareket edelim. 

“Zekat ve Fitrelerimizi verdiğimiz ihtiyaç sahipleri bizim velinimetimizdir’’…

Ecdadımız zekât ve fitrelerini verdikleri ihtiyaç sahiplerini kendilerine minnet duyacak insanlar olarak asla görmediler. Bilakis onlar fitre ve zekâtlarını alan ihtiyaç sahiplerini kendilerinin bu ibadetlerini yerine getirmelerine vesile olan velinimetleri olarak görürlerdi. Bizlerde kesinlikle öyle bakmalıyız. Kendimize minnet duysunlar diye fitre ve zekât verirsek bu davranışımızla verdiğimiz fitre ve zekâtlarımızı boşa çıkarmış oluruz. Rabbimiz bu konuda bizi ikaz ederek şöyle buyurmaktadır.  “Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. (Bakara suresi ayet: 264)



Vaazının sonunda Camiyi dolduran cemaatin ramazanlarını ve gelecek bayramlarını tebrik eden İl Müftüsü KOLUKISAOĞLU, Cuma namazını bizzat kıldırdı.

Akçatepe Mahallesi camini dolduran cemaat İl Müftüsünün bu sürpriz ziyaretinden son derece mutlu olduklarını ifade ettiler. Namaz sonrasında cemaatle bir süre sohbet eden Müftü KOLUKISAOĞLU Akçatepe Mahallesinden ayrıldı.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol