Müftü Mehmet İzci: Hoşgeldin ya Şehr-i Ramazan
Ramazan ayı tüm güzellikleri de yanına alarak bize geliyor, hoş geliyor ama biz onu hoş karşılayabilecek miyiz acaba. Dünyanın birçok yerinde müslümanların, kıymet-i harbiyesi olmayan basit şeyler uğruna birbirlerini üzdüğü, kırdığı ve birbirlerinin kanına girdiği bir dönemde ramazan ayının getirdiği manevi atmosfere her zamankinden daha çok muhtacız.

Ramazan ayı tefekkür ayı. Yeniden kapsamlıca düşünmeye, Allah karşısındaki konumumuzu iyice anlamaya sevketmek üzere geliyor. Biz onun orucunu tutalım, o da bizi insanlıktan çıkaracak günahlara gidecekken “dur! gitme” deyip tutsun diye geliyor. “Sen yoksun, siz varsınız”, “ben yokum, biz varız” diye haykırarak geliyor bizi bencillikten kurtarmak için. “Rabbimizin yanındaki kıymetimizin, kulluğumuzun kalitesiyle doğru orantılı olduğunu” hatırlatmak için geliyor. (Furkan-77) “Rabbin gündeminde olabilmek için, kulun Rabbini her daim gündeminde tutması gerektiği” gerçeğini bir kez daha muştulamak için geliyor.

(Bakara-152) “Ey insan yediğin, midene doldurduğun kadar değil, kafana ve gönlüne doldurup, herkesin beşer olarak geldiği ve birçoğunun insanlık vasfını kazanamadan tekrar göçtüğü şu dünyadan sen insanlık vasfını kazanarak git” diye yeniden tembih etmek için geliyor.

Dünya ticareti âhiret ticaretine mani olanların; dünya ticaretiyle âhiret ticaretini hüsrana sokanların uyarıldığı manevi bir fırsat olarak geliyor. Kur’an ayı olarak geliyor ve “Kur’an-ı Kerim ben de inmeye başladı, dolayısıyla ben de değerimi ondan alıyorum, Ey İnsan! Sen de değer bulmak istiyorsan, değer kaynağı olan Kur’an’a yönel diyor.

Ramazan orucu insana lisan-ı manevi ile diyor ki, Ey insan! Sen beni hakiki olarak tut ki, ben de seni hakikatte tutayım. Beni bir yerinle değil her yerinle tut. Zira beni her yerinle tuttuğunda ben sana değer katarım. Biz Ramazan-ı Şerife hoş geldin diyoruz ama o bize gönül rahatlığıyla hoş bulduk diyebilecek mi.

Zayıflayan ruhumuzu besleyip doyurmaya, onbir ayın kirini temizlemeye, ruhların ve gönüllerin yaralarını sarmaya, bir tutmaya, birlikte tutmaya, iri ve diri tutmaya geliyor ama buna izin verenler için! “Kim diyorsa ki benim her şeyim tamdır, bilin ki o insan gerçekten hamdır” gerçeğini tefekkür etmeye ve “tok, açın halinden anlamaz” sözüne binaen tuttuğu oruçla açların halinden anlamaya yöneltmek için geliyor. Ne mutlu, Kur’an ayı Ramazanı bir hak misafiri olarak görenlere, ona güzel bakıp, onda güzellik gören ve bulanlara… Ne mutlu, “oruç tutmak kendini tutmaktır. İnsanoğlunun başına ne geliyorsa, kendini tutamamaktan geliyor.” anlayışıyla hareket ederek orucunu tutup, ona kendini tutturanlara…

Ne mutlu, Kur’an ayı ramazanda Kur’an ile barışık olanlara ve hayatını Kur’anla barışık yaşayanlara… Ne mutlu, alnını secde ile buluşturanlara, namazı kılanlara ve namazın kendilerini adam kıldığı kimselere… Ne mutlu, dünyayı ahiretin tarlası olarak bilip, âhiret hasadı bereketli olanlara… Ne mutlu, ömrünü ramazan eyleyip, âhirini bayram kılanlara.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
ALi Danacı 2 yıl önce

Gonlune saglik hocam

Avatar
Hamza sezgin YONAT 2 yıl önce

SAYIN HOCAM AĞZINA GÖNLÜNE SAĞLIK İNSANI MEST EDİYOSUNUZ. SİZİ BURALARDA DAHA ÇOK GÖRMEK İSTİYORUZ.

Avatar
harunizci 2 yıl önce

Gönlüne ağzına sağlık ömrün uzun, hayırlı bereketli olsun.