Müftü Necati AKKUŞ'dan Kurban Bayramı Mesajı
Bayramlar iman, ibadet ve tarih bilinciyle sevinç atmosferinde bizleri buluşturan ve bu coşkuyu geleceğe taşıyan zaman dilimleridir. Bu müstesna günlerden biri olan Kurban Bayramı, ismini kur­ban ibadetinden almıştır.
 
Sözlükte yaklaşmak, Allah’a yakınlaşmaya vesile olan şey anlamlarına gelen kurban, dinî bir terim olarak, ibadet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı belirli bir zamanda usulüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder.
 
Kurban; fıkhî hükmü ne olursa olsun Müslüman toplumların belirli simgesi ve şiarı sayılan ibadetlerden biri olarak asırlardan beri özellikle milletimizin dini hayatında önemli bir yer tutmaktadır. Kurban, bir Müslüman’ın bütün varlığını gerektiğinde Allah yolunda feda etmeye hazır olduğunun bir nişanesidir. Bize verdiği sayısız nimetlere karşı Allah'a şükrümüzün bir ifadesi ve günahlarımızın bağışlanması için kurban kesiyoruz
 
Hz. Peygamber (a.s.), Kurban bayramında, Allah katında en sevimli ibadetin kurban kesmek olduğunu, kurbanın kesilir kesilmez Allah katında makbul olacağını ve kurban edilen hayvanın boynuzu, tırnağı da dâhil olmak üzere her şeyinin kişinin hayır hanesine yazılacağını ifade edip; bu ibadetin Allah rızası için yapılmasını tavsiye etmiştir.
 
Nitekim bir kurban bayramı günü Rasulullah (s.a.v), Hz. Fatıma’ya (r.a), “Ey Fatıma! Kalk ve kurbanının yanına giderek (onun kesilmesine) şahit ol! Zira ondan akıp yere düşen ilk kan ile birlikte Allah Teâlâ’nın senin geçmiş günahlarını bağışlaması vardır” dedi. Hz. Fatıma (r.a), “Ya Rasulullah, bu durum sadece bize mi özel yoksa bütün müminler için de geçerli mi?” diye sordu. Rasulullah (s.a.v), “Bütün müminler için…” buyurdu.           
 
Kurban ibadetinin ruhunda Hakka yakınlık ve halka fedakârlıkta bulunma anlayışı vardır. Kurban kesmek aynı zamanda Allah'a teslimiyetin bir ifadesidir. Hz. İbrahim (a.s.) ile oğlu Hz. İsmail (a.s.) Allah'a o derece teslim olmuşlardı ki, biri öz evladını sadece Allah rızası için kurban etmek, diğeri de Allah'ın emrine canı pahasına uymak niyetindeydiler. İşte kurban, bu teslimiyetin bir ifadesidir.

Allah'a ulaşacak olan; kurbanın eti, derisi, kanı değil, kurban vesilesiyle kulun samimi niyeti ve takvasıdır. “Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat O'na sadece sizin takvanız ulaşır.” (Hacc 37)
 
Dolayısıyla kurbanı kulluk şuuru içerisinde yalnız “Allah Rızası” için kesmek ve ihtiyaç sahiplerini gözetmek bu ibadetin özüdür.
 
Bayramlar ise, mü'minlere Cenabı Hak'kın mânevi ziyafetleridir.

Bu günlerde akraba ve komşularımızla olan ilişkilerimiz kuvvetlenir, birlik ve kardeşliğimiz güçlenir. Bayram sabahı camilerimizi dolduran kalabalıkların hep birlikte ve içtenlikle yüce Allah'a yönelmeleri, O'ndan af ve bağış dilemeleri, dargın olanların biri birlerini affedip bağışlayarak barışıp kucaklaşmaları ayrı bir önem taşır. Çünkü böyle bir amaçla bir araya gelen, aynı iman ve heyecanı taşıyan toplulukları yüce Allah'ın rahmeti kuşatır ve onları bağışlar.
 
Bayramlarda annemizin-babamızın ellerini öpüp onları sevindirerek hayır dualarını almalıyız. Akraba ve komşularla bayramlaşarak, karşılıklı sevgi ve saygı duyguları aktarılmalı, karşılaştığımız herkesle selâmlaşarak tebrikleşmeliyiz. Tanıdıklarımızı ziyaret ederek hatırlarını sormalı ve gönüllerini almalıyız. Hastaları ziyaret etmeli, şifa dileklerimizi sunmalıyız. Yetimlerle, yoksullara, bakıma muhtaç gariplere ve kimsesiz çocuklara ilgi göstererek onların da bayram sevinci yaşamalarını sağlamalıyız.
 
Bizden hayır dua bekleyen ölülerimizin mezarlarına giderek onlara dua etmeli, ruhları için hayır ve hasenatta bulunmalıyız. Tanıdıklarımızdan dargın olanları barıştırmaya çalışmalı ve aralarını bulmalıyız. Her zaman olduğu gibi bayram günlerinde de İslâm'ın emrettiği şekilde çevremizdeki insanlara iyi davranmalı, incitici ve zarar verici davranışlardan sakınmalıyız. Bütün bunlar, toplumu oluşturan fertleri birbirleriyle kaynaştırarak milli birliğin sağlanmasında ve toplumu rahatsız eden ayrılık ve düşmanlıkların yok olmasında etkili olur.
 
Bayramı zulüm, kan ve gözyaşı içerisinde perişan bir şekilde geçiren Müslüman kardeşlerimize her türlü yardım elimizi uzatmalı, onların kurtuluşu için de daima dua etmeliyiz.
 
Cenabı Mevla kurbanlık koça karşılık Hazreti İsmail’i babası Hz. İbrahim ve annesi Hacer’e bağışladı. İnanıyor ve ümit ediyoruz ki kurban bayramı ve kurbanlarımız hürmetine Rahmeti ve Mağfiretinin tecellisiyle Cümlemizi meccanen bağışlasın evlatlarımızı da bize bağışlasın.
 
Bu duygularla Kurban Bayramınızı tebrik ediyor, daha nice bayramlara sağlık afiyetle erişmemizi Cenâb-ı Hak'tan diliyor, Mübarek bayramın ülkemize, İslâm âlemine ve bütün insanlığa iyilik, huzur, bereket ve hayırlar getirmesini niyaz ediyorum.
                                                                                                                                 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol