Onurlu Müftü!
DiNiHABERLER.COM / öZEL

 
Dinihaberler.com olarak müftü Çakı'nın "Camilerin patronu benim" kesinlikle böyle bir demeç vermeyeceğini bilerek işin aslını araştırmak istedik.  Söz konusu Tarihi eser kapsamındaki Kayalık Camisinde, Din görevlileri ve dernek başkanı ile öteden beri yaşanan bir gerginlik varmış.  Camiye hakim olmak isteyen dernek başkanı her fırsatta din görevlilerinin görev alanını sınırlayan bir takım olumsuz davranışlar sergilemiş. Cami cemaatinin verdiği bilgiye göre dernek başkanı klimanın anahtarını bile cebinde taşıyormuş. Öyle ki  cemaat yaz sıcaklarında bile bunalarak namaz kılınıyormuş. Son olarak kendi kafasına göre camiyi kırıp dökmesi ve Caminin Vakıflar Müdürlüğü'ne bağlı olması nedeniyle olayın yargıya intikal etmesiyle olayların büyümesine sebebiyet vermiştir. Bu durumda sayın müftü, din görevlilerine sahip çıkarak dernek başkanına yapılanın yanlış olduğunu ifade etmiştir.  Fakat,  olaydan kendine prim çıkarmak isteyen acemi basın mensubu,  Müftünün söylemlerini çarpıtarak yanlış bir şekilde lanse etmiş. Personeli tarafından çok sevilen onlara bir baba şefkatiyle yaklaşan yıllarını bu işe vakfeden kadirşinas müftü:  "Camilerimizde din görevlileri ile ortak uyum içinde çalışan çok değerli dernek başkanlarımız mevcut yıllarca görev bilinci ve görev alanlarının kapsamında canla başla hizmet vermişlerdir. Ancak yanı sıra kendini fazla kaptıran personelin üzerinde baskı kuran dernek başkanları da var maalesef  tabiki böylesi vakalar bizleri ziyadesiyle üzmekte fakat din görevlimi de bu durumda yalnız bırakamazdım" diyerek olaydan duyduğu  üzüntüsünü dile getirdi.

İmamı koruyan örnek müftü "işimiz din görevlilerinin görevlilerinin işini kolaylaştırmak olduğunu aksine zorlaştırıcı olunmamalı ve bunun dinimizin emri olduğunu unutmamalıyız" dedi.  Ayrıca;  " Hal böyleyken imamın o camide daha fazla ezilmesine izin veremezdim" dedi. Müftü; " Bizler hep hedef tahtası olarak kötü adam ilan ediliyoruz. Oysa Diyanet varsa biz de varız,  cami varsa din görevlileri de vardır müftü de vardır,  biz Diyanet'in  hizmet veren çarklarıyız bir bütünüz, gayemiz bir,  yolumuz birdir." dedi. Sanıyoruz ki yargılamak ve yıpratmak daha cazip geliyor bazılarına. Fakat Denizli halkı müftüyü başarılı hizmetleriyle yakından tanıdığı için çıkan olumsuz haberlere itibar etmemiş bile...

 
Memleketimizde her olay hukuk kuralları gereğince adalet önünde ve huzur-u ilahide yargılanır. Haklar hakkaniyet çerçevesinde aranır. Fakat olur olmaz insanların onurlarını rencide edici yaklaşımlar beyhude uğraşlardır.
Elbette işini yanlış yapanı ya da görevini aksatanı şikayet etmek bir hak ve görevdir. Ama kin ve kıskançlıkla imamla uğraşmak ise çok ciddi bir vebaldir. Kısaca ifade edecek olursak, kim suçlu ise o cezasını çekmeli ve süreç evrensel hukuk ve ahlak kuralları içinde hakkaniyete uygun şekilde gerçekleşmelidir.

Bize göre herkes hakkını yargı önünde ve kurallara en güzel şekilde uyarak aramalıdır. Bunları yapmak yerine hocaya sataşmak, hocaya laf atmak, hocayla dalaşmak, hocayla alay etmek, hoca hakkında dedikodular uydurmak ya da hocaya iftiralar atmak kesinlikle doğru olmayacaktır. Bunların ahlaksızca ve alçakça davranışlar olduğunda ise hiç kimsenin şüphesi yoktur.
 
Bu itibarla halkımıza da bu konuda büyük görevler düşmektedir. Herkes hukuk içinde kalmalı ve yanlış işlere tevessül etmemelidir. Güçlünün değil, haklı olanın yanında yer almalıdır. Kimsenin bir başkasının onuru ile oynamaya hakkı ve yetkisi yoktur. Eğer gerçekten bir suç varsa bu elbette cezasız kalmamalıdır. Ama bütün bunlar hukukun evrensel ilkeleri içinde cereyan etmelidir.
 
Tekrar ifade edelim ki, cami dernekleri görev ve sorumluluk alanlarını çok iyi bilmeli ve yapacaklarını hukuk kurallarına uygun yapmalıdır. “Ben bu imamı sevmedim. Bunu bu camiden kaçıralım da, nasıl olsa yerine yenisi gelir” diyerek imamlarla uğraşanlara da o cami cemaati  gereken dersi vermelidir. 
 
Bunu yapmayan ürkek, korkak, ilkesiz, tutarsız ve nemelazımcı cemaat ise mutlaka sorumlu olacağını bilmelidir. “İmamlar gelip geçicidir. Ama ben bu komşumla burada ölene kadar beraber yaşayacağım” diyerek zalime tepki göstermemek, yalana ve iftiraya ortak olmak ise çok büyük bir günah ve ağır bir vebaldir. 
 
Bu nedenle normal bir vatandaş ortadaki delillere bakarak karar vermeli ve doğru kim ise onun yanında yer almalıdır. Adaleti uygulamak yerine kabile asabiyetiyle hareket etmek, ya da hemşehricilik yaparak suçluya sahip çıkmak, ya da “bu bizden nasıl olsa” diye zalimi destekleyip mağduru ezmeye kalkışmak ne insani, ne İslami ve ne de ahlakidir. 
 
Bu bahsettiğimiz hususlarda cami derneğindeki diğer üyelere ve cami cemaatine büyük bir görev olarak düşmektedir. Duygularına kapılarak haksızlık yapmak üzere olan bir din kardeşini kötülük yapmaktan alıkoymak Hz. Peygamber’in bir sünnetidir. Bu sünneti yerine getirmeyerek sadece şeklen Hz. Peygamber’e benzemek asla yeterli değildir. Bir mü’minin aslında Hz. Peygamber’i gerçek anlamda sevip sevmediği de işte tam burada, yani zor zamanda belli olur. 
 
İmama yanlışlık yapan kendi babası, abisi, amcası ya da çok yakın arkadaşı olsa bile ona karşı kalkıp: “Bu sizin yaptığınız yanlış. Elinizde delil yok, sadece dedikodu yapıyorsunuz. Haksız yere imamla uğraşıyorsunuz, sizin bu davranışınızı asla onaylamıyorum” diyen ve gereğini yapan gerçek anlamda Hz. Peygamber’i tanıyan ve onun izinden giden kimse demektir. Zaten Kur’an’ın da bizden istediği ve beklediği budur. Dolayısıyla bu ilkeli ve kararlı duruşu sergileyerek hakkı ve adaleti tutup ayağa kaldıranların sayısı bir toplumda ne kadar fazlalaşırsa, o toplumda suç oranları giderek düşeceği ve huzursuzlukların zaman içinde azalacağı muhakkaktır. 
 
Biz müslümanlar, bu omurgalı, ilkeli, kararlı ve tutarlı duruşu sergilememiz durumunda haksızlık yapmayı alışkanlık haline getirenlerin kendi hallerini yeniden gözden geçirecekleri ve toplumda güzel insanların sayılarının artacağı ise bir gerçekliktir. 
 
Böyle yapanlar varsa onlar artık bu yanlıştan şiddetle kaçınmalıdırlar. Çünkü bir imam kendisine saygıyla davranan bir cemaate sahip olduğunda, o da onlara daha fazlasıyla muamele edecek ve cematine saygıda kusur etmeyecektir. 
 
 Dinine değer veren bir kimsenin imamla uğraşması ve toplum nezdinde onun saygınlığına gölge düşürmeye çalışması kabul edilebilir bir davranış değildir. Böyle yapanların dine ve dini değerlere bakışlarını yeniden kontrol etmeleri ve Hz. Peygamber’i doğru anlamaları kendi lehlerine olacaktır.
 
Din görevlisine sahip çıkan arkasında dimdik duran Denizli müftüsü Sayın Veysel Çakı'yla ilgi bir hayli tebrik mesajları aldığımızı belirtmek isteriz. Diliyoruz böylesi nahoş olaylar yaşanmaz. Herkes görev alanında uyumlu çalışmalar sergiler. Ve Sayin Çakı, gibi onurlu  müftülerimizin sayısı artar...


Serbest kürsümüze katılmak için resme tıklayınız


Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
imam 2 yıl önce

müftü hocamızı takdir ediyorum imamına sahip çıkan müftülere her zaman imamların ihtiyacı vardır çünkü müftüden destek bulmayan bir imam kendini çaresiz ve kaderine terkedilmiş görür

Avatar
fenomen imam 2 yıl önce

Rabbim böyle müftülerin sayısını arttırsın.

Avatar
Vekil imam 2 yıl önce

Muftumden Allah razi olsun diger muftulerimizede ornek olur İNŞAALLAH

Avatar
vatandaş 2 yıl önce

Müftü hocamdan allah razı olsun hakiki bir müslüman , işi ehline veren allah tan korkan biri.

Avatar
imam 2 yıl önce

Evet

Avatar
ÇAPANOĞLU 2 yıl önce

Dernek başkanı diye diye camileri kendi saltanatlarına döndürüp sanki imamın patronu gibi davran malarına müsade edilmemeli. Bence yasayla bi düzenleme yaparak dernek başkanıda imam olmalı onların yapacakları işi imamlar bin kat daha iyi yapar.bu şekilde dernek başkanlarının şişmiş egolarını ekşimiş suratlaranı çekmemiş oluruz .Ayrıca imamına sahip çıkan müftüyede teşek kür ederiz.selam ve dua ile.

Avatar
Çok yaşa sayın Müftüm 2 yıl önce

Allah sizin gibi yöneticileri arttırsın.Allah razı olsun

Avatar
samil 2 yıl önce

boyle muftuler kaldimi beee o pamuk ellerini opmeklazim