15 Temmuz'un Görünmez Kahramanlarından Birisi de Diyanet Camiasıdır

Ordu kültür sanat merkezinde düzenlenen camiler ve din görevlileri toplantısına Başbakan Yardımcısı Prof.Dr. Numan Kurtulmuş, Vali İrfan Balkanlıoğlu, Milletvekili Oktay Çanak, belediye başkanları, il müftüsü Mustafa Kolukısaoğlu, daire müdürleri, ilçe müftüleri,ve ordu da görev yapan bütün din görevlileri katıldı.

Kur’an-ı kerim tilaveti ile başlayan programda bir konuşma yapan Başbakan Yardımcısı Prof.Dr. Numan Kurtulmuş “Türkiye'nin her tarafında bütün müftülüklerimiz vasıtasıyla camiler haftası etkinlikleri devam ediyor.Bu etkinliğin ana amacı tekrar camilerimizin toplumun önemli bir merkezi haline getirmektir” dedi.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş “15 Temmuz'da bu milletin görmüş olduğu ihanet bu topraklardaki varoluş tarihimiz boyunca gördüğümüz en ağır ihanettir”



Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş “Türkiye 15 Temmuz'la birlikte yeni bir döneme girmiştir.Bu topraklarda nice ihanetler gördük.Ancak hiç abartmadan söylüyorum 15 Temmuz'da bu milletin görmüş olduğu ihanet bu topraklardaki varoluş tarihimiz boyunca gördüğümüz en ağır ihanettir. Ama bu ihanet bir şey daha ortaya çıkardı hainlerin işi milleti arkadan hançerlemek, hainlerin işi tarih boyunca olduğu gibi bu ülkenin bu milletin ileriye hızlı bir şekilde yürümesini engellemek ama atlatılan bu darbe teşebbüsü Allah'ın lütfuyla tam tersi oldu.  Zannettiler ki biz uçaklarımızla, helikopterlerle çıkarinsanlar bombalarız.Tanklarla arabaların üstünden geçerek insanların cesetlerin üzerinden geçer ve Tabii ki birkaç saatte işi bitiririz diye düşündüler. Ancak istedikleri gibi olmadı, hesap edemedikleri bir şey vardı.Allah'ın takdiri ve milletin kararlılığı, ferasetini ve cesaretini unuttular.Her türlü hesabı her türlü planı yaptılar Allah'ın plan yapıcıların en hayırlısı olduğunu unuttular.

Sayın Cumhurbaşkanımızın cesaret ve kararlılıkla ortaya çıkıp millete yürüyün sokaklara diyeceğine ve arkasından da milletin bu çağrıya gerçekten kulak vereceğini hiç hesap edemediler. 

Bu vesile ile Sayın Cumhurbaşkanımıza millet olarak bir kere daha şükranlarımızı ifade ediyoruz. Gösterdiği cesaret dolayısıyla Yıldırım Beyazıt, Timur orduları geldiği zaman büyük ordular var askerleri askeriye araçları o günün şartları içerisinde silahları mükemmel. Yakınlarındakiler diyor ki Yıldırım'a,  padişahım bu adamlarla başa çıkamayız bunlarla biz uzlaşsak, biz belli yerlerden çekilsek. Yıldırım Beyazıt’ın verdiği cevap şu “Ben milletime korkuyu miras bırakmayacağım”. 



Bu millete korkuyu miras bırakmayan Sayın cumhurbaşkanımıza teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı ifade ediyorum 

15 Temmuz şehitlerini, 15 Temmuz'da yaşananları unutmayacağız…

Milletimizin cesareti dolayısıyla bir kez daha teşekkür ederiz.Her yerde şehitlerimizi rahmetle, şükranla, minnetle anıyoruz. 15 Temmuzu, 15 Temmuz şehitlerini ve 15 Temmuz'da yaşananları unutmayacağız, unutturmayacağız.

15 Temmuzun görünmez kahramanlarından birisi de Diyanet camiasıdır…

15 Temmuz bu milletin tarihte gördüğü en büyük ihanettir. 15 Temmuzun görünmez kahramanlarından biride diyanet camiasıdır. İmam ve Müezzin kardeşlerimizdir. 15 Temmuz gecesi okuduğunuz salalar bu millete adeta kurtuluş muştusu olmuştur. İlk kalkan uçaklar kalkınca arkadaşlarla istişare ettik Ne yapalım salaları okutalım.Gerekli yerlere talimatları verdik ve sağ olun camilerden imamlarımız müezzinlerimizsalaları okuyarak milleti sokaklara davet etti, direnmeye davet etti, darbenin karşısında durmaya davet etti. " diyen Başbakan Yardımcısı kurtulmuş“Osala sesini duyan sokağa çıktı,sala sesini duyan meydanlara geldi, canını siper etti aralarından şehit olanlar oldu,gaziolanlar oldu. 60 Diyanet personelimiz de gazi oldu sala sesini, ezan sesini duyunca tüyleri diken dikendiken olan darbe yandaşları müezzin ve imam kardeşlerimizi darp etmeye yöneldiler, onların Gazi olmasına vesile oldular.


O akşam o sala seslerinin gerçekten tarihi bir anlamı var. O sala sesleri, darbeye karşı direncin Merkezi oldu. Camilerimizi direncin merkezi haline getirdi. 15 Temmuz'da camilerimiz Hayati bir fonksiyon görmüş bütün arkadaşlarımıza Allah'tan mükâfatlarını diliyorum. Hepinizden Allah razı olsun, Sağ olun, var olun değerli kardeşlerim.

Bununla birlikte bir ihaneti gördükVe önledik. İşimiz bitti mi, işimiz bitmedi.Şimdi yeniden üzerimize düşen sorumluluklarımızı hatırlayacağız ve yeniden eksikler, yanlışlar nerede bunları gözden geçireceğiz.

Esas meselemiz bizim geleneksel kurumlarımızı yeniden fonksiyon icra eder bir konuma getirmektir.Bu Anadolu topraklarında yaşanan Müslümanlık geleneğinin Bazı konuları vardır.Bunların üç tanesi çok canlı, hayatın içerisinde olan kurumlardır.Bunlardan bir tanesi camilerimizdir.Camilerimiz de herkese kapı açıktır, günün 24 saati açıktır.

Tarih boyunca toplumumuz da önceden köylerde ve şehirlerde, her yerde toplumun merkezlerinden birisi, karar merkezlerinden birisi, birleşme merkezlerinden birisi, sorunları çözme merkezlerinden birisi Camiilerdir. Adı üstünde Cami,cemeden, toplayan, bir araya getiren, herkesi bir araya getiren bir merkezdir. Kimin derdi varsa kimin sıkıntısı varsa orada çözerdi.


İkincisi ise Anadolu ve Rumeli topraklarının neredeyse her birleşim ve yerleşim yerinde kurulan dergâhlarımızdır. Dergâhlarımızın da özelliği, kapı gelene de açıktır, gidene de açıktır. Eline, diline, beline sahip ol İlkesinden başka hiçbir şeyi ayrım olarak ortaya koymayan, gelip orada o edebi öğrenmek isteyen herkesin girdiği, edebi öğrenenlerin de, çıkıp topluma ulaştığı bir yerdir.


Üçüncüsü ise okullarımız, yani medreselerimizdir. O günkü adı medrese, bugünkü adı da okuldur.Medrese toplumun içerisindedir. Medrese'nin de kapısı gelene de gidene de açık, gelir öğrenir, dersini alır, icazet alır gider.Değerli kardeşlerim bu toprakların Müslümanlık geleneğinin temeli açık olmasıdır. Camiler açıktır,dergâhta açıktır, medresede açıktır. Şimdi bu FETÖ ve benzeri terör örgütlenmelerinin en büyük özelliklerinden birisi, kapalı örgütler olmasıdır. Bir başka önemli mesele, Hz peygamberden sonra hata yapmayacak hiçbir insan yoktur. Bir FETÖ var bir de Feto var.  Feto bu adamın adı FETÖ ise bu örgütün adıdır. 

Değerli kardeşlerim, biz diyanet camiasının ilahiyat camiasının da çuvaldızı biraz da kendimize batırmamız lazım. 

Camilerimizi yeniden toplumun merkezi haline getirmemiz lazım…

Camilerimizi yenidentoplumun merkezi haline getirmemiz lazım.İşin aslı odur tevhidi irşadı Hz Peygamberin ortaya koymuş olduğu öğretiye açık bir şekilde anlatmamız lazım.Kurumlarımızın hepsinin kapısı,  toplumumuzun tamamına açık olması lazımdır. 

Türkiye'nin en kalabalık devlet kurumlarından birisi Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilatıdır. Allah razı olsun hepiniz görev yapıyorsunuz. Ama şöyle görmemek lazım, camiler herhangi bir iş yeri, herhangi bir devlet dairesi değildir. Sizlerde herhangi biri değilsiniz,her biriniz dinin görevlisisiniz.Her birimiz aslında dinin görevlisiyiz.Ama sizin ilave olarak bir sorumluluğunuz var. Dolayısıyla bizim esas meselemiz camilerimizi bu hale getirmektir. Camilerimiz, sorunlarımızın çözüldüğü, kapısının herkese açık hale geldiği, herkesin derdiyle dertlenen, toplumun merkezi olan bir kurum haline gelmek durumundadır.  Cami fonksiyonunu görürse size teminat veririm ki bu tür örgütler ortaya asla çıkmaz.Onun için üzerinizdeki sorumluluk büyüktür. 


Bundan sonraki çalışmalarımızı, bizim uğrumuzda, bu milletin uğruna, bu milletin geleceği uğruna, canından vazgeçen 241 şehrimizi hiç unutmadan, O gazilerimizi hiç unutmadan, yola çıktığında ölürsem şehit, kalırsam Gazi, diye yola çıkan kahramanları Unutmadan bu millete can borcumuzu Ödeyeceğiz.

Nasıl ödeyeceğiz, camilerimizde şimdiye kadar kaç saat geçiriyorsanız onun 5 katı, 10 katı vakit geçirerek ödeyeceksiniz.Vaktinizin büyük çoğunluğunu çevrenizin, ilçemizin, semtimizin, şehrimizin çocuklarını, gençlerini, kadınlarını, yeniden camiye çekmek için harcayacaksınız. Vaktiniz'in bir Dakikasını bile boş geçirmeden bu milletin inancını değerlerini yeniden kullanabilmesi için hangi hizmeti yapmanız gerekiyorsa o hizmeti yapmalısınız. Ancak bunu böyle ödeyebiliriz ve camiyi sadece bir mimari değer olmanın ötesinde, toplumun merkezindeki Can damarı haline getireceğiz. Bunu yapabilecek gücünüz var bilginiz var, inancınız var, cesaretiniz var, bunun böyle olduğuna inanmasam bunları söylemem.Ama bunları yeniden yapacağız. Eskiden hatırlayan Osmanlı, şehrini kurarken camiyi merkeze koyuyor, medreseler, Sübyan mektebi var.

Muharrem ayında 10 muharremde aşure günü dolayısıyla şehitlerimizi,Kerbela şehitlerimizi bir kere daha anacağız. Kerbela'nın yasını bir kere daha tutacağız. Ama Kerbela yası tutmak sadece bizim için onu tarihi bir olay olarak hatırlamak değildir.  15 Temmuz bunu gösterdi Kerbela her zaman yaşayan her zaman her yerde var olabilecek bir şeydir.  Cenabı Allah birliğimizi dirliğimizi daim eylesin bizi bu milletin sahip olduğu değerler den bu istikametten ayırmasın” şeklinde konuştu.


Camiler ve Din Görevlileri Haftası programında bir konuşma yapan il müftüsü Mustafa Kolukısaoğlu “15 Temmuzdan sonra her konuyu yeniden anlamlandırdık. Elbette her şeyi en iyi şekilde yaptığımızı söyleyemeyiz. Ama bir şey var ki 15 Temmuz sonrası birçok şeyin farkına varıldı.Din görevlilerine, din gönüllülerine nasıl bir sorumluluk düştüğünün farkındayız. 

Allah bizi kardeş yapmıştır Kardeşliğimiz 15 Temmuz'da meyvesini vermiştir.Ama 15 Temmuz'a sebep olan hain başkaldırıcılar ve bundan sonra onun gibi olmaması için İslam kardeşliğini öteleyip, grup kardeşliğini, cemaat kardeşliğini, şu kardeşliği, bu kardeşliği öne çıkarmanın nelere mal olduğunu gördük bunu milletimize anlatmaya devam edeceğiz.

Kolukısaoğlu, “İl Müftülüğü Olarak İki Önceliğimiz Var”…

Sayın Başbakan yardımcım,  İrşat faaliyetlerinde ve 15 Temmuzdan sonra da ayrıca bütün ilçe müftülerimiz toplanarak Ordu halkının da verdiği destekle, basının verdiği destekle,  ileri gelenlerin verdiği destekle,  biz şu anda KYK’ya yerleşemeyen üniversite öğrencilerinden 143 öğrenciye diyanet vakfı öğrenci evi açtık. Hem de en iyi şartlarda bu öğrencilerimizin evlerde barındırıyoruz, şu anda iki önceliğimiz var. 

Birincisi üniversite öğrencilerine sahip çıkmak sadece ev bulmak değil.  Bunun ötesinde maddi, manevi her dertleriyle hemhal olmak.
 İkincisi ise Diyanet İşleri başkanımızın en önemli projesi olan bizim de çok inandığımız 4-6 yaş grubu Kur'an kursları açmaktı. Bu konuda da il genelinde her türlü çalışmayı yürütüyoruz” şeklinde konuştu.


 

Kaynak: Dinihaberler.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
memur 2 ay önce

çok iyi diyorsunuz da sayın başbakan yardımcımız keşki sayın başkanımız cumhurbaşkanlığına diyanet bağlanmalı dediğinde "bir bürokratın böyle açıklama yapması şık değil" diyerek başkanımızı sıradan bir bürokrat menzilesine indirerek bu camiayı üzüntüye garketmeseydiniz gerçekten çok üzgünüm.

Avatar
İmameyn 2 ay önce

Diyanet İşleri başkanıda sonuhda bir bürokrattır. Kutsamaye yüceltmeye gerek yok. Kanunlar çerçevesinde ve ülkesi için dini için yapması gerekenleri yapmalıdır. Diyanet İşleri Cumhurbaşkanlığına bağlenma talep istek ve teklifler doğru değildir. Bir Bakanlık kurularak o bakanlığa bağlanabilir. Herkes cumhurbaşkanlığına bağlanmak isteyerek nereye ulaşmak istiyor. Başkanlık sistemine de geçilince yine bakanlığa bağlı kalıd..

Misafir Avatar
memur 2 ay önce @İmameyn

beyefendi işte siz diyanet işleri başkanını herkesten birisi gördüğünüz için paralel yapı ve benzerleri çoğalacak ve itibar sahibi olacaktır. bu arada siz diyanet şimdiye kadar neredeydi diye şikayet edeceksiniz. sizin gibi diyaneti ve mensuplarını küçümseyenler yüzünden bugün gençlik din görevlisi olmaktan kaçacak sizde hiç bir emeğiniz olmadığı halde şikayete devam edeceksiniz. rabbim anlamak nasip eylesin.

Beğenmedim! (0)