Babaeski’de “Kutlu Doğum Haftası” kutlandı
Uğur AKAGÜNDÜZ'ün Haberi / BABAESKİ

Diyanet İşleri Başkanlığı ve Babaeski Kaymakamlığı İlçe Müftülüğü organizasyonunda Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri 14 Nisan 2014 Pazartesi günü saat 20.00da Babaeski Belediyesi Tansa Düğün Salonunda düzenlendi.

"Hazreti Peygamber, Din ve Samimiyet" temasıyla Babaeski Tansa Düğün Salonunda yapılan etkinliklere Babaeski Kaymakamı Mustafa Asım Alkan, Babaeski Belediye Başkanı Abdullah Hacı, Kırklareli İl Müftüsü İsmail Bayrak, Babaeski İlçe Müftüsü Yusuf Arslan, Babaeski Mahalle Muhtarları, Belde ve Köy Muhtarları,Babaeski Müftülük Personeli ile Peygamber gönüllüsü çok sayıda Babaeski ilçesi köy ve kasabalarından vatandaşlar katıldı.
 
FOTO GALERİ İÇİN TIKLAYIN

Sunuculuğunu Kumrular Köyü Camii İmam-Hatibi Davut GÖRGÜN tarafından yapılan program Mustafa Kemal Atatürk ve Silah Arkadaşları ile Şehitlerimiz ve Din büyükleri adına Saygı Duruşu ve akabinde İstiklal Marşı okunması ile başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının ardından Babaeski Cedit Ali Paşa Camii İmamı Selami Gün Kuran-ı Kerim okudu.

Programın açılış konuşmasını Babaeski İlçe Müfüsü Yusuf Arslan yaptı.Müftü Arslan konuşmasının ardından Kırklareli Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Selahattin YILDIRIM sunumunu yapmak üzere kürsüye geldi.YILDIRIM konuşmasına şunlara yer verdi;
 
''Hıristiyan bir din bilgini iken hicretin dokuzuncu senesinde Medineye gelerek İslamla şereflenen Temîmud-Dârînin rivayet ettiğine göre bir gün Allah Resulü (sas.), ashabına hitap ederken, üç kez tekrar ederek şöyle seslendi: (Din samimi olmaktır. Din samimi olmaktır. Din samimi olmaktır.) Sahabeden bazıları, Din kime karşı samimi olmaktır ya Rasulallah? diye sordular. Sevgili Peygamberimiz de (sas.), Allaha karşı, Kitabına karşı, Peygamberine karşı, Müslümanların meşru idarecilerine karşı ve bütün Müslümanlara karşı samimi olmaktır. diye cevap verdi.
Dinin doğru ya da yanlış anlaşılmaya müsait bir zemini vardır. Din eğer doğru anlaşılırsa insan hayatında su ve hava kadar önemli ve tabiidir. Ancak yanlış anlaşıldığında bu tabiilik bozulur. Bu yanlış anlamanın vereceği zarar da dinsizliğin vereceği zararla eşdeğerdir. 
Dinin doğru anlaşılma sorunu bazen bir hadisin tümünde bazen de –buradaki gibi– bir kelimede ortaya çıkmaktadır. Nitekim bu hadisteki nasîhat kelimesi Arapçadan Türkçeye geçerken anlam kaymasına uğramış; bu yolla hem bu güzel söz yanlış anlaşılmış hem de Hz. Peygamberin (sas.) yaptığı bu güzel din tanımı gözlerden kaybolmuştur. 
Görüldüğü gibi burada anahtar kavram nasihat kelimesidir. Nasihat kelimesi doğru anlaşılmadan yahut Hz. Peygamberin (sas.) bu kavramdan ne kastettiği tespit edilmeden İslamın dörtte birine denk kabul edilen bu hadisin doğru anlaşılması mümkün değildir. 
Bilindiği gibi Türkçemizde ‘nasihat kelimesi ‘iyiye ve güzele sevk etmek için yapılan güzel konuşma, vaaz ve öğüt vermek manalarına kullanılmaktadır. Oysa Arapçada ‘nasihat kelimesi ‘samimiyet, ‘içtenlik ve ‘gönülden bağlılık demektir. Bu sebeple Kuran dilinde ‘tevbe-i nasûh ibaresi kullanılmıştır. Çünkü ‘nasûh ve ‘nasîhat aynı kökten gelmektedir. 
Buhârînin, iman ile ilgili hadislerin başında, Ameller niyetlere göredir. hadisine yer verip sonunda ise bab başlığı olarak da olsa Din nasihattir. hadisini zikretmesi oldukça manidardır. Zira bununla imanın amelleriyle birlikte niyete, niyetin ise ihlas ve samimiyete dayanması gerektiğini ima etmiştir.
Bütün bunlara rağmen gerek ülkemizde gerekse İslam âleminin muhtelif bölgelerinde nasihat kelimesini aldatılmak, kandırılmak, ihanet, adavet ve ikiyüzlü davranmanın zıddı olarak ihlas, samimiyet, içten davranmak ve gönülden bağlanmak anlamı değil de öğüt, vaaz ve tavsiye anlamı verilmiş; bu hadis de Din samimiyettir. yerine Din vaaz ve irşaddır. şeklinde anlaşılmıştır. 
Vaizler yaptıkları işin, üstlendikleri görevin dinin özüne taalluk ettiğini ifade etmek için söze hep bu hadisle başlamış ve hadise de bu yanlış anlamı yüklemişlerdir.
Bu kutlu ifadeye göre; Din-i Mübin-i İslamı kabul eden her insan Allaha iman ve kulluk, Kurana tabi olma, Hz. Peygamberi (sas.) örnek alma, yöneticilere karşı hakkı söyleme ve toplumsal görevlerini yerine getirme, sınıf ve statü farkı gözetmeksizin bütün Müslümanların ve hatta bütün insanların haklarına riayet etme gibi konularda ciddi bir samimiyet sınavına tabi tutulmuş demektir.
Buna göre ihlâs ve samimiyet, dinin özü, dindarlığın hülasasıdır. İhlâs ve samimiyet, inancın, kulluğun ve itaatin sadece ve sadece âlemlerin Rabbi olan Allaha özgü kılınmasıdır. İhlâs ve samimiyet, bütün ibadetlerin, her türlü riya, gösteriş ve çıkar kaygılarından arındırılıp sadece Allah rızası için yapılmasıdır. 
İhlâs, yaratıcısına gizli-açık hiçbir şeyi ortak koşmadan yapılan samimi imandır. İhlâs, dünyevi bir çıkar beklemeden sırf Allah rızası için yapılan kulluktur. İhlâs, Allaha karşı olduğu gibi insanlara, canlı-cansız bütün varlıklara karşı gösterilen samimiyettir. İhlâs, nifak ve ikiyüzlülükten uzak bir kalp safiyetidir. İhlâs, Allah rızasına göre hareket eden akıl ve kalbin karşılıksız, garazsız amelidir. İhlâs, Hz. Mevlânânın ifadesiyle, olduğu gibi görünmek ve göründüğü gibi olmaktır.
İhlâs olmazsa, ruhumuzun miracına sebep olması gereken namazlarımız bizleri kötülüklerden alıkoyamaz. İhlâs olmazsa oruçlarımız, artık bizim için bir kalkan değil, sadece açlık ve susuzluktan ibaret kalır. İhlâs olmazsa kurbanlarımız Rabbimize kurbiyete vesile olamaz, elimizde kalan sadece onların etleri ve kanları olur. İhlâsın yerini gösteriş, samimiyetin yerini riya almışsa, sağ elimizin verdiğini sol elimizin bilmemesi gereken fedakârlıklarımızı herkes biliyorsa, o vakit sadakalarımız Rabbimize sadakatimizi ifade etmekten çok uzakta demektir. Gösteriş malzemesi yapılan sadakalar ömrümüze bereket getirmekten ziyade bizi çoraklaştırır. Riya ile safiyetini kaybeden ameller, Rabbimizin katında, üzerinde az bir toprak bulunan ve şiddetli yağmura maruz kalınca çıplak hâle gelen kayaya benzer.
İhlâs ve samimiyet, sadece inanç ve ibadetlerimizde değil, insanlarla ilişkilerimizde de son derece önemlidir. Müslümanın Müslümana karşı samimi, içten ve gönülden davranması da dinin önemli bir ilkesidir. Zira müminin en önemli vasfı olan güvenilirlik ancak içten ve samimi davranışlarla sağlanabilir. Aile ve akraba ortamında, komşuluk ve arkadaşlık ilişkilerinde, iş ve ticaret hayatında, kısacası hayatın her alanında insanlara karşı içten ve samimi davranmak en büyük ahlaki erdemlerdendir. Bu erdemi kazanmanın en kısa yolu da her işimizde Allah rızasını ön planda tutmak ve Onun her an bizi görüp gözettiğini aklımızdan çıkarmamaktır. İnsanları değerlendirmemizde ve eşyaya bakışımızda bu yaklaşım esas olursa dünyevi çıkar ve hırsların körüklediği pek çok olumsuzluk kolayca bertaraf edilebilir. 
Halis ameller, riya ile, gösteriş arzusu ile, desinler diye yapılarak kirletildiğinde anlamını kaybeder. Samimiyet olmadan değerler, değerini yitirir. Cömert desinler diye infakta bulunan, âlim desinler diye ilim tahsil eden, kahraman desinler diye savaşan kimsenin çabasının Allah nezdinde hiçbir kıymeti yoktur. Hatta bu kimseler, sahte niyetlerle yapılan sahte amellerinden ötürü ahirette hüsrana uğrayacaklardır. Çünkü ihlâsı, samimiyeti bilmeyene insanlar âlim dese de hakiki cahil odur. Gönlünü Rabbinin rızasıyla zenginleştirmeyenin adı zengin olsa da hakikatte o, insanların en yoksuludur. Samimiyetsiz secdelerle abid, dünyaya gönül bağlayarak zahid, dünyalık için hicret ederek muhacir olunmaz. Gerçek muhacir her şeyden önce dünyaya ve dünyalıklara dair her şeyi terk ederek ihlâsa hicret edendir. Uzaklarda bir yerlerde boynu bükük bir hâlde ihlâs bizi bekliyor. Riyadan, kibirden, ikiyüzlülükten uzaklaşıp samimiyetin kapısını ne zaman çalacağız? Kulluk gösterilerinden, gösteriş bağımlılığından, iyilikleri pazarlarda satmaktan uzaklaşıp ihlâs, samimiyet ve takvanın gönlünü ne zaman alacağız? Sahi yolculuğumuz nereye? Bizler kimin muhaciriyiz? Ayet-i kerimede de ifade edildiği gibi Allahın azabından sadece Onun ihlâslı kulları kurtulacaktır.
Hz. Peygamber bir hadislerinde (sas.), Ey yücelik ve ikram sahibi! Beni ve ailemi dünya ve ahirette her an sana ihlâs ve samimiyetle bağlı kıl. şeklinde dua etmiştir.
Netice olarak Hz. Peygamberin (sas.) din tanımı şöyledir: Din samimiyettir; içten ve gönülden bağlılıktır. Din samimiyettir; içten ve gönülden bağlılıktır. Din samimiyettir; içten ve gönülden bağlılıktır.
Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizin, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın, gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin ve tüm İslâm âleminin Kutlu Doğum Haftasını tebrik ediyor; mana dünyamızda ve düşünce ufkumuzda yeni pencereler açmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.
Babaeski İlçe Müftüsü Yusuf Arslanın konuşmasının ardından Kırklareli Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selahattin Yıldırım, Hz. Peygamber, din ve samimiyet konulu konferans konuşması yaptı. Doç. Dr. Yıldırım konuşmasında; Arap dilinin en kapsamlı kelimelerinden biri nasihat, diğeri de felah kelimesidir. Bazı dil bilimciler nasihatle felah kelimeleri kadar dünya ve ahret hayırlarını bünyesinde toplayan başka bir kelime olmadığını söylemişlerdir. Nasihat sözlükte öğüt vermek, hayırlı işlere davet, şer ve kötü olan şeylerden nehyetmek, bir işi sadece Allah rızası için yapmak, yani bütün davranışlarında dürüst olmak demektir. Nasihatin iştikakı balı mumundan ayırıp süzme bal elde etmekten veya yırtık elbiseyi tamir etmekten türetilmiştir. Temîm ed-Dârî radıyallahu anh'ten rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem: "Din nasihattir" buyurdu. Biz kendisine:
- Kim için nasihattir, dedik. Efendimiz: "Allah için, kitabı, Rasûlü, mümünlerin yöneticileri ve tüm Müslümanlar için" buyurdu. (Müslim, "İman" 95). Bu hadis sahabeden Ebû Hüreyre, İbn-i Ömer, Sevbân, İbn-i Abbâs ve diğer bazı sahabe tarikiyle de rivayet edilmiştir. Bunlar içerisinde en sahih olanının Temîm ed-Dârî rivayeti olduğu kabul edilmiştir. Kütüb-i Sitte müelliflerinden Ebû Dâvûd hadisi fıkıh konularının kaynağı olarak değerlendirirken HâfizjŞbû_Nuaym ise hadisin dinde çok büyük bir önemi olduğunu ifade etmiştir. Muhammed b. Eşlem et-Jusî de hadisimizin dinin dörtte biri olduğunu söylemiştir. "Din nasihattir" ifadesi Cibril hadisinin muhtevası olan İslâm, iman ve ihsan hasletlerini kapsamaktadır.
Hadisin anlamı "dinin direği ve dini ayakta tutan nasihattir" demektir. Bu duruma göre nasihat din ile aynı anlamda kullanılmış olmaktadır. Nitekim "hac Arafat'tır" hadisi de haccın temelinin ve ibadet olarak kabul edilmesinin ön şartının Arafat'ta vakfede bulunmak olduğunu, vakfe yapmayanın haccının olmayacağını ortaya koymaktadır. Nasihat hadisi cevâmiü'I-kelim denilen, yani az sözle çok anlamlar ifade eden hadislerden biridir. Nasihat kavramı bazı hadislerde umum Müslümanlara karşı dürüst davranmak, bazı hadislerde Müslümanların yöneticilerine karşı samimi ve dürüst olmak bazı hadislerde de yöneticilerin halka karşı dürüst davranmaları ve halkı bu esaslara göre yönetmelerini kapsamaktadır. Müslümanlara karşı dürüst davranmayı ifade eden birisi sahabeden Cerîr b. Abdullah el-Becelî radiyallahu anh tarikiyle gelmektedir. Cerîr b. Abdullah şöyle demiştir:
"Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'e namaz kılmak, zekât vermek ve Müslümanlara karşı nasihat etmek (dürüst davranmak) hususunda biat ettim." (Buharî, "İmân" 42; "Zekât" 2;
Çünkü bir işi Allah'tan başkası için yapmak şirk; Allah'tan başkasından dolayı terk etmek ise riya olarak tarif edilmiştir. Müslüman kalbinin ufkunu Allah Teâlânın hoşnutluğu ve ümidi süsler. Netice olarak da Müslüman kalbi ihlâsı ve ihlâs ehlini kıskanmaz, aksine ona gıpta edip özenir. İkinci özellik ise Müslümanların yöneticileri hakkında güzel şeyler düşünmek, onlara karşı hayırhah davranmak, yaptığı güzel işlerde yardımcı olmak, yanlışlarını da edep dairesi içerisinde ikaz etmektir. Yöneticilere iyi davranmak onların iyiliğini istemek aynı zamanda Müslümanların iyiliğini de istemek demektir. Müslümanların yöneticileri ile kavgalı olmamaları, fitnelerden uzak kalmalarını temin eden her hareket takdire şayandır. Üçüncü özellik Müslümanların cemâatini inanç ve amel olarak kabullenmek, onlardan ayrılmamak ve Müslümanlarla beraber olmayı her şeyin üzerinde tutmaktır. Böyle bir hasletin yer aldığı insan kalbinde ne kin bulunur ne de ihanet. Yalnızlık duygularını da yok eder. Mehmet Akif bu hususu şu mısralarla dile getirmiştir:
"Şu vahdet tarumar olsun" deyip saldırma İslâm'a;
Uzaklaşsan da imandan, cemaatten uzaklaşma,
İşit, bir hükm-i kat'î var ki istinafa yok meydan;
"Cemaatten uzaklaşmak, uzaklaşmaktır Allah'tan!"
Temîm ed-Dârî radiyallahu anh kanalıyla gelen hadisin ihtiva ettiği maddeler beş bölümden oluşmaktadır. Bunlar; Allah'a karşı samimî bir kul olmak, Kur'an'a karşı samimî bir mümin olmak, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e karşı samimî bir ümmet olma, yöneticilere karşı samimî bir tebaa ve Müslümanların geneline karşı samimî bir kardeş olmaktan ibarettir.
1.  Allah'a karşı samimî bir kul olma: Bunun ölçüsü Allah'ın her şeyin yaratıcısı olduğunu kabullenmek, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayıp vahdaniyetini kabul etmek O'na karşı kullukta ihlâslı ve samimî olmak, emirlerini gücünün yettiği kadar yerine getirip yasakladığı şeyleri kesinlikle terk etmekten ibarettir.
2.   Kur'an'a karşı samimî bir mümin olmak: Kur'an'ın Allah kelamı olduğuna inanmak, helâlini helâl, haramını haram bilmek, ahkâmı ile amel etmek, her gün bir miktar tilavet etmek ve manasını anlamaya çalışmaktır.
3.   Peygamberimiz'e karşı samimî bir ümmet olmak: O'nun nübüvvetini tasdik etmek, kendisinden sonra başka bir peygamberin gelmeyeceğine inanmak, emrettiklerini gücünün yettiği kadar yerine getirmek, nehyettiği şeyleri de kesinlikle terk etmek ve hayatın her alanında O'nu üsve-i hasene olarak kabul edip sünnetine ittibâ etmekten ibarettir.
4.  Yöneticilere karşı samimî tebaa olmak: Allah'ın emrine, Peygamber Efendimiz'in
Müslüm, "İmân" 97, 98). Ebû Hüreyre kanalıyla gelen hadislerinde Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Müslümanın Müslüman üzerindeki hakkı altıdır. Bunlar nedir, diye soruldu. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem: "Karşılaştığın zaman selam vermen, davet ettiğinde icabet etmen, nasihat istediğinde nasihat etmen, aksınp 'elhamdülillah' dediğinde 'yerhamükellah' demen, hastalandığı ziyaret etmen, öldüğünde namazını kılıp teşyî' etmendir." (Müslim, "Selâm", 5). Tebaanın ulu'1-emre, ulu'l-emrin tebaasına karşı nasihati hakkında yine Ebû Hüreyre radiyallahu anh kanalıyla gelen bir rivayette Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
"Allah sizin için üç şeye razı oldu ve üç şeye buğzetti. O'na ibadet edip hiçbir şeyi ortak koşmamanıza, hepinizin topluca Allah'ın ipine sarılmanıza ve yöneticilerinize karşı dürüst olmanıza razı oldu. Dedikodu yapmanıza, malı zayi etmenize ve çok soru sormanıza da buğzetti." (Müslim, "Akdiye" 10; Muvatta, "Kelam" 20). Zeyd b. Sabit radiyallahu anh'tan rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem Mina'da Hayf mescidinde okuduğu hutbesinde şöyle buyurmuştur:
"Müslüman yüreğinin kin tutamayacağı, ihanet edemeyeceği, aleyhinde bulunamayacağı üç haslet vardır; İşi Allah için yapma samimiyeti, Müslümanların yöneticileri hakkında hayırhahlık (dürüstlük) ve Müslümanların cemaatine uyma." (İbn Mâce, "Mukaddime" 18.). İbn Mâce'nin diğer rivayetinde;
"Çünkü Müslümanlara (veya yöneticilerine) yapılacak dua arkalarından gelecek olanları da kapsar ilavesi bulunmaktadır." (İbn Mâce, "Menâsik" 76).
Hadiste ifadesini bulan Müslüman kalbinin üç özelliğinden birincisi ihlâstır. Bu da müslümanın yaptığı işi sırf Allah için yapması, dünya ve ahrete yönelik bir gaye gütmemesidir. Bu özelliğe sahip olan bir kalbi kıskanmamak ve ona ihanet etmemektir.
Bu iki hadisten öğrenmemiz gereken faydalar şunlardır: 1. Devlet başkanına ihanet etmek şiddetle yasaklanmıştır. 2. Devlet başkanına ve onu temsil eden yöneticilere itaat etmeyenler Allah'a ve Peygamber'ine karşı gelmiş sayılırlar. 3. Devlet başkanına ve onu temsil eden kişilere itaat etmek hem Allah'ın hem de Peygamberimiz'in emridir. Çünkü devletin ve milletin birliği ve bütünlüğü buna bağlıdır. 4. Yöneticiler Allah'ın buyruklarına açıkça karşı gelmedikçe sevilmeseler bile onlara itaat etmeli, haksızlıklarına katlanılmalıdır. Çünkü onlara karşı yapılacak ayaklanmalar yüzünden devlet ve millet zarar görür,dedi.

Doç. Dr. Selahattin Yıldırımın konuşmasının ardından Babaeski Kaymakamı Mustafa Asım Alkan, Babaeski Belediye Başkanı Abdullah Hacı, Kırklareli İl Müftüsü İsmail Bayrak, Babaeski İlçe Müftüsü Yusuf Arslan birbirlerine çiçek sunarak Kutlu Doğum Haftasını kutladılar.

Programın sonunda katılanlara pilav ve ayran ikram edildi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
davut görgün 3 yıl önce

Emeği geçen herkese ve bu organizasyonu dikkatle takip eden değerli basın mensubu arkadaşlara teşekkürler..

Avatar
davut görgün 3 yıl önce

Emeği geçen herkese ve bu organizasyonu dikkatle takip eden değerli basın mensubu arkadaşlara teşekkürler..