'Bahanemiz Yok, Yüce Allah ve Son Peygamberi Şahitlerimizdir'

Balıkesir İli Karesi İlçe Müftsü Fahri SAĞLIK bu haftaki makalesinde ''Bahanemiz Yok, Yüce Allah Ve Son Peygamberi Şahitlerimizdir'

'Bahanemiz Yok, Yüce Allah ve Son Peygamberi Şahitlerimizdir'

Balıkesir İli Karesi İlçe Müftsü Fahri SAĞLIK bu haftaki makalesinde ''Bahanemiz Yok, Yüce Allah Ve Son Peygamberi Şahitlerimizdir'

Hakkı Görür
Hakkı Görür
16 Ekim 2017 Pazartesi 23:08
'Bahanemiz Yok, Yüce Allah ve Son Peygamberi Şahitlerimizdir'
banner221

Grup Sayfamız İçin _BURAYA Tıklayınız

Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurulur; "Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah'ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik."  (Ahzâb Suresi, 45-46)
 

Hz. Peygamberin insanlara yönelik görevlerinden biri onlara “şahitlik” etmektir. İnsanlara düşen görev ve sorumluluk bu “şahitliğin” lehlerine olmasına çalışmaktır. Şahitlik görevini sadece Hz. Muhammed değil, yüce Allah, melekler ve ilim sahipleri de yapacaklardır. Bu konuda Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurulur “Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şâhitlik ettiler. Ondan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Âl-i İmrân Suresi, 18 ) Burada yüce Allah’ın şahitliği, delilleri ortaya koyarak, kitaplar ve peygamberler göndererek onlar üzerine insanları tefekküre davet etmesidir. Aynı zamanda şahitlik görevini Müslümanlar da yapacaklardır. Kişi kendi kendisinin şahidi olacaktır yeri geldiğinde. Yüce Allah “Hani Rabbin (ezelde) Ademoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" demişti. Onlar da, "Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)" demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.      ( A’raf  Suresi, 172) "Artık insan, kendi kendinin şahididir."  (Kıyâmet Suresi, 14) buyurarak bizleri uyarmıştır.
 

Peki Hz.Muhammed nelerin şahididir?
 

Her şeyden önce O,Tevhidi inanç sisteminin doğruluğunun şahidi. Ahiret ve ahiette cereyan edecek olayların, özellikle Cennet ve Cehennemin varlığının şahidi. Hakkın, hakikatin, adaletin, şefkat ve merhametin…vb. her şeyin şahididir. Şahitlik şehadet edenin yüksek mertebesi ile daha da anlamlı olur. Biz müslümanlar için en değerli şahitlik yüce Allah ve Hz. Muhammed’in şahitliğidir.
 

Dini hayatımızda hüsn-ü şehadet kavramı önemli bir yere sahiptir. Hz. Enes (ra) anlatıyor: “Resûlullah’ın yanından bir cenaze geçti. Oradakiler, cenazeyi hayırla yâd ettiler. Peygamber Efendimiz: “Vacib oldu!” buyurdular. Sonra bir cenaze daha geçti. Bunu kötü sözlerle yâd ettiler. Resûlullah yine: “Vâcib oldu!” buyurdular. Hz. Ömer (ra): “Ya Resulallah! Her iki cenazeye de vacip oldu buyurdunuz. Vacip olan nedir?” diye sordu. Peygamber Efendimiz: “Öncekini hayırla yâd ettiniz; ona Cennet vacip oldu. İkincisini kötülükle yâd ettiniz; ona da Cehennem vacip oldu. Sizler Allah’ın yeryüzündeki şahitlerisiniz!” buyurdu.
 

Sevgili peygamberimiz bile uhdesine verilen yüce görevin ifası konusunda yüce Allah ile birlikte ashab-ı kiram’ı şahit göstermiştir. Veda hutbesinde; "İnsanlar! "Yarın beni sizden soracaklar ne diyeceksiniz? Sahabe-i kiram hep birden şöyle dediler; "Allah’ın elçiliğini ifa ettiniz, vazifenizi hakkıyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatte bulundunuz, diye şehadet ederiz". Bunun üzerine Resul''i Ekrem Efendimiz şehadet parmağını kaldırdı, sonrada cemaatin üzerine çevirip indirdi ve şöyle buyurdu;
"Şahid ol Yarab! Şahid ol yarab! Şahid ol yarab!"

 

Hz. Peygamberin insanlara yönelik bir başka görevi “müjdeleyici” ve “ uyarıcı” olması, iyi işler yapanları nimetlerle müjdelemesi, kötülük işleyenleri bekleyen azabı, cezayı haber vermesidir.
 

Ayet-i kerimede bildirilen önemli bir sorumluluk ta Allah'ın izniyle insanları yüce Allah’ın yoluna çağıran bir davetçi ve adınlatıcı bir kandil olmasıdır. Hz. Muhammed “Allah’ın izni ile” insanları doğru yola (sırat-ı müstakime) çağırdı. O, bu görevini yaparken kendi heva ve hevesinden konuşmadı. Yüce Allah’ın iznine ve buyruğuna göre hareket etti. Yüce Allah’ın kendisi için çizdiği sınırları aşmadı.
 

Yüce Allah kullarına  peygamber gönderip inanç, amel, ahlâk konularında ne istediğini açıklamadıkça onları sorumlu tutmaz. Kur’an-ı Kerimde “Bilmiyorduk,  bilemezdik demeyesiniz diye size peygamberler gönderdim”  buyurulur. Mesela “ Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” ( Nisâ Suresi, 165). Bütün bunlara rağmen âhirette “uyarılmadığı, bilgi verilmediği yolunda” mazeret ileri sürecek olanlara da Allah Teâlâ peygamberleri  şahit gösteriyor. Hz. Peygamber’in bu niteliği, O’nun Rabbi katındaki değerini gösterir. Çünkü şahitler önce tezkiye edilir (onları iyi tanıyanlar tarafından tanık olabilecekleri ifade edilir ) Hz. Peygamber’i tezkiye eden ise bizzat yüce Allah’tır.  Hz. Peygamber hem Kur’an âyetlerini  tebliğ etmekle, hem de bunları açıklayan, canlandıran ifadeleriyle yeteri kadar müjdeci ve uyarıcı olmuştur. Onun tebliği ve açıklamaları itaat edenler için ebedî mutlulukların müjdesi, inkâr ve isyan edenler  için ise, felâketlerin haberidir.  Peygamber efendimiz  insanları  Allah’a çağırmaktadır. O’na iman, ibadet ve itaat etmeye davet etmektedir. Bu davet görevi başta Hz. Peygamberin varisleri olan  alimler ile,  güç ve imkanına göre bütün Müslümanlar üzerine farzdır. Bu davet, sağlam ve doğru dini bilgiye dayalı olmalıdır. Şahsi ve zanni bilgiler özellikle, sezgi keşif ve rüyalara dayalı davet asla caiz değildir. Sezgi, keşif ve rüyaların dinde delil olmadığını, rüyalarla amel edilemeyeceğini çok iyi bildikleri hâlde hem kendi rüyalarını hem de müntesiplerinin rüyalarını birer hüccet gibi kullanan din bezirganlarına aldanmamak gerekir.
 

Hz.Muhammed Müslümanların önlerini aydınlatan bir kandil ( aydınlık kaynağıdır ) dır. O, neleri aydınlattı? Her şeyden önce tebliğ ettiği Kur’an ile kainatı aydınlattı. tevhid inancı ile kalpleri, yüce ahlakı ile hayatı, adaleti ile zulümleri, ilim ile cehaleti aydınlattı.  O, aydınlanmak isteyen herkesi her konuda aydınlatır. Yeter ki bizler O’nun ışığına yönelelim. O’nu kendimize rehber ve önder kılalım.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner274

banner273