Başkan Görmez; 8. Diyanet İşleri Reisi İbrahim Bedrettin Elmalı Sempozyumu'na katıldı
Grup Sayfamız için

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile Antalya İl Müftülüğünün ortaklaşa düzenlediği '8. Diyanet İşleri Reisi İbrahim Bedrettin Elmalı Sempozyumu'nun açılış programına katıldı. 

Düzenlenen Programa Diyanet İşleri Başkanımızın yanısıra Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsrafil KURTCEPHE, Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet ÖGKE, Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinden akademisyenler, Antalya İl Müftüsü Osman ARTAN, Isparta İl Müftüsü Galip AKIN, Burdur İl Müftüsü Hıdır BAYRAK, Kurum ve Kuruluşların Yöneticileri, Antalya İl Müftü Yardımcıları İbrahim KESER, Mustafa AYDIN, Mevlüt TOPÇU, İlçe  Müftüleri, Müftülük personelleri, İlahiyat Fakültesi Öğretim görevlileri ve öğrencileri katıldılar.

Akdeniz Üniversitesi Atatürk konferans salonunda düzenlenen ve iki gün sürecek sempozyumda Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsrafil KURTCEPHE, Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet ÖGKE ve İl Müftüsü Osman ARTAN'ın yapmış oldukları selamlama konuşmalarından sonra açış konuşmasını yapan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, 8. Diyanet İşleri Başkanı merhum İbrahim Bedrettin Elmalı hocanın duruşu, kişiliği, makamın haysiyetini koruması açısından örnek alınması gereken bir Diyanet reisi olduğunu vurguladı.
Diyanet İşleri Başkanlığının geleceğe ışık tutması açısından tarihinin ibretlerle dolu olduğunu kaydeden Başkan Görmez, sempozyumun açış konuşmasında şu hususların altını çizdi;
 
Diyanet İşleri Başkanlığı tarihi boyunca kamu kurumu olarak tartışma konusu olmuştur. Toplumsal meşrutiyeti daima önde olmuştur. Bu tartışmalar içinde sıradan bir kamu kurumu olarak mı devam edecek yoksa kamu kurumu olmakla beraber İslam’a hizmet eden bir millet kurumu olarak mı devam edecek? Tarihi boyunca bu tartışmaları yaşamıştır. Bedrettin Elmalı hocanın aslında 10 ay riyaseti olmuş, fakat on aylık süre içinde bugüne ışık tutan çok önemli tartışmalar yaşanmıştır. Bu sempozyum vesilesiyle ele alınmış olması da son derece önemlidir. Bedrettin Elmalı hep ikinci tarafta yer aldı ve tavrını koydu. ‘Bu kurum İslam’a hizmet eden bir millet kurumu olacak’. demiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı her ne kadar kamu kurumu olsa da millet adına hizmet eden, milletimize tarihte süreklilik kazandıran İslam’ı ayakta tutacak bir kurum olacak. Bedrettin Elmalı hocanın da tüm çabaları bu yönde olmuştur.
 
Diyanet İşleri Başkanlığının tarihine baktığımızda ara dönemlerde sıkıntılarla karşılaşsa da dinin, devletin ve milletin hassasiyetini dikkate alan ve bu hassasiyetler çakıştığında daima dinin ve milletin yanında yer alan, devleti ise düzeltmeye çalışan bir kurum olmuştur. Diyanet, devletine küsmeden devletini düzeltme yoluna gitmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı ilmi ve dini bakımdan anayasal bir kamu kurumu olma sıfatını taşımakla birlikte, dini, ilmi ve idari bakımdan özerk bir kuruluş olarak hayatını devam ettirmesi gerekiyor. Çünkü Diyanet İşleri Başkanlığı bugün sadece Türkiye'ye hizmet etmiyor. Dünya Müslümanlarına hizmet götüren bir kurum haline gelmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığının tarihinin bütün yönleriyle ortaya çıkarılması ve gelecek kuşaklara anlatılması gerekiyor.
 
Bedrettin Elmalı, on aylık Başkanlık hayatında dört tartışmanın daima içerisinde olmuştur. Elmalı'nın tartışmalara konu olan birinci suçu, TRT radyosunda ilme ve ahlaka da uymayan, fikri değeri bulunmayan bir program için halkın şikayeti üzerine o program üzerine yazdığı yazının tartışmalara yol açmasıdır. Elmalı'nın ikinci suçu ise, ben de bu suçu çok işliyorum. Diyanet İşleri Teşkilatı'nın muhtariyetini savunmuş olmasıdır. ‘Diyanet teşkilatımız muhtariyet mücadelesini er geç kazanacaktır’ şeklinde yaptığı açıklaması tartışmaları üzerine çekmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı ilmi ve dini bakımdan anayasal bir kamu kurumu olma sıfatını taşımakla birlikte, dini, ilmi ve idari bakımdan özerk bir kuruluş olarak hayatını devam ettirmesi gerekiyor. Çünkü Diyanet İşleri Başkanlığı, bugün sadece Türkiye'ye hizmet etmiyor, bütün dünyadaki Müslüman kardeşlerine hizmet eden bir kurum haline gelmiştir. Bütün bu icra ettiği fonksiyonlar dikkate alınarak, yapılacak anayasa tartışmalarında bu konunun bütün boyutlarıyla hukukçular, ilim adamları tarafından etraflıca ele alınması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Elmalı'nın üçüncü suçu ise, Diyanet'in o günkü statüsüne razı olmamasıdır.  Elmalı'nın dördüncü suçu olarak Tunus ziyaretini söyleyebiliriz. Merhum Bedrettin Elmalı,  Tunus'ta büyük bir coşkuyla karşılanır. Tunus'tan döndükten sonra da herhangi bir gerekçe gösterilmeden Bakanlar Kurulu kararıyla görevine son verilir. Ben kendisine rahmet diliyorum. Bu yanlış tartışmalardan, korkulardan uzaklaşarak yüksek bir özgüvenle kalbimizi, fikrimizi, aklımızı birbirimize açtığımız ülkemizde, birlik ve beraberlik içinde hizmet etmemizi Allah nasip etsin.
Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinden akademisyenlerin katıldığı sempozyumda, 'İbrahim Bedrettin Elmalı’nın Yaşadığı Dönem', 'İbrahim Bedrettin Elmalı’nın Hayatı', 'İbrahim Bedrettin Elmalı’nın İlmî Müktesebatı', 'İbrahim Bedrettin Elmalı’ya Etki Eden Düşünce ve Âlimler', 'Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilâtı ve İbrahim Bedrettin Elmalı', 'Siyasî Hayatta İbrahim Bedrettin Elmalı', 'İbrahim Bedrettin Elmalı’nın Kendi Dönemine ve Sonrasına Etkileri' gibi konular iki gün boyunca ele alınacak.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.