Camiler, minaresiyle tevhidin sembolüdür!

Burdur İl Müftülüğü tarafından Diyanet İşleri Başkanlığınca teması ‘Cami, Şehir ve Medeniyet’ olarak belirlenen Camiler ve Din Görevlileri Haftası kapsamında program düzenlendi.

Camiler, minaresiyle tevhidin sembolüdür!

Burdur İl Müftülüğü tarafından Diyanet İşleri Başkanlığınca teması ‘Cami, Şehir ve Medeniyet’ olarak belirlenen Camiler ve Din Görevlileri Haftası kapsamında program düzenlendi.

Ömer Yaylalıgüller
Ömer Yaylalıgüller
10 Ekim 2017 Salı 12:35
Camiler, minaresiyle tevhidin sembolüdür!
banner221

​BOZKURT:"CAMİ OLMADAN MEDENİYET OLMAZ"

Öğretmenevi Nurcihan Velicangil Konferans Merkezinde düzenlenen programa başta Vali Şerif Yılmaz olmak üzere, siyasi parti temsilcileri, Daire Amirleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

Program saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunmasının ardından Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başladı.

Günün anlam ve önemini belirten açılış konuşmasını yapan İl Müftüsü Hıdır Bayrak konuşmasında;

“İslam’da hayatın, şehrin ve medeniyetin merkezinde cami vardır…”

Cami bireyin inanç dünyasından toplumsal ilişkilere, kulluk, sorumluluk ve güzel ahlak bilincinin oluşmasından hukukun inşasına, eğitimden iktisada, aileden çevreyle ilişkilere, hayatın bütün alanlarına yönelik değerlerin köklerinin birleştiği mekândır.

Camiler, varlığıyla İslam beldelerinin bağımsızlığının göstergesidir.

​BOZKURT:"CAMİ OLMADAN MEDENİYET OLMAZ"

Minaresiyle tevhidin sembolüdür. Ezanlarıyla şehadetin ifadesidir. Salâlarıyla bir milleti dirilten ve ayağa kaldıran merkezlerdir. Minberleriyle ilim, hikmet ve marifetin mekânıdır. Kürsüleriyle hak ve hakikatin sesidir. Mihraplarıyla tüm günahlara, öfke, kin, nefret gibi her türlü kötülüğe karşı bir mücadele yeridir.

“Camiler, bizi kardeşlik çizgisi etrafında buluşturur…”

Camide, omuz omuza saf tutularak kılınan her namazda, statülerin ve farklılıkların; eşitlik ve kardeşlik çizgisinde buluştuğu bir mana yaşanmaktadır. Dolayısıyla camilerin fiziki varlığı ve işlevleri kadar, bireyi ve toplumu inşa eden yönü de göz ardı edilmemelidir.

“Yesrib, mescidin inşa ettiği değerler ile Medine’ye dönüşmüştür…”

​BOZKURT:"CAMİ OLMADAN MEDENİYET OLMAZ"

İslam tasavvurunda şehir; hukukun uygulandığı, insanların haklarının ve özgürlüklerinin teminat altına alındığı, güvenin ve huzurun yaşandığı yerdir. İnsanların, çevreyle ve toplumla ilişkilerini, sorumluluk ve duyarlılık bilinciyle kurdukları yerdir. İnsanın ve insana ait değerlerin ön planda olduğu yerdir.

 “15 Temmuz’da minarelerinden yükselen salâlar, camilerimizin ne kadar önemli olduğunu açıkça göstermiştir…”

Bizler caminin değerleriyle kurulan bir medeniyetin varisleriyiz. Sadece ibadetlerimiz değil, tarihimiz, edebiyatımız, örf ve adetlerimiz camiyle iç içedir. Nitekim İstiklal mücadelemizin en önemli merkezlerinden biri camilerimiz olmuştur. Aynı şekilde 15 Temmuz hain darbe girişiminde, minarelerinden yükselen salâlarıyla, camilerimizin ne kadar önemli olduğu açıkça görülmüştür.

Bu vesileyle; “Camiler ve Din Görevlileri Haftası”nı tebrik ediyor, hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan temenni ediyorum. Camilerimize hizmeti geçmiş ve dâr-ı bekâya irtihal etmiş bütün kardeşlerimize Yüce Rabbimizden rahmet, hayatta olanlara sağlık ve huzur diliyorum. Rabbimiz gönüllerimizi, zihinlerimizi, bedenlerimizi camiden ayırmasın.” dedi.

Vali Yılmaz konuşmasında Diyanet İşleri Başkanlığımız bu hafta kapsamından bir tema belirleyip, düzenlenen etkinliklerle bunun kamuoyunda bilinmesi, tanınması ve konuşulmasına vesile olduğuna vurgu yaparak konuşmasına şöyle devam etti: “Bu nedenle Diyanet İşleri Başkanlığımıza teşekkür ediyorum. Özellikle bu yıl ki konuya baktığımızda "Şehir, Cami ve Medeniyet" biz büyük bir medeniyetin mirasçılarıyız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti 29 Ekim 1923'te kuruldu ama medeniyetimiz çok büyük derinliklere sahip. Uzun yıllardır içinde bulunduğumuz coğrafyalarda bu medeniyetimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Biz köksüz bir millet değiliz, bu kökü oluşturan medeniyetin belki de en büyük mimarı, gövdesi camilerimizdir.

Caminin en önemli öğesi cemaattir. Bina olarak çok fazla anlam ifade etmiyor, camiyi güzelleştiren cemaatidir. Biz kendi insanına kurşun sıkan bu hainler yüzünden cemaat tabirini bile kullanamaz hale geldik. Biz kadim şehirlerimize, çoğu şehirlerimize baktığımızda, Medeniyetin merkezi şehir merkezlerinde ki camilerimiz olmuştur. Caminin etrafında ticarethaneler, konuklar ve mahalle aralarında mescitler vardır. Biz kadim medeniyetimizin, milletimizin kültüründen uzaklaştık. Şehirlerimizin çoğunda kimlik kalmadı. Binalar çok iyi olabilir, yüksek katlı evler olabilir ama şehirler kültürlerinin özelliğini taşıyamaz oldu. Yüksek katlar yapıp kibrit kutusu gibi apartmanlar diktik. Şehrimize, kültürümüze, medeniyetimize sahip çıkarsak bunu içimizde hissederek yaşayabilirsek, sıkıntılarımızın büyük bir kısmını yaşamayacağımızı düşünüyorum.”

Konuşmaların ardından Diyanet İşleri Başkanlığının hafta kapsamında hazırladığı ‘Cami, Şehir ve Medeniyet’ temalı sinevizyon katılımcılara izletildi.
 
Programın devamında Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı İdris Bozkurt tarafından “Cami, Şehir ve Medeniyet” konulu konferans verildi. Asr-ı saadetteki fonksiyonunu kaybetmiş camilerimizi canlandırmak için hepimize çok önemli görevler düştüğünü belirten Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı  Bozkurt, “Peygamber Efendimiz, hicret yolculuğunda ilk olarak Kuba Mescidi’ni, Medine’ye ulaştığında ise Mescid-i Nebevî'yi inşa ettirmiş, böylece kurulacak şehirler için cami merkezli bir şehir modeli ortaya koymuştur.  Medine döneminde cami, günlük hayatın merkezinde yer almıştır. Böylece cami etrafında bütünleşen bir hayat, şehrin birliğini sağlamıştır. İslam medeniyeti cami merkezli bir medeniyettir. Öyle ki cami, şehrin etrafında şekillendiği, bütün cadde ve sokakların kendisinde birleştiği merkezi konumuyla dikkat çekmektedir. İslam medeniyetinin şekillenmesinde cami önemli bir işleve sahiptir. Camiler, İslam toplumunun hayatiyetini devam ettirebilmesi için ihtiyaç duyulan tarihî birikimi ve tecrübeyi yansıtan toplumsal birer bellek hüviyetindedir. Tarihî tecrübe göstermiştir ki; mabedini kaybeden yerleşim yerleri kimlik kaybına uğramış ve belleğini yitirmiştir. Bu şehirler, her ne kadar medeniyetin fiziki unsurlarına sahip gözükseler de medeniyetin manevi değerlerinden yoksun yerler haline gelmiştir.

Caminin ruhu da cemaattir. Camileri imar etmek sadece fiziki olarak değil bu mekânları cemaatsiz bırakmamakla olur. Cemaatsiz camiler viran olmaya mahkûmdur.'' dedi.

Konferansın sonunda emekli olan din görevlilerine, başarılı din görevlilerine ve hayırsever işadamlarına protokol üyeleri tarafından belge takdiminde bulunuldu.
 

Kaynak: Dinihaberler.com / Özel Haber

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
4 minare 4 tevhid mi 2017-10-11 14:03:21

peki minareler tevhidin sembolü de peygamberimiz niye yaptırmadı bu sembolden. israfın zirvesinde böyle bir medeniyet algısı mı olur. ümmet açlıktan ölüyor siz minareyi tevhidin sembolü olarak anlıyorsunuz. be kardeşim 1 buçuk milyar mümin niçin bu tevhidin içinde buluşup bir olamıyor diye sormazlar mı adama. ki hiç minareye çıktınız mı sayın müftüm. bence güvercinlerin yuvası olarak bilinmeleri daha sağlıklı. merkezi sistem ezanlar neyin sembolü o zaman. masonluğun mu:) sembolizme bu kadar önem verilmez islamda. kavmine su dağıtan nebinin varisleri biraz daha öze dönerse çinisiz halısız camilerde suffa ehli gençleri bulabilirsiniz. sembol peşinde koşan şeytanın ordusuna çimento taşıyoruz bu halimizle...

banner274

banner273