Erzincan İl Müftüsü'nün Mirac Gecesi Mesajı

25 Mayıs 2014Pazar Gününü Pazartesi’ne bağlayan gece, mübarek Miraç Kandilini idrak edeceğiz.Miraç Gecesi'nde Hz. Peygamber (s.a.v.) ilâhî davete icabet ederek, Cebrail (a.s.) ile birlikte önce Mescid-i Aksâ'ya, daha sonra da semalara ve "Sidretü'l-Müntehâ" denilen yüce makama çıkarılmış, kendisine melekût âleminin sırları gösterilmiştir. Kur'an-ı Kerim'de bu yolculuğun başlangıcı şöyle açıklanır: "Bir gece kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Yüce Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir." (İsra, 17/1)

Her yıl gelen Miraç, bizlere her şeyden önce yükselme yollarının yegâne sahibinin Allah olduğunu hatırlatmaktadır. Miraç, bir arınma ve Allah’a yükseliştir. Allah’a yükselmenin yolu hevâ ve heveslerinden, hırs ve intikam duygularından, öfke ve gazaptan, kibir ve gururdan vazgeçerek Allah’ın yoluna girmektir. Bugün miracın yücelme ve yükselme anlamlarını dikkate alarak fertlerin, toplumun ve bütün insanlığın maddi-manevi yükselişi üzerinde yeniden düşünmek durumundayız.
İnsanlığın son rehberi Peygamber Efendimizin (sas) Miraç’tan, Allah’a yükselişten sonra yeryüzüne, insanların arasına dönmüş olması ile adalet, merhamet ve sevginin kılavuzu, öncüsü, rehberi olarak bize sonsuz kurtuluşun yolunu açmaya devam etmesi son derece manidardır.

Sevgili Peygamberimizin (sas) Miraç’tan hediye olarak getirdiği Bakara suresinin son ayetlerinde Rabbimiz bizlere yüksek sorumluluklarımızı ve zaaflarımızı birlikte hatırlatmaktadır. Her sorumluluk bir emanettir ve emaneti omuzlarında taşıyan her insan, her türlü kin ve öfkeden, haset ve kıskançlıktan, gurur ve kibirden uzak durarak bütün insanlara hatta bütün mahlûkata karşı mütevazı ve alçak gönüllü olmak zorundadır. Zira Efendimizin (sas) ifadesiyle tevazu yüceltir, kibir düşürür, gurur aldatır, haset bitirir. Nefsimizin ölümcül zaafları bizi her türlü miraçtan, yüceliş ve yükselişten alıkoyar.

Yüce İslam’ın insan ve toplum tasavvurunda Allah’ın kullarının birbirine üstünlüğü yoktur. Güç, kuvvet ve kudret yalnız ve yalnız Allah’ındır. Başımıza gelen her musibeti ve felaketi, bizler acaba Allah’ın gücüne gidecek bir hatamız mı oldu, bir gönül mü kırdık, diye kendi nefis muhasebemize vesile bilir ve son nefesimize kadar bu sorumluluk duygusuyla hareket ederiz.

Yeryüzünün bütün canlılarına olduğu gibi yaratılmışların en seçkini ve şereflisi olan insana hürmet etmeye, insanın ve bütün canlıların hukukunu korumaya mecbur ve mahkûmuz. Bizler sadece musalla taşının önünde değil; hayatımızın her anında birbirimizin rakipleri değil şahitleriyiz. Dolayısıyla birey, toplum ve toplumsal düzeni korumakla görevli olan herkesin, hepimizin birbirimizin hukukunu koruması en mukaddes görevlerimizin başında gelir.

İç huzurumuzun, muhabbet ve kardeşliğimizin biraz zedelendiği; öfke, kibir ve gururla köpüren nefislerimizin duygularımıza, vicdanlarımıza hükmettiği; akl-ı selimin, sağduyunun sesini yeteri kadar duyuramadığı; bilerek ya da bilmeyerek birbirimizi incittiğimiz; öfkelerimizin sokağa, meydanlara taştığı şu hüzünlü günlerde bir cankurtaran, bir can simidi gibi, bir şifa reçetesi olarak imdadımıza yetişen, ruhumuzu serinleten mübarek Miraç Gecemizi başımıza tac ediyor, ilahi müjdelerle, bağış ve lütuflarla, ikram ve ihsanlarla gelen bu güzel geceyi sevgiyle, hasretle ve özlemle selamlıyoruz.

Bu kutlu gecenin yüzü suyu hürmetine Rabbi Rahimimizden incinmiş kalplerimizi te’lif ederek birleştirmesini diliyoruz. Allah’ım bize merhamet eyle! Bizi birbirimize şahitler ve veliler kıl! Bizi birbirimize düşürmek isteyen, kuvvetimizi parçalamak, dayanışma ruhumuzu zayıflatmak, yuvamızı dağıtmak isteyen her türlü fitne ve fesattan bizleri muhafaza eyle! Muhabbetimize, birliğimize, kardeşliğimize gölge düşüren her türlü şiddetten, nifaktan, tefrikadan, şeytandan bizleri muhafaza eyle!

Bugün Mirac-ı Nebi’nin sırrına vakıf olmanın yollarından biri de ibadet ve taatlerimizi bu gecenin hürmetine gerçekleştirirken sağlam ve donanımlı birer mümin olmanın yollarına vasıl olmaktır. Başkaları için ne ifade ettiğimiz, kimi neden öfkelendirdiğimiz, kimlerin duasına muhtaç olduğumuz, kimlerin şerrinden Allah’a sığınmamız gerektiği konusunda alnımızı secdelerden kaldırmadan kendimizi sorgulamamız gerekmektedir.

Hassas ve bir o kadar da zorlu dönemeçlerden geçtiğimiz şu günlerde Mirac-ı Nebi’ye hürmeten kırılan kalpleri onarmak, yıkılan köprüleri yeniden kurmak, unuttuklarımızı bir daha hatırlamak, kaybettiklerimizin peşine düşmek yapmamız gereken vazifelerdir.

Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizin, gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin, Erzincan’ımızın ve bütün İslâm âleminin mübarek Miraç Kandilini tebrik ediyorum. Bu mübarek gece vesilesiyle ülke olarak son günlerde yaşadığımız Manisa’nın Somaİlçesindeki elim facia ve Bosna-Hersek’teki Sel baskını felaketi nedeniyle duyduğumuz acıyı sizlerle birlikte paylaşıyor, Ülkemizin ve İslam Coğrafyasının her bir karışındaki olumsuzlukların yerini sağduyu ve sükûnetin; barış ve huzurun almasını; ayrıca yakın coğrafyamızda zulüm, haksızlık, şiddet ve terörün altında inim inim inleyen İslâm beldelerinin tekrar barış yurduna dönüşmesi için Rabbime dua ve niyaz ediyorum.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
NAMAZ 3 yıl önce

Yazınız güzel. Ama mirac ( miraç değil ) gecesine mahsus kılınacak namaz ve yapılacak diğer faziletli ibadetler ve bunlarla elde edilen ecir-sevablardan da bahsetseydiniz daha şayan-ı makbul olurdu. Hani!