Kocaeli Müftüsü Yusuf Doğan'dan, Kurban Bayramı mesajı
Grup Sayfamız için

Yüce Rabbimize sonsuz şükürler olsun ki, bugün İslam âlemi olarak dinî bayramlarımızdan mübarek Kurban Bayramını bir kere daha idrak etmiş olmanın sevinç ve coşkusunu yaşıyoruz. Adından da anlaşılacağı üzere Kurban bayramı, kurban ibadetinin yerine getirildiği bir bayramdır. Kurban genellikle; “kurban teslimiyettir, kurban fedakârlıktır, kurban paylaşmaktır, kurban yaklaşmaktır” şeklinde ifade edilir.
 
Evet, kurban bize teslimiyeti öğretir. Teslimiyet; bizi yaratan, yaşatan ve türlü nimetlerle donatan Rabbimizin buyruklarına kayıtsız, şartsız ve gönülden teslim olmaktır. İbadetlerimizden, din kardeşlerimizle ve diğer insanlarla münasebetlerimize kadar O’nun her emrine “neden, niçin” demeden amade olmaktır. Çünkü nasıl yaşamamız, neyi yapıp, neyi de yapmamamız hususunda hüküm verme yetkisi ancak O’na aittir.
 
Kurban, yine bizlere fedakârlığı yani Rabbimizin rızası uğrunda kendi nefsî arzu ve isteklerimizden vazgeçmemiz, aynı zamanda din kardeşlerimizin ihtiyaç ve istekleri karşısında kendi menfaatlerimizden feragat etmemiz gerektiğini öğretir. Nitekim Allah Resûlü bizlere, “Kendiniz için arzu ettiğiniz bir şeyi din kardeşiniz için de istemedikçe kâmil mü’min olamayacağımız” konusunda uyarılarda bulunmuştur. (Buharî, İman, 7)  Dinimiz bize öncelikli olarak kardeşlerimizi tercih etmemizi tavsiye ediyor. Muhacir-Ensar örneğinde olduğu gibi. Kur’an, kendi ihtiyacı olduğu halde din kardeşini kendine tercih eden “isâr” sahibi mü’minleri övüyor. (Haşr, 59/9)
 
Kurban ibadeti, aynı zamanda mü’minleri birbirleriyle yardımlaşma ve paylaşma konusunda eğitmektedir.  İmkanı müsait olanlar, olmayan kardeşlerinin ihtiyaçlarını karşılamaya, ellerinde bulunan nimetleri onlarla paylaşmaya gayret etmelidir. Maddî anlamda paylaşmayı gerçekleştirmekle kalmamalı, ardından sevinçlerin paylaşılması, dert ve sıkıntılara ortak olunması sağlanmalıdır.
 
Kurban, bir yönüyle de Allah’a yaklaşma vesilesidir. Müslüman, sırf Allah’ın rızasını kazanmak niyetiyle kesmiş olduğu kurban sayesinde Allah’a yaklaşma ve O’nun rızasını kazanma imkanı bulur. Kurban bayramı da, Müslümanlar arasında sevgiye, yakınlaşmaya, birlik ve beraberliğe vesile olmaktadır. Karşılıklı ziyaretleşmeler, hediye ve ikramlar, selamlaşma ve musafahalar önce ellerin buluşmasını, ardından da gönüllerin yakınlaşmasını gerçekleştirmelidir.
 
Allah’ın sevgisinin kazanma ve O’na yaklaşmanın yolu mü’min kardeşini sevindirmek ve onunla iyi ilişkiler içinde olmaktan geçiyor. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir hadis-i şerifinde, “Allah Teâlâ şöyle buyurdu: ‘Sadece benim rızamı kazanmak için birbirini seven, benim rızam için bir araya gelen, benim rızam uğrunda birbirini ziyaret eden ve sadece benim rızam için sadaka verip iyilik edenler benim sevgimi hak ederler.” (Muvattâ, Şa’r, 16) buyurmuştur.

Bayramlar, mü’minlerin kardeşlik duygularını pekiştirme, birlik-beraberlik, yardımlaşma ve dayanışma alışkanlıklarını geliştirmeleri için bulunmaz fırsatlardır. Bilindiği gibi son zamanlarda Müslümanlar olarak gerek ülkemizde gerekse dünyanın diğer bölgelerinde süregelen terör, zulüm, şiddet ve iç savaşlar nedeniyle son derece üzüntülüyüz. Menfur terör saldırılarında birbiri ardınca verdiğimiz şehitlerimiz, birçok ailenin ocağına ateş düşürdü, milletimiz olarak yüreğimizi derinden yaraladı. Yanı başımızda ve İslam coğrafyasının pek çok yerinden gelen üzücü haberler, mülteci durumuna düşen kardeşlerimizin dramları, Kâbe’de hac görevini ifa etmekte olan Müslümanlardan bir kısmının elim bir kaza sonucu hayatını kaybetmesi acımızı daha da artırmıştır. Velhasıl İslam dünyası olarak buruk bir bayram yaşamaktayız.
           
Ama bütün bu olumsuzluklara, üzücü hadiselere rağmen bu bayramı Hz. Peygamber (s.a.s.)’in bildirdiği gibi “Rabbimizin bizlere bir ikramı ve ihsanı” (Ebû Dâvûd, Salât, 239)  olarak görmeli ve en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Bayramların birleştirici, bütünleştirici ve kaynaştırıcı özelliklerini ön plana çıkararak, en yakınlarımızdan başlamak suretiyle bozulan kardeşlik münasebetlerimizi ıslah etmeye, birlik ve beraberliğimizi pekiştirmeye, başta anne-babamız olmak üzere uzak yakın bütün akraba ve komşularımızla ilgilenmeye ve ilişkilerimizi düzeltmeye özel önem vermeliyiz. Bu bayram vesilesiyle; her şeye rağmen bir ve beraber olduğumuzu, yılmadığımızı, yıkılmadığımızı dost-düşman cümle âleme göstermeliyiz. Tıpkı İstiklal Şairimiz merhum Mehmet Akif’in dediği gibi;
 
 
Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;
Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;
Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz,
Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz!
 
Rabbi bir, Kitabı bir, Peygamberi bir olan, aynı camide omuz omuza saf tutup aynı kıbleye yönelen insanların sevinçte, tasada, iyi günde kötü günde bir ve beraber olmasından daha tabii ne olabilir ki? Bu bayram gününde bir daha düşünelim, tefekkür edelim… Bu ayrılık, gayriliklere artık bir son vermenin, bu fitne ateşini söndürmenin çarelerini bulmak için herkesin üzerine düşen sorumluluklar bulunduğunu hatırımızdan çıkarmayalım.
 
Bu duygu ve düşüncelerle, insanlık dışı terör, zulüm ve haksızlıkların bir an önce sona ermesi ve daha huzurlu bayramlar temennisiyle terör olayları sebebiyle şehit düşen kahraman Mehmetçiklerimize ve Polislerimize Yüce Allah’tan rahmet, geride kalan yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum.
 
Muhterem halkımızın, din görevlilerimizin, aziz milletimizin ve tüm Müslüman kardeşlerimizin mübarek Kurban Bayramını en samimi duygularımla kutlar; bu bayramın ülkemizin,  İslam Âleminin ve bütün insanlığın barış, huzur ve mutluluğuna vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol