Konya'da Kutlu Doğum Etkinlikleri Başladı
Programa Konya Valisi Muammer EROL, Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer ŞEKER , İl Müftüsü Şükrü ÖZBUĞDAY, Selçuk Dini Yüksek İhtisas Eğitim Merkezi Müdür Vekili  Durmuş Ali KARABACAK, Selçuklu İlçe Kaymakamı Sabit KAYA, Karatay Kaymakamı Mustafa ALTINTAŞ,  İlahiyat Fakültesi Dekanı  Prof. Dr. Ahmet Saim ARITAN, Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa ÇIPAN, Konya Vakıflar Bölge Müdürü, İl Müftü Yardımcıları ve Şube Müdürleri, Meram, Karatay  ve Selçuklu İlçe Müftüleri ve Şube Müdürleri, Vaizler Din Görevlileri, Kur'an Kursu Öğreticileri Sivil Toplum Kuruluşların temsilcileri ve davetliler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda Hacıveyiszade Camii İmam Hatibi İsmail ÖDEN'in okuduğu Kur'an-ı Kerim tilavetiyle devam etti.

Programda açış konuşmasını yapan İl Müftüsü Şükrü ÖZBUĞDAY  şunları söyledi: "Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed'(as)in, miladi takvime göre Kutlu Doğumunun 1443. yıldönümü münasebetiyle, 14-20 Nisan 2014 tarihleri arasında kutlanacak olan Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri açılış programına hepiniz hoş geldiniz diyor saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Hz. Peygamberin Allah’tan getirdiği mesajları anlamak, sevgisi etrafında toplumumuza birlik ve beraberlik mesajları sunmak, O’na duyulan derin sevgiyi gönüllerden sözlere ve toplumsal bilince aktarmak amacıyla, her yıl artan bir heyecanla O’nun dünyaya gelişi, Başkanlığımız ve Türkiye Diyanet Vakfı işbirliği ile ülkemizde ve yurt dışında 1989 yılından bu yana Kutlu Doğum Haftası adıyla bir hafta boyunca çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.

Modern zamanlarda hemen her toplum ve coğrafyada çeşitli siyasi, ekonomik, sosyal sebeplerle insani, ahlaki ve dini birçok değer yozlaşmaya, örselenmeye maruz kalmıştır. Bu değerlerden biri de samimiyettir.  Böyle bir yozlaşmanın beraberinde, bireysel ve toplumsal hayatı ayakta tutan bazı değerlerin de işlevsiz hale gelmesi kaçınılmaz olmuştur. Değer bunalımı huzursuzluğu, huzursuzluk şiddeti, şiddet ise ayrışmayı beraberinde getirmektedir. Söz konusu endişeler, İslam dünyası söz konusu olduğunda daha vahimdir. Müslümanların bu dünya hayatında huzur ve mutluluk içerisinde yaşamlarını sürdürmeleri, günlerine ve geleceklerine umutla bakabilmeleri, dindarlıklarını doğru bir eksene oturtabilmeleri, sağlıklı bir aile ve toplum inşa edebilmeleri belli değerleri hayata geçirmeleriyle yakından ilgilidir. Bu hassasiyeti dikkate alan Diyanet İşleri Başkanlığımız bu yılki Kutlu Doğum Haftası ana temasını “Hz. Peygamber, Din ve Samimiyet”olarak belirlemiştir.

Zira bugün ihlas ve samimiyetin ne olduğunu unuttuğumuz, yapaylığın ve gösterişin egemen olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bugün belki de uygarlığımızın en büyük günahı, küresel ölçekte içtenlik ve samimiyeti kaybetmesi, sahicilik ve tabiilik yerine suni, yapmacık ve gösterişçiliği ikame etmesidir.  

Hayatımızın her alanında önemli bir yere sahip olan “Samimiyet”, bir anlamda eylem- söylem, zahir–batın bütünlüğünün sağlanmasıdır. Bu kavramın anlam dünyamızda ihlas, doğruluk, dürüstlük, güven, sadakat gibi kavramlarla da çok yakın bir bağı ve bağlantısı vardır. İnancın, kulluğun ve itaatin sadece Allah’a özgü kılınması, bütün ibadetlerin her türlü riya, gösteriş ve çıkardan uzak olarak sadece Allah rızası için yapılması anlamına gelen ihlas ve samimiyet dinin özü, dindarlığın hülasasıdır. Samimiyetin olmadığı yerde dinden ve dindarlıktan bahsedilemez. Bu gerçeği, Yüce Allah’a ihlas ve samimiyetle kulluk etmeyi emreden ayet-i kerimelerde(A’raf, 29; Yunus, 22; Ankebut, 65;  Beyyine,5) beyan etmektedir.

Peygamber Efendimiz de, Temîm ed-Dârî’nin  (r.a.) rivayetine göre şöyle buyurmuştur:

“Din, samimiyetle bağlanmaktır.” Biz, “Kime (samimiyetle bağlanmaktır)?” diye sorduk. Efendimiz buyurdular ki: “Allah’a, onun kitabına, peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün Müslümanlara…”( Buharî, İman, 42; Müslim, İman, 95)

Müslümanların Allah’a iman ve kulluk, Kur’an ve Sünnete tabi olma, Peygamber Efendimizi örnek alma, toplumsal görevleri yerine getirme, sınıf ve statü farkı gözetmeksizin bütün Müslümanların ve hatta bütün insanların haklarına riayet etme gibi hususlarda ciddi bir samimiyet sınavına tabi tutulduklarını gösteren birçok dini referans bulunmaktadır.

Buna göre samimiyet sınavının ilk aşamasında Yüce Allah’a olan bağlılığımız ölçülüyor. Yani kulluk görevimizi ne kadar ve ne kıvamda yapabildiğimizdir. Bir başka ifade ile; Yüce Allah’ın kudreti önünde baş eğip, ona karşı isyan etmemek ve tam bir teslimiyetle ona boyun eğerek emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından uzak durmak suretiyle onun hoşnutluğunu kazanmak için çabalamaktır.

İkinci aşamada Allah’ın kitabı olan Kur’an-ı Kerim’e yönelik samimiyetimiz sınanmaktadır: Acaba Müslüman, onu bir bütün hâlinde mi benimsemekte ve uygulamaktadır; yoksa parçalamakta ve bir kısmını benimseyip diğer kısmını hayatıyla ve düşüncesiyle uyumlu görmeyip rafa mı kaldırmaktadır? Daha açık ifadesiyle acaba Kur’an’ı, ister bireysel ister toplumsal boyutlu olsun hayatın her anına ve durumuna, tenzîl edildiği anlamıyla hitap eden bir ilahî buyruk olarak mı görmekte, yoksa onu, kendi heveslerini ya da düşüncelerini her daim onaylatacağı bir noter mi zannetmektedir?

Samimiyet sınavının üçüncü aşaması, Hâtemü’l-enbiya Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya karsı samimi ve içten davranmaktır. Onun sadece son peygamber olduğunu tasdik etmek ve tebliğ-beyan görevini kusursuz yaptığını teslim etmekle ona olan samimiyetimiz ölçülmüş olmaz. Asıl samimiyet, onu hayat rehberi olarak görmek ve buyruklarını tam bir teslimiyetle yerine getirmeye azmetmekle gösterilebilir.

Bu temel duyarlılığın yanında Hz. Peygamber (s.a.v.)’in ahlakıyla ahlaklanmak, ismi her anıldığında salât ü selâm ile mukabelede bulunmak, ehl-i beyti yani eşleri ve çocuklarıyla birlikte bütün ashabına saygı gösterip onları sevmek, ashab-ı kirama dil uzatanlara engel olmak, onun sünnet-i seniyyesine karşılık bid’at çıkaranlarla mücadele etmek, sünnetini ihya etmek, davetini elden geldiğince etrafa yaymak gibi tutum ve eylemler de ona olan samimi ve içten davranışımızın  gereği olarak sıralanmıştır.

Samimiyet, inanç ve ibadetlerimizde olduğu kadar, insanlarla olan ilişkilerimizde de önemli ölçüde belirleyicidir. Müslümanın Müslümana karşı samimi, içten ve gönülden davranması sağlıklı ve manevi bakımdan güçlü bir toplum oluşturmanın önemli bir unsurudur. Zira Müslüman en kıymetli vasıflarından olan güvenilirlik ancak samimi davranışlarla ve içten ilişkilerle oluşturulabilir. Aile ve akraba ortamında, komşuluk ve arkadaşlık ilişkilerinde, iş ve ticaret hayatında kısacası hayatın her alanında insanlara karşı samimi davranmak ahlaki bir erdemdir. Bu erdemi kazanmanın en kısa yolu da her işte Allah rızasını ön plânda tutmak ve O’nun her an görüp gözettiğini akıldan çıkarmamaktır. İnsanları değerlendirmede ve eşyaya bakışta bu yaklaşım esas olursa dünyevi çıkar ve hırsların körüklediği pek çok olumsuzluk kolayca bertaraf edilebilecektir.

Samimiyetten uzak söz ve davranışların Allah katında hiçbir değeri olmadığı gibi bu tür eylemler, insanın diğer insanlar nazarında da itibar kaybetmesine yol açmaktadır. Bu itibarla samimiyetin zıddı olan riyakârlık ve ikiyüzlülük imanla bağdaşmayan münafıklık alameti olarak kabul edilmiştir.

Samimiyetin bugün Müslümanın hayatında ne ölçüde yer aldığı, ilişkilerine ne kadar yansıdığı hususu üzerinde konuşulmaya ve düşünülmeye değer bir husustur. Zira hayat şartları, servet, makam ve şöhret tutkusu, menfaat kaygısı, dünyevileşme gibi zaaflar insanların bu ulvi değerden hızla uzaklaşmalarına sebebiyet vermektedir. Bunun sonucu olarak da fert ve toplum hayatında gösteriş, riya, ikiyüzlülük, haksızlık, zulüm gibi ihlas ve samimiyetle asla bağdaşmayan yanlışlar yer edinmekte ve bunlar toplumsal huzur, barış ve güveni tehdit edebilmektedir.

Sözlerimi tamamlarken, bu yılki Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine destek veren Sn. Valimize, Büyükşehir Belediyemize, İlçe Belediyelerimize, İlahiyat Fakültemize, Selçuk Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürlüğümüze, Sivil Toplum Örgütlerine, İlçe Müftülüklerimize ve emeği geçen herkese şükranlarımı arz eder, Kutlu Doğum Haftasının, Birbirimize karşı samimi olmamıza, özümüzle sözümüzün, içimizle dışımızın bir olmasının sağlanmasına vesile olmasını Yüce Rabbimden niyaz eder, hepinizin Kutlu Doğum Haftasını tebrik eder, saygılar sunarım. " dedi.

ÖZBUĞDAY'ın konuşmasından sonra Konya İl Müftülüğü Türk Tasavvuf Musikisi Korosu söylediği ilahi ve kasideler ile davetlilere duygulu anlar yaşattı.

Programın sonunda konuşan Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker ise Kutlu Doğum Etkinliklerinin sadece bu salonlarda kutlamakla yetinmeyip, asıl Kutlu Doğumu aile bireyleri olarak evlere taşınması gerektiğine vurgu yaptı.

Ayrıca Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle düzenlenen hutbe yarışmasında dereceye giren personele hediyeleri Konya Valisi Muammet EROL ve Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker tarafından takdim edildi.

Program İl Müftüsü ÖZBUĞDAY tarafından protokol üyelerine gül dağıtımı ile son buldu.

Haber: Fatih Karakoç



Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.