Mardin Müftülüğü'nden, Ensar Olmak Paneli
Grup sayfamız için  

Mardin Müftülüğü Dünya Kadınlar günü münasebetiyle Mülteci kadınlar teması çerçevesinde “Ensar Olmak” konulu bir panel düzenledi.

Mardin Müftülüğü konferans salonunda yapılan panele Vali Yardımcısı Ali ikram Tuna, İl Müftüsü Dursun Ali Coşkun, İl Müftü yardımcısı İsmail Ünal, Kızıltepe İlçe Müftüsü Mahsum Taşçı, Artuklu İlçe Müftüsü Mustafa Ali Işık, AK Parti İl Başkanı Bahattin Uncu, daire ve kurum amirleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Kadınların yoğun ilgi gösterdiği panele konuşmacı olarak Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Bahattin Akbaş, AFAD Uzmanı Özüm Dinçer ve Artuklu Üniversitesi öğretim görevlisi Refaa Mallaihi katıldı.

Panel Sadık Yay Camii İmam Hatibi Veysel Oyman’ın okuduğu Kur’an-ı Kerim Tilaveti ile başladı. İl Müftüsü Dursun Ali Coşkun Panelin açılış konuşmasını yaptı. Coşkun Konuşmasında Türkiye’ye sığınan Suriyeli vatandaşların yaşadığı sorunların daha iyi anlaşılması ve bizlerin onlara Ensar olmak gibi bir sorumluluğumuzun olduğunu anlatmak için bu paneli düzenlediklerini söyledi.

Vali yardımcısı Ali İkram Tuna ise Müftülüğün yaptığı bu panelin çok önemli olduğuna dikkat çekerken Suriyeli vatandaşların sorunların çözümünde sadece devletin değil, Sivil Toplum Kuruluşlarının da büyük bir katkısı olduğunu ifade etti. Tuna Mülteci kadınlarının sorunlarının konuşulacağı bu paneli düzenleyen İl müftülüğüne ve panelist olarak katılan konuşmacılara ve büyük bir çoğunluğu kadın olan dinleyicilere teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.

Mültecilerin %75’ini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor.
Panelin ilk konuşmasını yapan AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) uzmanı sosyolog Özüm Dinçer, “1923-2011 arasında ülkemize gelen göçmen sayısı toplamda 2.5 milyon iken, sadece son 4 yılda bu rakam 1.7 milyona ulaşmış bulunmaktadır. Dedi.
Dinçer; “Dünyadaki mülteci nüfusun %70’ten fazlasını kadın ve çocuklar oluşturmaktadır.  Çatışma ve zorunlu göç bağlamında, sömürü, istismar ve cinsel şiddet vakaları artış göstermektedir. Çoğunlukla sivil kadın ve çocukları hedef alan şiddet çoğu zaman bir silah aracı olarak kullanılır. Savaş ve Çatışma Sırasında, Göç ve Geçiş Sırasında, Yerleşme Sürecinde (Yakınlar, Yabancılar, Otoriteler tarafından) Zorla ve/veya para karşılığında evlilik, erken yaşta/çoğul evlilik, fuhuş/fuhuşa zorlanma, kadın ticareti gibi insani olmayan durumlar Mülteci kadınların yaşadığı en büyük sorunlardandır.

Dinçer ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Devleti gelen Suriyeli göçmenleri Mülteci olarak değil, misafir olarak kabul etmektedir. Daha doğrusu “geçici koruma altındaki kişiler” kabul ederek ona göre bir düzenlemeye gitmiştir. Bu düzenlemeye göre;

Yabancı Kimlik numarası içeren ‘’Geçici Koruma Kimlik Belgesi’’ verilir. Üreme sağlığı ile ilgili bilgilendirme yapılır. Bulaşıcı hastalıklar riskine karşı tarama ve aşılama yapılır. Çocukların aşılaması ücretsiz yapılır. Psikososyal destek hizmetleri sağlanır. Kayıtlı olmayanlar sadece acil sağlık hizmetlerinden yararlanabilir. Kayıtlı olanlar temel, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinden de yararlanabilir. Acil ve temel sağlık hizmetlerinden katkı payı alınmaz. Özel sağlık kuruluşlarına doğrudan başvuru yapılamaz. Yabancılar 12. sınıfa kadar devlet okullarına kayıt yaptırabilirler. Üniversite için YÖK ve Üniversiteler sorumlu Kayıtlı olanlar Bakanlar kurulunun belirleyeceği sektör ve iş kollarında ve coğrafi alanlarda çalışma izni alarak çalışabilir.

Mardin’de 69.151 Suriyeli yaşamaktadır.
Özüm Dinçer, “10 ilimizde 16 çadırkent ve 6 konteynerkent olmak üzere toplam 24 barınma merkezi mevcuttur. Toplamda 1.700.000 . insan Suriye’den göç ederek ülkemizde misafir edilmektedir.” dedi.
Dinçer son olarak; “Ülkemiz Suriyelilere sadece barınma, beslenme ve güvenlik alanında değil psikososyal sorunlar alanında da destek sunmaktadır. Kadınlar ve çocuklarla ilgili konularda Türkiye’de yürütücü kurum Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’dır. Ayrıca 12 – 18 yaş arasındaki refakatsiz çocuklar için AFAD’ın Adana Sarıçam Kampı’nda özel bir bölüm bulunmaktadır. 12 yaşın altındaki çocuklar ve kadınlar ise Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurumlarına sevk edilmektedirler. Türkiye’de yaşayan herkes gibi Suriyeliler de Türkiye’de yürürlükte olan kanunlara göre yasal süreçlere dahil olurlar.” İfadelerini kullandı.

Türkiye kapıları kapatsa Suriyeliler ölür
Diğer bir konuşmacı kendisi de bir Suriyeli olan Artuklu Üniversitesi Öğretim görevlisi Refaa Malaihi ise “Suriye’den gelen mültecilere Türkiye kapılarını açtığı için önce Türk halkına, hükümete ve sayın Recep Tayip Erdoğan'a çok teşekkür ediyorum. Şunu söylemek istiyorum. Eğer bugün Türkiye kapıları kapatsa Suriyeliler ölür” ifadesini kullandı. Kürtçe ve arapça yaptığı konuşması Kızıltepe İlçe Müftüsü Mahsum Taşçı tarafından Türkçeye çevrilen Malaihi konuşması boyunca vatandaşlar tarafından alkışlandı.

Bize düşen Ensar olmaktır.
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Bahattin Akbaş ise “ bugün Suriyeli kardeşlerimiz Muhacir olma sınavından geçerken biz de Ensar olabilme sınavından geçiyoruz.”dedi.

Akbaş,“Sevgili Peygamberimiz (S.A.V) bir gün gözleri uzaklara dalarak şöyle der:; özlüyorum, özlüyorum derler ki ya Resulallah neyi özlüyorsun bir kadının tek başına Hadramevt’ten kalkıp tek başına kabeye gidip hac ibadetini yapıp tekrar ülkesine bölgesine döneceği günleri özlüyorum der.

Sevgili peygamberimiz evet onun bize açtığı ufuk budur. Ama biz bugün öyle bir dünyada yaşıyoruz ki değil Hadramevt’ten veya dünyanın başka bir yerinden hacca gitmesi değil okulundan evine dönmekte olan Özgecanlar korkunç cinayetlere kurban oluyorlar” dedi.

Bugünün muhacirlere ensar olmanın vakti olduğunu belirten Bahattin  Akbaş, “Eğitim ev araba kısaca bizim şu anda sahip olduğumuz her şeyi geride bırakarak sadece can ve namuslarını korumak için ülkemize gelen muhacir kardeşlerimize ensar olabilme zamanıdır. Bugün acı bir şekilde şahit olduğumuz 13, 14 yaşlarında eğitimlerini kitap ve defterlerini ve genç kızlık hayallerini Halep’te bırakarak Mardin’de sığındıkları bir barakada bir dilim ekmek bir kase sıcak çorba için bu çorbayı bulamamanın çaresizliği karşısında evlenmek zorunda kalan küçük yaştaki gelinlerin sessiz çığlıklarını duyma zamanı, şimdi bir düğün bir kına bir çeyiz bohçası hatta bir gelinlik tüten bir ocak dahi hayal edemeden Hatay’daki mülteci kampında bir çadıra gelin gitmek zorunda kalan Zehra’ların umudu olma zamanı. Şimdi bugün başka bir barakada şahit olduğumuz yaşanan savaşta evlatlarını şehit vererek yürekleri dağlayan diğerlerinden haber alabilmek için gönülleri kulakları sıladan gelecek haberlere kilitlenen gözü yaşlı annelerin umutları tükenmiş babaların yanında olma zamanı.

Akbaş ayrıca, Sevgili Peygamberimiz(sav)’in Mekke’den Medine’ye hicretini, kendi yurdundan edilen biri olarak yaşadıklarını hatırlatarak mülteci olmanın ne denli zor olduğunu ifade etti. Suriye’de yaşanan olaylara değinen Akbaş “İki milyon Suriyeli mülteciye kucak açan muhteşem bir ülkenin vatandaşı olmanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Ancak şunu iyi bilmeliyiz ki, bizler iki milyona yakın mülteciyle aynı zamanda sınanıyoruz. Mülteciler Allah’ın bir emaneti olarak bize verildiğini unutmayalım. ‘Emanet’le aynı kökten gelen ‘iman’ kelimesi beraberce düşünüldüğünde bizler, imanımızın emanetle sınandığı bir zamanda yaşıyoruz. Bu sınavda hepimizin başarılı olarak 21. yüzyılın ‘Ensar’ı haline gelmemizin zamanıdır” dedi.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol