Müftü Bekir Gerek'ten itikafa dair
Grup Sayfamız İçin BURAYA Tıklayınız  

DİYANET HABER
Kırıkkale İl müftüsü Bekir GEREK, Ramazanda bir nefis muhasebesi olan itikafa 6 camide toplam 9 kişinin girdiğini belirterek Kırıkkale’de yapılan çalışmalar sonucunda Peygamber Efendimizden bize öğretilen önemli ibadetlerden bir tanesinin daha yoğun bir şekilde yerine getirilmeye başlandığını belirtti.

İtikafa müracaatların cami görevlileri vasıtasıyla yapıldığını ve itikafa girilebilecek camilerin müftülük resmi web sitesinde yayınlandığını belirterek müracaatların devam ettiğin bildirdi. 

İl Müftüsü Bekir GEREK itikafa giren ve kendisini Rahman’ın evleri olan camilerde Allah’a misafir olanları kutladı. İtikaf hakkında şu bilgileri verdi:

İtikaf, alıkoymak, hapsetmek, bir yerde kalmak anlamına gelir. İtikaf, niyet ederek ibadet amacıyla belli bir süre mescitte kalmak demektir. Ramazanın son on gününde itikaf, kifaye olarak sünnet-i müekkede’dir. Cemaatten biriitikafa girince bu görev diğerlerinden düşmüş olur.
İtikafın şartları; İtikafın sahih olmasının şartları vardır. Bu şartlar şunlardır. Niyet etmek, oruçlu olmak, itikafı 5 vakit cemaatle namaz kılınan camide yapmak. Kadının itikafı ise camide değil, evinde namaz kıldığı odada yapması. Kadının ay hali ve lohusa halinde olmamasıdır.

İtikafın Adabı;

itikafın adaplarını ise şunlardır; itikaf esnasında boş şeyler konuşmamak, Kur’an, Hadis-i Şerif, peygamberimizin hayatına ait kitaplar okumak.

Temiz elbise giymek ve güzel koku sürünmek.

İtikafı Bozan  ve Bozmayan Şeyler; İtikafa giren kimse camide yer, içer, uyur ve lazım olan şeyleri camide alır. Bunlar için dışarı çıkarsa itikafı bozulur.

Tuvalete gitmek, abdest almak ve gerekli ise gusül yapmak gibi tabi ihtiyaçlar için camiden dışarı çıkar. Cenaze namazı için dışarı çıkamaz. Kendisine ve malına bir zarar geleceği korkusu ile başka bir camiye geçmek üzere camiden çıkabilir.

Bu zorunlu haller dışında camiden çıkarsa itikafı bozulur. Yine itikafta olan kimse eşi ile cinsel ilişkide bulunması itikafı bozduğu gibi dokunmak ve öpmekle de ihtilam olursa yine itikafı bozulur. Ancak uykuda ihtilam olursa itikafı bozulmaz.  

İtikafın Tarihçesi;

İtikaf, kökleri Hz. İbrahim zamanına kadar giden bir ibadet çeşididir. Yüce Allah, Hz. İbrahim ile oğlu İsmail’i tavaf edecekler, orada ibadete kapanacaklar (itikafa girecekler), rüku ve secde edecekler için beyti temizlemelerini emretmişti (Bakara 2/125) ayeti bunu ifade etmektedir.

Hz. İbrahim ile başlayan itikaf ibadeti cahiliye döneminde de devam etmiştir. Nitekim Hz. Ömer, henüz İslam’a girmeden önce Mescid-i Haram’daitikafa gireceğine dair adakta bulunmuştu. Müslüman olduktan sonra bunu Hz. Peygamber’e sormuş, O da adağını yerine getirmesini söylemişti.( Müslim, Eyman, 27)

Hz. Peygamberin İtikaf İbadetine Verdiği Önem;

Ramazan ayını en güzel şekilde değerlendirmeye özen gösteren Allah Resulü, Ramazan ayının son on gününe daha da önem verir ve itikafa girerdi. Hz. Aişe’nin söylediğine göre “Resulullah (sav) itikafa gireceği vakit, Ramazanın son on gününün ilk gecesinden önceki sabah namazını kılar ve Mescid-i Nebevi’nin itikaf yerine giderdi ve itikaf yapmaya başlardı. Kendisi bu değerli zaman dilimini ihya ettiği gibi ailesinin de aynı feyz ve bereketten faydalanmasını ister ve geceleri aile fertlerini ibadet için uyandırırdı.  Allah resulü vefat edinceye kadar Ramazanın son on gününde itikafa devam etmiştir.

Allah Resulünün itikaf için gösterdiği bu hassasiyetin ardında yatan sebep, bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen Kadir gecesini ihya etme düşüncesidir. Resulü Ekrem, son on günü itikafta geçirmekle, adeta bu Kadirli geceyi, gece gündüz ibadetle, tefekkürle geçirmek istemesiydi.
İtikafın Müslümanlar İçin Önemi;

İtikaf, biz Müslümanlar için de modern zamanda iş ve güçlerden zaman ayırarak sadece  ibadet yapmak, tefekkür etmek, daha doğrusu kendimize zaman ayırmak için önemli bir fırsattır. Günümüzde insanlar hayatın yoğun stresine ve sorunlarına karşı, reiki, meditasyon, yoga gibi bazı uygulamalarla kendisini rahatlatacak yöntemler aramaktadır.

Halbuki huşu içinde kılınan namaz ile itikaf içinde geçirilen vakitler, sadece bir zihin boşalması değil, aynı zamanda imanın kemale erdirilmesi gayreti, nefis muhasebesi, nefis terbiyesi ve tezkiyesidir. Kişinin nereden geldiğini ve nereye gittiğini derinlemesine tefekkür ederek hedeflerine daha emin adımlarla ilerlemesi için tamamen kendisine ayırdığı vakitlerdir. Kişinin kendisini ve Rabbini hatırlamasıdır. Hakikat aynasına bakıp kendine gelmesidir.

İtikaf, insanlardan uzaklaşarak köşeye çekilme, toplum hayatından kaçıp tek başına yaşama hali veya uzlet değildir. Dış dünyayla bütün bağlarını keserek Rabbi ’ne kulluk için insanın kendi içine kapanması, kendisini Allah’a adayıp dünya işlerinden el çekme şeklinde tanımlanan bir inziva hali de değildir.  İtikaf, Allah’ın evi olan camide O’nun sonsuz rahmetine iltica etmektir. Bu durumda olan bir Mümin belli bir müddet O’na misafir olur. Ev sahibine layık olan da misafirine ikramda bulunmaktır.

Ne yazık ki, bizi rahatlatacak, hayatımızı kolaylaştıracak, dünyamızı yaşanır kılacak “huşu içinde kılınan namaz” ile “tefekkür ile geçirilecek itikaf” gibi iki önemli alternatif, toplumumuzda unutulmaya yüz tutmuş vaziyettedir. İşte itikaf bize bizi, bizi biz yapan değerlerimizi, kendimizi, öz benliğimizi hatırlatacaktır.

İnsan, Allah’a tam bir teslimiyet içerisinde ibadet ve taatde  bulunmak amacıyla zamanının belirli bir kısmını ayırması ve bu esnada meşru bile olsa her türlü nefsani ve şehevi arzulardan uzak durması, kişinin manen olgunlaşması için önemli vesilelerden biridir. Zorunlu ibadetlerin yanı sıra nafile ibadetler de bu konuda önem taşımakta bu duygu ve düşüncenin yoğun bir şekilde yaşandığı ve mümkün olduğu ölçüde maddi bilgilerden uzaklaşarak yüce Yaratıcıya yönelmeyi sağlayan bir ortam insana derin bir manevi ufuk ve imkan sunmaktadır. Nitekim Allah Resulü bu imkanı en güzel şekilde değerlendirerek itikafa verdiği önemi ümmetine göstermiş ve itikafa giren kimsenin kazancını şöyle ifade etmiştir : “ İtikafa giren kimse, günahlardan uzak kalır ve kendisine hayatın içinde tüm iyilikleri yapan kimse gibi iyilik yazılır.” (İbniMacı, Siyam 67)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.