Müftü İhsan Açık'tan bayram mesajı
Grup Sayfamız İçin BURAYA Tıklayınız  

DİYANET HABER
Şanlıurfa İl Müftüsü İhsan AÇIK Mesajında;

İslam Dininde iki büyük bayram vardır. Ramazan ve Kurban Bayramı… Kaynaklarımızda, Ramazan Bayramına "îdu’l-fıtr", Kurban Bayramına ise, "îdu’l-edhâ" denilmektedir.

Bayramlar, sosyal/kolektif şuuru temin eden en önemli zaman dilimleridir. Öyle ki, uhuvvet (İslam kardeşliği) duyguları pekişir, toplumsal dayanışma artar, dargınlar barışır, yetim/öksüz ve fakirler gözetilir, sıla-i rahim (akrabaları ziyaret) yapılır ve ölüler hayır/dualarla anılır.

Bayram günleri barış ve sevinç günleridir. Dargınlık dinen yasaktır. Elbette bir arada yaşayan aile ve toplum fertleri arasında anlaşmazlıklar, sürtüşme ve tartışmalar olabilir. Bu gayet normaldir. Ama bunları dargınlık safhasına vardırmamak gerekir. Bilhassa yakınlar, sıla-i rahim denilen ziyaret bağı ile aradaki bağlarını kuvvetlendirmelidirler.
Hz. Aişe (ra) den. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur. “Ademoğlu kurban bayramı günü, Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmamıştır. Şüphesiz o kesilen kurban kıyamet günü boynuzları ve kılları ile gelir. Hiç şüphe yok ki, kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında kabul görür. Öyle ise gönüllerinizi kurban ile hoş edin."(Tirmizi, Edahi, 1)

İbadet; bir Müslüman’ın Yüce Allah’ın varlığını, birliğini ve büyüklüğünü tasdik etmesi,  O’na teslimiyetle boyun eğmesi, O’nun kulu olduğunu bilmesi ve saygı ile O’na itaatte bulunması demektir.  Öyle ise ibadet, insanın asli görevidir. İnsana yakışan da, bu görevini yerine getirmesidir. Zaten insanın yaratılış gayesi, Allah’a kulluk etmektir. Nitekim Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de “Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” (Zariyat,51/56) buyurmaktadır. Diğer bir ayeti kerimede de “Hanginizin daha iyi amel işleyeceğini denemek için, ölümü ve hayatı yaratan odur. O, Azizdir, Gafurdur, her şeye galiptir, çok affedendir” (Mülk,67/2)buyurulmuş ve kulun, işlediği amelleriyle imtihana tabi tutulduğu belirtilmiştir.

İbadetler, sırf Allah rızası gözetilerek yapılmalıdır. Çünkü Allah’ın emri olan ibadetler, ancak samimiyetle ve ihlasla yapıldığında makbul olur ve sahibini kötülüklerden uzaklaştırır. İnsan, yaşayabilmek için, Allah’ın ihsan ettiği sayısız nimetlerden faydalanmaktadır. Allah’ın nimetlerinden faydalanmadan, hayatını sürdüren hiçbir canlı varlık yoktur. Bu nimetlere şükretmek gerekir. Allah’ın vermiş olduğu nimetlerin en büyük şükrü de, ibadetlerimizdir. “Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat ona sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele”. (Hac, 22/37)

Sözlükte yaklaşmak, Allah’a (rahmetine) yakınlaşmaya vesile olan şey anlamlarına gelen Kurban, dinî bir terim olarak, ibadet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı usulüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder.

Kurban Bayramında kesilen kurbana UDHİYE, Hac’da kesilen kurbana ise HEDY denir. Aynı şekilde kişi, arzu ettiği bir amaca ulaşması veya bir nimete nail olması sebebiyle ŞÜKÜR kurbanı kesebilir. Eğer bunun için bir adakta bulundu ise buna” Adak”kurbanı ve yeni doğan çocuk için şükür amacıyla kesilen kurbana, “Akika” adı verilir.

Kurban; Allah’a yaklaşmak ve O’nun rızasına ermek niyetiyle kesilen hayvan demektir. Akıllı, hür, mukim ve dini ölçülere göre zengin sayılan mümin, ilâhî rızayı kazanmak gayesiyle kurbanını kesmekle hem Cenab-ı Hakka, hem de maddi durumlarının yetersiz olması sebebiyle kurban kesemeyenlere yardımda bulunarak halka yaklaşmaktadır.
İnsanlık tarihi boyunca hemen bütün dinlerde kurban uygulaması mevcut olmakla birlikte şekil ve amaç yönüyle aralarında farklılıklar bulunur. Kur’an’da Hz. Adem’in iki oğlunun Allah’a kurban takdim ettiklerinden söz edilir (el-Maide, 5/27); bir başka ayette de ilahî dinlerin hepsinde kurban hükmünün konulduğuna işaret edilir (el-Hac, 22/34).

Kurban gerek fert, gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan malî bir ibadettir. Kişi kurban kesmekle Allah’ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur. Mü'minler her kurban kesiminde Hz. İbrahim ile oğlu İsmail’in Cenab-ı Hakk’ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri başarılı sınavın hatırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır olduğunu simgesel davranışla göstermiş olmaktadır.

Ebu Hüreyre (ra) den: Hz. Peygamber şöyle buyurdu: “Kim imkanı olduğu halde kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın.”(İbnMâce, Edahi, 2, II, 1044)

Kurban toplumunda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhu canlı tutar, sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunur. Özellikle et satın alma imkanı hiç bulunmayan veya çok sınırlı olan yoksullarına bulunduğu ortamlarda onun bu rolünü daha belirgin biçimde görmek mümkündür. Zengine malını Allah’ın rızası, yardımlaşma ve başkalarıyla paylaşma yolunda harcama zevk ve alışkanlığını verir, onu cimrilik hastalığından, dünya malına tutkunluktan kurtarır. Fakirin de varlıklı kullar aracılığıyla Allah’a şükretmesine, dünya nimetinin yeryüzündeki dağılımı konusunda karamsarlık ve düşmanlıktan kendini kurtarmasına ve kendini toplumun bir üyesi olarak hissetmesine vesile olur.

“Ya Rabbi! Keseceğimiz kurbanları makbul olanlardan, sana yaklaşmaya/yakınlaşmaya vesile olanlardan kıl… Ya Rabbi! Kurbanımız ile itaatimizi, uhuvvetimizi, takvamızı ve şükrümüzü ziyadeleştir ve bizleri sevdiklerimizle sağlık ve afiyet içinde daha nice bayramlara ulaştır.”duasıyla ve temennisiyle tüm kardeşlerimin bayramını tebrik ederim.

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.