Müftü Kolukısaoğlu canlı yayın konuğu oldu
Facebook sayfamız için  

Ordu İl Müftülüğü Basın Bürosu Sorumlusu Sezgin YAŞAR tarafından hazırlanan ve Tv52'de her hafta Perşembe günleri saat 20:30'da canlı olarak yayınlanann her hafta birbirinden değerli konu ve konuklarıyla gündeme dair meselelerin konuşulduğu "TEFEKKÜR SAATİ" programı büyük ilgi görüyor.


25 Aralık 2014 Perşembe Günü yayınlanan programa Ordu İl Müftüsü Mustafa KOLUKISAOĞLU konuk olarak katıldı.

Nefis muhasebesinin konuşulduğu programda önemli açıklamalada bulunan Müftü KOLUKISAOĞLU bütün izleyenleri yılbaşı konusunda uyardı.

Nefis ve şeytan müminler için bir imtihan aracıdır…
Nefisin tarifi ile sözlerine başlayan Müftü KOLUKISAOĞLU açıklamalarını şöyle sürdürdü; Nefis; can, zât, insan ve bunun gibi birçok anlamı vardır. Ancak Kuran ve hadislerde altı çizilen ve insanlarımızın da nefis deyince aklına ilk gelen tarif kötü duyguların ve gayrimeşru isteklerin kaynağı olarak daha çok bilinir nefis…

İrade var, mazeret yok…
Her insanın bir hürriyeti ve iradesi vardır. Öyleyse irade var, mazeret yok. Yüce Allah kuranda ki ayetlerde ve Peygamber efendimizin hadisleriyle hayatında bize iyilikleri ve takvanın yollarını göstermektedir. Buna rağmen insanın iradesini aksi istikamette kullanmaları da mümkündür. Sadece nefsin hüküm sürdüğü varlıklar vardır bunlar hayvanlardır, sadece aklın hüküm sürdüğü varlıklar vardır ancak birde hem iradenin ve imanın hüküm sürdüğü insan vardır ki o iradesi ile seçim yapar. Tabiri caizse negatif ve pozitif kutuplardan birini seçer. Kötü yolu seçenler nefsin ve şeytanın yolundan gidenlerdir. İyiyi doğruyu ve hakkı seçenler ise takva ile mükemmelliğe ulaşabilir. Ayetlerde belirtildiği üzere Nefsini arındıran insan hem dünyada hem de ahirette kurtuluşa erenlerdir. Bu kategorideki insan nefsin kendisine fısıldadığı kötü telkinleri dinlemeyen, aklın ve imanın yolunu seçen vahyin sesini dinleyen insanlardır.   Anlatacaklarımızı izleyenler değerlendirirken mutlaka insanın iradesini dikkate almaları gerekir.  

Akıl ipini, İman direğine bağlayan kişi nefis ve şeytanın etkisinden kurtulur…
Kuranı kerim birçok ayette ‘akıl etmeyecekmişsiniz, düşünmeyecek misiniz buyurmakta ve akıl ile iradeye dikkat çekmektedir. Nefsin ve şeytanın kötü etkilerinden kurtulmanın yolu aklı kullanmak ve vahyin sesine kulak vermekle mümkündür. Yani akıl ipini iman direğine bağlamak gerekir. Nefis ancak bu yolla ıslah edilir ve şeytanın vesvesesinden kurtulmak böylece mümkündür. İman ağacı meyve verir. Müminin imanı kökleri yerin altına doğru salınmış, dalları gökyüzüne doğru uzanmış bir ağaç gibidir ve o ağaç Rabbinin izniyle meyve verir, akıl ipini iman direğine bağlayan insanlar belki insan hatasız olmaz ancak kendisini günahlardan koruyarak en iyisini yapmak gayretiyle takvaya ulaşır. İman ağacının meyveleri Salih amellerdir.

Asıl olan nefsi yönetmektir, nefsin yönetimine girmemektir…
Asıl olan nefsin yönetimine girmeyip nefsi yönetmektir. Kuranı kerimdeki bütün ikazlar uyarılar ve Peygamber efendimizin örnekliği, rehberliği ve Rabbimizin sizin için din olarak İslam’ı seçtim ve üzerinize olan nimetimi tamamladım ve razı oldum buyurduğu dinimizin asıl gayesi bizleri dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşturmaktır. İşte hedef olarak seçilen dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşmak için nefsi ıslah etmek, nefsi terbiye etmek gerekmektedir.

Nefsin ve şeytanın aldatmasıyla insanlar kardeşlerini katlettiler, kardeşler kardeşlerini kuyulara attılar…
Nefsi ve şeytan birer imtihan vesilesidir. Nefsime uydum, şeytana uydum diyerek günahlara mazeret aramak insanın kendisini aldatmasından başka hiçbir işe yaramaz. Çünkü insan yaptığı her işini iradesi ile seçerek hürriyetini kullanarak yapmaktadır. İlk insan Âdemin çocukları Habil ve Kabil arasında ki kavgada nefis aldatmasıyla kardeş kardeşini öldürdü. Bu günde nefislerinin kendilerini aldatmasıyla birbirlerini öldüren kardeşler mevcuttur dünyamızda ve İslam âleminde. Hz Yakup Peygamber’in çocukları nefislerinin ve şeytanın aldatmasıyla kardeşleri Hz. Yusuf’u kuyuya attılar. Nefsin ve şeytanın bu aldatması ile işlenen kötülükler hala günümüzde de devam etmektedir.  
Nefsin birçok sıfatı vardır. Haset, kin, nefret vb.…

Allah dünyayı ve ahireti bizleri imtihan için yaratmıştır. Nefis ve şeytanda bu imtihanın birer aracıdır. Bu imtihanı geçen insanlar nefis ve şeytanla yaptıkları cihadı kazanarak mükemmelliğe ve en güzele ulaşırlar. Nefsin birçok sıfatı vardır, kin, haset, nefret, kıskançlık gibi kötülüğü çağrıştıran ve kötülüğe sevk eden birçok sıfatı vardır. Bu dünyada kötülüklerde birbirlerine yardım edenler ve şeytan ile nefsinin kötü fısıltılarını kendilerine dost edinenler ahirette birbirlerine düşman olacaklar. Şeytan ahirette insanoğlunun mazeretini ve kendisini suçlamalarını kabul etmeyecek ve onlara ‘hayır siz her şeyi siz kendi isteğinizle yaptınız benim sizin üzerinizde bir etkim ve size bu kötülükleri yaptıracak bir gücümde yoktu’ diyecek. Yani bu dünyada günahlarda ve kötülüklerde dostluk yapanlar ahirette birbirlerine düşman olacaklar. Sadece bu dünyada takva üzere ve birbirleriyle hayırda ve iyiliklerde yarışıp takvada dostluk edenler, ahirette de birbirleriyle dost olacaklar.

Hakkında ayet ve hadislerle hüküm bildirilen konularda bana göre ya da bana ne asla diyemeyiz, denmemelidir…

İman etmiş bir insan Rabbimizin emirlerine karşı bana göre böyle olmamalı asla dememeli. Bu düşünce insanı küfre ve isyana götürür. Şeytanı da Allah’ımızın huzurundan kovduran işte budur. Kendisine Rabbimiz Âdeme hürmet et ona secde et dediğinde şeytanda Rabbim beni ateşten yarattın, Âdemi ise topraktan öyleyse ben ondan daha üstünüm diyerek secde etmemişti. Kibri, benliği ağır basmıştı ve itaatsizliği onu Rabbimizin huzurundan kovdurdu ve lanetlendi. Bu sebepledir ki bazı kardeşlerimiz bu devirde şöyle bir yasak mı olur, bu haram olmamalı bana göre diyebiliyor, belki bilmediğinden bunu yapabiliyor ancak bu çok tehlikeli ve sakat bir düşüncedir.

Nefsi öldürmek, köreltmek gibi tabirler yanlıştır…
Nefsi köreltmek, öldürmek ona çile çektirmek gibi tabirler yanlıştır. Nefsi köreltmek değil yönetmek, onu öldürmek değil ıslah etmek gerekmektedir. Nefsi ıslah etmenin bir tek yolu Allah’ın emirlerine uymaktır. Tasavvufun da tarikatında asıl hedefi ve yalnızca gayesi nefsi terbiye ederek, insanı nefsin kötü telkininden kurtararıp onu Allaha ve onun emirlerine yönelterek marifetullahı öğretip onu mükemmelliğe ulaştırmaktır, bunun dışında bir gaye olamaz ve olmamalıdır. Boşanmalar, kavgalar, alilerdeki ve toplumda ki sıkıntıların asıl kaynağı nefsi terbiye edememek ve onu ıslah edememekten kaynaklanmaktadır.  Bunun için Mümin kendisi için istediğini başkaları içinde isteyecek, kendisi için istemediğini başkaları içinde istemeyecek. İslam sadece namaz kılmak, oruç tutmaktan ibaret değildir. İslam bunlarla birlikte Allah’ın emirlerinin bütünüdür, dolayısıyla da insan nefsinin kötü telkinlerinden kurtularak Allah’ın emirlerinin tamamına sarılmalı ve kayıtsız şartsız teslim olmalıdır.

Nefis dondurulmuş yılan gibidir. Yılan nasıl sıcağı görüp donu çölünce kendisine geldiğinde sokup zehirliyorsa nefiste böyledir. Nefis Allah’ın emirlerine itaat edilerek dondurulur. Allah’ın emirlerine itaatsizlik başladığında yılan gibi insanı zehirler ve kötülüklere sevk eder. Nefis şeytanın içimizde ki bize karşı kullandığı iç düşmanımız şeytan ise onun ortağı dış düşmanımızdır.’

Nefis muhasebesi konusunda ki açıklamalarını canlı yayında sürdüren İl Müftüsü KOLUKISAOĞLU yaklaşan yılbaşı konusunda da açıklamalarda bulunup uyarılar yaptı.

Yeni bir yıla girdim diye günahlara dalmak, yeni bir seneye böyle başlamak insanın kendisini ziyan etmesinden başka bir şey değildir…

İnsan bitmiş olan ve ömründen eksilen bir yılın muhasebesini yapacak. Acaba hem dünya hem de ahiretim için geçirdiğim bir yılsonunda kârda mıyım, yoksa zararda mıyım diye. Hatalarımız varsa tövbe istiğfar etmeliyiz onları düzeltmenin yollarını ve gelecek olan yeni senede bunları yapmamamın tedbirlerini almalıyız. Öncelikle insan, kendisine Rabbimizin bahşettiği ve bitirdiği bir senelik ömür için şükretmeli ve eksikliklerini, hatalarını gözden geçirip bir nefis muhasebesi yapmalıdır. Hem geçmiş bir senelik ömür hem de idrak edilen yeni bir sene için âlemlerin Rabbine şükretmek gerekir. İnsanların birbirlerine 2014 bitti, 2015 yılına girdik yeni senemiz mübarek olsun hayırlara vesile olsun demelerinde ve birbirlerinin yeni senelerini tebrik etmelerinde hiçbir mahsur yoktur.  Ancak yeni bir yıla girdik diye günahlar işlemek, içki içmek, kumar oynamak gibi gayrimeşru işler yapmak, gayrimüslimleri taklit etmek, bizim kültürümüzde, bizim değerlerimizde yeri olmayan başka milletleri taklit ederek böyle bir kutlamaya girmek en başta kendi özümüzü, kendi kültürümüzü kaybetmektir.  Evlerinde, bizim kültürümüzde ve inancımızda yeri olmayan bir yılbaşı kutlamasıyla yeni bir seneye giren kardeşlerimizin bu davranışları, daha başta  evlerinde bulunan ve milletimizin istikbali olarak baktığımız yavrularımızı zehirleyip onlara kötü örnek olmak ve onları da başka milletlerin taklitçisi yapmaya özendirmekten başka bir şey değildir, bu bizim kültürümüz ve inancımız da değildir.  Bizim kültürümüz ve inancımız geçirdiğimiz bir senenin muhasebesini yapmak eksikliklerimizi ve hatalarımızı görüp bunlardan dönmek ve yeni bir seneyi bizlere nasip ettiği için Rabbimize şükretmektir. Yeni bir yıla Rabbimizin bizi ulaştırması bizim için bir fırsattır ve bu fırsatı akıl süzgecinden geçirip iman terazimizle tartarak iyi değerlendirmeliyiz. Bu vesile ile geçirdiğimiz bir sene ve idrak edeceğimiz yeni bir seneye bizleri ulaştırdığı için,  Rabbimize sonsuz hamd ediyoruz’ şeklinde açıklamalarını sürdüren İl Müftüsü Mustafa KOLUKISAOĞLU,  ‘İdrak edeceğimiz yeni senenin, 2015 yılının başta Ordulu kardeşlerim olmak üzere milletimiz, devletimiz, İslam âlemi ve insanlık için hayırlara vesile olmasını, sağlık, mutluluk, huzur ve barış getirmesini, zulüm altında olan kardeşlerimizin kurtuluşuna vesile olmasını cenabı haktan dua ve niyaz ediyorum’ diyerek canlı yayında ki açıklamalarını sonlandırdı.

Anahtar Kelimeler:
DiyanetDinihaberler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Muhammet öğük 2 yıl önce

Çok değerli hocamız nefsin akılla terbiye tezkiye edileceğini çok net belirtmiş.
duygularımız aklımızı değil,Aklımız duygularımızı yönetmeli....