Müftü Mekki Solmaz Noel hakkında yazdı
Grup Sayfamız için

Kırıkhan İlçe Müftüsü Mekki SOLMAZ ''MEKKE’NİN FETHİ VE NOEL ÜZERİNE'' yazdı

1 Ocak 2016 günü Mekke’nin Fethi için Peygamber Efendimizin Medine-i Münevvere’den Mekke-i Mükerreme’ye hareket edişinin yıldönümüdür. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in kumandasındaki İslâm ordusunun 1 Ocak 630 tarihinde Medine’den sefere çıkıp, 11 Ocak 630 tarihinde Mekke’yi fethetmesi, hem İslâm tarihinde, hem de dünya tarihinde şerefle yâd edilmesi gereken çok önemli bir olaydır. Mekke’nin fethi olayında İslâm’ı tebliğ gayretinde olanların ve tüm insanlığın öğreneceği ve örnek alacağı çok önemli sonuçlar vardır.

Mekke’nin fethinden sadece yirmi ay önce, on yıllığına imzalanan ve başlangıçta Müslümanların aleyhine gibi gözüken Hudeybiye barış anlaşmasının Allah Resulü’nün siyasi alanda dâhiliğinin ispatı olmuştur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in, Mekke’ye yapılacak seferi hanımları dâhil hiç bir kimseye bildirmeyerek sır tutmanın ve istihbaratın savaşlardaki önemini; gidiş yolunu Mekke’nin aksi istikametinden başlatarak harbin hile olduğunu; Mekke’ye dışarıdan yardım gelmesini engelleyerek tedbirin gereğini; kuşatmada geceleyin her askere ayrı ayrı ateş yaktırarak orduyu olduğundan daha ihtişamlı gösterip düşmana korku salmayı; Mekke’ye dört ayrı koldan girerek düşmanın kaçış ve kurtuluşuna imkân vermemesi de askeri dâhiliğinin ispatı olmuştur.

Bunun neticesi olarak: Mekke’nin fethedilmesinden sonra genel bir af bayramı yaşanmıştır. Bizzat sevgili Peygamberimiz, çok sevdiği amcası Hz. Hamza’yı şehit edip, ciğerini çıkaran Vahşi’yi, öldürten Ebu Süfyan’ın karısı Hind’i, kızı Zeyneb’in ölümüne sebep olan müşriki bile affetmiştir.


Günümüzde, İslâm’ı terör kaynağı bir din gibi göstermeye çalışanlara verilecek en güzel cevap Mekke’nin fethi hadisesidir. Sekiz yıl önce malları ellerinden alınan, memleketlerinden kovulan ve işkenceden de öte canlarına kast edilen Müslümanlar, muhteşem bir zaferle Mekke’ye döndüklerinde asla kin gütmemiş, intikam almamış hepsi de Allah Resulü’nün izinde af yolunu tercih etmişlerdir. Ne kınama, ne ayıplama, ne yağma, hiç bir olumsuz olay yaşanmamıştır.

Mekke’nin fethi önceleri belirli bir güce erişene kadar savunmada kalan, Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarında savunma harbi uygulayan Müslümanların, ilk defa Allah’ın dinini yaymak, düşmanların şerrinden emin olmak için yaptıkları ve kazandıkları taarruz zaferidir.

Bu fethin sebep ve sonuçlarına değinerek Peygamberimiz (s.a.v)’in sergilemiş olduğu tutum ve davranışlardan almamız gereken derslere dikkatlerin çekilmesi gerekir. Bu fetih İslâm tarihinde geleceğe ışık tutması noktasında büyük bir iz bırakmıştır. Zira Mekke’nin Fethi’nden sonra Peygamberimiz (s.a.v)’in tutum ve davranışlarını örnek almış olan Müslümanlar, fethettikleri topraklarda yaşayan insanları öteden beri başka yerlerde yapıla geldiği gibi öldürme ve köleleştirme yoluna gitmemişler, kendilerine İslâm tebliği ulaştıktan sonra ileride onların da İslâm’la buluşacaklarını umdukları için onları vatandaşlık statüsüne almayı daha doğru ve insanî bulmuşlardır. nnnnnnnnnnnBu fetih öyle anlamlıdır ki, Müslümanlar zorla çıkarıldıkları Mekke’yi hiç silah kullanmadan, bir damla kan akıtmadan teslim almışlardır. Fethin bu kadar kolay olmasının sebebi Allah Resulünün ve Müslümanların insanların gönlünü fethetmesiydi.

Mekke’nin fethi mesajlarla doludur. En önemli mesajlardan biri zulmün baki olmayacağıdır. Hiçbir zulüm ebedi değildir. Müslümanlar zulme uğrasa da, sıkıntıya düşse de mazlumların yardımcısı Hz. Allah’tır. Mekke’den, yurtlarından sürülen Müslümanlar böyle inanıyordu. Yapılanları Allah’a havale ediyorlardı. Mazlumla Allah arasında perde olmadığına inanıyorlardı.

İslâm peygamberine ve ona inananlara yapılan zulüm geri tepmiş, hicretle Müslümanlar güçlenmiştir. Mekke’den kovulanlar 10 bin asker olarak Mekke’ye geri dönmüştür. İşte bu mazlum insanlar, Mekke’nin fatihleri olmuş ve tarihe geçmişlerdir.


Mekke’nin fethi gerek İslâm tarihinde gerekse tüm dünya tarihinde benzeri görülmeyen büyük bir hâdisedir. Bu fetih; yalnız Allah’a iman ve ibadet ettikleri için, müşrikler tarafından yurtlarından ayrılmak zorunda bırakılan Efendimiz ve ashabına Allah’ın en büyük lütfüdür. Allahu Teâlâ’nın mübarek kıldığı ve İslâm dininin merkezi olan Mekke, fetihle birlikte gerçek kimliğine kavuşmuş, şirkten ve putperestlikten arınarak mânevi bir şehir olma özelliğine kavuşmuştu.

Mekke’nin Fethi ve bunun gibi izzet dolu İslâmî fetihler bizlere; İlah-i kelimetullah için kılıcını kuşanan, zırhını giyen izzetli komutanları hatırlatmalı, Allah uğrunda cihad aşkıyla yanıp tutuşan, şahadeti arzulayan hayırlı mücahitleri hatırlatmalı, cihada kuzularını kınalayıp dört gözle onların şahadet haberini bekleyen, dört evladını birden cihad meydanlarında şehid veren Hansa hatun gibi yiğit anaları hatırlatmalı, İslâm Devleti’ndeki fetih anlayışını ve ondaki yüksek ruhu hatırlatmalı, Allah’ın dininin hayata hâkim olması için Halife’nin kendilerine dua ettiği, Halife’nin duasıyla yola koyulan hayırlı komutanları, hayırlı orduları hatırlatmalı, kısacası bu fetih ve diğer fetihler bizlere Hâlid bin Velid’leri, Usame bin Zeyd’leri, Ebu Eyyub el Ensari’leri, Tarık bin Ziyad’leri, Selahaddin Eyyûbi’leri, Fatih Sultan Muhammed’leri hatırlatmalı.İrdelenmesi gereken başka bir konu da 1 Ocak Cuma günü milâdî 2016 yılına girmiş olacağız. Bilindiği gibi, miladî takvim, Allah’ın Peygamberi Hz. İsa’nın doğum gününü başlangıç olarak kabul eder. Ancak ne acıdır ki, bir Peygamberin doğum günü, O’nun getirdiği esaslara hiç yakışmayan davranışlar içinde kutlanmaktadır. Bozulan, değiştirilen ve Yaratıcı tarafından hükmü kaldırılan dinin müntesipleri olan Hıristiyan batı ülke insanları, miladi yılbaşı gecelerini büyük bir çılgınlık içinde ve ahlâk dışı davranışlarla kutlarken ne yazık ki, bazı Müslümanlar da onları taklit etmektedirler. Taklitçilik çok kötü bir hastalıktır. İnancımızla ve kültürümüzle hiç bağdaşmayan yılbaşı eğlenceleri, batılıları taklit etme hastalığımızdan olsa gerek, maalesef Müslüman toplumlara da girmiş ve oldukça yaygınlaşmıştır. Noel kutlamaları adı altında yapılan bu eğlenceler, inancımıza ve yüzyıllardır bizi biz yapan kültürel değerlerimize zıt şekilde, birçok ahlâksızca davranışlar sergilenerek her yıl tekrarlanmaktadır.

Allah’a isyanın neredeyse tavan yaptığı milâdî yılbaşı eğlencelerini ve noel çılgınlığını terk ederek, batı fikriyatına inat bu gece ellerimizi Yüce Yaratıcımıza, zulüm gören Suriye, Filistin, Arakan, Doğu Türkistan, Bayırbucak… ve genel anlamda mazlum dünya Müslümanlarının kurtuluşu için açalım. Dualarımız; dünyanın bütün bölgelerinde acılarla iç içe yaşayan mazlum Müslüman kardeşlerimiz için olsun. Kokuşmuş batı düzeninin rezilliğinden, Mekke’nin fethinin getirdiği güzellikler sistemine dönme vaktidir artık. Çekilen çile ve acılar uyanışımıza vesile olsun, yeni yıllarımız mü’minler için diriliş yıllarımız olsun.

Mekke’nin fethi, Müslüman olarak hepimizin, önce kendimize çeki düzen vermemiz, çok çalışarak her bakımdan güçlü olmamız, İslâm’ı güzel yaşayıp çevremize örnek olmamız, siyasi, kültürel, ekonomik v.s. her alanda atak davranarak, İslâm’ın güzelliklerini her zaman, her yerde ve her kesime güzelce anlatmamız için bulunmaz bir fırsat olsun.

YENİ YILIMIZ İSLAMİ BİR UYANIŞA VESİLE OLSUN, ZULÜMLER BİTSİN, HAK VE ADALET KAİM OLSUN!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol