Muharrem ayı ve Hicret

Espiye İlçe Müftüsü Yavuz KOÇAK'tan ''MUHARREM AYI VE HİCRET'' konulu makale.

Muharrem ayı ve Hicret

Espiye İlçe Müftüsü Yavuz KOÇAK'tan ''MUHARREM AYI VE HİCRET'' konulu makale.

Hakkı Görür
Hakkı Görür
23 Eylül 2017 Cumartesi 01:56
Muharrem ayı ve Hicret
banner221

Grup Sayfamız İçin _BURAYA Tıklayınız

Muharrem ayı hem İslam gelmeden önce hem de İslam geldikten sonra hep önemli olan aylardan biridir. Muharrem, Hicri takvimin ilk ayıdır.
Sami dinlerde ve Yüce Dinimiz İslam’da özel bir yere sahip olan Aşure
günü muharrem ayı içerisindedir. Sözlükte “haram kılınan, yasaklanan
kutsal olan, saygı duyulan” anlamlarına gelen Muharrem, savaşmanın
haram kabul edildiği dört aydan biridir.(1) İslam’dan önce de bu ay
muhterem kabul edilip, bu ayda savaşmak haram olduğu için muharrem
ismi verilmiştir.(2)

Sevgili Peygamberimiz hadislerinde haram ayların zilkade, zilhicce,
muharrem ve receb olarak zikretmiş(3) ve Yüce Rabbimizde Kuran-ı
Kerimin değişik ayetlerinde bu aylara saygı gösterilmesini
emretmiştir.(4) Hz. Peygamber Efendimiz Muharrem ayını “Allah’ın ayı”
olarak nitelendirmiş ve ramazandan sonraki en faziletli orucunu bu
ayda tutulan oruç olduğunu bizlere bildirmiştir. (5)

Kameri aylardan Muharrem ayının onuncu günü ise, Aşure günüdür. Bu
günde birçok Peygamberin hayatında önemli ve olumlu olaylar vuku
bulmuştur. Sahih kaynaklarda zikredildiğine göre; Bu gün, Hz. Ademin
dünya yüzüne indirilmesine sebep olan hatası için tövbesinin kabul
edildiği, Hz. Nuh’un gemisinin Cudi dağına oturduğu, Hz. Yunus’un
balığın karnından kurtulduğu, Hz. Musa ve Hz. İsa’nın doğduğu, Hz.
Musa’nın ve kavminin Firavunun zulmünden kurtulduğu, Hz. Yakup’un oğlu
Hz. Yusuf’a kavuştuğu gündür. Bu sebeple Aşure günü bütün dinlerde ve
en son din İslam Dininde önemli bir yere sahiptir.
Hz Peygamberimiz, muharremin onuncu günü hem kendisi oruç tutmuş hem
de o gün oruç tutmalarını ashâbına tavsiye etmiştir.
سُئِلَعَنْصِيَامِيَوْمِعاشُوراءِ،فَقَال: « يُكَفِّرُالسَّنَةَالمَاضِيَةَ»
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e aşûre günü tutulan orucun
kıymeti soruldu; o da: "Geçmiş bir senenin günahlarına kefâret olur"
buyurdu.
Peygamber Efendimiz'e Yahudilerin ve Hıristiyanların sadece onuncu
güne tazim ettikleri, bu sebeple o gün oruç tuttukları haber
verilince, "Eğer gelecek seneye kadar yaşarsam dokuzuncu gün oruç
tutarım" buyurmuştur. (6) Bu sebeple Peygamberimizin tuttuğu ve
tutmaya niyet ettikleri günleri birleştirerek muharrem ayının
dokuzuncu ve onuncu günlerini oruçlu geçirmek müstehaptır. Hz.
Peygamber'in sünnetine tam anlamıyla uygun hareket etmenin yoluda
budur.

Nice Peygamberin hayatında olumlu ve önemli bir yere sahip olan Aşure
günü, İslam tarihinde Hz. Peygamberin torunu. Hz. Hüseyin ve aile
fertlerinin 10 muharrem 61’de (10 Ekim 680) Kerbela’da şehit
edildikleri bir gün olarak ta hatırlanmaktadır.
Tarihin belirli bir kesiminde meydana gelen ve bizleri derinden
etkileyen bu olay hakkında iyi düşünmek ve gerekli dersleri çıkarmak
gerekmektedir. Bu husus hepimizin yüreğini dağlamakta ve derinden
üzmektedir. Ama bu üzüntü bizleri bir ayrıma götürmemeli, intikam
duygularının ortaya çıktığı bedenlerimizi tahrip ettiğimiz bir olaya
dönüşmemelidir. Müslümanlara düşen görev, bu gibi olayların tekrar
yaşanmaması için gerekli tedbirleri almak ve belli bir bilinci
oluşturmak olmalıdır.


Muharrem ayının en önemli özelliklerinden biride Hicri takvime göre
yılın ilk ayı olarak kabul edilmesidir. Hicri takvim Hz. Ömer
tarafından hilafeti döneminde resmi takvim olarak kabul ve ilan
edilmiştir.(7) Nitekim Hicri takvim İslam Tarihi açsından önemli
hadiselerden biri olan Hicreti esas almaktadır. Ayrıca Hicretle
beraber Hz. Peygamberin hayatını anlatan kitaplar, Kuran-ı Kerimde
bulunan ayetler Hicretten önce ve Hicretten sonra (Mekke ve Medine
devri) diye ikiye ayrılmıştır.

Hicret sözlükte terk etmek, ayrılmak, ilgisini kesmek, anlamına gelir.
Terim olarak Dini sebeplerle bir yerden diğer bir yere göç etme ve
özellikle Hz. Peygamberin Mekke’den Medine’ye göç etmesi olayı
anlamına gelmektedir.(8)
Hicret sadece peygamberimizin hayatında vuku bulan bir olay değildir.
Kuran-ı Kerim önceki peygamberlerin ve onlara inananların da hicret
etmeye zorlandıklarını bildirir. Kuran-ı Kerimde Hz. İbrahim “Doğrusu
ben Rabbimin emrettiği yere hicret ediyorum” ifadesiyle hicret ettiği
bizlere bildirilmiştir. Ayrıca, Hz. Lut, Hz. Şuayb Hz. Musa ve daha
birçok peygamberin hicret ettiği bizlere gelen haberler arasındadır.
Ayetler bize göstermektedir ki, Hicret olayı sadece belli bir döneme
ait bir olay değildir. İnsanlığın varlığıyla beraber vuku bulmuş
birçok önemli hadiseden biridir Hicret. Dünde meydana gelmiş bugünde
meydana gelecektir. Önemli olan ise neden, nereye ve hangi niyetle
hicret edildiğidir.

Sevgili Peygamberimizin bir hadisinde Hicretin yapılırken akılda
tutulması gereken en önemli husususun niyet olduğuna şu şekilde işaret
etmektedir.
« إنَّماالأَعمالُبالنِّيَّات،وإِنَّمَالِكُلِّامرئٍمَانَوَى،فمنْكانَتْهجْرَتُهُإِلَىاللهورَسُولِهِفهجرتُهإلىاللهورسُولِهِ،ومنْكاَنْتهجْرَتُهلدُنْيَايُصيبُها،أَوامرَأَةٍيَنْكحُهافهْجْرَتُهُإلىماهَاجَرإليْهِ»
“Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin
karşılığını niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah’a ve Resûlü’ne
varmak, onlara hicret etmekse, eline geçecek sevap da Allah’a ve
Resûlü’ne hicret sevabıdır. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya
evleneceği bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de
hicret ettiği şeye göre değerlenir.”(9)
Yapacağımız bütün işlerimizde niyetimizin halis olması gerekir. Çünkü
güzelliklerin temelinde, dünya ve ahiret mutluluğunun özünde Allah
rızası yatmaktadır. Yaptığımız işlerin birçoğunda sonucu niyet
belirlemektedir. Bu sebeple Hicretin temel amacı da Allah’ın rızası
olmalıdır. Bu önemli husus Kuran-ı Kerimde ise şöyle ifade
edilmektedir.
وَمَنيُهَاجِرْفِيسَبِيلِاللّهِيَجِدْفِيالأَرْضِمُرَاغَماًكَثِيراًوَسَعَةًوَمَنيَخْرُجْمِنبَيْتِهِمُهَاجِراًإِلَىاللّهِوَرَسُولِهِثُمَّيُدْرِكْهُالْمَوْتُفَقَدْوَقَعَأَجْرُهُعَلىاللّهِوَكَانَاللّهُغَفُوراًرَّحِيما
“Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur,
genişlik de. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden
çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükafatı
Allah’a düşer. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” (10)
Kur’an-ı Kerim’de Yüce Rabbimiz, karşılaştığı sıkıntıları gidermek
için Allah rızası doğrultusunda hicret edenleri övmüştür.
إِنَّالَّذِينَآمَنُواْوَالَّذِينَهَاجَرُواْوَجَاهَدُواْفِيسَبِيلِاللّهِأُوْلَـئِكَيَرْجُونَرَحْمَتَاللّهِوَاللّهُغَفُورٌرَّحِيمٌ
“İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz
bunlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok
merhamet edendir.” (11)
فَالَّذِينَهَاجَرُواْوَأُخْرِجُواْمِندِيَارِهِمْوَأُوذُواْفِيسَبِيلِيوَقَاتَلُواْوَقُتِلُواْلأُكَفِّرَنَّعَنْهُمْسَيِّئَاتِهِمْوَلأُدْخِلَنَّهُمْجَنَّاتٍتَجْرِيمِنتَحْتِهَاالأَنْهَارُثَوَاباًمِّنعِندِاللّهِوَاللّهُعِندَهُحُسْنُالثَّوَابِ
“…Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler,
savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette
örteceğim. Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları içinden
ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükafatın en güzeli Allah
katındadır.”(12)

Sevgili Peygamberimizin hayatında vuku bulan hicret hadisesi ise İslam
Tarihi kaynaklarında özetle şu şekilde ifade edilmektedir. Müşriklerin
zulümleri yüzünden Mekke'de Müslümanlar barınamaz hâle gelmişlerdi. Bu
sebeple 2'inci Akabe Bîatında Hz. Peygamber (s.a.s.) ve Müslümanların
Medine'ye hicretleri de kararlaştırılmıştı. Rasûlullah (s.a.s.) "Sizin
hicret edeceğiniz yerin iki kara taşlık arasında hurmalık bir yer
olduğu bana gösterildi..."(13) diyerek Müslümanların Medine'ye
hicretlerine izin verdi. 2'inci Akabe Bîatı, Peygamberliğin 12'nci
yılının son ayı olan Zilhicce'de yapılmıştı. 13'üncü yılın ilk ayı
Muharrem'de (Temmuz 622) Medine'ye hicret başladı. Mekke'den Medine'ye
ilk hicret eden, Beni Mahzûm'dan Abdülesed oğlu Ebû Seleme, en son
hicret eden ise Rasûlullah (s.a.s.)'in amcası Abbas’tır.
Kısa zamanda, Mekke'li Müslümanların hemen hepsi Medine'ye göç etti.
Yalnızca Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ali'yi Rasûlullah (s.a.s.) Mekke'de
alıkoymuştu. Hz. Ebû Bekir hicret için izin istediğinde, Rasûlullah
(s.a.s.): "Acele etme, Allah sana hayırlı bir arkadaş verecek..."
diyerek hicretini geciktirmişti
Dâru'n-Nedve'de Hz. Peygamberimizin öldürülmesi kararı alınmış ve bu
uygulanmaya konulmuştu. Müşriklerin bu korkunç plânını Yüce Rabbimiz
Cebrâil (a.s.) vasıtasıyla Peygamber Efendimize haber verdi. Kuran-ı
Kerimde bu hususa şöyle işaret edilmektedir. Hani kafirler seni
tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak
kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah
tuzak kuranların en hayırlısıdır.”(14)

Rasûl-i Ekrem (s.a.s.) hicret etmeden önce Hz. Ali'yi çağırdı ve "Ben
Medine'ye gidiyorum. Sen bu gece benim yatağımda yat, hırkamı üstüne
ört. Müşrikler beni yatıyor sansınlar, onlara bir şey sezdirme,
Sabahleyin şu emânetleri sâhiplerine ver” dedi. Hz. Ali, Rasûlullah
(s.a.s.)'in yatağına yattı. Hz. Peygamber gece yarısı Hz. Ebubekir’in
evine gitti. Sevgili Peygamberimiz ve Hz. Ebubekir evin arka
penceresinden çıktılar ve Mekke'nin güneyine doğru ilerlediler. 1.5
saat (3 mil) mesafede Sevr Dağı'nın tepesindeki mağaraya vardılar.
Mekkeliler Peygamber Efendimizi ve Hz. Ebubekir’i aramak için yollara
düştü ve onların saklandıkları yer olan Sevr’e geldiler. Hz.
Peygamberimiz (s.a.s.) “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraberdir”
buyurarak Hz. Ebubekir’in tedirginliğini giderdi. Bu hususa Yüce
Rabbimiz bir ayette mealen şöyle işaret etmektedir. “Eğer siz ona
(Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu
iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat
Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o
arkadaşına, “Üzülme, çünkü Allah bizimle berâber” diyordu. Allah da
onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini
görmediğiniz bir takım ordularla onu desteklemiş, böylece inkar
edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah
mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (15) Kureyşin
araması bitinceye kadar, (perşembeyi cumaya bağlayan geceden pazar
gününe kadar) üç gün bu mağarada gizlendiler.(16)

Rasûlullah (s.a.s.)'ın yola çıktığı Medine'de duyulmuştu. Bu yüzden
Medineliler, Rasûlullah (s.a.s.)'i karşılamak üzere her sabah şehir
dışına çıkıp bekliyorlardı. 12 Rabiulevvel /23 Eylül 622 Pazartesi
günü yine öğleye kadar beklemişler, sıcak bastırınca ümitlerini kesip
dönmüşlerdi. On iki gün süren yolculuğun sonunda Sevgili Peygamberimiz
ve Hz. Ebubekir Medine’ye vardılar. Bu esnâda bir iş için evinin
yüksek kulesinden etrafı seyreden bir Yahûdî, beyazlar giyinmiş bir
kafilenin uzaktan gelmekte olduğunu gördü ve yüksek sesle: İşte
günlerdir yolunu beklediğiniz devletli geliyor, diye haykırdı.
Hicret edenlerin dünya ve ahiret nimetlerinden istifade edeceklerini
yukarıda zikretmiş olduğumuz ayetlerde Yüce Rabbimiz bildirmektedir.
Hicret eden Muhacirler ile Hicret edenleri karşılayan Ensar Allah’ın
hoşnutluğunu kazanmış kimselerdir. Nitekim Yüce Rabbimiz bir ayette
şöyle buyurmaktadır.
وَالسَّابِقُونَالأَوَّلُونَمِنَالْمُهَاجِرِينَوَالأَنصَارِوَالَّذِينَاتَّبَعُوهُمبِإِحْسَانٍرَّضِيَاللّهُعَنْهُمْوَرَضُواْعَنْهُوَأَعَدَّلَهُمْجَنَّاتٍتَجْرِيتَحْتَهَاالأَنْهَارُخَالِدِينَفِيهَاأَبَداًذَلِكَالْفَوْزُالْعَظِيمُ
“İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara
uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı
olmuşlardır. Allah onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî
kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.” (18)
Mekke’den Medine’ye hicret edenleri karşılayan onlara yardım elini
uzatan ve onları kardeş olarak gören Ensar’ı ise Allah-u Teala şöyle
övmektedir.
وَالَّذِينَتَبَوَّؤُواالدَّارَوَالْإِيمَانَمِنقَبْلِهِمْيُحِبُّونَمَنْهَاجَرَإِلَيْهِمْوَلَايَجِدُونَفِيصُدُورِهِمْحَاجَةًوَمَنيُوقَشُحَّنَفْسِهِفَأُوْلَئِكَهُمُالْمُفْلِحُونَمِّمَّاأُوتُواوَيُؤْثِرُونَعَلَىأَنفُسِهِمْوَلَوْكَانَبِهِمْخَصَاصَةٌ
“Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı
da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara
verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri
son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih
ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar
kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” (19) Günümüzde de yaşanılan
birçok sıkıntılardan dolayı yerlerinden ayrılan başka yerlere göç
etmiş kardeşlerimiz olabilir. Bizlerde bu durumla karşılan
kardeşlerimize bize yakışır bir şekilde davranışta bulunmalıyız.
Hicret sadece bir yerden bir yere göç etmek anlamında
anlaşılmamalıdır. Nitekim. Sevgili Peygamberimizde bir hadisinde şöyle
buyurmaktadır. “Muhacir, Allah’ın yasakladığı şeyleri terk eden
kimsedir.”(20) Bu sebeple yaşadığımız her nere olursa olsun,
hayatımızı yüce Rabbimizin istekleri doğrultusunda bir hayat olarak
sürdürebilmemiz, hatalarımızdan, yanlışlıklarımızdan, isyanlarımızdan
ve günahlarımızdan iyiliklere, doğruluklara, itaate ve sevaba doğru
yol alabilmemiz elbette hem dünyamızın hem de ahiret hayatımızın
hayırlara ulaşmasına sebep olacaktır.

Muharrem ayının bizlere hayırlar getirmesini, bu günlerde yapacağımız
ibadetlerimizin kabul olmasını, Hicretin öneminin en güzel şekilde
anlaşılıp hayatımızın her safhasına yansıtmamızı Yüce Rabbimizden
niyaz ediyorum. Ayrıca bu ayda Aşure gününde meydana gelen ve bizleri
derinden üzen Sevgili Peygamberimizin torunu Hz. Hüseyin’in şehit
edilmesi olayını aramızdaki kardeşliğin bozulmasına yönelik bir ayrım
haline getirilmemesi, bu günlerde yapılacak anma törenlerinde İslam
Dininin haram kıldığı şeylere başvurulmaması gerektiğini ifade etmekte
fayda görüyoruz. Hepimiz aynı Rabbe iman eden, aynı Peygamberi kabul
eden, aynı kitabı benimseyen ve aynı kıbleye yönelen Müslümanlarınız.
Tarihin bir devrinde yaşanmış bu gibi üzüntü verici olaylardan gerekli
dersleri çıkarmalı ve aramızdaki kardeşliği pekiştirmeliyiz.
Konumu Yüce Rabbimizin bir ayetiyle bitiriyorum.
وَاعْتَصِمُواْبِحَبْلِاللّهِجَمِيعاًوَلاَتَفَرَّقُواْوَاذْكُرُواْنِعْمَتَاللّهِعَلَيْكُمْإِذْكُنتُمْأَعْدَاءفَأَلَّفَبَيْنَقُلُوبِكُمْفَأَصْبَحْتُمبِنِعْمَتِهِإِخْوَاناًوَكُنتُمْعَلَىَشَفَاحُفْرَةٍمِّنَالنَّارِفَأَنقَذَكُممِّنْهَاكَذَلِكَيُبَيِّنُاللّهُلَكُمْآيَاتِهِلَعَلَّكُمْتَهْتَدُونَ
“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kuran’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp
bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler
birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte
O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz.” (21)
Ne mutlu hayat yolculuğunu kutlu bir hicrete dönüştürebilenlere!
Ne mutlu bu hicretin sonunda Allah’ın rızasına ulaşabilenlere!

Yavuz KOÇAK
Espiye İlçe Müftüsü


(1) TDV İslam Ansiklopedisi, “Muharrem” md. c. 31, s.4-5.
(2) DİB, Dini Kavramlar Sözlüğü, “Muharrem” md.
(3) Buhari, Megazi, 77.
(4) Bakara, 2/194, Maide,5/2.
(5) Müslim, Sıyam, 202-203.
(6) Müslim, Sıyam, 134.
(7) Sahih-i Buhar-i Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercümesi, DİB Yayınları,
c.X, s.121.
(8) TDV İslam Ansiklopedisi, “Hicret” md. c. 17, s.458.
(9) Riyazü’s-Salihin Hadis No:1.
(10) Nisa, 4/100.
(11) Bakara, 2/218.
(12) Al-i İmran, 3/195.
(13) Buhârî, 4/ 255.
(14) Enfal, 8/30.
(15) Tevbe, 9/40.
(16) Hicret hakkında dana fazla bilgi için bkz. Prof. Dr. İbrahim
Sarıçam, Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı, DİB.
(17) Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi c.1, s.155-166.
(18) Tevbe, 9/100.
(19) Haşr, 59/9.
(20) Buhari, İman, 4-59.
(21) Al-i İmran, 103.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.