Üskidar Müftülüğü'nden kısa kısa
Facebook Sayfamız için  

03.01.2015 Cumartesi akşamı saat 19.00'da Üsküdar Müftülüğü Konferans Salonunda gerçekleştirilen ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Lütfi ÇAKAN'ın konuşmacı olarak davet edildiği programa Üsküdar Müftüsü Mehmet Vefa ÖZDEMİR, Üsküdar Müftülüğünün muhtelif unvanlarda görev yapan personeli ile kadın erkek çok sayıda Üsküdarlı katıldı.

Kırklar Kız Kur’an Kursu Öğreticisi Nurdan SUBAŞI’nın sunduğu ve Üsküdar Mihrimah Sultan Camii İmam Hatibi Mustafa ALTIN'ın okuduğu Kur'an-ı Kerim ile başlayan programın açılış konuşmasını yapan Üsküdar Müftüsü Mehmet Vefa ÖZDEMİR "Aile ve Dini Rehberlik Büromuzun organize ettiği önemli bir programda daha huzurunuzda bulunmaktan mutluluk duyuyoruz. Gayretlerinden dolayı Aile ve Dini Rehberlik Büromuzda görev yapan bütün arkadaşlarımıza ve bizi kırmayarak davetimize icabet eden değerli hocamız Prof. Dr. İsmail Lütfi ÇAKAN'a çok teşekkür ediyorum” dedi.

Kısa bir özgeçmişi sunulduktan sonra kürsüye gelen ayın konuğu Prof. Dr. İsmail Lütfi ÇAKAN ise “Üsküdar Müftülüğünde, çok sayıda öğrencimizin de bulunduğu böyle güzel bir toplulukla buluşmamıza vesile olan Üsküdar Müftüsü Mehmet Vefa ÖZDEMİR’e ve onun şahsında bütün  müftülük personeline şükranlarımı ifade ediyorum” dedi.

Prof. Dr. İsmail Lütfi ÇAKAN’ın iki saati aşkın konuşması dinleyiciler tarafından büyük bir dikkatle takip edildi.

Programın sonunda misafirlere, konuşmacı hocamızın en son kaleme aldığı “Son İnci Hz. Peygamber (s.a.v.)” isimli kitabı hediye edildi ve mevlid geleneğine uygun külah şeker ikramı yapıldı.

Prof. Dr. İsmail Lütfi ÇAKAN hocanın konuşmasından bazı bölümleri paylaşmak istiyoruz.

Hz. Peygambere İttiba ve Sünnete Bağlılık

Hz. Peygamberin sünnetine uymak müminler için kendi görüşleriyle amel etmekten önde gelir. Mademki Hz. Peygamber müminler için kendi nefislerinden önce gelir, o halde onun sünnetine uymak Müslümanların kendi görüşleri ile hayatlarını tanzim etme düşüncesinden çok daha önceliklidir. Bu sebeple, biz hadisçiler olarak deriz ki; sünnete uyumlu olan bir amel sahihtir, sünnete uyumlu olmayan amel sahih sayılmaz, çünkü Allah Teala Hz. Peygamberi örnek almamız için göndermiştir.

   
İttiba ve taklit etmek arasında ne fark vardır? Bu ikisi elbette farklı şeylerdir. Taklit insana yöneliktir, ittiba ise delile yöneliktir. İnsanı taklit eder, delile ise tabi olursunuz. Hz. Peygamber de bir beşer olduğuna göre onu taklit etmek söz konusudur. Ama bu basit bir taklit değildir. Zira O, aynı zamanda bizim için dinde bir delildir. Dolayısıyla, Rasulullahı taklit edelim derken Rasulullaha ittiba edelim demiş oluruz. 

   
O’na ittiba etmek, Onun hayatı din olduğundan gereklidir. Hz. Peygamberin hayatı bizim için din olduğundan biz ona ittiba etmekle dinimizi yaşamış oluruz. “Deki: Allah'ı seviyorsanız bana uyun“ ayeti çok açık bir şekilde bunu ortaya koyuyor. Hz. Peygamberle ilgili olarak taklit de desek, ittiba da desek, O bizim için delil olduğundan, bunun anlamı ittibadır.

   
Sünnet, bizim hayatımızda günlük işlerde uyulmaya layık tavır ve davranışlardır. Efendimizin günlük hayatını örnek almak sahihu’l-ittibadır, ve böylece O, bizi manevi şahsiyetiyle yönetir.

   
Sünneti, ilahi irade ve müdahalenin temsilcisi olarak, temel fonksiyonu ve yapısal bütünlüğü içinde algılamak çok daha farklı ve anlamlı bir iştir. Bu durum, “Ben Müslümanlardanım” ikrarında ifadesini bulan Müslüman kimlik ve kişiliğinin orijinalitesini ve duruşunu ifade eder. Rasulullah Allah'a çağırıyor insanları. Rasulullah, söylemi ile uyumlu bir şekilde güzel işler yapıyor ve sonuçta da “Ben Müslümanlardanım” diye konumunu belirtiyor. Çağrısı ile uyumlu eylemler yapan Müslüman olmak bu anlama gelmektedir. 

     
Allah Teala Kur'an-ı Kerimde, Resulünü beşer, mübelliğ, müzekki, muallim ve mübeyyin olarak tanıtır. Efendimiz de, "Size benim sünnetime sarılmanız düşer" buyurur. Bu sebeple, Kitap ve Sünnet bağlısı Müslümanlar olmalıyız.

     Sünnete uymanın tabii bir göstergesi de din kardeşliğidir. Allahın iradesiyle olan din kardeşliği her türlü kardeşliğin önündedir. Sırat-ı Müstakim herkesin birlikte yürüyebileceği geniş bir yol olmasına rağmen şu anda paramparça bir haldeyiz. Müslümanlar olarak birleşemiyoruz. Birbirimizi hep ötekileştiriyoruz. Oysa tartışan değil, yaşayan Müslümanlar olmamız gerekir.

     
Dindarlık, dinde olanı dinde olduğu şekilde yaşamaktır. Ümmet-i Muhammed, Sünnet-i Muhammed ile inşa edilmiş bir sosyal yapıdır, öyle olmalıdır. Bu da Resule ittiba ve sünnete bağlılıkla olur.
****


 

Üsküdar Müftülüğünce; personelin moral ve motivasyonunu yükseltmek, tanışma ve kaynaşmayı sağlamak ve farklı konularda uzman kişilerden istifade etme imkanını sunmak amacıyla üç ayda bir düzenli olarak gerçekleştirilen kahvaltılı buluşma, 03 Ocak 2014 Cumartesi günü saat 09.00’da Üsküdar Nikâh Dairesi yanındaki Kız Kulesi Salonunda gerçekleştirildi.

İstanbul Haseki Dini Yüksek İhtisas Merkezi Emekli Eğitim Görevlisi Ali Rıza TEMEL’in konuk olduğu ve Üsküdar'da görevli çok sayıda din görevlisinin iştirak ettiği programın sunuculuğunu Hz. Ali Camii Müezzin Kayyımı Bekir KÖSE yaptı. Fenaiali Camii İmam Hatibi Bayram ŞİVETOĞLU’nun Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan program, Üsküdar Müftüsü Mehmet Vefa ÖZDEMİR’in selamlama konuşması ile devam etti. Konuşmasında kahvaltılı buluşmaların 4. yılına girdiğini belirten ÖZDEMİR, "2015 yılının ilk buluşmasında Ali Rıza TEMEL hocamızı misafir ediyoruz, kendilerine ve katılımınızdan dolayı sizlere teşekkür ediyorum" dedi.

Daha sonra kürsüye davet edilen İstanbul Haseki Dini Yüksek İhtisas Merkezi Emekli Eğitim Görevlisi Ali Rıza TEMEL “Görevimiz ve Üslubumuz” konulu bir konuşma yaptı.

Din görevlileri tarafından dikkatle dinlenen TEMEL hoca, ideal bir din görevlisinin tarifini güncel misallerle anlattı. TEMEL “Din görevlisi; gerek mesleğini icra esnasında, gerekse toplum içinde yapacağı açıklama ve yorumlarda ve vereceği bilgilerde sağlam bilgiyi esas almalı,  sahip olduğu dini bilginin bugün ne anlama geldiğini kavrayabilmeli, daima hayatın gerçeklerini göz önünde bulundurmalı; insanları yargılayan, mahkûm eden, yasaklayan, korkutan bir üslup ve tavırdan uzak durmalıdır.”  dedi.

Program, 3 ay sonra tekrar biraraya gelebilmek temennisiyle sona erdi.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol