Yenişehir'de Kutlu Doğum Çoşkusu
YENİŞEHİRDE KUTLU DOĞUM COŞKUSU


Yoğun katılımın olduğu konferans Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Din görevlileri tarafından ilahi ve kaside dinletisinin ardından İlçe Müftüsü Mehmet Nedim Bakır bir açılış konuşması yaptı. İlçe Müftüsü Bakır’ın hafta içerisinde yapılan etkinlikler hakkında bilgi verdiği açılış konuşmasından sonra Bilecik İl Müftüsü Necati Akkuş konferans vermek üzere kürsüye geldi.

Müftü Akkuş; “Tahirul Mevlevi merhum ( 19. Asrın meşhur mutasavvıflarından ve edebi düşünürlerinden ilim erbabı) diyor ki;
Eli boş gidilmez gidilen yere
Boş gelmedim ya Rab ben suç getirdim
Dağlar çekemezken o ağır yükü
İki kat sırtımla çok güç getirdim.

Bilecik Müftüsü Yenişehir Müftüsünün davetlisi olarak sizlerle hasbihal etmek üzere, bu Cuma akşamında Yenişehir’e geliyor. Düşündü ve dedi ki, Onlara hediyelerin en güzelini, en kıymetlisini, en değerlisini götürsün. Bu sebeple bende sizlere Bilecik halkımızın, Bilecikli kardeşlerimizin selamlarını getirdim. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi, emniyeti hepimizin üzerine olsun diyerek başladığı sözlerini şöyle sürdürdü.

Bu mübarek akşamda, kâinatın efendisi yegâne şefaatçimiz, yegâne önderimiz, liderimiz , habibullah, Hz Muhammet Mustafa (sav) efendimizin doğumunun yıldönümünde, O’nu hatırlayarak O’nun elindeki nurlu meşalenin etrafında toplanarak Rabbim ’den O’nun şefaatine nail olmayı ve bugün O’nun adı etrafında halkalandığımız gibi yarın da Livaül hamd bayrağı altında toplanmayı Rabbim bizlere nasip eylesin inşallah. 

Konu Hz Peygamber, Tevhid ve Vahdet. Üçünü birbirinden ayırt etmek zaten mümkün değil. Hz peygamber (sav). Az önce genç kardeşimiz bizim de duygularımızı, insanımızın içindeki heyecanını, aşkını ifade O’na olan muhabbetimizi anlatan kaside okudu. Daha böyle niceleri var. 

Canım kurban olsun senin yoluna adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna adı güzel kendi güzel Muhammed

Bizim Peygamberimizi övmemiz O’nun için değil bizim için önemlidir. Ama O’nu nasıl biliriz. Canımızı feda ettiğimiz, adına bir sürü methiyeler dizdiğimiz ve kendisiyle irtibat kurabilmek için her türlü imkânı seferber ettiğimiz, her türlü yolu denediğimiz, bu yüce insanla irtibatımız nedir? Soruyu şöyle soralım. Zaman olarak aramızda 15 asır, mekân olarak ta üç bin kilometre mesafe bulunan, coğrafyası farklı, dili farklı, kültürü farklı, rengi farklı, iklimi dahası her şeyi farklı olan bu yüce zat bizim için ne ifade ediyor? Peygamber bizim neyimiz ki biz O’na böylesine âşık, böylesine muhabbet sevgisi ile yöneliyoruz, neyimiz olur Peygamber (sav)? Yüce Mevla buyuruyor ki; ‘Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.’ Bir başka ayette ise, Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir buyuruyor. Peygamber bizim neyimiz olur anlamak için şu hadis-i şerife de bakalım. Peygamber (sav) buyuruyor ki; ‘sizin hiç biriniz beni, anasından babasından, kardeşlerinden evlatlarından ve bütün insanlardan daha fazla sevmediği müddetçe gerçek manada iman etmiş olamaz.’ Ali İmran suresinde Allah Teâlâ; (Resûlüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir buyuruyor.

Demek ki Allah sevgisini kazanmanın, imanın kemale ermesinin düğüm noktası neresidir, Hz Muhammet Mustafa (sav).  Öyleyse Hz Muhammet Mustafa (sav) bizim neyimiz olur? Allah Rasülü bizim imanımız olur. Buna bir gerekçe ile hem tevhide geçelim hem de Peygamberin bizim için ne mana ifade ettiğini anlamaya çalışalım. Tevhid ne demek, tevhid; Yüce yaratıcıyı zatında, sıfatında, ulûhiyetinde, rububiyetinde bir olarak tanımak demek. Kur’an’daki ifadesiyle Leileehe illellah. Peki, iman için bu yeterlimi? Bunu diyen başkaları da var. Hemen arkasında fetih suresinde Muhammedürrasülüllah. Demekti iman dairesine girebilmek tevhidi ortaya koyabilmek için, le ileehe illellah, Muhammedürrasülüllah ifadesini kalp ile tasdik ve dil ile ikrar etmek gerekiyor. 

Peki, peygamberimizi bize gönderen Allah Teâla bizden nasıl bir birleme-tevhid inancı bekliyor. Şimdi yeryüzü, gökyüzü, kâinat, ins, cin, melekler, mahlûkat, mevcudat hiçbir şey yokken yalnız ve yalnız Allah Teâla vardı. Allah Teâla ezeli yani başlangıcı olmayan, ebesi yani sonu olmayan, her şeyin kendisine muhtaç olduğu hiçbir şeyin kendisinden müstağni olmadığı ki bunlar bir adı da tevhid olan ihlas suresinin de manasıdır. Sonra murat etti kâinatı yarattı. Biz her şeyden önce tevhidi anlamak için, vahdeti anlamak için, Allah Resulünü anlamak için önce ne olduğumuzun farkına varmak zorundayız. Peygamberimiz buyuruyor ki; kendini nefsini bilen Rabbini de bilir. Kendini bilen, Rabbini bilen, O’nu birler, tevhid eder, yeryüzüne geliş gayesini de bilir. 

Bu anlayış içerisinde olanlara muvahhit diyoruz biz yani Allah’ı birleyen kimse. Bu kimselerin ortaya getirmiş olduğu topluluğa da vahdet diyoruz. Birleşme, tevhidin etrafında birleşme. Kur’an’ın ifadesiyle ‘Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın’. Allah’ın vahdaniyeti etrafında toplanın. Kur’an’a, Kur’an-ı getirenin yoluna, sıratı müstakime sarılın, istikamete götüren yola sarılın ki parçalanmayın buyruluyor. Yüce Mevla bizleri Bu Kutlu Doğum Haftaları ve içinde bulunduğumuz mübarek günler geceler hürmetine, Kur’an etrafında, Peygamber etrafında toplanmayı nasip eylesin. Beldelerimize, ülkemize İslam Âlemine huzur nasip eylesin, dirlik ve birlik nasip eylesin. Geceniz, haftanız mübarek olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun.


 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.