Konuya başlarken bu husustaki üç terimin anlamını görelim:

İstişare nedir?

Birinin veya bir heyetin, bir konuda fikirlerine önem verip, onların o konudaki görüşlerini almak için danışmaya istişare denir.

Meşveret nedir?

İhtiyaç duyulan bir hususta işin ehli ve uzmanı olanlardan fikir almaya meşveret denir.

Şura nedir?

Danışma, danışma meclisi ve danışma toplantısına şura denir.

Her Müslüman yapacağı işlerde istişareye önem verip, o işte uzman ve ehliyet sahibi kişilere danışmayı ihmal etmemelidir.

Hz. Muhammed (s.a.v.), yapacağı işlere karar vermeden önce hakkında ilahi emir bulunmayan konularda, arkadaşlarına danışmaya çok önem vermiştir.

Hz. Enes şöyle haber veriyor: "Arkadaşları ile istişârede Hz. Peygamber kadar ileri giden bir başkasını görmedim."[1]

Rasulullah (s.a.v.), Uhud savaşından önce Medine’de kalıp şehir savunması yapılmasının daha uygun olacağını düşündüğü halde, arkadaşları ile yaptığı istişare neticesinde düşman ordusunu şehir dışında karşılamaya karar vermiştir. Medine’de Müslümanların hangi usul ile namaza çağrılmalarının daha uygun olacağı hususunda arkadaşlarının görüşüne başvurduğu da bilinen bir husustur.

1.Allah, Yapılacak İşler Konusunda Danışmayı Emretmektedir:

Allah, şu ayet-i kerimede, Rasulullah (s.a.v.)’in şahsında bütün mü’minlere, bir işe karar vermeden önce istişare etmelerini emretmektedir:

"Allah'ın rahmetinden dolayı, sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onlara mağfiret dile, iş hakkında onlara danış, fakat karar verdin mi Allah'a güven, doğrusu Allah güvenenleri sever."[2]

Bu ayetten şu dersleri çıkarmalıyız:

Tebliğde bulunduğumuz ve yönettiğimiz insanlara karşı yumuşak davranmalıyız. Kaba ve katı kalpli olan yöneticiler, başarılı olamazlar. Yönetici, affedici olmalıdır. Yönetici, yönettiği kişiler için Allah’tan mağfiret dilemelidir. Yönetici, bir işe karar vermeden önce, o iş hakkında birlikte hareket ettiği kişilere danışmalıdır. Yönetici, yukarıdaki ilkelere uyup bir karar verdikten sonra azmedip Allah’a tevekkül etmelidir.

Bir işe karar vermeden önce ehliyetli kişilere danışan kişi şu faydaları elde eder:

1-Allah’ın, danışma ile ilgili emrini yerine getirmiş olur.

2-Yapacağı işlerde hatalı kararlar vermemek için gerekli ceht ve gayreti göstermiş olur.

3-Yapacağı işlerde hata ve pişmanlık riskini en aza indirmiş olur.

4-Aldığı kararlardan dolayı kınanmaz.

2.Kur’an, İşlerini Danışarak Yapmayı Mü’minlerin En Önemli Vasıfları Arasında Saymaktadır:

"(Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir."[3]

Dünya nimetleri, dünyaya aittir. Dünya geçici olduğu gibi dünyadaki nimetler de geçicidir. Geçici nimetler de lazım olmakla beraber, ebedi olan ahiret nimetlerine tercih edilemezler. Allah katında kıymetli olan ebedi nimetler, iman edip rablerine güvenen mü’minler içindir.

Allah’ın ebedi olan nimetlerine kavuşacak olan mü’minler, içinde işlerini danışarak yapmanın da bulunduğu şu özelliklere sahiptirler:

1-Allah’a iman ederler.

2-Allah’a tevekkül ederler.

3-Şirk, ana baya isyan, içki, kumar, zina, iftira gibi büyük günahlardan sakınırlar.

4-Hayasızlık yapmazlar.

5-Öfkelendikleri zaman bile bağışlamayı tercih ederler.

6-Allah’ın emirlerine icabet edip kulluk görevlerini yerine getirirler.

7-Namazı kılarlar.

8-İşlerini, acele etmeden, birbirlerine danışarak yaparlar.

9-Kendilerine verilen rızıktan Allah yolunda infak ederler.

10-Bir saldırıya/haksızlığa/zulme uğradıklarında aralarında yardımlaşırlar.

3.Ana Baba, Çocukları Hakkındaki Uygulamalarda Danışma İle Karar Vermelidirler:

"… Ana baba aralarında danışarak ve anlaşarak sütten kesmek isterlerse, ikisine de sorumluluk yoktur. ..."[4]

Çocuğu emzirme süresi doğal olarak iki yıl olmakla birlikte, ana baba aralarında danışarak uygun görmeleri halinde, çocuğu daha erken sütten kesmeye karar verebilirler.

Burada şu husus dikkatimizden kaçmamalıdır: Dinimiz çocuğu sütten kesmek gibi bir hususta bile ana ile babanın aralarında danışarak bir karara varmalarını istemektedir. O halde üçüncü kişilerin hukuku söz konusu olduğunda, son derece titiz olmamız gerektiğini unutmamalıyız.

4.Saba Melikesi, Hz. Süleyman’dan mektup alınca, kavminin ileri gelenlerine danışmıştır:

"(Sonra Melike) dedi ki: Beyler, ulular! Bu işimde bana bir fikir verin. (Bilirsiniz) siz yanımda olmadan (size danışmadan) hiçbir işi kestirip atmam."[5]

Bu örnekten net olarak anlaşılmaktadır ki, devlet yöneticileri gibi güç ve kuvvet sahibi olan kimseler, memleketlerinin ilim ve irfanda ileri gelenlerine danışmalıdırlar.

5.Danışılmaya Değer Kişiler, Daima Vardır:

"... Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır."[6] 

Allah, Hz Yusuf’un bilgisini yükselttiği gibi, dilediği kullarının bilgisini artırır. Allah’a varıncaya kadar, her bilgili insandan daha bilgili biri vardır. O halde her insan, kendisinden daha bilgili olan kimselerden faydalanmalıdır. Kimse kendi bilgisini yeterli görüp, başkalarıyla istişare etmekten müstağni olamaz. Allah’ın bilgisi ise her şeyi kuşatır.

Hz. Musa (a.s), peygamberlik görevinde bile bir yardımcıya ihtiyaç duymuş ve kardeşi Hz. Harun’un kendisine vezir olarak görevlendirilmesini istemiştir:

"Bana ailemden bir de vezir (yardımcı) ver, Kardeşim Harun'u. Onun sayesinde arkamı kuvvetlendir. Ve onu işime ortak kıl."[7]

Allah, Hz. Musa’nın bu dileğini kabul ederek, Hz. Harun’u kardeşiyle birlikte aynı dini hükümleri tebliğ etmek üzere, peygamber olarak görevlendirmiştir. Yetki sahipleri, yalnız hareket etmeme konusunda, bu olaydan ibret almalıdırlar.

Bu konuda son olarak şunları söyleyelim:

İstişare etmeyi bir hayat biçimi olarak kabul etmeliyiz.

Devlet başkanları dahil her kademedeki yöneticiler, işlerinde ehliyetli danışmanların görüşlerine başvurmalıdırlar.

Yapacağı işlerde kendi aklıyla yetinen kişi, yarı yolda kalır.

Kişinin danışmama nedeni gururlu olması ise, daha başta zarar edip günaha girmiştir.

Her konuyu bizden daha iyi bilen birileri vardır.

İlim ve irfanda ehliyetli olan kişilere danışıp kendimizi ve çevremizi bir takım hata ve zararlardan korumalıyız.

Meşverette bulunmanın, Allah’ın emri olduğunu hiç unutmamak gerekir.

İyi bir mü’minin sahip olması gereken en önemli özelliklerinden biri de işlerini aceleye getirmeyip, ne yapacağına, liyakat sahibi kişilere danıştıktan sonra karar vermesidir.

Yanlış kararlar verip, kendisini ve çevresini bir takım zararlara uğratmak istemeyen kişi, istişareye önem vermelidir.

 

[1] Tirmizi, Cihad-34

[2] 3/Al-i İmran-159

[3] 42/Şura: 36-39

[4] 2/Bakara-233

[5] 27.Neml-32

[6] 12/Yusuf-76

[7] 20/Taha: 29-32

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.