Allah [Azze ve Celle] çalışmayı sever. Yaptığı işi özene bezene iyi ve güzel yapanı sever. Aksıranı sever, esneyeni sevmez. Çünkü esnemek gevşeklik, tembellik, rehavet ve atalet alâmetidir. Tembeli ve tembelliği sevmez. Boş oturanı sevmez. Başkalarına yük olanları sevmez. Başkalarının sırtından geçineni, başkalarını sömüreni sevmez. Zevkine, rahatına düşkün olanı, nefsine esir olanı, hevası peşinde koşanı, şeytana uyanı sevmez. Çalışkanı, fedakârı, cefakârı, hizmet üreteni, hizmet edeni, iş bitireni, gönül yapanı, iş göreni, ihtiyaç gidereni, hiç bir şey yapamayacak durumda olsa bile, hiç olmazsa zikr edeni, tefekkür ve tedebbür edeni sever.

Peki, müslümanlar hiç tatil yapmayacak mı?

Hazret-i Peygamberimizin başöğretmenliğini yaptığı Kur’an-ı Kerim, sadece yönümüzü Kudüs-u Şeriften Kâbe-i Muazzama’ ya çevirmedi. Aynı zamanda sofraya nasıl oturacağımızda, yolda nasıl yürüyeceğimize hatta tatil anlayışımıza kadar hayatımızın her alanına müdahil olmuştur. İnşirah suresi 7. ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor; ‘‘Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.’’ Evet, Müslüman tatil yapacak, ama tatilini bile güzel çalışma ve faaliyetlerle değerlendirerek yapacak. Öyle boş oturarak, vakit öldürerek, lakırdı yaparak, boş sözlerin peşinde günah işleyerek değil.

Tatil, müslümanlar için bir fırsattır. Mademki yıllık izinlerimiz var, hafta sonu tatil günlerimiz var, günlük mesai harici zamanlarımız var o halde Müslüman bunlardan istifade etmelidir. Bu zamanları nasıl ve ne tür sevaplı işlerle geçireceğini düşünmelidir. Bütün bu zaman dilimlerini dinî, dünyevî, maddî, manevî kârlı şekilde kullanmaya dönüştürmelidir.

Bu dönemlerde dinî bilgileri geliştirmek, Kur'an-ı Kerim öğrenmek ve öğretmek, İslâmî ve sosyal çalışmalara katılmak, çocuklara ve ev halkına okullarda verilemeyen zihnî, ruhî, bedenî, dinî, ahlâkî, edebî, içtimaî bilgi ve becerileri kazandırmak için var gücüyle çalışmalıdır.

Ailemizin ve çocuklarımızın sıhhatlerini korumak, temiz hava almalarını, güneşlenmelerini, gdo’suz gıdalarla beslenmelerini, tabiatı tanımalarını ve sevmelerini, tabii şartlara ayak uydurmalarını onlara öğretmeliyiz.
Denizde yüzmeyi öğrenmek, kayık, yelken ve Jet Ski kullanmak, ok atmak, ata binmek, su altını tanımak, dağları, dereleri, taşları, ormanları, tarihî ve tabii güzellikleri görmek, eş, dost, akraba ve hemşehrileri ziyaret etmek vb. gibi etkinliklerde bulunmak elbette Müslümanların da hakkı olsa gerek.

Üzülerek ifade edeyim ki bu ve benzeri imkânlar Müslümanlar için bir hayli kısıtlı. Zira yazlık diye tabir ettiğimiz turistik yerler ve yöreler, içki, kumar, zina, gürültü, patırtı, açıklık, çıplaklık, arsızlık, yüzsüzlük gibi aklınıza ne geliyorsa büyük mahzurlarla lebalep, tıklım tıklım dopdolu. Müslümanlar bırakın oralarda bulunmayı adını edilince sıkılıyor, utanıyor, bunalıyor. Biraz cesaretlenenler! ise dışlanıyor ve hatta horlanıyor.

PEKİ, ÇARE NE!
Çare;  Müslümanların rahat edebileceği tatil yerleri bulmak. Buralarda faydalı, sevaplı tatil eğitim programları hazırlamaları, buralarda bir araya gelerek din ve dünya meseleleri hakkında görüş alış verişlerinde bulunmaları, hanım kardeşlerimizin birbirleri ile tanışmaları, sağlanmalıdır. Ayrıca dinî ve hayrî vakıf ve derneklerde görev almaları teşvik edilmelidir. Buralarda var olan sorunlar çözüme kavuşturulmalıdır. Bu, büyük bir ihtiyaç olmuştur artık.

Duyarlı STK’larımız, vakıf ve derneklerimiz, başarılı, çalışkan çocuklarımız için yaz okulları açmalıdır. Gençlerimiz için deniz kenarları ve yaylalarımızda eğitim kampları, mütedeyyin aileler için ise özel eğitim programları düzenlemelidirler. Gençlerimiz, yurtiçi ve yurtdışı kültür programları ile taltif edilmeli, hayata hazır hale getirilmelidirler.

Selam ve dua ile…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.