İyi bir Müslüman olmak istiyorsak müşrikleri çok iyi tanımalı ve onları müşrik yapan eylemlerden uzak durmalıyız. Müşrik denilince aklımıza ilk olarak “Allah’a inanmayan, iki-üç Allah var diyen ya da tahtadan-taştan yonttuğu heykellere tapanlar vs” gelmektedir. Elbette ki bunlar da müşriktir fakat şirk sadece bunlardan ibaret değildir. Ayrıca her müşrik aynı sloganla karşımıza çıkmaz ve aynı şirki işlemez.[1] Eskiden putlar görünürdeydi onları tespit etmek ve insanları uyarmak kolaydı, şimdi ise görünürdeki putların yerini gönüllerdeki putlar aldı ve tespiti zorlaştı.

İnsanı müşrik yapan Allah’a iman etmemesi değil, O’na denk başka kimselerin olduğunu gizli ya da açık iddia etmesidir. Her müşrik bilir ki Allah hep en büyüktür; fakat onun sıfatlarını taşıdığını düşündüğü başka varlıklardan da medet umar, işin şirk olan boyutu burasıdır. 

Nasıl biz Müslümanlar imanımızı kalbimizde taşıyorsak, müşriklerde şirklerini/putlarını kalplerinde taşırlar. Onların kalplerini ve zihinlerini okuyabilsek nelere kulluk ettiklerini ve ne tür beklenti içinde olduklarını görebiliriz. Ancak bizler kimsenin kalbini okuyamayacağımızdan her şeyden haberdar olan Allah’ın verdiği bilgilere bakarak müşriklerin iç yüzlerini tanımaya çalışacağız. “…Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir?” (Ankebut, 10).

Hiçbir Müşrik Allah’ı İnkâr Etmez

Kur’an’da Allah şöyle buyurur:

“Andolsun, eğer onlara, ‘Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?’ diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl döndürülüyorlar?” (Ankebut, 61).

“Andolsun, onlara, ‘Gökleri ve yeri yaratan kimdir?’ diye sorsan; ‘Allah’tır derler. De ki: ‘Övgü, Allah'a aittir. Ama onların çoğu bilmiyorlar.” (Lokman, 25).

“Onlara 'Gökleri ve yeri kim yarattı?' diye soracak olsan, 'Allah' diyecekler. De ki: O zaman söyleyin bana, eğer Allah bana bir zarar vermek istese, Allah ile birlikte yakardıklarınız O’nun verdiği zararı giderebilir mi?...” (Zümer, 38).

Ayetlerden net olarak anlaşıldığı üzere müşriklere “seni kim yarattı” diye soracak olsak hiç düşünmeden “elbette ki Allah” diyeceklerdir. Dolayısıyla bir müşrik ben Allah’a inanıyorum diyerek kendini kurtaramaz.[2] Doğru ve gerçek inanç “bir başkasını ortak etmeden yalnızca Allah’a iman etmektir.” Şirk Allah’ın varlığını inkâr etmek değildir. Bir müşriğe Allah’ın varlığını kanıtlamaya çalışmak boş ve gereksiz bir çabadır. Bütün müşrikler Allah’a zaten inanırlar.[3]

Müşrikler Kâinatı Allah’ın Yönettiğine İnanırlar

Yüce Kur’an şöyle der:

“De ki: ‘Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?’ ‘Allah'a aittir" diyecekler. ‘Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız?’ de. ‘Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş'ın Rabbi kimdir?’ diye sor: ‘Allah'ındır.’ diyecekler. ‘Şu halde siz Allah'tan korkmaz mısınız?’ de. ‘Eğer biliyorsanız, her şeyin melekûtu/yönetimi kendi elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan; fakat kendisi korunmayan kimdir?’ diye sor. ‘Allah'tır’ diyecekler. De ki: ‘Öyle ise nasıl olur da büyülenirsiniz?" (Mü’minun, 84-89)

Yeryüzünün bütün müşrikleri kâinatın Allah tarafından yaratıldığını ve yönetildiğini kabul eder. Ancak Allah’ın yanına-yakınına yerleştirdikleri velileri ve salih kulları kurtarıcı sayar. Bu inanç Kur’an’ın reddettiği şirktir. Müşrikler hiçbir şekilde Allah’a inanmayan kimseler değillerdir. Buradaki asıl çıkmaz  “Allah yok” ya da “iki, üç tane Allah var” demek değil, Allah’ın yanına, O’nun astıymış gibi başkalarını da yerleştirmektir.

Müşrikler Hidayeti ve Rızkı Allah’tan Bilirler

Kur’an’ın indiği toplumdaki müşrikler Allah’ın yaratıcı gücüne ve hidayet verici olduğuna hiçbir itiraz getirmediler:

“De ki: ‘Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? O kulaklara ve gözlere hükmeden kim? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kim? İşleri idare eden kim?’ Hemen ‘Allah'tır’ diyecekler. De ki, ‘O halde Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? İşte o Allah sizin gerçek Rabbinizdir. Gerçeğin dışında sapıklıktan başka ne vardır? O halde haktan nasıl çevriliyorsunuz? Hak dinden çıkmış fasıklara Rabbinin kelimesi şöyle gerçekleşti: Onlar artık imana gelmezler. De ki: ‘Allah'a eş tuttuğunuz ortaklarınızdan, önce yaratıp, sonra da onu çevirip yeniden diriltecek var mı?’ De ki, "Önce yaratıp, sonra da onu yeniden yaratacak olan Allah'tır. O halde nasıl yoldan saptırılıyor, döndürülüyorsunuz? De ki: ‘Ortak koştuklarınızdan doğru yolu gösterecek olan var mıdır?’ De ki: ‘Allah, hak olan doğru yola hidayet eder.’ O halde doğru yola hidayet eden mi kendisine uyulmaya daha layıktır, yoksa kendisine yol gösterilmeyince onu bulamayan mı daha layıktır? O halde ne oluyorsunuz? Nasıl hükmediyorsunuz?” (Yunus, 31-35).

İnsanların asıl yanıldığı nokta birden fazla Allah’ın olması değil, O’na benzer varlıkların da olduğunu kabullenmesidir. Sayısal anlamda Allah’ın bir olduğuna inanan bir kişi eğer Allah’ın sahip olduğu özellikleri başkalarında da görüyorsa bu kişi Allah’a iman etmesine rağmen müşriktir.

Müşrikler Allah’a İbadet Ederler

Şirk Allah’a ibadet etmemek değildir. Şirk Allah ile birlikte O’nun sevgili kullarına, O’na yakın velilere de dua edip yalvarmaktır. Ebu Cehil ile Muhammed (as) arasında “Allah’a ibadet edelim mi, etmeyelim mi? Ya da Allah var mı, yok mu?” gibi bir tartışma olmamıştır. İhtilaf noktası burası değildir. 

Mekkeli müşrikler Allah’ın varlığını da inkâr etmiyorlardı tersine O’na iman ve ibadet etmekteydiler.[4] Yine onlar din düşmanı ya da dinsiz olmadıklarından abdest ve gusül alırlar, Kâbe’yi tavaf ederler, cenaze namazı kılarlardı. Müşrikler kurban keserler, oruç tutarlar, şekli değişse bile dua ve namaz ibadetlerini de yaparlardı.[5]

İnançları ve ibadetleri cahiliye Arap şiirlerine konu bile olmuştur.[6] Müşrikler Hac zamanı Kâbe’yi onarırlar, hacılara su verirlerdi (Tevbe, 17-18). Çok sıkı dindar olmalarına rağmen müşrik olarak isimlendirilmelerinin nedeni, ibadetlerine/dualarına başkalarını da ortak etmelerindendir. Muhammed (as) müşrik Arapları Allah’a ibadet etmeye değil, O’ndan başkasına ibadet etmemeye davet etmiştir.

Müşrikler Allah’a İman Ediyorlarsa Neyle Suçlanıyorlar?

Şirk koşanları Allah’a hiç inanmayan, tahtadan taştan heykellere tapınan kişiler zannediyorsak müşrikleri tanımıyoruz demektir. Müşriklerin kimler olduğunu bilmiyorsak onlar gibi olmamız da an meselesidir. İçinde yaşadığımız çağda tarikat şeyhini, tuttuğu takımı, benimsediği ideolojiyi ve hevasını ilahlaştıran pek çok müşriği fark edemezsek onlar gibi olma ihtimalimiz çok yüksek demektir.

İnsanı müşrik duruma düşüren Allah’ın yanına/yakınına birilerini yerleştirmek, Allah ile aralarına aracılar koyarak onları kutsallaştırmaktır.[7] Müşriklerin en büyük özellikleri “Sadece Allah” denildiğinde huzursuz olmalarıdır, Allah’a yakın saydıkları kişiler de araya konunca sevinç duyarlar (Zümer,45). Bu mantık sonucunda Allah ile insanlar arasına “Allah’tan aşağı, insanlardan yukarı” kabul edilen bir “tanrıcıklar sınıfı” oluşmaktadır. Aslında bu sınıf Allah ile kullar arasına çok derin bir set çekmiştir. İşte Kur’an bu seti yıkmak için gelmiştir.

Şirk, yaratıcının özelliklerini yaratılmışlar arasında paylaştırmaya çalışmaktır. O’na denk güçler ve O’nunla aynı nitelikte varlıklar olduğunu iddia ettiğinizde şirke girersiniz. Bütün kâinatta tek egemen güç olan, yaratan, yaşatan, rızık veren ve öldüren Yüce Allah’ın özelliklerini başkalarına vermeye hiç kimsenin hakkı yoktur, bu özellikleri başkalarına vermek kimsenin haddine değildir.  Âlemlerin Rabbi Allah’tır, öyleyse araya kimseyi sokmadan sadece O’na kul olunmalı ve O’ndan medet umulmalıdır. O’ndaki sıfatlar bir başkasına verilmemelidir. Ne kadar salih ve takvalı olursa olsun hiç kimse Allah’a denk tutulmamalıdır. Yüce Kur’an bize şöyle seslenir:

“De ki: Hamd olsun Allah'a, selam olsun seçkin kıldığı kullarına. Allah mı daha hayırlı, yoksa O'na koştukları ortaklar mı? Yoksa gökleri ve yeri yaratan, gökten size su indiren mi? O suyla, bir ağacını bile bitirmeye gücünüzün yetmediği güzel güzel bahçeler bitirdik. Allah'tan başka bir tanrı mı var? Doğrusu onlar sapıklıkta devam eden bir güruhtur. Yoksa yeryüzünü oturmaya elverişli kılan, aralarından (yer altından ve üstünden) nehirler akıtan, arz için sabit dağlar yaratan, iki deniz arasına engel koyan mı? Allah'tan başka bir tanrı mı var? Doğrusu onların çoğu (hakikatleri) bilmiyorlar. Yoksa darda kalana kendine yalvardığı zaman karşılık veren ve (başındaki) sıkıntıyı gideren, sizi yeryüzünün hâkimleri kılan mı? Allah'tan başka bir tanrı mı var? Ne kadar da kıt düşünüyorsunuz? Yoksa karanın ve denizin karanlıkları içinde size yolu bulduran, rahmetinin (yağmurun) önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderen mi? Allah'tan başka bir tanrı mı var? Allah, onların koştukları ortaklardan çok yücedir, münezzehtir. Yoksa ilk baştan yaratan, sonra yaratmayı tekrar eden ve sizi hem gökten hem yerden rızıklandıran mı? Allah'tan başka bir tanrı mı var! De ki: Eğer doğru söylüyorsanız siz kesin delilinizi getirin? De ki: Göklerde ve yerde, Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Ve onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.” (Neml, 59-65).

Müşrikler “Allah yoktur” demedikleri gibi, yalvardıkları kimselere de “bizi bunlar yarattı” demezler. Şirk koşanların ağızlarından hiç düşürmedikleri sloganları şunlardır: “Allah’ın izniyle bizi kurtarıyorlar, Allah onlara yetki verdi, onlar Allah’ın sevgili kulları bize yardım edebilirler”

Oysa Allah hiç kimseyi kendisine ortak etmez ve kimseye özel tasarruf yetkisi vermez: “Onlar, Allah ile birlikte, hakkında O'nun hiçbir kanıt indirmediği şeye kulluk ediyorlar. Kendilerinin de onunla ilgili bilgileri yoktur. O zalimlerin yardımcısı olmayacaktır.” (Hac, 71).

Allah’a yakın kabul edilen kişiler masallar ve asılsız menkıbeler yoluyla kutsallaştırılarak Allah’ın yanında onlardan da medet umulur. Önceleri Allah’ın yanında olan bu kişiler zamanla Allah’ın yerini alır. İşte bu şirk mantığıdır. Kişi ya başkasını yücelterek tanrılaştırır ya da heva ve hevesini Allah’ın emir ve yasakları üzerinde görerek kendisini ilah edinir.

Allah’a inanmakla birlikte hayatının merkezine başkalarını koyan (parti, takım, para, düşünce akımı, mezheb, tarikat, sporcu vs.) Allah’a ortak koşuyor demektir. Bir kimse için Allah’ın rızası değil de başkalarının rızası daha önemliyse, bu kişi şirk bataklığı içinde yüzmektedir. Nasıl yaşamamız gerektiğine, neyin iyi neyin kötü olduğuna ve hayatımızı düzenleyen ilkelerin neler olması gerektiğine Allah değil de başkaları karar veriyorsa, hayatımızda Allah ile birlikte başka ilahlar var demektir. Bu kişinin Allah’a iman ediyor olması akıbetini değiştirmeyecek, şirk suçundan yargılanıp hüküm giyecektir.


[1] Kitabımızın ilerleyen bölümlerinde şirkin kısımlarına değindiğimizde şirk çeşitlerini daha detaylı olarak göreceğiz.

[2] Mehmet Kubat, Kur’an’da Tevhid, s: 374-379.

[3] Ali Rıza Demircan,  Allah Resulünden Hayat Dersleri, s: 199-200 ve Abdulaziz Bayındır, Kur’an Işığında Aracılık ve Şirk, s: 51-61.

[4] İbni Useymin, Şüpheleri Yok Eden Tevhid Gerçeği (Tercüme: Mehmet Beşir Eryarsoy), s: 21-24.

[5] Ali Osman Ateş, İslam’a Göre Cahiliye Örf ve Adetleri ve Mehmet Azimli, Cahiliyye’yi Farklı Okumak.

[6] Harun Öğmüş, Cahiliyye Döneminde Araplar, s: 262-318.

[7] Seyyid Kutup, Kur’an’ın Gölgesinde Şirk ve Müşrik, (Tercüme: Muhammed Ateş), s: 292-297.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
AYHAN 2018-03-26 10:09:04

teşekkürler fehmi kardeşim.Allah razı olsun şirki çok güzel açıklamışsın.

Avatar
Safa 2018-03-26 18:46:43

bu yazıyı ehli tarik daha dikkatli okumalı. eline sağlık kardeşim.