Hicazda Ülkemize Göre Beş Vakit Namaz Sırasında Görülen Farklılıklar İle Bu Farkların Sebepleri Nelerdir?
Mescid-i Nebi ve Mescid-i Haram’da beş vakit namaz eda edilirken, Türkiye’ye göre bazı farklılıklara şahit oluruz. Bu farklar ve sebepleri kısaca şöyledir:

I-Vakit namazlarına ait sünnetlerin genellikle  kılınmayışının sebebi:
Hz. Muhammed (s.a.v.), beş vakit namazın sünnetlerini, camide/mescitte değil evde kılardı. Bu konudaki bir hadis şöyledir:

Hz. Aişe validemiz, kendisine sorulan bir soruya şöyle cevap vermiştir:
 “Resulullah, benim evimde öğleden evvel dört rekat (nafile) kılar, sonra mescide çıkarak cemaate namaz kıldırır, ardında (tekrar evine) gelir ve iki rekat (nafile) daha kılardı. Cemaate akşam namazını kıldırır, sonra evine gelir ve iki rekat (nafile) kılardı. Cemaate yatsıyı kıldırır ve (evine) gelir, iki rekat (nafile) kılardı…. Sabah fecir doğunca da iki rekat (nafile) kılardı.” (Müslim, misafirin, 105) Bu hadis-i şeriften anlaşıldığı gibi Hz. Muhammed (s.a.v.), vakit namazlarının sünnetlerini camide değil, evde kılmıştır; dolayısıyla ashab da böyle davranmıştır. Bu sebeple vakit namazlarının evde kılınması ayrı bir sünnet halina gelmiştir. Türkiye’de ve diğer bazı yerlerde sünnetlerin evde kılınmasının zorluğu göz önünde bulundurularak mesnun olan bu sünnetlerin camide kılınması gelenek haline getirilmiştir.

II- Müezzinliğin ezan ve kamet dışında kalan, tespihatla ilgili kısmının, yapılamayışının sebebi:

Müezzinliğin ezan ve kamet dışında kalan tespihatla ilgili kısmının yapılamayışı, birinci maddede izah edildiği gibi, namazlara ait sünnetlerin evde kılınmasının doğal bir sonucudur.

Hz. Muhammed (s.a.v.), ashabına her vakit namazından sonra otuz üçer kere Subhanellah, Elhamdülillah, Allahuekber diyerek tespihatta bulunmalarını tavsiye etmiştir. (Müslim, mesacid-146) Sünnet namazlar evde kılınınca doğal olarak tepihat da evde yapılmış, böylece müezzinlerin ezan ve kamet dışında kalan tepihatla ilgili duaları okumalarına ihtiyaç kalmamış bu duaları de herkes kendisi okumuştur.

III- Sabah ezanının iki kere okunmasının sebebi:

Mekke ve Medine’de görülen bir farklılık ise, sabah ezanının iki kere okunmasıdır. İlk sabah ezanı, insanlar uyanıp namaza hazırlansınlar ve isteyenler teheccüd namazı kılsınlar diye namaz vakti henüz girmeden okunur. İkinci ezan ise sabah namazı vakti girdiği için okunur.

VI- farz namazların kılınmasına takriben on dakika geç başlanmasının sebebi:

Mekke ve Medine’de ezan okunduktan sonra ülkemize göre farz namaz takriben on dakika geç kılınmaktadır. Bunun bir sebebi, namaza hazırlanıp camiye gelmenin ezan duyulduktan sonra başlaması, diğer sebebi ise namazların ilk sünnetlerinin evde kılınacağının düşünülmesidir.

V-Kadınların erkeklerle aynı safta bulunmalarının sebebi:

Kadınlarla erkeklerin aynı safta bulunmaları, diğer camilerde doğru olmadığı gibi, Mescid-i Haram’da da doğru değildir. Bu konuda Mescid-i Haram’da bulunan güvenlik görevlileri azami gayreti göstermektedir. Kadınların, erkeklerle aynı safta bulunmamak için gerekli gayreti göstermeleri icap eder. Nadiren izdihamın aşılamamsı sebebiyle böyle durumlar olması halinde, Allah’ın bağışlaması ümit edilir.

VI-Namaz kılanların önünden geçilmesinin sebebi:

Mescid-i Haram’da ve Mescid-i Nabi’de, namaz başladıktan sonra safların arasında yürüyüp duracak yer arayanlar bulunabilmektedir. Bu durumu onaylamak mümkün değildir. Ancak bazen zaruret oluşabilir. Namaz kılacak herkes, safların arasında yürüyecek duruma düşmemek için gerekli hassasiyeti göstermelidir.

VII-Kıyamda iken bazı insanların ellerini bağlanmamalarının sebebi:

Maliki mezhebine göre kıyamda iken elleri bağlamak yerine yanlara salıvermek gerekir. Bu nedenle Maliki mezhebi müntesipleri, kıyamda iken ellerine bağlamayıp yanlara salıverirler. Kendi ülkesinde böyle bir durumla karşılaşmamış olanlara, bu durumun içtihat farklılığından kaynaklandığı anlatılmalıdır.

VIII-Kıyamda iken secde yerine değil de karşıya bakılmasının sebebi:

Mescid-i Haram’da Kâbe’yi görecek bir yerde namaz kılanlar, Müslümanların kıblesi olan Kâbe karşılarında durduğu için, secde yerine değil de Kâbe’ye bakarlar. Özellikle canlı yayında televizyonda Mescid-i Haram’da kılınan namazı seyredenler, bu ayrıntıyı bilmiyorlar ise hayret ederler.

IX-Cenaze namazlarının toplu halde kılınmasının sebebi:

Ülkemizde, bir camide Kaç cenaze varsa her biri için sırayla o kadar cenaze namazı kılınır. Mescid-i Nebi ve Mescid- Haram’da ise, her namazdan sonra o anda hazır olan bütün cenazelerin cenaze namazı, hepsine niyet edilerek, toplu halda kılınır. Çünkü her vakitte, zaman zaman sayıları yirmiye yaklaşan cenazenin namazını tek tek kılmakta büyük zorluk vardır.

X-Namazların sonunda Aşr-ı Şerif okunmamasının sebebi:

Türkiye’de sabah namazından sonra Haşr suresinin son beş veya dört ayeti, ikindi namazından sonra Nebe’ suresinin tamamı veya son yarım sayfası, yatsı namazından sonra da “Amenerresulu” olarak meşhur olan Bakara suresinin son iki ayeti aşr-ı şerif olarak okunur; Hicazda böyle bir uygulama yoktur.

Anılan aşr-ı şerifler, Hz. Muhammed (s.a.v.) zamanında, namazlardan sonra camide imam veya müezzin tarafından okunmamıştır. Sadece bu bölümlerin okunmasının faziletine dair hadisler vardır.
Haşr suresinin son üç ayeti ile ilgili bir hadis şöyledir:

“Kim ki sabahleyin üç kere eûzü billahi’s-semîi’l-alîmi mine’ş-şeytani’r-racîm der ve Haşr Sûresinin sonundaki üç âyeti okursa, Allah o kimseye akşama kadar duâ ve istiğfar etmek üzere yetmiş bin melek vazifelendirir. O gün vâdesi yetip ölürse şehit olarak vefat eder. Kim bu ayetleri akşamleyin okursa aynı mükâfat ve dereceye ulaşır.”(Tirmizî, Fedâil, 22)

Dikkat edilirse bu hadiste namazların akabinde (ardından) diye bir ifade kullanılmamış, genel anlamda sabahleyin ve akşamlayın ifadeleri kullanılmıştır. Türkiye’de, bu hadisteki müjdeden ve bazı rivayetlerde de “Haşr suresinin sonu” denilmesinden hareketle her sabah namazından sonra imamlar Haşr suresinin son beş veya dört ayetini camide cemaat dağılmadan okumaktadırlar.

İkindi namazından sonra Nebe’ suresini veya son yarım sayfasını okuma ile ilgili olarak söylenen hadislerin sağlam kaynakları bulunmamaktadır; ancak anılan vakitte camide okunması gelenek haline getirilmiştir.

Bakara suresinin son iki ayeti ile ilgili bir hadis-i şerif ise şöyledir:

“Cenab-ı Hak yeri ve göğü yaratmazdan bin sene önce bir kitap yazdı. O kitaptan iki âyet indirdi. O âyetlerle Bakara Sûresine nihayet verdi. O âyetler bir evde üç gece okunursa o eve şeytan yaklaşmaz.” (Tirmizî, Sevâbu'l-Kur'ân 4)

Bu hadiste, anılan iki ayeti okuma vakti yatsı namazından sonra şeklinde değil, gece olarak ifade edilmektedir. Gecenin yatsı namazı ile birlikte başladığından hareketle bu iki ayet yatsı namazından sonra camilerde okunmaktadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.